Gizem Güreşen: Voleybolun bana kattığı en güzel şey stres yönetimi
Gizem Güreşen (39) kulüp seviyesinden Olimpiyatlar’a kadar uzanan profesyonel voleybol kariyerini geçen yıl noktaladı. Eski milli libero şimdi yeni hayatının emekleme dönemini geçiriyor. Birçok eski sporcunun zorlandığı bu döneme yumuşak bir geçiş yapan Güreşen’in yeni işindeki ilk odak noktalarından biri de İstanbul Corporate Games. Corporate Games’in aynı zamanda bu yılki sözcüsü olan Güreşen’le profesyonel sporculuktan sonraki kariyer geçişi ekseninde konuştuk…
Bugün hemen hemen her dalda profesyonel sporcuların kariyerleri uzadı. 30’lardan sonra uzun bir süre sahada kalmaya devam ediyorlar. O dönemde İsviçre’de de oynadınız. 30’lu yaşlara nasıl başlamıştınız?
2016’da İsviçre ligine gitme sebebim tamamen Türkiye’deki ligden ve sistemden sıkılıp çok yorulmamdı. Çünkü Türkiye'deki profesyonellik çok yüksek seviyedeydi. Ben de antrenörlerle bazı problemler yaşamaya başlamıştım. Öyle olunca voleybola bir ara vermeyi planlamıştım. Ama İsviçre’den Volero Zürih’ten bir teklif gelince yurtdışını denemeye karar verdim. 30’lu yaşlarıma yaklaştığımda bunu yapmak büyük bir cesaretti aslında. Orada inanılmaz profesyonel ve rahat bir ortam vardı. Hatta İsviçre’de devam etmek istedim. Ama takımı kapattılar. Ben de Galatasaray’a gittim. 2017 yazında milli takımı da bıraktım. Çünkü artık ikisini aynı anda yönetemediğim bir döneme denk gelmiştim.
Neredeyse 20 yıllık bir profesyonel kariyeriniz var. Bedensel yıpranma mı, zihinsel yıpranma mı daha fazla söz konusuydu?
30 yaşa kadar zihinsel, 30'dan sonra bedensel. Galatasaray’dan sonra iki yıl da Beşiktaş’ta oynadım. Geçen yıl mart ayında Beşiktaş’tayken el bileğimden ve dirseğimden ameliyat olmak zorunda kaldım. Doktor “Sıkıntı yok. İstersen oynayabilirsin” dese de psikolojik olarak daha fazla kaldıramayacağım bir noktaya gelmiştim. Voleybolda olimpik oyuncuların bir lafı vardır: “Artık kimseyi beğenmediğinizde sporu bırakma zamanınız gelmiştir.” Ben de kimseyi beğenmemeye başladığım dönemde bırakmaya karar verdim. Aslında normalde sözleşmelerimiz mayısta bitiyor. Ameliyat olduğum için mayıstan aralık ayına kadar ara vermiş oldum. Önce bıraktığımı kabullenmem gerekiyordu. Sonuçta 31 yıllık bir kariyerden bahsediyoruz. Sonra menajerimle kararlaştırdık ve voleybolu bıraktığımı duyurduk.

Yumuşak geçiş yaptım
Sonra Epic Solutions etkinlik şirketinde işe başladınız. Sporcuların büyük kısmı kariyer sonunda böyle bir duvara çarpma hissini anlatır. Sizin için sanki daha yumuşak bir geçiş olmuş değil mi?
Benimkisi çok yumuşak bir geçiş oldu. Voleybolu bırakınca her zamanki gibi kendimi Datça’ya attım yenilenmek için. Voleybolla ilgili yorumculuk veya menajerlik gibi çok iş teklifi geldi. Ama 30 yılın verdiği bıkkınlık haliyle voleybolda kalmak istemedim. Yıl sonunda İstanbul’a döndüğümde Epic şirketinin sahibi arkadaşım “Bizim şirkette bir pozisyon açığımız var. Tam da sana uyuyor” dedi. İşi anlattı. Ama sonuçta hayatım hep voleyboldu. Orada yaşadım ve büyüdüm, paramı da orada kazandım. “Bir deneriz. Olursa devam ederiz, olmazsa da sen bilirsin” dedi. Ocak ayında başladım. Böyle bir fırsat gelince beni ne psikolojik olarak ne fiziki olarak yoracak çok güzel bir geçiş oldu.
Şimdi ağırlıkla ofiste çalışıyorsunuz. Profesyonel sporculuktaki hangi özelliklerinizin faydasını görüyorsunuz bu yeni işte?
Bir kere stres yönetimi!
Voleybolun bana kattığı en güzel şey stres yönetimi. Çünkü her insan bunu yapamıyor. Şu anki işimde de arada ufak pürüzler, sorunlar çıkabiliyor. O anlarda sakin kalarak stres yönetimini çok iyi yapabiliyorum. Bir de burada da takım ruhu var. Sonuçta burada 15 kişilik bir ekibiz. Birbirini idare edebilme, kontrol edebilme, yönetebilme gibi özellikleri de voleyboldan buraya taşıyabiliyorum. Ayrıca Galatasaray’da çok uzun yıllar kaptanlık yaptığım için liderliği de çok iyi bilirim. O gün birinin morali mi bozuldu? Onu bir şekilde yükseltebilirim. Ya da birinin bir problemi mi var? Onu çözebilirim.
Bireysel ya da kolektif spor olsun sporcunun hayatı son derece programlıdır. Hatta neredeyse 12 ay boyunca her günleri böyledir. Sporculuk sonrası hayatta bu durum sizi şaşırtıyor mu?
Evet, bu birazcık şaşırtıyor. Mesela en önem verdiğim şey uykudur. Çünkü 30 yıllık bir uyku sistemim var. Beslenme sistemim var işte. Bunların dışına çıktığımda dengem hâlâ bozuluyor. Mesela akşam 8'den sonra telefonum çalmazdı sporculuk döneminde. Burada iş için birisi sizi geç saatte arayabiliyor. Gece 1’e kadar etkinlik devam edebiliyor. Geç yatıp sabah erken uyanmak gerekiyor. Bunlar beni zorladı başlarda ama şimdi alışıyorum yavaş yavaş.

Çalışanlar için motivasyon kaynağı
İşe başladığım ocak ayından itibaren kendimi İstanbul Corporate Games’in ortasında buldum. World Corporate Games’e bağlı bir isim altında Türkiye’de 24 yıldır devam ediyor. 24’üncü yılda etkinliği biz üstlendik. Burada müşteri koordinatörüyüm aslında. Bir yandan da Corporate Games’in yüzü olarak ortaya çıktım. Sonuçta bu bir spor festivali ve doğal olarak ekipte tek eski profesyonel sporcu olduğum için bir parça ön plandayım. Bence kurumsal şirket çalışanlarının bir motivasyona ve etkileşim yapabileceği bir alana da ihtiyacı var. Corporate Games buna olanak sağlıyor. Aynı bir dünya şampiyonası gibi ya da Türkiye şampiyonası gibi bütün yıl çalışıp yıl beklediğiniz bir etkinlik gibi düşünün. Aynı zamanda hem eğlenebileceğiniz hem de farklı şirketlerden kişilerle arkadaşlık kurabileceğiniz bir festival alanı olduğunu düşünün. Bence bu insanlar için inanılmaz bir motivasyon kaynağı gibi geliyor.

İstanbul Corporate Games 2026’da futbol, basketbol, voleybol, plaj voleybolu ve dragon boat gibi takım sporları da var. Özellikle takım sporlarının şirketteki takım çalışmasına kesinlikle katkıda bulunacağını düşünüyorum. Sonuçta bu şirketleri de bir takım gibi görüyorum. Kendi aramızdaki uyum ne kadar iyi olursa yaptığımız işe de o kadar etki eder bu. Birisi düşecek, diğeri kaldıracak, biri kötü bir performans gösterecek ama diğer arkadaşı onun açığını kapatacak. Ayrıca burada şampiyon olan sporcular ve takımlar, İngiltere’deki World Corporate Games’e katılma hakkını kazanacak. Bence bu da büyük bir motivasyon kaynağı olacaktır.