23 °C

Uçak motoru üretimine girmek için elimize büyük şans geçti ama...

Turkish Teknik, uçak sanayiinin gelişmesi için kendini kuluçka gibi konumlandırmış. Ortak olduğu şirketlerle uçağın içinin tamamını 5 yıl sonra üretme yolunda ilerliyor

Uçak motoru üretimine girmek için elimize büyük şans geçti ama...

ozlem-010.jpg

Türkiye’nin kendi uçağını üretmesi, birçok insanı üzerinde tartışmaya götüren bir düş. Ama bazıları konuşmuyor, o hayale adım adım yaklaşabilmek için elini taşın altına koyuyor. THY bünyesinde asıl işi uçaklara bakım ve onarım hizmeti vermek olan Turkish Teknik gibi… Turkish Teknik’in başında, akademisyen kökenli bir CEO var. Doç. Dr. İsmail Demir, 8 yıldır yönettiği bu şirketin adını, geçtiğimiz aylarda dünya devi şirketlere sattığı Türkiye’de üretilen ilk uçak koltukları ile duyurdu. Turkish Teknik şimdi, Türkiye’de ürettiği uçak mutfaklarını nisan ayında Hamburg’daki global fuarda görücüye çıkarmaya hazırlanıyor. İsmail Demir, 5 yıl içinde bir uçağın içinin tamamını,ışıklardan cam, lastik ve eğlence sistemine kadar üretir hale geleceklerini belirtiyor. Ama işin tamamını Turkish Teknik yapmayacak, o bir kuluçka gibi uçak sanayiini yaşatıp geliştirmek üzere merkezde yer alacak, ortaklıklar ve destekleyip iş verdiği yan şirketlerin artması ile, iç içe geçen halkalar gibi, Türkiye uçak sanayii oluşacak. Bu bir düş, ama İsmail Demir’in anlattıkları, bunun imkansız olmadığını ortaya koyuyor…

THY Teknik, THY bünyesinde bakım ve onarım hizmeti verirken 2006 yılında Turkish Teknik olarak ayrı bir şirkete dönüştü.  Şirket, bakım ve onarımla yetinmemiş, “geleceği de tasarlamalıyız” diyerek, üretime el atmış. Assan Hanil ortaklığı ile kurulan TSI, Türkiye’nin ilk uçak koltuklarını üretti. Peki ürettikleri uçak koltukları ne kadar yerli? Demir, yüzde 80’inin yerli olduğunu, kalan yüzde 20’lik kesimin ise Türkiye’de bulamadıkları için ithal edildiklerini anlatıyor. “Örneğin bir alüminyum boru profilini Türkiye’de üreten bulamadık. Ama hacmimiz zamanla bir noktaya gelince o ürünün imalatçısını da geliştirebilirsiniz. Hacim kurtardığında yüzde 100’ünü Türkiye’de üretir hale geleceğiz.”

Türk sanayiine açığız gelip bizimle yürüsünler

Turkish Teknik son 3 yılda farklı bir uygulamaya gitmiş, kullandığı tüm ürünleri sergilemiş. Şirketleri gelin bize üretim yapın çağrısıyla bu sergiye davet etmiş. Ancak bu, sanayiye yeni alt yükleniciler katılması anlamında bekleneni verememiş. CEO Demir, bunun nedeninin uçak sanayiindeki sertifikasyon süreçlerinden ürkülmesi olduğunu düşünüyor.

Turkish Teknik bakmış olmayacak, ortaklıklar kurarak üretimi bu şirketlerle yapmaya ağırlık vermiş. Türkiye’nin ilk uçak koltuğu ve uçak içi mutfaklar işte bu macera sonrası oluşmuş. Hem koltukta hem mutfakla bir ekosistem oluşmuş; plastik ve metal aksam üreten üreticiler ortaya çıkmış. “Bir tespih ucu gibi” diyor Demir, “Türk sanayiini geliştirip bir zinciri oluşturabilmeyi hedefliyoruz. Mutfak aletlerini kendim de yapabilirim ama bunu yapan şirketler var, onlardan almak isterim. Bir kahve makinesi, uçakta 10 bin dolar. Gelsinler, bizim için üretsinler. Tüm sanayicilere açığız, onlarla çalışmak istiyoruz.”

Peki sırada ne var? Demir, “Uçağa binin, gözünüzün gördüğü her şeyi 5 yılda üretir hale gelmek istiyoruz” diyerek cevap veriyor ve ekliyor: “Uçak koltuğuna başladığımızda Boeing, ‘Bu işi kolay mı sanıyorsunuz’ demişti. Ama zamanından önce başardık, Artık “Onlar yapamaz” diyemeyecekler.”
TSI şu an ekonomi sınıfı koltukları üretiyor. Bir ekonomi sınıfı koltuğu 3 bin 500 dolara satıyorsanız, business class koltuğu 20 bin dolar. İsmail Demir’in gitmek istediği nokta da bu. Sırf kendileri masada olduğu için artık rakiplerin THY’ye daha ucuza koltuk vermeye çalıştığını anlatıyor  Peki ya ‘motoru üretmek önemli, koltuk değil’ diyenlere ne yanıt veriyor Demir?

"Koltuk ve mutfak işine giriş maliyeti 10’ar milyon dolar ama motor dediğinizde rakam çok artıyor. Bize bir dünya devi şirketten yeni nesil motor üretimine başladıklarına ve o motora 500 milyon dolar yatırımla yüzde 10 ortak olabileceğimize dair teklif geldi. Bu teklife muhatap bulamadık. Bu yatırımın geri dönüşü en az 15 yıl. Motoru babayiğitler çıksınlar yapsınlar ama önemli bir maliyeti var. Bunun bir devlet projesi olmasıgerekir."

5500 kişi ile katma değerli işlere gidiyor 70 milyar dolarlık pazarın % 10'una oynuyor

Turkish Teknik, 2300 kişi istihdam ediyor. Hat Bakım birimi THY’den ayrılıp nisanda bu yapıya bağlanacak. Oradan 800 kişi ile sayı 3 bini aşacak. Satın alınan MNG’deki 1000 kişi, 1.500 kişinin çalıştığı HABOM AŞ’nin içine yerleştirilmiş. Böylece 5 bin 500 kişilik bir yapı söz konusu. HABOM içinde hazirandan itibaren aktif hale gelecek iki dev hangar, kapasiteyi 3 kat artıracak. Bu kapasite artışı, hız ve maliyet avantajı getirecek. Bu yapı 250 THY uçağına, farklı şirketlerden ise 60 uçağa hizmet veriliyor. Yeni hangarlar, bu hızla artan bakım onarım işinin de hızla büyümesini getirecek. Dizayn otorite haline gelen Turkish Teknik bugün bir ürünü dizayn edip uçakta kullanabilir halde. Bu, bir uçağı tamamen modifiye edebilmek anlamına geliyor. Şirket bir uçağı tamamen yenilemiş. Demir, mühendislik işlerinin kârlı alanlar olduğunu, bakım onarımda akıllı sistemlere geçildiğini ve bunun gittikleri nokta olduğunu anlatıyor.

Bugün dünya uçak sanayi 47 milyar dolar büyüklüğünde. Turkish Teknik’in payı yüzde 1. 2023'te sektörün 70 milyar dolar seviyesine çıkması bekleniyor. Demir, "Biz de yüzde 10' pay hedefliyoruz" diyor.

Sertifikasyonda bize daha ‘hassas’lar

Bugün Türkiye artık kendi uçak koltuğunu ve uçak mutfağını üretebilir noktada. Peki Türkiye’nin global rekabete adım attığı bu iki üründe sertifikasyon sürecinde herhangi bir ‘zor’luk yaşandı mı? Demir, “Kasti bir problem yaşamadık ama sürecin ince uzun yolunda ölçmeyi bizim için biraz daha hassas yaptılar. Biz onu bakım onarım işlerinde de yaşıyoruz. Almanya’da kabul ettikleri uygulamaları, bizde kabul etmiyorlar. Bu tavrı her noktada hissediyorsunuz ama bu işimize de geliyor, bu sayede kalitemizi yükseltiyoruz. Kendilerine bir maliyet avantajı yaratıyorlar ama bu da geçtiğimiz sürecin kaderi” yanıtı veriyor.

ABD'den döndüğümde en zorlandığım şey…

Üniversite sanayi işbirliğini gerçekleştirmeyi çok istedim ama çok zorlandım… Amerika’da çok başarıyla yürüyen bir süreçtir bu ama Türkiye’de bu alanda çok önemli bir kopukluk var. Ama yılmadık, bu konuda çalışmayı sürdürüyoruz. Sadece makale üretmeye kilitlendiğinizde mühendislikten kopuyorsunuz. İş dünyasında ise eğer genel mühendislik kavramları ile ilgilenmediyseniz birkaç yıl, nosyonunuzu kaybediyorsunuz.

Kore ile neden ayrıştık; öğrenciler anlatıyor

ABD’de eğitimim sürerken, Koreli arkadaşlarıma sürekli kültür ateşeliğinden görevliler gelirdi, Kore’ye döndüklerinde yapacakları iş hazırdı. Bizim arkadaşlarımıza ise eğitim bitince ne yapacaksınız diyen olmadı. Bir arkadaşım eğitimi bitince Türkiye’ye dönmüş. Boş teneke bir odaya götürüp bu senin laboratuarın demişler. Yıl 1986... Koreli arkadaşıma ise 5 milyon dolar verdiler, laboratuar kursun diye...

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.