İşyerinin veya bir bölümünün devri halinde işverenlerin kidem ve ihbar tazminatından sorumlulukları

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Av.Özge Hakdan ÖZTÜRK

Günümüzde çeşitli nedenlerle birçok işletme yapısında değişiklikler yapmaktadır, ticari hayatın gereklilikleri doğrultusunda işletmelerin bölünmeleri ya da başka işletmelerle birleşmeleri oldukça sık rastlanan durumlardır. Bir işletme devredilirken ya da başka bir işletme ile birleşme olacağı zaman, bu işletmede çalışan işçilerin iş güvencesi tazminatlarının ne olacağı uygulamada sıkça karşılaştığımız bir sorundur. B

4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesi işyerinin veya bir bölümünün devri halinde devreden ve devralan işverenin sorumluluklarının ne olacağını düzenlemiştir. 
İlgili maddeye göre, öncelikle belirtmek gerekir ki; bir işyerinin devrinden bahsedebilmek için bu devir işleminin hukuki bir işleme dayanması, eski işverenin işyerindeki yönetim yetkisinin başka bir işveren lehine yitirmesi ve bunun sonucunda da iş sözleşmesinin tarafı olma sıfatının ortadan kalkması ve işyerinin devrinden sonra işyerindeki faaliyetlerin devam etmesi gerekmektedir. 

4857 sayılı Kanunun 6. maddesinin 5. fıkrasında, devreden veya devralan işverenin iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemeyeceği ve bu devrin işçi açısından da haklı nedenle fesih oluşturmayacağı açıkça belirtilmiştir. Bu fıkradan anlaşılması gereken, işyerinin tamamının veya bir bölümünün hukuki bir işleme dayanılarak devri halinde devredilen işyerinde mevcut olan iş sözleşmelerinin sona ermeyip bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçeceğinden, işçinin işyerinin devri ile kıdem tazminatına hak kazanamayacağıdır. Ancak; devredilen işyerinde çalışan bir işçinin sözleşmesi devirden önce kıdem tazminatına hak kazanacak şekilde feshedilmiş ise, buradaki kıdem tazminatından devralan işverenin elbette bir sorumluluğu olmayacaktır. 

Devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralanın birlikte sorumlu olduğu, devreden işverenin yükümlülüklerden sorumluluğunun devir tarihinden itibaren 2 yıl ile sınırlı olduğu 4857 sayılı kanunda belirtilmiştir. Ancak kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı kanunun 14/2 maddesi işyeri devrinde kıdem tazminatı sorumluluk hususunda özel hüküm teşkil etmektedir ve bu hükmün uygulanması gerekmektedir: 

“İşyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanır. 12.7.1975 tarihinden itibaren işyerinin devri veya herhangi bir suretle el değiştirmesi halinde işlemiş kıdem tazminatlarından her iki işveren sorumludur. Ancak iş yerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. 12.7.1975 tarihinden evvel işyeri devrolunmuş veya herhangi bir suretle el değiştirmişse devir mukavelesinde aksine bir hüküm yoksa işlemiş kıdem tazminatlarından yeni işveren sorumludur.”

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2008/7300 E., 2008/7706 K. sayılı kararında, “…işyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. 1475 sayılı yasanın 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için 2 yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir.” Demektedir. Bu durumda işyerini devreden ve devralan işverenlerin kıdem tazminatından sorumlulukları konusunda 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14/f-II hükmü uygulanacaktır. Çünkü 4857 sayılı kanunun 6. maddesinde belirtilen devreden işverenin sorumluluğu devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarla sınırlıdır. 

İşyerinin devri halinde işverenlerin ihbar tazminatından sorumluluğu konusuna gelirsek; 4857 sayılı İş Kanunu’nun 6. maddesinin 3. fıkrası ihbar tazminatı açısından uygulama alanı bulamayacaktır; çünkü bu madde yukarıda da belirtildiği üzere, devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken işçilik alacaklarını kapsamaktadır.
İşyerinin veya bir bölümünün devri, devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerini sona erdirmeyeceğinden bu durumda da ihbar tazminatı için gerekli olan fesih koşulu gerçekleşmiş olmayacaktır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2008/7300 E., 2008/7706 K. sayılı kararında, “…feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatından sorumluluk son işverene ait olmakla devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır.” 

İşyerinin veya bir bölümünün devri halinde, 4857 sayılı yasanın 6. maddesinin 2. fıkra hükmü uyarınca, devralan işveren ihbar tazminatının hesaplamasını yaparken, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmak zorundadır. 

 

Bu konularda ilginizi çekebilir