Lüks markalar Türkiye’de ekonomi ‘sınır’da üretilsin

Yaşadığı darboğazdan çıkışı ‘sınır’da arayan hazır giyim sektörü, Suriye sınırında bir üretim havzası kurulmasını istiyor. Mısır’a giden yatırımlara alternatif olarak TGSD tarafından sunulan “Suriye sınır üretim havzası” projesiyle, 5 milyar dolarlık atıl makine parkının harekete geçirilmesi hedefleniyor.

Lüks markalar Türkiye’de ekonomi ‘sınır’da üretilsin

Nurdoğan A. ERGÜN

Üretim, ihracat ve is­tihdam açısından son 40 yılın ‘en zorlu’ dö­neminden geçen Türkiye ha­zır giyim sektörü, kurtuluşu ‘sınır’da arıyor. Sektörün üst örgütü Türkiye Giyim Sana­yicileri Derneği (TGSD), baş­ta hazır giyim ve tekstil olmak üzere emek yoğun sektörleri darboğazdan çıkaracak stra­tejik bir yol haritası hazırla­yarak, Suriye sınırında bir üretim havzası kurulması önerisini getirdi.

Mısır’a gi­den yatırımlara yerli alterna­tif olarak sunulan Suriye sı­nır üretim havzası projesiyle, 5 milyar dolarlık atıl makine parkının harekete geçirilme­si ve orta vadede 250 bin ki­şiye istihdam sağlanması he­defleniyor. TGSD’de tarafın­dan Aralık 2025’te hazırlanan Stratejik Yol Haritası’nda da ele alınan “Suriye sınırında endüstri bölgesi kurulsun” önerisi, bu kez tek başına bir proje olarak şekillendi. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Ti­caret Bakanlığı’na da sunulan projenin, her iki Bakanlık ta­rafından incelendiği ve ‘olum­lu’ bulunduğu bilgisi kulislere yansıdı.

Hazırladıkları strate­ji raporunun kamu tarafında karşılık bulmaya başlaması­nın sektör açısından kritik bir gelişme olduğunu söyleyen TGSD Başkanı Toygar Nar­bay, Ticaret Bakan Yardımcı­sı Volkan Ağar’a yapılan sunu­mun ardından sürecin hızlan­dığını belirtti. Bakanlıkların projeyi anlamaya ve olasılık­ları değerlendirmeye başladı­ğını kaydeden Narbay, henüz nihai bir karar alınmadığını ancak sürecin ilerlediğini vur­gulayarak, “Bugün başlamaz­sanız, başladığınız noktadan itibaren yine 5 yıl geçecek. Bu nedenle asıl önemli olan, böyle bir ihtiyacın kabul edilmesi ve sürecin başlaması. Bu aşama­yı geçmiş olmak değerli” dedi.

2000’li yılların başında Umut Oran’ın başkanlığı dönemin­de “Anadolu’da üretim sefer­berliği” hamlesine öncülük eden TGSD, Suriye’de endüst­ri bölgesi kurulması projesiyle sanayi için yeni bir adım daha atmış oluyor. Proje hayata ge­çirilirse, TGSD Türk sanayisi için önemli bir aşamaya daha öncülük etmiş olacak.

Lüks markalar Türkiye’de ekonomi ‘sınır’da üretilsin - Resim : 1

Uzakdoğu’ya kaptırılan ‘ekonomi’ geri alınacak

Yeni yol haritası Türki­ye’nin, üretimde segmentas­yona gitmesini de içeriyor. Bu­na göre, lüks ve premium mar­kaların üretimi Türkiye’nin batısındaki güçlü bölgelerde kalmaya devam ederken, “de­ğer” markaları 5 ve 6’ncı teşvik bölgelerinde tutulacak.

Uzak­doğu’ya kaptırılan “ekonomi” segmenti ise Suriye havzasıy­la yeniden Türk hazır giyim sektörüne dönecek. Bu seg­ment dünya hazır giyim tica­retinde piramidinin en büyük halkasını oluştururken, Tür­kiye 2000 yılından beri bu grupta sipariş alamıyor. Pro­jenin hayata geçmesi duru­munda orta vadede 250 bin ki­şilik istihdam ve yıllık 5 milyar dolarlık ek ihracat kapasitesi oluşması öngörülüyor.

Proje­nin hızla devreye alınması için Dışişleri Bakanlığı koordinas­yonunda diplomatik temasla­rın başlatılması ve Sanayi Ba­kanlığı bünyesinde “makine transfer teşvik mekanizması” kurulması talep ediliyor. “Fır­sat penceresi açık ancak za­man daralıyor” diyen TGSD Başkanı Toygar Narbay, “Bu proje Türkiye’deki üretimin alternatifi değil, onun can da­marını yaşatacak tamamlayı­cısı. Tasarım, mühendislik ve marka gücü Türkiye’de kala­cak, fiziksel üretim sınır öte­sinde rekabetçiliği koruya­cak” ifadelerini kullandı.

5 milyar dolarlık makine parkı taşınacak

Sınırda üretim havzasının kurulmasıyla sadece hazır gi­yim sektöründe 5 milyar do­larlık atıl makine parkının, ba­kanlık izniyle o bölgeye taşın­ması planlanıyor. Geçmişteki yüksek kapasite hedeflerine göre yapılan yatırımlar nede­niyle şu anda atıl duran maki­nelerin büyük bir milli servet kaybı yarattığını vurgulayan TGSD Başkanı Toygar Narbay, şu an boşta kalan makine par­kının da böylece ekonomiye kazandırılacağını söyledi.

“Bu hamle, bölgede istihdam yara­tarak Suriyeliler’in kendi ül­kelerine tersine göçünü teşvik edecek” diyen Narbay, Türki­ye’nin artık 100-150 dolarlık düşük işçilik maliyetine geri dönemeyeceği gerçeğine dik­kat çekti. TGSD’nin raporuna göre, Tel Abyad–Resulayn– Kamışlı aksı boyunca uzana­cak 15 milyon metrekarelik bir alanda kurulacak üretim hav­zasında, 99 yıllık güvence ile Türkiye Cumhuriyeti garan­törlüğünde, Dünya Bankası ve EBRD finansmanıyla altyapı inşa edilecek. Türk İş Kanunu yerine, bölgeye özel mevzuatla 100-300 dolar bandında işçi­lik maliyeti sağlanacak.

Lüks markalar Türkiye’de ekonomi ‘sınır’da üretilsin - Resim : 2

Projenin Türk sanayisine kazanımları ne olacak?

-Atıl kapasite aktivasyonu: 2022’de yapılan ancak şu an boş duran 5 milyar dolarlık makine parkı ekonomiye kazandırılacak.

-Tedarik zincirini yaşatmak: Ekonomi ve değer markası üretimi arasındaki bağlantı sınır havzasında korunur

-Beyaz-gri yaka istihdamı: Üretim sınırın ötesine geçse de tasarım, lojistik, satın alma, Ar-Ge ve yönetim Türkiye’de kalacak.

-İhracat kapasitesi: Orta vadede 250 bin kişilik istihdam ve yıllık 5 milyar dolar ek ihracat geliri hedefleniyor.

“Önümüzde üçüncü bir seçenek kalmadı”

Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden hazır giyimin Cumhuriyet tarihinin en ağır maliyet kıskacında olduğunu söyleyen TGSD Başkanı Toygar Narbay, 2022 yılından bu yana 4.4 milyar dolarlık ihracat kaybı yaşayan ve 376 bin kişiye istihdam kapısını kapatan sektörün “ya stratejik müdahale ya da çöküş” diyerek kritik bir yol ayrımına geldiğini belirtti. 2022-2025 dönemini sektör için adeta bir “erime süreci”ne dönüştüğü yorumunu yapan Narbay, ihracat rakamlarının 21.2 milyar dolardan 16.8 milyar dolara gerilerken, içerideki üreticinin maliyet artışları nedeniyle kendi markalarına dahi üretim yapamaz hale geldiğini söyledi.

Türkiye’nin AB pazarındaki payının yüzde 9’dan yüzde 4,95’e kadar düştüğünü vurgulayan Narbay, mevcut gidişatın sürdürülmesi halinde üretimin daralmaya devam edeceğini ve sektörün tamamen “butikleşerek” çökeceğini dile getirdi. Narbay’a göre, Bakanlığa sunulan “Stratejik Müdahale Planı”nın hayata geçirilmesi tek çıkış yolu ve üçüncü bir seçenek yok.

“Proje hayata geçerse sanayi seferberliği başlar”

Suriye sınırında üretim hattı oluşturulması yönünde benzer bir öneri de Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’den geldi. Şahin’in, Kilis-Polateli hattında bir serbest sanayi bölgesi kurulması ve bu bölgede Halep’ten gelecek iş gücünün istihdam edilmesi yönünde önerisi var. Özellikle tekstil ve halı sektöründe yükselen işçilik maliyetleri nedeniyle Türk sanayicisinin Mısır gibi ülkelere yöneldiğine dikkat çeken Şahin, modelin avantajlarını şöyle sıraladı: “Halep’te yaşayan Suriyeliler, her gün sınırı geçerek Polateli’ndeki fabrikalarda çalışacak ve akşam evlerine dönecek. Kilis Polateli’nde bulunan 3 milyon metrekarelik devasa organize sanayi alanı, serbest bölge statüsüyle yapılandırılacak.

Gaziantep’in dünya halı ihracatındaki yüzde70’lik payı, düşen maliyetlerle korunacak.” Projenin sadece ekonomik bir hamle değil, aynı zamanda sosyal bir normalleşme projesi olduğunu dile getiren Şahin, savaş sonrası nüfusu 2.5 milyona ulaşan ancak altyapı sorunları devam eden Halep’teki halkın, kendi şehirlerinde yaşayarak gelir elde etmesinin, Türkiye’deki sığınmacı baskısını da doğal yollarla azaltacağını belirtti. Şahin, projenin sahadaki gerçeklikler üzerinden doğduğunu ve hayata geçirilmesi durumunda bölgede bir “sanayi seferberliği” başlayacağını söyledi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL