Lug Von Siga: Zamansız sürdürülebilir köklerine bağlı

Anadolu’nun zengin kültürel mirasını çağdaş bir tasarım diliyle yeniden yorumlayan Gül Ağış, Lug Von Siga’nın 2026 İlkbahar– Yaz koleksiyonunda yalnızca estetik değil, güçlü bir duruş ortaya koyuyor. “Geçmişin Köklerinden, Geleceğin Kanatlarına” koleksiyonu, modayı bir hafıza ve sorumluluk alanı olarak yeniden tanımlıyor.

Lug Von Siga: Zamansız sürdürülebilir köklerine bağlı

Moda dünyasında hızın ve tüketimin belirleyi­ci olduğu bir dönem­de, bazı tasarımcılar yönünü ya­vaşlamaya, derinleşmeye ve an­lam üretmeye çeviriyor. Gül Ağış da bu isimlerden biri. Kurucusu olduğu Lug Von Siga ile yıllardır Anadolu’nun kültürel hafızasını modern bir estetikle buluşturan tasarımcı, yeni sezon koleksiyo­nunda bu yaklaşımı daha da ileri taşıyor. Gül Ağış ile markanın do­ğuşundan sürdürülebilirlik yak­laşımına, ilham kaynaklarından global moda sahnesindeki konu­muna uzanan yolculuğu konuş­tuk.

Lug Von Siga’nın is­mi oldukça özgün. Bu isim nasıl ortaya çıktı ve marka kim­liğinizi nasıl yansı­tıyor?

Markayı kurdu­ğum ilk yıllarda ya­ni 16 sene önce ha­zır giyim yapmak istiyordum; Mila­no’da yaşarken ora­da edindiğim hazır giyim tecrübesinden olacak ki o yıllarda birçok tasarımcı ha­ute couture odaklıydı ve markalar genellikle isim-soyisim üzerin­den ilerliyordu. Ben ise ismimi ve soyis­mimi tersten oku­yarak “Lug Von Siga”yı oluştur­dum. Von eki­ni ise tama­men ablam­la birlikte daha fone­tik ve akıcı bulduğumuz için ekle­dik. Bu ismin, markanın hem köklerine bağlı hem de uluslararası bir dili olan kim­liğini çok iyi yansıttığını söylü­yorlar.

Lug Von Siga: Zamansız sürdürülebilir köklerine bağlı - Resim : 1

Lug Von Siga’yı kurarken si­zi diğer tasarımcılardan ayı­ran temel vizyon neydi?

Kurulduğu dönemde hazır gi­yime odaklanmak ve tüm tasa­rımlarımda Anadolu’nun zengin kültürünü, desenlerini ve hikâ­yelerini yansıtmak benim için en temel vizyondu. Aynı zaman­da sürdürülebilir, zamansız ve uzun ömürlü parçalar üretmek istiyordum. İlk bağımsız olarak gerçekleştirdiğimiz Lug Von Siga defilesi tarihi bir hamamda ger­çekleşti. Daha sonra töre sergi­si ve Anadolu ayna kültürüne gönderme yapan koleksiyon­lar devam etti.

Markanızı üç kelimey­le tanımlamanızı istesem bunlar ne olurdu?

Zamansız, sürdürülebilir, köklerine bağlı.

Lug Von Siga’nın üre­tim süreçlerinde el iş­çiliği önemli bir yer tutuyor. Bu yaklaşımı sürdürmek günümüz­de ne kadar zor?

El işçiliğini sürdür­mek günümüzün hız­lı üretim dünyasında elbette zor. Hem za­man hem de maliyet açısından daha faz­la emek gerektiri­yor. Ancak bu bizim kimliğimizin bir parçası olduğu için vazgeçmiyoruz. Ak­sine, bu zanaatları ya­şatmayı bir sorumluluk olarak görüyoruz.

Lug Von Siga: Zamansız sürdürülebilir köklerine bağlı - Resim : 2

Yerel üretim ve sürdürü­lebilirlik sizin için ne ifade ediyor?

Yerel üretim, hem za­naatkârları desteklemek hem de üretimin izini sürebilmek açısından çok değerli. Sürdürüle­bilirlik ise sadece bir trend değil, uzun vadeli bir yaklaşım. Doğal materyaller kullanmak, bilinçli üretmek ve az ama değerli par­çalar yaratmak bizim için temel prensipler.

“Yavaş moda” kavramı sizin için ne kadar merkezi?

Lug Von Siga aslında kurulu­şundan itibaren yavaş modayı benimsemiş bir marka. Zaman­sız parçalar üretmek, sezon öte­si kullanılabilir koleksiyonlar yaratmak, köklerine ve gelenek­lerine sahip çıkarken, hızlı tüke­tim kültürüne karşı durmak bi­zim yaklaşımımızın temelinde yer alıyor. Hatta hızlı tüketim fir­malarından biriyle yaptığımız iş birliğinde 1 buçuk senede tama­men sürdürülebilir odaklı bir ko­leksiyon hazırladık ve ödül aldık. Firmalarla iş birliği yapacağımız zaman ilk söylediğimiz ve kırmı­zı çizgimiz olan en önemli başlık: sürdürülebilirlik.

Lug Von Siga kadını nasıl bi­ridir?

Derin bir kadın öncelikle, ken­dine güvenen ve özgün bir dili var. O nedenle popüler kültürün da­yatmalarını ve moda trendleri­ni takip etmekten çok kendi öz­gün stilini ve hayat tarzını koru­yan biri.

Lug Von Siga: Zamansız sürdürülebilir köklerine bağlı - Resim : 3

Tasarımlarınızda feminen­liği nasıl tanımlıyorsunuz? Modern mi, romantik mi, güç­lü mü?

Feminenliği tek bir kalıba koy­muyorum. Lug Von Siga kadını için feminenlik; güçlü, zarif ve doğal bir denge. Hem modern hem romantik, ama en önemlisi kendinden emin.

Sizce Türk modasının dün­yadaki algısı değişiyor mu?

Evet, değişiyor. Daha önce da­ha sınırlı bir algı varken, artık Türk tasarımcıların özgün dili ve üretim kalitesi daha fazla fark ediliyor. Bu dönüşümün giderek güçleneceğini düşünüyorum.

Global pazarda Türk tasa­rımcı olmanın avantajları ve zorlukları neler?

Avantajı, çok güçlü bir kültü­rel mirasa sahip olmamız. Bu bize özgünlük kazandırıyor. Zorluk­ları ise global rekabetin yoğunlu­ğu ve bazen algı yönetimi. Ancak doğru anlatıldığında bu miras bü­yük bir güce dönüşüyor.

Önümüzdeki yıllarda mo­da dünyasında nasıl bir dönü­şüm bekliyorsunuz?

Daha bilinçli tüketimin arttığı, kalite ve hikâye odaklı markala­rın öne çıktığı bir dönem bekli­yorum. Hızlı moda etkisini kay­bederken, daha kalıcı ve anlamlı üretim anlayışı güçlenecek.

Mirasın izini süren koleksiyon

Lug Von Siga’nın yeni sezon koleksiyonunda el işçiliğiyle hayat bulan nakışlar, Anadolu’nun folklorik motiflerini çağdaş bir yorumla yeniden kurgularken; kuş kanatları, geometrik formlar ve floral detaylar koleksiyonun anlatı gücünü artırıyor. Renk paleti ise taş ve kemik tonlarından romantik mavilere, zümrüt yeşillerine ve yanık kırmızılara uzanıyor. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gerçekleştirilen çekimler, koleksiyonun yalnızca estetik değil; tarihsel bir bağ kurma iddiasını da güçlendiriyor.