Türkiye haşhaş üretiminde dünya lideri

Türkiye haşhaş, üretim alanının büyüklüğü ve işlendiği fabrikanın kapasitesiyle dünyada ilk sırada yer alıyor.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Sergül KESKİN

İSTANBUL - Anadolu’da 5 bin yıldan beri üretilen ve tıbbi ve endüstriyel bitki olan haşhaşta Türkiye dünya lideri. Dünyada haşhaş 140 bin hektar alanda üretilirken, Türkiye bu alanın yarısı olan 70 bin hektar üretim alanına sahip.

Türkiye haşhaş, üretim alanının büyüklüğü ve işlendiği fabrikanın kapasitesiyle dünyada ilk sırada yer alıyor. Birleşmiş Milletler tarafından Hindistan’la birlikte öncü ülke olarak kabul edilen Türkiye’de haşhaş üretimi, 1933 yılına kadar ülkemizde serbest iken, bu tarihte uyuşturucu maddelerin üretimini düzenleyen özel bir birimin kurulmasıyla kontrollü üretime geçiliyor. 1938 yılından beri de üretimi, satışı ve ticareti Toprak Mahsulleri Ofisi’nin denetiminde sürdürülüyor. Ekim alanı ve üretim miktarı her yıl farklılaşmasına karşın Türkiye bu geleneksel üründe dünya liderliğini koruyor. Ancak bu yılki üretim miktarı geçen yıla göre yüzde 38.7 düştü.

Ülkemizde haşhaş tarımı bugün itibariyle Afyonkarahisar, Amasya, Balıkesir, Burdur, Çorum, Denizli, Eskişehir, Isparta, Konya, Kütahya, Manisa, Tokat ve Uşak olmak üzere toplam 13 ilde yıllık ortalama 70 bin üreticiyle yapılıyor. Üretilen haşhaşı değerlendirmek ve piyasanın yasal alkaloid gereksinimini karşılamak amacıyla 1981 yılında Afyon Alkaloidleri Fabrikası Bolvadin ilçesinde üretime başlıyor. Alanında dünyanın en büyük fabrikası olan işletme, bugün ortalama yıllık 25 bin ton kuru haşhaş işleyip 100 ton morfin üretme kapasitesine sahip.

Birleşmiş Milletlerin Türkiye’ye verdiği alan sınırı çerçevesinde üretim yapıldığını ve bu alanın da 70 bin hektar olduğunu belirten TMO Genel Müdürü İsmail Kemaloğlu, ancak ekim alanının yıllar içinde daraldığını söyledi.

İlaç hammaddelerinin yüzde 95’ini ihraç ediyoruz

TMO’nun garantör alıcı olduğunu ve haşhaş çiftçisinin piyasa sorunu yaşamadığını ifade eden Kemaloğlu, “Türkiye dünyadaki haşhaş ekim alanının yüzde 50’sine sahip. Üretimle esas amaç daha çok dış pazar. Bizim içerdeki pazarımız 2 ton, 3 ton gibi daha çok sınırlı bir pazar. Nihayetinde tıbbi ve bitkisel anlamda kimya sanayiinde ve gelişmiş endüstride kullanıldığından, dış pazarlar bu anlamda daha çok talepkar. En büyük pazar ABD ve üretimimizin yüzde 95’ini ihraç ediyoruz.”

Haşhaş üreten ülkeler arasında bir rekabet olduğuna dikkat çeken Kemaloğlu “Bugün baktığımızda haşhaş üretiminde Türkiye’ye rakip ülkeler Hindistan, Avustralya, Fransa, İspanya, Macaristan. Bu ülkelerde hem ekim alanı, hem üretim artmış” diye konuştu.

Haşhaşın ülkemize 100-120 milyon dolar katkı sağladığını ve dünya morfin ihtiyacının yüzde 25’ini Türkiye’nin karşıladığını ifade eden Kemaloğlu, “Haşhaş kapsülünden üretilen narkotikler ihraç ediliyor, kapsül içindeki tohumlar da ülke ihtiyacı karşılandıktan sonra ihracata yönlendiriliyor. Neredeyse haşhaş kapsülünden elde ettiğimiz ürünlerin ihracından elde ettiğimiz gelir kadar, haşhaş tohumu ihracatından ülkenin bir geliri var. Fabrikada üretilen morfin ve türevlerinin ekonomiye yıllık katkısı 55-60 milyon dolar civarında. Haşhaş tohumundan ihracatı da düşünürsek haşhaş bitkisinin ülkemize döviz bazındaki katkısı yılda yaklaşık 100-120 milyon dolar” dedi.

Üretici kaliteli haşhas için tohumu TMO’dan almalı

Haşhaşın kalitesini belirleyen en önemli unsurun morfin değeri olduğunu vurgulayan TMO Genel Müdürü Kemaloğlu, çiftçinin daha kaliteli haşhaş üretebilmesi için morfin oranı yüksek sertifikalı tohumları TMO’dan almalarını istedi. TMO’nun tohum geliştirmek için Ar-Ge’ye 1 milyon TL harcadığını anlatan Kemaloğlu, morfin değeri yüksek, maliyeti düşüren ve üretim kapasitesini artıran tescilli tohumu sözleşmeli üretim kapsamında verdiklerini söyledi.

Bu yılki avans fiyat 4.25 lira

Haşhaşı her yıl avans fiyat açıklayarak aldıklarını belirten Kemaloğlu, geçen yıl 3.75 TL olan fiyatı bu yıl yüzde 7 artırarak 4.25 TL’ye çıkardıklarını bu yıl 80 milyon TL’lik alım yaptıklarını söyledi. Tek yıllık bitki olan haşhaşın ekiminin ekim ayında yapıldığını ve temmuzda da hasad edildiğini anlatan Kemaloğlu, emek yoğun bir ürün olduğu için üreticilerin daha az emek isteyen ve daha fazla gelir getirin ürünlere yöneldiğini kaydetti. Kemaloğlu, ilaç ve gıda sanayii için önemli olan bu bitkide üretimin iklime de bağlı olduğunu, verimi ve üretimde sürekliliği sağlamak için çalıştıklarını kaydetti.

Bu konularda ilginizi çekebilir