Bir yüzü deniz bir yüzü orman: Düzce
İstanbul’dan birkaç saat uzaklaşıp Karadeniz’e doğru yöneldiğinizde manzara hızla değişiyor. Bir tarafta şelaleler, göller ve sık ormanlar, diğer tarafta antik kentler, eski mahalleler ve Karadeniz kıyıları… Düzce, hafta sonuna sığdırılabilecek kadar yakın ama birkaç günde bitirilemeyecek kadar çok şey saklıyor.
Mustafa YALÇIN
mustafaylc@gmail.com
Düzce denince akla önce yeşil geliyor. Haksız da sayılmazsınız; ormanları, yaylaları, şelaleleri ve gölleriyle şehir gerçekten de yeşilin her tonuna sahip. Ama biraz dolaşınca meselenin yalnızca doğadan ibaret olmadığı anlaşılıyor. Konuralp’te bir antik kentin kalıntıları arasında yürüyebilir, birkaç saat sonra Akçakoca’da Karadeniz’e bakabilir, ertesi gün kendinizi 120 metreden dökülen bir şelalenin karşısında bulabilirsiniz.
Düzce’nin geçmişi Antik Çağ’da Trakyalı kavimlerin bölgeye yerleşmesine kadar uzanıyor. Ardından Pers, Makedonya ve Bithynia Krallığı hâkimiyetleri geliyor. Helenistik ve Roma dönemlerinde ise bölge önemli yerleşim merkezlerinden birine dönüşüyor. Bu uzun geçmişin bugün görülebilen en önemli izlerinden biri Konuralp’teki Prusias ad Hypium Antik Kenti. Akçakoca’daki Dia-Diapolis yerleşimi de bölgenin geçmişine açılan bir başka pencere.
Ortaçağ’da Doğu Roma ve Cenevizlilerin etkisinde kalan bölge, 14. yüzyılın başlarında Akçakoca Bey ve Konuralp Bey’in fetihleriyle Osmanlı topraklarına katılmış. Bugün Düzce’nin iki önemli noktası olan Akçakoca ve Konuralp’in isimleri de buradan geliyor. Düzce’nin il olması ise çok daha yakın bir tarihe dayanıyor. 1999 yılında Bolu’dan ayrılan Düzce, Türkiye’nin 81’inci ili olmuştur.

Şelalelerin peşine düşün
Düzce’de otomobille biraz yol yaptığınızda karşınıza mutlaka su çıkıyor. Kimi zaman bir göl, kimi zaman bir dere, çoğu zaman da bir şelale… Kent merkezine yakın Samandere Şelalesi Tabiat Anıtı, bunların en bilinenlerinden. Çavlanı, çağlayanı ve “Cadı kazanı” adı verilen ilginç jeolojik oluşumları burayı klasik bir şelale manzarasının ötesine taşıyor. Gölyaka tarafında ise Güzeldere Şelalesi ve Tabiat Parkı var. Yaklaşık 120 metreden dökülen su, dev kayın ve gürgen ağaçlarının arasında oldukça etkileyici bir görüntü oluşturuyor. Bölgede yürüyüş parkurları ve kamp alanları da bulunuyor.
Düzce merkeze yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Aydınpınar Şelalesi, özellikle yürüyüş yapmak isteyenlerin tercih edebileceği adreslerden. Yığılca yönüne devam edildiğinde ise Saklıkent Şelalesi ve Sarıkaya Mağarası çıkıyor karşınıza. Buralar Düzce’nin daha sakin, daha az bilinen tarafını görmek isteyenlere göre.
Kent merkezinden yaklaşık 25 kilometre uzaklıktaki Efteni Gölü, Düzce’nin en önemli doğal alanlarından biri. Sazlıklar, açık su yüzeyleri, bataklıklar ve çamur düzlükleri aynı bölgede farklı ekolojik ortamlar yaratıyor.
Burası aynı zamanda göçmen kuşların önemli duraklarından. Leylekler, yaban ördekleri, balıkçıllar ve kuğular gölde görülebilen kuşlardan yalnızca birkaçı. Dolayısıyla Efteni’ye giderken dürbün ve fotoğraf makinesini otomobilde bırakmamakta fayda var. Burada yapılacak en güzel şeylerden biri, acele etmeden göl çevresinde dolaşmak ve gözünüzü biraz da gökyüzüne çevirmek.
Düzce gezisinin deniz tarafında adres belli: Akçakoca. İlçenin en önemli tarihî yapılarından Akçakoca Ceneviz Kalesi, Roma ve Doğu Roma dönemlerinden bugüne ulaşan yapılardan biri. Yeşilliklerin arasında, denize hâkim bir noktada bulunan kalenin manzarası da en az tarihi kadar dikkat çekici.
Akçakoca’nın geçmişini görmek için yalnızca kaleye çıkmak yetmiyor. Yukarı Mahalle, yaklaşık 150-200 yıllık tarihî evleriyle geleneksel Türk sivil mimarisinin güzel örneklerini barındırıyor. Eski evlerin arasındaki sokaklarda dolaşırken ilçenin bugünkü sahil kasabası görüntüsünün gerisindeki Akçakoca'yı da görmek mümkün. Akçakoca Merkez Cami ile ahşap çantı tekniğiyle dikkat çeken Hemşin Köyü Cami de ilçede görülmesi gereken yapılar arasında.

Masaya oturmadan dönmeyin
Gezinin bir yerinde mutlaka acıkacaksınız. Akçakoca‘nın en bilinen tatlarından biri mancarlı pide. Odun ateşinde pişiriliyor, fırından çıktıktan sonra üzerine tereyağı sürülüyor ve sıcak servis ediliyor.
Akçakoca melengücceği tatlısı da öne çıkan lezzetlerden biri. Tatlının ayırt edici malzemesi manda sütünden elde edilen ve yörede dartı adı verilen kaymak.