"Su stresi yaşayan Türkiye'de desalinasyon yatırımları artmalı"

Su stresi yaşayan Türkiye'nin artık denizden tatlı su elde etme yani desalinasyon tesisleri yatırımına ağırlık vermesi gerektiğinin altını çizen ASMAR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Aslan, bu sayede yeraltı sularının bilinçsizce kullanımının önüne geçilip, doğal dengenin sağlanabileceğini söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

ASMAR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Aslan, tüm dünyada su açlığının her geçen gün arttığını belirterek, bunun önünü almak için acilen desalinasyon yatırımlarına ağırlık verilmesi çağrısını yaptı.

2050 yılına kadar küresel su açlığının 5 kat artacağının ön görüldüğü bilgisini veren Aslan, “Ayrıca 2030 yılına kadar su talebinin, su arzını yüzde 40 geçeceği tahmin ediliyor. Bu da bize gelecekte deniz suyundan tatlı su elde edilmesine yönelik talebin hızla büyüyeceğini gösteriyor. Dolayısıyla bu alanda gelişim göstermemiz gerektiği aşikar” dedi.

“Ekosistemin kadim yapısını korumak, onarım hızını artırır”

Desalinasyon yatırımlarının artması halinde yeraltı ve yüzeysel tatlı su kaynaklarının daha az kullanılacağını söyleyen Yılmaz Aslan, bu sayede suların daha yüksek oranda denize ulaşmasının sağlanacağına değindi. Aslan, “Akarsular daha büyük debileri denize taşırken, yeraltı suları daha yüksek oranda denizi besleyecektir.

Bu ekosistemin kadim yapısına daha uygun olacak ve ekosistem kendini daha hızlı onarabilecektir” dedi. Türkiye'deki desalinasyon yatırımlarını artırmak için ilk etapta bir pilot bölge seçilebileceğini öne süren Yılmaz Aslan, pilot bölge için tuzluluğu düşük (16-22 ppt) olan Marmara ya da Karadeniz'de bir il seçilebileceğini açıkladı. Aslan, “Buradaki düşük tuzluluk işletme maliyetlerini dolayısıyla kullanılacak enerji miktarının daha düşük olmasını sağlayacak” diye konuştu.

“İÇDAŞ Sürdürülebilir Su Yönetimi Projesinde var”

Denizden tatlı su elde etmenin aslında Türkiye'de uzun yıllardır uygulandığını anımsatan ASMAR Holding Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz Aslan, 2012'de, İÇDAŞ Değirmencik Entegre Tesisinde uygulanan ve içlerinde Denizden Tatlı Su Elde Edilmesi Tesisinin de yer aldığı 'İÇDAŞ Sürdürülebilir Su Yönetimi Projesi'nin, Kalkınma Bakanlığı tarafından Türkiye'deki en iyi sürdürülebilirlik uygulamalarından biri olarak seçildiğini söyledi.

Aslan, şöyle devam etti: "Projenin diğer iki unsuru ise Soğutma Suyundan Elektrik Enerjisi Üretimi ve Soğutma Suyunda Balık Üretimiydi. Proje, Rio +20 Sürdürülebilir Kalkınma Konferansı'nda ülkemizdeki en iyi projelerden biri olarak örnek gösterilmişti. O dönemden beri İÇDAŞ çelik fabrikaları, termik santralleri ve tersaneleri, tüm endüstriyel su ihtiyacını denizden tatlı su elde edilmesi ile karşılıyor. Tesis içme suyunu bile uzun yıllardır denizden elde ediyor.”

Yatırım maliyetleri hakkında

 Yılmaz Aslan, deniz suyundan tatlı su elde etmek için kurulacak bir tesisin ilk yatırım giderinin yanı sıra tuzdan arındırma işlemi için yapılacak giderlerin de yatırım maliyetlerinden ele alınması gerektiğini belirtti. Dolayısıyla günde 5 bin metreküp kapasiteye sahip bir tesisin CAPEX (yatırım gideri) değerinin yaklaşık 5 milyon doları bulacağını kaydetti. Aslan, “Kamu özel sektör tüketim miktarına dayalı ortaklık modeli ile ilk yatırım maliyetlerini paylaşarak hızlı ve külfeti az bir yatırım haline getirilebilir. Belirli tersane bölgelerinin artan ihtiyacı denizden karşılanabilir” ifadesini kullandı.

“OPEX giderlerini düşük tutmak için yenilenebilir enerji gerekiyor”

Tuzdan arındırma için gereken enerjinin ise bir tesisin OPEX (işletme giderleri) miktarının yaklaşık üçte ikisini bulduğunu kaydeden Yılmaz Aslan, şöyle devam etti: "Dünya genelinde; büyük tesislerde; su üretmenin maliyeti metreküp başına 0.50 dolar seviyesinde iken küçük tesislerde ve enerjinin pahalı olduğu durumlarda bu maliyet 1.25 dolara kadar çıkabiliyor.

Türkiye'de ise mevcut koşullarda işletme maliyetinin 0.7 ila 1 dolar arasında olacağı öngörülebilir. Burada elzem olan detay denizden elde edilen suyun tuzdan arındırma işlemi sırasında kullanılacak enerjinin yenilenebilir kaynaklar olmasıyla ilgili."

"Desalinasyonda ters ozmoz yöntemi tercih edilebilir"

 Desalinasyon projelerinde gözetilmesi gereken en önemli unsurun enerji tüketimiyle ilgili olduğuna atıfta bulunan Yılmaz Aslan, bu alanda damıtma yönteminden ziyade ters ozmoz tesislerinin daha fazla verimlilik arz ettiğine işaret etti.

Dünya çapında yapılan araştırmalarda 1 metreküp deniz suyunun arıtılması için yaklaşık 6.7 kilogram karbonun atmosfere salındığını söyleyen Aslan, söz konusu oranın ters ozmoz tesislerinde 2 ila 3 kilogram aralığında değiştiğini, termal teknoloji tesislerinde ise 20 kilogramlık bir karbon eşdeğerinin görüldüğünü iletti.

Ortadoğu ülkelerinde yaygın olarak görülen denizden tatlı su elde etme projelerinin enerji tüketimine etkisi hakkında da değerlendirmelerde bulunan Yılmaz Aslan, Suudi Arabistan'ın enerji tüketiminin yüzde 6'sının, İsrail'in enerji tüketiminin yüzde 10'nun bu tesislerde kullanıldığı bilgisini verdi. Aslan, şunları kaydetti: “2017 yılında yapılan bir çalışmada, tuzdan arındırma tesislerinin tüm dünyada, yılda 120 milyon ton karbondan sorumlu olduğu ortaya konuldu.

Bu gerekçeler nedeni ile iklimimiz için en sağlıklı yöntem yenilenebilir enerji kaynakları ile çalışan ters ozmoz tesisi işletmek olacaktır. Ayrıca kamu ve özel sektör ortaklığı ile eşgüdüm içerisinde deniz suyu arıtma tesislerinin kurulması, su gibi yaşam döngüsünde kilit, stratejik kaynaklarımızın yönetimine büyük katkı sağlayacaktır.”

Dünyada desalinasyon kullanımları

-Dünyada yaklaşık olarak 21 binden fazla desalinasyon tesisi (tuzdan arındırma yani denizden tatlı su elde etme tesisi) bulunuyor. Tesisler en yoğun olarak Ortadoğu'da kurulmuş. Avrupa, Avusturalya, Çin, Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada gibi ülkelerde de çok sayıda tesis mevcut.

-Denizden tatlı su temininde İsrail öncü ülke oldu. Tatlı su ihtiyacının önemli bir kısmını karşıladığı Tiberya Gölü'nün 2000'li yıllarda kuruması ile İsrail denize yöneldi. 2005-2016 yılları arasında Akdeniz kıyısına çok sayıda tesis inşa ettiler. Şu an ülkenin endüstriyel tüm su ihtiyacı denizden karşılanıyor. İsrail yıllık 900 milyon metreküp olan mevcut kapasitesini 2030 yılına kadar 1.2 milyar metreküpe çıkarmayı hedefliyor.

-Su stresinin yoğun olduğu Kuzey Afrika ülkeleri de kurulu kapasitelerini 2030 ila 2050 yılları arasındaki dönemde 2 kat artırmayı planlıyor. Mısır 2030 yılına kadar 14 tesis, 2050 yılına kadar ise 142 tesisle, günde 6.4 milyon metreküp kapasiteye ulaşmak istiyor.

-Günlük 5.6 milyon metreküp kapasite ile en büyük kapasiteye sahip olan Suudi Arabistan, 2030 yılına kadar bu kapasiteyi günlük 8.5 milyon metreküpe çıkarmayı hedefliyor.

-Deniz suyunun tuzdan arındırılmasında enerji yoğunluğu da sürekli iyileşen bir görünüm sergiliyor. Örneğin 1970 yılında metreküp başına 20-30 kWh olan enerji yoğunluğu 2018'den beri yaklaşık 3 kWh seviyesine kadar geriledi.