Tarlabaşı’nın değişen yüzü
Beyoğlu’nun tarihi dokusunu koruyarak Tarlabaşı’nı ayağa kaldırmayı amaçlayan “Taksim 360 Projesi” meyvelerini vermeye başladı. Tarlabaşı’nı konut, ofis, otel, yeme-içme, kültür ve sosyal yaşam alanlarıyla yeniden canlandırmayı amaçlayan proje kapsamında Eskiçeşme Sokağı gibi bazı sokaklar tamamen yayalaştırılırken, eski Ermeni Mikiteryan İlkokulu gibi tarihi yapılar turizme kazandırıldı.
Bir dönem “soylulaştırma projesi” eleştirilerinin hedefinde olan ancak yıllar içinde tarihi yapıları restore ederek kente kazandırmayı amaçlayan Taksim 360 Projesi, Beyoğlu ve Tarlabaşı hattında uzun yıllar boyunca yıpranan, boşalan ve gündelik şehir hayatının dışında kalan yapıları yeni bir döneme hazırlıyor. Kamu-özel sektör ortaklığıyla gerçekleştirilen ve Türkiye’nin bu alandaki ilk büyük ölçekli uygulamalarından biri olarak öne çıkan proje, tarihi belleği koruyarak bölgeyi yeniden yaşama açma iddiası taşıyan kapsamlı bir dönüşüm modeli olarak tanımlanıyor.
Avrupa’nın “En İyi Kentsel Yenileme Ödülü”ne de layık görülen Taksim 360, 154 bin 591 metrekarelik inşaat alanı ve 220 metrelik cephe uzunluğuyla dikkat çekiyor. Konsept sokaklarla çevrili 9 bina ve toplam 825 bağımsız bölümden oluşan projede, 122 ofis, turizm konutu statüsündeki 558 konut, 9 bağımsız ofis binası, 135 ticari ünite, 110 odalı Canopy by Hilton oteli ve 550 araç kapasiteli otopark yer alıyor.
Yatay mimari kullanıldı
Projede öne çıkan temel yaklaşım ise yatay mimari. Beyoğlu’nun tarihi dokusunu ve sivil mimari mirasını korumaya odaklanan bu anlayış, kullanıcıyı sokakla ve semtin gündelik hayatıyla daha doğal bir ilişkiye davet ediyor. 50 bin 656 metrekarelik alana yayılan konut bölümleri 46 ile 370 metrekare arasında değişirken, 4 farklı blokta yer alan 21 bin 182 metrekarelik ofis alanı içinde 58 ile 641 metrekare arasında değişen 122 ofis bulunuyor.
Ancak Taksim 360’ı yalnızca rakamlarla tarif etmek mümkün değil. Proje, uzun yıllar boyunca “unutulmuş” ya da “gözden çıkarılmış” görülen sokakların yeniden kente kazandırılması fikri üzerine kuruluyor. Yaya öncelikli kurgulanan sokaklar, restore edilen tarihi yapılar, yeniden açılması planlanan kültür-sanat alanları, kafeler, restoranlar ve kamusal buluşma noktalarıyla Taksim 360, Beyoğlu’nu yalnızca turistler için değil, İstanbullular için de yeniden bir çekim merkezi haline getirmeyi hedefliyor.
Odalardan avluya taşan bir semtin hikâyesi
Taksim 360 içinde yer alan yapılardan biri de Canopy by Hilton Istanbul Taksim Oteli. Klasik beş yıldızlı otel anlayışından farklı bir çizgide konumlanan otel, standart lüks kalıpları yerine bulunduğu semtin karakterini iç mekâna taşıyan bir yaklaşımı benimsiyor. Markanın ilk otelinin 11 yıl önce Reykjavik’te açılması da bu nedenle tesadüf değil. Canopy, modern gezginlere gittikleri şehri farklı biçimde keşfederken bir “sığınak” sunmayı hedefliyor.
İstanbul’daki örnekte ise bu yaklaşımın merkezinde Beyoğlu yer alıyor. Otelin lobi ve ortak alanlarında kullanılan sanat eserleri, İstanbul ve Beyoğlu kültüründen beslenen üretimleriyle bilinen Alan İstanbul ekibi tarafından, Efe Kurt küratörlüğünde hazırlanmış. Otelin Genel Müdürü Can Özmeriç, otelin girişinde yer alan eski Yeşilçam oyuncularının tablolarının, yakındaki Yeşilçam Sokağı’na ve Beyoğlu’nun eski zamanlarına bir gönderme olduğunu söylüyor. Özmeriç, “Amacımız Beyoğlu’nun eski zamanlarını özleyen İstanbulluları yeniden Taksim’e çekebilmek” diyor. Beyoğlu’nun müzik geçmişine gönderme yapan plaklar, eski İstanbul manolyalarına atıfta bulunan metalden yapılmış manolya ağacı heykelleri ve Tarlabaşı’nın eski sokaklarında camdan cama asılan çamaşırlara gönderme yapan sanat eserleri, otelin dekorasyonunu yalnızca estetik bir tercih olmaktan çıkarıp bir anlatıya dönüştürüyor.
Bu anlatı odalarda da sürüyor. Her odada farklı olarak tasarlanan grafiti duvarlar, Beyoğlu sokaklarına doğrudan gönderme yapıyor. Ekip tarafından duvar kâğıdı üzerine sprey boya tekniğiyle hazırlanan bu çalışmalar, bölgenin çağdaş şehir kimliğini içeri taşıyor. Odalardaki ahşap “sundurma” bölümü ise markanın adına da ilham veren “canopy” fikrinin bir yorumu. Otelin iç mimarisi Sinan Kafadar imzasını taşıyor.
Otelin restoranı olan Loya’nın duvarlarını ise yine eski Beyoğlu’nun ruhuna uygun olarak ilk kadın tiyatro oyuncularından Bedia Muvahhit ve Afife Jale’nin resimleri süslüyor. Arka avludaki kedili havuz heykelinin konumu ise Eskiçeşme Sokağı’na doğru açılarak semtle oteli birleştiriyor.

Mikiteryan İlkokulu’nun dönüşümü
Tabelasında kuruluş tarihi 1830 olarak görülen ve Canopy Otel tarafından restore edilerek turizme kazandırılan Ermeni Mikiteryan İlkokulu, Taksim 360’ın hafızası en güçlü yapılarından biri olarak öne çıkıyor. Eğitim işlevi bugün başka bir noktaya taşınmış olan bina, 1980’lerde Tarlabaşı’ndaki güvenlik sorunları nedeniyle kapatıldıktan sonra uzun yıllar boyunca atıl kalmış.

50 yıl işlevsiz kaldı
Bir dönem yatılı okul olarak kullanılan yapının giriş katı, sonraki yıllarda kısa süre bazı tüp şirketlerinin şubelerine ev sahipliği yapmış olsa da binanın büyük bölümü neredeyse 50 yıl boyunca işlevsiz kalmış.
Proje kapsamında yapının dış cephesi aslına uygun biçimde restore edilirken, iç mekânlar yeni işlevlerle yeniden kurgulandı. En alt katta restorasyon sırasında ortaya çıkan su sarnıcı, korunarak şarap mahzenine dönüştürüldü. Bu bölümün şarap evi olarak kullanılması planlanıyor. Özellikle mahzen bölümünde mevcut tarihi izlerin mümkün olduğunca korunmasına özen gösterildiği belirtiliyor.
Süryani Kilisesi
Mikiteryan İlkokulu’nun hemen karşısında yer alan Süryani Kilisesi de bölgedeki restorasyon zincirinin bir başka halkasını oluşturuyor.
Projede kahvehaneler ve müzeler de var
Projenin daha geniş planlaması bununla da sınırlı değil. Eskiçeşme Sokak boyunca Beyoğlu ve İstanbul lezzetlerine odaklanan yeme-içme alanları, kafeler, pastaneler ve dondurmacıların açılması öngörülüyor. Paralelde yer alan Tavla Sokak’ta ise Uzakdoğu temalı dükkânlar planlanıyor; buna yalnızca restoranlar değil, bir Çin bakkalı gibi farklı ticari noktalar da dahil. Projenin ilerleyen etaplarında bir Türk kahvesi sokağı ve yaklaşık 750 metrekarelik Türk Kahvesi Müzesi de yer alacak. Daha genç kitleye hitap edecek bar ve kafelerin yer aldığı sokaklar, 1100 metrekarelik yüksek tavanlı bir müzik ve eğlence mekânı da planlanan unsurlar arasında bulunuyor.