Tehlikeli denizanası türü Mersin sahilini istila ediyor

Mersin’in Kızkalesi sahilinde kıyıya vuran denizanaları ile ilgili açıklama yapan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Doç. Dr. Arzu Karahan, Rhopilema nomadica türündeki zehirli denizanasının, ekosistemi ve balıkçılığı tehdit ettiğini söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Derya ÖZGÜR

Küresel ısınmanın etkisiyle artan deniz suyu sıcaklığı, ekosistemde de etkili oluyor. Mersin’in Kızkalesi sahilinde kıyıya vuran denizanalarına ilişkin konuşan Orta Doğu Teknik Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü (ODTÜ-DBE) Öğretim Üyesi Doç. Dr. Arzu Karahan, “Akdeniz’e Süveyş Kanalı yoluyla giren ve 100 cm çan çapına, 15 kg da ıslak ağırlığa ulaşabilen denizanası türü tehlike arz ediyor.

Son otuz yılda Akdeniz sularının istikrarlı bir şekilde ısınması, kışın bile denizanalarının hayatta kalmasına olanak sağlayan ortamın oluşmasına neden oldu. Suların daha erken ısınması, denizanası sürülerinin daha erken görülmesine neden olmaktadır, bu da sıcaklık ile denizanası aktivitesinin zamanlaması arasında bir bağlantı olduğunu göstermektedir” şeklinde konuştu.

Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ÇED, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü tarafından fonlanan ve TÜBİTAK-MAM tarafından koordine edilen Denizlerde Bütünleşik Kirlilik İzleme Projesi kapsamında; ODTÜ Bilim-2 gemisinin Dr. Hasan Örek öncülüğünde gerçekleştirdiği Akdeniz Bütünleşik Kirlilik İzleme Projesi 2024 yılı kış dönemi deniz izleme çalışması sırasında kaydedilen Rhopilema nomadica isimli Kızıldeniz kökenli denizanası türünün Akdeniz’deki ilk kez 1977 yılında kayıtlara geçtiğini belirten Karahan, bu tür denizanasını popülasyonunda 1980'lerde patlama kaydedildiğini söyledi.

Karahan, “İlk olarak İsrail'de, ardından Lübnan ve Suriye, Türkiye, Yunanistan, Malta, Tunus, Mısır ve en son Sardunya ve Sicilya’da görülen bu tür, Akdeniz'in en büyük denizanası türlerinden biridir” dedi. Bu tür denizanalarının ocak-mart aylarında maksimum biokütleye ulaştığını ve denizanası çoğalmasının insan faaliyetleri nedeniyle daha da kötüleşen küresel bir olay olduğunu vurgulayan Karahan, “Son 20-30 yıl içinde Doğu Akdeniz’de oldukça fazla R. nomadica bireyi gözlemlenmiştir.

Dünya çapında meydana gelen diğer denizanası çoğalmalarında olduğu gibi, bunların olağandışı artışına çeşitli çevresel veya antropojenik faktörler ve iklim değişikliği neden olabilir. Karadeniz ve Adriyatik denizi gibi verimliliği yüksek havzalar periyodik olarak denizanası popülasyonları tarafından istila edilmektedir. Genel olarak Doğu Akdeniz verimliliği düşük olan bir deniz olmakla birlikte R. nomadica türü çoğunlukla kıyıya daha yakın yani verimliği biraz daha yüksek olan alanlarda görülmüştür” ifadelerinde bulundu.

Rekabetçi türler artırılmalı

Zehirli denizanaları ile mücadelenin av-avcı ilişkisi üzerinden yapılmasının faydalı olacağını belirten Doç. Dr. Arzu Karahan, “Akdeniz’in yerel balık türleri bir yandan iklim değişikliğinden kaynaklı stres ile mücadele ederken diğer yandan aşırı av baskısı altındadırlar. Deniz zemininde uzun süre kalabilen, besin ve sıcaklık koşulları uygun olduğunda serbest hale geçerek patlamalar yapabilen bu tür ile mücadelede, denizanalarına rekabetçi türlerin artması ve avcısı olan deniz kaplumbağaları gibi türlerin artışı bu türün sayısının düşürülmesinde faydalı olacaktır” önerisinde bulundu.

En zehirli türlerden biri

Mersin’de kıyıya vuran R. nomadica denizanası türünün Doğu Akdeniz’deki en zehirli türlerden biri olduğunun altını çizen Karahan, “Vücutlarında zehir dolu kapsüller bulunan bu denizanaları ile temas edilmesi durumunda tıbbi tedavi gerekebilir ve ciddi, yanma benzeri yaralanmalara yol açabilir. Bu durum alerjisi olan insanlar için ölümle bile sonuçlanabilir” dedi.