Made in EU yerine Made with EU ile yola devam edelim

DEİK ve Avrupa İş Zirvesi (EBS) işbirliğiyle düzenlenen Türkiye-AB İş Zirvesi'ne katılan Türk iş dünyası temsilcileri, Avrupa'nın sanayi politikalarında gündeme gelen 'Made in EU' yaklaşımının Türkiye'yi dışlamaması gerektiğini belirterek, bunun yerine 'Made with EU' yani 'Avrupa ile birlikte üretildi' anlayışının benimsenmesi önerisinde bulundu.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Made in EU yerine Made with EU ile yola devam edelim

Nurdoğan ARSLAN ERGÜN

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK)/Türki­ye-Avrupa İş Konsey­leri, Avrupa İş Zirvesi (EBS) iş birliğinde düzenlenen “II. EU-Türkiye Business Sum­mit” etkinliğini, “AB-Türki­ye Ekonomik Ortaklığının Po­tansiyelini Ortaya Çıkarmak” mottosuyla Brüksel'de gerçek­leştirildi.

Zirvede, Gümrük Birliği’nin modernizasyonu ve tam üye­lik perspektifinin güçlendiril­mesi yönünde somut adımlar atılması istendi. Küresel eko­nomik belirsizlikler ve jeopo­litik risklerin gölgesinde ger­çekleşen zirvede, AB ile Tür­kiye arasındaki ekonomik entegrasyonun derinleştiril­mesi ve ivme kaybeden siyasi ilişkilere yeni bir soluk kazan­dırılması gerektiği vurgulandı.

Zirvede konuşan DEİK Başka­nı Nail Olpak ve DEİK Türki­ye-Avrupa İş Konseyleri Koor­dinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ, Avrupa’nın yeşil ve dijital dönüşümünde Türki­ye’nin kritik rolüne dikkat çek­ti. Olpak ve Yalçındağ, "Made in Europe’ya (EU) karşı iş dün­yamızın B planı yok. Türkiye ya olacak ya olacaktan başka bir alternatif düşünmüyoruz" ifa­delerini kullandı.

"Türkiye, Avrupa'nın doğal ortağıdır"

DEİK Başkanı Nail Olpak zirvede yaptığı konuşmada, Türkiye ile Avrupa Birliği ara­sındaki ekonomik ortaklığın üç temel öncelik üzerinden ge­liştirilmesi gerektiğini söyledi. Bu öncelikleri Gümrük Birli­ği'nin modernizasyonu, Avru­pa sanayi ekosisteminde Tür­kiye'nin konumunun güçlendi­rilmesi ve bağlantısallık olarak sıralayan Olpak, mevcut Güm­rük Birliği'nin günümüz ihti­yaçlarını karşılamakta yeter­siz kaldığını ifade etti.

Olpak, Gümrük Birliği'nin hizmetler, e-ticaret, kamu alımları ve ta­rımı kapsayacak şekilde geniş­letilmesinin her iki taraf için yeni ekonomik fırsatlar yara­tacağını belirtti. Türkiye'nin, Gümrük Birliği sayesinde 30 yılı aşkın bir süredir Avru­pa'nın tedarik ve değer zincir­lerinin ayrılmaz bir parçası ol­duğuna dikkati çeken Olpak, "Günümüzde sadece otomo­tiv endüstrisi bile çip, batarya, kritik ham maddeler, yazılım ve yapay zeka destekli üretime dayanmaktadır.

Güçlü tedarik­çi ağımız, mühendislik kapa­sitemiz ve daha temiz üretime yönelik yatırımlarımızla Tür­kiye, Avrupa'nın yeşil ve dijital dönüşümünde doğal bir ortak­tır. Türkiye'de üretilen ürün­lerin, yeni kotalar veya engel­ler olmaksızın Avrupa'nın sa­nayi ekosisteminin bir parçası olarak kabul edilmesi sadece bizim için değil, aynı zamanda Avrupa'nın kendi dayanıklılı­ğı ve rekabet gücü açısından da kritiktir" değerlendirmesin­de bulundu. Avrupa'nın sanayi politikalarında gündeme gelen 'Made in Europe'yaklaşımının Türkiye'yi dışlamaması gerek­tiğini vurgulayan Olpak, bu­nun yerine 'Made with Europe' yani 'Avrupa ile birlikte üre­tildi'anlayışının benimsen­mesini önerdi.

Olpak, Ukray­na savaşından Orta Doğu'da­ki istikrarsızlığa kadar yakın dönemde yaşanan jeopolitik gelişmelerin ulaşım, enerji ve veri alanlarında güvenilir bağ­lantılara ihtiyaç duyulduğunu gösterdiğini belirterek, "Av­rupa'yı Türkiye ve Güney Kaf­kasya üzerinden Orta Asya'ya bağlayan Orta Koridor ortak bir stratejik öncelik olmaya de­vam etmelidir" dedi.

“Avrupa, Türkiye'yi dışlayarak rekabet edemez"

DEİK Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Avrupa'nın tarihsel bir dönüm noktasın­da bulunduğunu, güvenlik, tek­noloji, enerji ve küresel reka­bet alanlarındaki gelişmelerin Türkiye-AB ilişkilerinin ye­niden ele alınmasını zorunlu kıldığını söyledi. Türkiye'nin Avrupa ile ekonomik enteg­rasyonunun karşılıklı çıkarla­rın ötesinde, kıtanın gelecek­teki rekabet gücü açısından da stratejik önem taşıdığını be­lirten Yalçındağ, Türkiye'nin AB üyelik perspektifinin açık ve güvenilir biçimde yeniden teyit edilmesi gerektiğini ifa­de etti.

Türkiye'nin yetişmiş in­san kaynağı, teknoloji şirket­leri ve girişimcilik ekosiste­miyle bu dönüşüme önem­li katkılar sağlayabileceğini vurguladı. Yalçındağ, "Avru­pa, şirketlerimizin halihazır­da birlikte çalıştığı ekonomik alandan Türkiye'yi dışlayarak daha rekabetçi hale gelemez. Avrupa, değer zincirleri ara­sında yeni sınırlar çizerek de­ğil, mevcut iş birliklerini güç­lendirerek devam etmeli" dedi.

Türkiye ile AB arasında siya­si görüş ayrılıklarının uzun sü­redir tekrarlandığını ancak çö­züm konusunda yeterli ilerle­me sağlanamadığını belirten Yalçındağ, bütün sorunla­rın çözülmesini beklemeden ekonomik iş birliğinde somut adımlar atılması gerektiği­ni söyledi. Avrupa'nın rekabet gücü, güvenliği ve demokratik geleceğinin Türkiye ile ilişki­lerden bağımsız değerlendiri­lemeyeceğini vurgulayan Yal­çındağ, Brüksel'deki buluşma­nın ortak potansiyelin somut kararlara ve uygulamalara dö­nüştürülmesi için fırsat oluş­turduğunu kaydetti.

"Avrupa ile e-İpek Yolu'nu kurabiliriz"

Zirve kapsamında düzenle­nen panelde konuşan Trend­yol Grup Başkanı Çağlayan Çetin, Türkiye ile Avrupa ara­sında e-ticaretin geliştirilme­si için Gümrük Birliği'nin mo­dernizasyonunun kritik önem taşıdığını belirterek, iki bölge arasında yeni bir dijital İpek Yolu oluşturmayı hedefledik­lerini söyledi. Platform üzerin­den 100 binden fazla Türk sa­tıcının Avrupa'ya ihracat ya­pabildiğini, 20 bin Avrupalı satıcının ise Türkiye ve diğer pazarlara ulaşabildiğini belir­ten Çetin, bu ağı 'Dijital İpek Yolu' olarak tanımladı. Çetin, ilave maliyetlerin ve bürokra­tik engellerin ticareti zorlaştır­dığını söyledi.

Koç Holding CEO'su Le­vent Çakıroğlu da Avrupa Bir­liği'nin yeni sanayi politikala­rında Türkiye'nin üretim ve tedarik zincirindeki rolünün korunması gerektiğini belirte­rek, 'Made in EU' yaklaşımının 'Made İn With EU' anlayışıy­la ele alınması çağrısında bu­lundu.

“Türkiye'deki üretim Avrupa'nın ayrılmaz parçası” Otomotiv Sanayii Derne­ği (OSD) Başkanı Murat Bül­bül, Türk otomotiv sektörü­nün Avrupa tedarik ve değer zinciriyle kurduğu koparıla­maz bağa dikkat çekerek, Tür­kiye’deki üretimin doğrudan Avrupa ekonomisini ve istih­damını beslediğini vurguladı. Sektörün hassas dengeler üze­rinde yükseldiğine ve tedarik zincirindeki en ufak bir aksa­manın domino etkisi yarata­cağına dikkat çeken OSD Baş­kanı, Türkiye'deki üretimin dışarıda tutulması ya da kısıt­lanması girişimlerine karşı çıktı. Bulbül, "Türkiye'deki iş, Avrupa'da üretilmiş bir iştir ve bu hacmin doğrudan bir par­çasıdır; onu koparıp atamazsı­nız. O zaman etten tırnağı sö­küp ayırmış olursunuz" diye konuştu.

THY Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Murat Şeker ise küresel ticaret ve ekonomik istikrarın zorlu bir dönemden geçtiğini ifade ederek, "Dün­ya genelinde yaşanan krizlere rağmen Türkiye ile AB ilişkile­rinde hayata geçirilmeyi bek­leyen çok büyük bir potansiyel bulunuyor" dedi. Avrupa’nın, adil rekabetin önüne yeni en­geller çıkarmadan sürdürüle­bilirlik hedeflerini takip etme­si gerektiğinin altını çizen Şe­ker, “Bu tür rekabet sapmaları, bölgenin genel ekonomisini, turizmini ve bağlanabilirliğini olumsuz etkileyebilir" açıkla­masında bulundu.

"Türkiye, Avrupa'nın bölgeye açılan üretim merkezi olabilir"

Belçika Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Maxime Prevot, Avrupalı şirketlerin tedarik zincirlerini yeniden yapılandırırken yakın coğrafyalarda güvenilir ortaklar aradığını belirterek, Türkiye'nin üretim kapasitesi, sanayi birikimi ve bölgesel bağlantılarıyla Avrupa için stratejik bir ortak olduğunu söyledi. Prevot, Türkiye'nin yalnızca Avrupa'nın sanayi ortağı değil, çevre pazarlara açılan üretim ve ticaret merkezi olarak da önemli bir rol üstlenebileceğini vurguladı.

Avrupalı şirketlerin üretim ve tedarik faaliyetlerini yeniden değerlendirdiğine işaret eden Prevot, "Avrupalı şirketler giderek kendi coğrafyalarına daha yakın, güvenilir ortaklar arıyor. Türkiye, Avrupa'nın tedarik zincirlerini daha dayanıklı hale getirebilecek üretim kapasitesine, sanayi uzmanlığına ve komşu pazarlara erişim imkânına sahip" dedi. Prevot, Türkiye ile Belçika arasındaki siyasi diyaloğun da devam edeceğini belirterek gelecek hafta Brüksel'deki Egmont Sarayı'nda dışişleri, adalet ve içişleri alanlarında üçlü görüşmeler gerçekleştirileceğini söyledi.

“Uyarıyoruz! Otomotivde kararlar sağduyuyla alınsın”

Brüksel’de düzenlenen II. AB–Türkiye İş Zirvesi’nde konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, otomotiv sektörünün Türkiye-AB entegrasyonunun en güçlü örneği olduğuna dikkat çekerek, “Türkiye’nin 62 milyar dolarlık otomotiv ticareti, Türkiye-AB toplam ticaretinin yaklaşık yüzde 26’sını oluşturuyor. Avrupalı ortaklarımızı ve dostlarımızı güçlü biçimde uyarıyoruz, sağduyu hâkim olmalı ve Türkiye-AB otomotiv ticaretine ilişkin kararlar sağduyu çerçevesinde alınmalıdır” dedi.

Bolat, Avrupa Birliği'nin (AB) 'Made in EU' yaklaşımına ilişkin değerlendirmelerde, Türkiye-AB Gümrük Birliği'nin ve sanayiler arasında yıllar içinde oluşan güçlü entegrasyonun dikkate alınmasının önemine dikkati çektiklerini bildirdi.

Türkiye'nin Sanayi Hızlandırma Yasası'nın tüm hükümleri itibarıyla eş değer kabul edilmesinin önemine işaret eden Bolat, bunun Türk, Belçikalı ve Avrupalı firmaların rekabet gücünün korunmasına, ortak üretim kapasitesinin geliştirilmesine ve tedarik zincirlerinin güçlendirilmesine katkı sağlayacağını birlikte teyit ettiklerini kaydetti.

"30 yıllık Gümrük Birliği, şartları artık karşılamıyor"

Avrupa Sanayicileri Yuvarlak Masası (ERT) Genel Sekreteri Anthony Gooch Galvez, Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki 30 yıllık Gümrük Birliği modelinin günümüzün ekonomik koşullarına yanıt vermediğini kaydederek, hizmet ticareti, kamu alımları ve savunma sanayisinde yeni iş birliği mekanizmaları oluşturulması çağrısında bulundu. ERT'nin Avrupa'nın önde gelen 60 sanayi ve teknoloji şirketinin üst düzey yöneticilerini bir araya getirdiğini belirten Galvez, Türkiye'nin Avrupa ekonomik sisteminin önemli bir parçası olduğunu ifade etti. DHL Avrupa Birliği Gümrük Mevzuatı İşleri Başkan Yardımcısı Katalin Skram ise Avrupa Birliği'nin gümrük mevzuatında kapsamlı reformlara hazırlandığı dönemin Türkiye ile Gümrük Birliği'nin modernizasyonu açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL