Bir kentin enerjisi kentin dönüşümünü anlatır

Kentler büyümeye, dönüşmeye ve hareket etmeye devam edecek. Dolayısıyla gayrimenkul verisi, giderek gayrimenkul sektörünün sınırlarını aşarak kentin ekonomik ve sosyal dönüşümünü anlamamıza yardımcı olan önemli bir ekonomik göstergeye dönüşüyor. Burada enerji şirketlerinin sahip olduğu veri setleri de yeni bir anlam kazanıyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Bir kentin enerjisi kentin dönüşümünü anlatır

CK Enerji Boğaziçi Elektrik Genel Müdürü ALİ ERMAN AYTAC

Kentler sürekli hareket halin­de. Hele İstanbul gibi birçok Avrupa ülkesinden daha büyük bir kentte, bu hareketi yakalamak ve anlamlandırmak çok önemli.

Dünyanın mega kentleri ara­sında yer alan İstanbul’da her gün binlerce kişi taşınıyor, eski yapı­lar dönüşüyor, mahallelerin de­mografik yapısı değişiyor, tüke­tim alışkanlıkları farklılaşıyor. Bütün bu hareketlerin arkasında ise çok büyük ve değerli bir ve­ri akışı var. Buradaki asıl mesele, veriyi toplamaktan öte, doğru so­rularla bir araya getirerek anlam­lı bir hikâyeye dönüştürebilmek.

CK Enerji Boğaziçi Elektrik olarak 2016 yılından bu yana ha­zırladığımız “Gayrimenkulün Enerjisi” Raporu’nu tam da bu bakış açısıyla ele alıyoruz. Elekt­rik aboneliklerinden yola çıka­rak İstanbul Avrupa Yakası’nda­ki taşınma hareketlerini, yeni ve ikinci el gayrimenkullere yöne­lik geçişler, kentsel dönüşümün seyrini, konut yoğunluğunu, de­mografik yapıyı, yabancı abone hareketlerini ve elektrik tüketi­mindeki değişimleri birlikte de­ğerlendiriyoruz.

Çünkü tek başına bir veri bize sınırlı bilgi sunar. Ancak farklı veriler yan yana geldiğinde, ken­tin değişimini gösteren daha bü­yük bir fotoğraf ortaya çıkar. Bu­radaki kritik nokta, verilerin tek tek var olması değil, birbirleriy­le ilişkilendirildiğinde anlam ka­zanması.

Bugün büyük verinin ekonomik ve toplumsal değerini tartışırken asıl odaklanmamız gereken alan­lardan biri de bu. Veriyi sadece geçmişi ölçen bir araç olarak de­ğil, geleceğe yönelik kararları des­tekleyen bir öngörü mekanizma­sı olarak kullanabilmek. “Gayri­menkulün Enerjisi” Raporu’nu da bu perspektiften değerlendirmek gerektiğini düşünüyorum.

İstanbul Avrupa Yakası’ndaki milyonlarca elektrik aboneliğin­den oluşan veri seti; taşınma ha­reketlerinden kentsel dönüşüme, konut yoğunluğundan demogra­fik yapıya ve elektrik tüketimine kadar farklı göstergeleri bir arada izleyerek kentin nasıl değiştiğine ilişkin bir okuma yapma imkânı sağlıyor. Raporun amacı da bu ve­rileri sektörler ve karar vericiler açısından anlamlı bir referansa dönüştürmek.

Avrupa yakası’nda abonelik sonlandırma yüzde 112 arttı

Bu noktada, son olarak açıkla­dığımız 2026’nın ilk yarısına iliş­kin sonuçların, verinin kent plan­laması açısından taşıdığı değeri açık biçimde gösterdiğini belirt­mek isterim. Rakamlara baktığı­mızda, Avrupa Yakası’nda kent­sel dönüşüm nedeniyle abonelik sonlandırma taleplerinin geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 112 artarak 38 bin 420’ye yüksel­diğini görüyoruz. 2021’den Ha­ziran 2026 sonuna kadar kent­sel dönüşüm nedeniyle aboneli­ğini sonlandıranların sayısı ise 210 bini aşmış durumda. Bu veri­yi yalnızca “kaç abonelik kapan­dı?” sorusuyla okumak eksik olur. Asıl soru, bu hareketliliğin hangi bölgelerde, hangi hızda ve hangi göstergelerle birlikte gerçekleş­tiği. Çünkü bir bölgede dönüşüm hızlanıyorsa bunun konut arzı­na, altyapıya, ulaşım ihtiyacına, ticari hareketliliğe ve yeni yatı­rım alanlarına yansımaları olma­sı kaçınılmaz.

Benzer bir durum taşınma ha­reketlerinde de karşımıza çıkı­yor. Rakamlar bize, 2026’nın ilk altı ayında Avrupa Yakası’nda 239 bin 963 taşınma hareketi­nin gerçekleştiğini söylüyor. Bu hareketlerin yüzde 71’i ikinci el, yüzde 29’u ise yeni gayrimenkul­lere gerçekleşmiş. 2021’den bu yana Avrupa Yakası’ndaki top­lam geçiş hareketi ise 2 milyon 776 bin 979’a ulaşmış durumda. Bu rakamlar sadece gayrimenkul sektörü açısından değil, finans, perakende, sigorta, telekomüni­kasyon, lojistik ve pek çok fark­lı sektör açısından da önemli bir gösterge niteliğinde.

Bir bölgede konut hareketlili­ğinin artması, aslında tek başı­na gayrimenkul geliştiricilerinin dikkatini çekmesi gereken bir ge­lişme değil. Asıl önemli soru, İs­tanbul’un hangi bölgesinde nasıl bir nüfusun yaşadığı ve bu nüfu­sun ihtiyaçlarının nasıl değiştiği.

Hangi ilçede hangi yaş grupları yoğunlaşıyor?

Nüfusun demografik yapısı na­sıl şekilleniyor?

Hanelerin konut başına elekt­rik tüketimi ne kadar ve bu tüke­tim zaman içinde nasıl değişiyor?

Geleceğe dair sağlıklı kararların önünü açmak

İşte Gayrimenkulün Enerjisi Raporu’nda yer alan tüm bu ve­riler, konut piyasasındaki hare­ketliliğin yanı sıra, yeni peraken­de noktalarından eğitim ve sağlık hizmetlerine, ulaşım bağlantı­larından finansal hizmetlere ve farklı sosyal altyapı yatırımları­na kadar ortaya çıkabilecek ihti­yaçları öngörmemize de yardım­cı oluyor.

Dolayısıyla gayrimenkul verisi, giderek gayrimenkul sektörünün sınırlarını aşarak kentin ekono­mik ve sosyal dönüşümünü anla­mamıza yardımcı olan önemli bir ekonomik göstergeye dönüşüyor. Burada enerji şirketleri olarak sahip olduğumuz veri setleri de yeni bir anlam kazanıyor.

Sonuç olarak, kentler büyüme­ye, dönüşmeye ve hareket etme­ye devam edecek. Bizim sorum­luluğumuzun ise bu hareketi iz­lemenin yanı sıra doğru verilerle anlamlandırarak geleceğe ilişkin daha sağlıklı kararların önünü açmak olduğunu düşünüyorum.

Kaynak: DÜNYA - İSTANBUL