EBSO Başkan Yardımcısı Ürün: Bozulan dengelerin yeniden sağlanması çok vakit alacak
EBSO Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, küresel savaşın ekonomik dengeleri bozduğunu, artan riskler ve belirsizlikler nedeniyle sanayicilerin ağır bir maliyetle karşı karşıya kalacağını söyledi. IMF verilerine ve enerji fiyatlarındaki yükselişe dikkat çeken Ürün, sürecin enflasyon, büyüme ve üretim üzerinde ciddi baskı oluşturduğunu vurguladı.
Özlem SARSIN
Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Hakan Ürün, nisan ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, “Savaşın ikinci ayına geldik. Ne yazık ki yapılan ateşkese bağlı kalınmadı diyerek” savaşın geleceği ve barışın süresinin belirsizliğini koruduğunu, durumun ciddileştiğini, kırılmalar yaşandığını ve devamının da olası olduğunu ifade etti.
“Küresel ekonominin resesyon riski var”
Savaşın gölgesinde IMF’nin geçen hafta açıkladığı ekonomik görünüm raporunda savaşın sürmesi ve enerji fiyatlarının yüksek seyretmesi halinde küresel ekonominin resesyona girme riski ile karşı karşıya olduğu uyarısında bulunduğunu hatırlatan Ürün, “Buna göre Avrupa Birliği ekonomisinin 2026 yılında geçen yılın da gerisinde kalarak 1.1 oranında büyüyeceği öngörülüyor.
İlginç olan ise Amerika ve Almanya hariç neredeyse tüm ülkelerde küçülme bekleniyor. Bu arada raporda savaşta iki ayrı senaryoya yer verildi. Olumsuz senaryoda küresel büyüme 2026 yılında 0.8 puan azalarak yüzde 2.5’a gerileyecek. Küresel enflasyon ise 1.5 puan artarak yüzde 5.4’e yükselecek. Daha kötü senaryoda ise küresel büyüme üzerindeki etkiler daha büyük ve daha uzun sürebilir. Küresel büyümenin 2026 yılında 1.3 puan azalması bekleniyor.
Bu durum küresel bir resesyon ihtimalini gündeme getirecektir. IMF, Türkiye için büyüme tahminini 3.7’den 3.4’e çekti. Türkiye’nin 2026 yıl sonu enflasyonunun yüzde 28.6 ve 2027’de yüzde 21.4 olmasının, işsizlik oranının da bu yıl yüzde 8.3, gelecek yıl yüzde 8.7 olmasının beklendiği kaydedildi. Savaşın gidişatına göre de verilerde düzeltmeler elbette olacaktır. Ancak Türkiye için en kötüsü, birinci sorumluluk olan enflasyonun kötüleşiyor olmasıdır” dedi.
“Türkiye en çok etkilenen ülkelerden”
Bozulan dengelerin sağlanmasının çok vakit alacağına işaret eden Ürün, bunun bedelini sanayicilerin en ağır şekilde ödeyeceğini ifade etti. Ürün sözlerine şöyle devam etti:
“Düşmesini beklediğimiz faizlere içinde bulunduğumuz şartlardan dolayı Merkez Bankası müdahale edemiyor. İki aydır pas geçiyor. Bu bile tek başına önümüzde büyük bir engel olmaya devam etmektedir. Savaşın uzamasıyla bütün beklentiler olumsuz yönde revize edilirken Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalmasına ilişkin yeni çalışmalar açıklanıyor.
TEPAV’ın yapmış olduğu çalışmaya göre Türkiye, 100 milyar dolar üzerinde ihracat yapan ülkeler arasında Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasından en çok etkilenecek 9. ülkedir. Ayrıca Hürmüz Boğazı kapanırsa gıda fiyatlarında artış beklenen ülkeler sıralamasında Türkiye yine 9. sırada yer aldı. Görüldüğü gibi enerji konusunda sıkıntı yaşamasak da boğazın kapanması her türlü ticaretimize, üretimimize ve dezenflasyon sürecimize olumsuz yansıyacaktır. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı yeni destek paketi her ne kadar daha Meclis’e gelmemiş olsa da planlanan yeni destek paketi, savaş sürecinde bozulan dengelerin yeniden sağlanması adına önemli görünmektedir.
Fakat baktığımızda bizler için fazla bir şey yok. Ama bu galiba savaşın etkisiyle 1990’larda Irak Savaşı sonrası İranlı iş insanlarının bölgeye yatırımıyla bugünkü halini alan Dubai’nin ve akabinde Rus oligarkların devamıyla bu hale gelen Dubai’nin finans merkezi statüsünü biraz olsun İstanbul’a çekmek için atılan bir adım diye düşünüyorum.”
“KOBİ’ler nakit yönetimini güçlendirmeli”
Bu desteklere ek olarak mevcut ekonomik programın da güçlendirilerek sektörleri destekleyen somut adımlara ihtiyaç olduğunu söyleyen Ürün, KOBİ’lerin bu ortamda tahsilatı öncelikli görerek nakit yönetimini güçlü kılması gerektiğini belirterek şunları söyledi:
“Esnek bütçe ve gider planlaması ile jeopolitik risklerin tetiklediği maliyet artışını minimumda tutmalıdır. Yalın üretim sistemini tamamen yerleştirerek israftan kaçınılmalıdır. Kredi kullanımında daha titiz davranarak ödeyememe sorununa yol açmamalıdır. Devlet destekli projelerden yararlanma konularını daha hassas değerlendirmemiz gerekmektedir.”