Şeytandan sonra astronot da Prada giyecek
20 yıl önce "Şeytan Marka Giyer" ile popüler kültürün en güçlü moda sembollerinden birine dönüşen Prada, şimdi bambaşka bir sahnede. İtalyan moda devi, NASA'nın Ay programında kullanılacak yeni nesil uzay giysilerinin geliştirilmesinde rol alıyor. Görünen o ki markanın etkisi artık yalnızca moda dünyasıyla sınırlı değil.
Lüks modanın yıllardır girmediği yer kalmadı. Sanat dünyasına girdi, spor dünyasına girdi, teknoloji şirketleriyle ortaklıklar kurdu, otomobil tasarladı, otel açtı. Ancak son dönemin en sıra dışı adımı muhtemelen bu. Prada, NASA'nın Ay görevlerinde kullanılması planlanan yeni nesil uzay giysilerinin geliştirilmesinde görev alıyor. Böylece moda dünyasının en güçlü markalarından biri, ilk kez dünya sınırlarının ötesine uzanan bir projenin parçası oluyor.
Yirmi yıl önce moda dünyasının en meşhur cümlesi "Şeytan Prada Giyer"di. Meryl Streep'in unutulmaz Miranda Priestly karakteri sayesinde Prada, güç, prestij ve ayrıcalığın da sembollerinden biri haline gelmişti. Aradan geçen yıllarda marka birçok kez gündeme geldi, sayısız koleksiyon çıkardı, yeni mağazalar açtı. Ancak muhtemelen hiçbiri bugünkü kadar sıra dışı değildi. Çünkü bu kez konuştuğumuz şey yeni bir çanta ya da podyum koleksiyonu değil, Ay.
Geçtiğimiz hafta New York'ta tanıtılan "Liquid Cooling and Ventilation Garment" yani sıvı soğutma ve havalandırma giysisi, Prada'nın uzay teknolojileri şirketi Axiom Space ile sürdürdüğü işbirliğinin son adımı oldu. Sistem, NASA'nın Artemis programında kullanılması planlanan yeni nesil uzay giysisinin bir parçası olarak geliştirildi. Burada önemli bir ayrıntının altını çizmek gerekiyor. Son günlerde çıkan bazı haberlerde sanki Prada baştan sona bir astronot kıyafeti tasarlamış gibi bir algı oluştu. Oysa projenin merkezinde NASA'nın Ay görevleri için seçtiği Axiom Space bulunuyor. Prada ise özellikle malzeme geliştirme, üretim süreçleri ve insan hareketlerini destekleyen teknik çözümler konusunda projeye katkı sağlıyor.
Tanıtılan yeni iç katmanın görevi ise oldukça kritik. Astronotların uzay giysisinin altında giydiği bu sistem, vücut sıcaklığını dengeliyor. Giysinin içine yerleştirilen ince tüplerden dolaşan soğuk su, Ay yüzeyindeki görevler sırasında oluşan ısının vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı oluyor. Kulağa çok moda gelmeyebilir ama Ay'da saatler boyunca çalışacak bir astronot için bu sistem, şıklıktan çok daha önemli.
Prada'nın burada ne işi var?
Aslında Prada'nın bu projede yer alması ilk bakışta göründüğü kadar şaşırtıcı değil. Çünkü moda sektörünü yalnızca defilelerden ve vitrinlerden ibaret sanmak, buzdağının sadece görünen kısmına bakmak gibi. Lüks markaların asıl uzmanlığı çoğu zaman görünmeyen yerde saklı. Kumaş teknolojileri, malzeme bilgisi, üretim teknikleri ve insan vücuduna uyum sağlayan tasarım çözümleri yıllardır sektörün temel çalışma alanları arasında yer alıyor.
Bir çantanın yıllarca formunu koruması, bir ceketin omuz yapısının kusursuz görünmesi ya da bir performans kumaşının onlarca kullanımdan sonra bile özelliklerini kaybetmemesi tesadüf değil. Bunların arkasında ciddi bir araştırma ve geliştirme süreci bulunuyor.
Prada'nın Axiom Space ile kurduğu ortaklık da bu bilgi birikiminden besleniyor. Özellikle markanın teknik kumaşlar ve yüksek performanslı malzemeler konusundaki deneyimi, uzay teknolojilerinin ihtiyaçlarıyla beklenmedik biçimde kesişiyor. Sonuçta ister bir kayak giysisi tasarlayın ister Ay yüzeyinde kullanılacak bir ekipman geliştirin, konu dönüp dolaşıp insan bedenini korumaya ve hareket özgürlüğü sağlamaya geliyor.

Uzay estetiğinden uzay gerçeğine
Moda dünyasının uzaya ilgisi aslında yeni değil. On yıllar boyunca sayısız tasarımcı geleceği uzay üzerinden hayal etti. Defilelerde metalik kumaşlar, futuristik siluetler ve bilim kurgu filmlerini andıran detaylar gördük. Uzay, modanın en sevdiği ilham kaynaklarından biri oldu. Bugün ise ilham kaynağı olmaktan çıkıp gerçek bir çalışma alanına dönüşüyor. Artık mesele astronot gibi görünmek değil, gerçek astronotların ne giyeceği. Belki de Prada'nın hikâyesini ilginç kılan tam olarak bu. Çünkü marka burada bir kostüm tasarlamıyor. Uzay görevlerinin güvenliğini ve performansını artıracak bir sistem üzerinde çalışıyor.
Yeni lüksün adresi
Bu durum aynı zamanda lüksün geçirdiği dönüşümü de gösteriyor. Yıllar boyunca lüks; zor ulaşılır olmak, ayrıcalık yaratmak ve belirli bir yaşam tarzını temsil etmek üzerinden tanımlandı. Bugün ise performans, işlevsellik ve teknoloji giderek daha fazla önem kazanıyor. Bir ürünün yalnızca güzel görünmesi yeterli bulunmuyor; aynı zamanda iyi çalışması da bekleniyor. Belki de bu yüzden son dönemin en ilginç moda haberlerinden biri yeni bir çanta ya da ayakkabı değil, bir soğutma sistemi oldu. Prada'nın uzay programındaki varlığı tam da bu yeni dönemin sembollerinden biri gibi görünüyor.
Bir zamanlar markalar sanat dünyasına yakın olmakla övünüyordu. Ardından teknoloji şirketleriyle yapılan işbirlikleri dönemi başladı. Şimdi ise konuştuğumuz şey Ay görevleri. Moda dünyasının sınırları genişlemeye devam ediyor. Ve kabul etmek gerekir ki çok az marka, ürünlerinin kullanılacağı yeri anlatırken "Dünyanın yaklaşık 384 bin kilometre uzağı" ifadesini kullanabilir. Prada artık onlardan biri.

Miranda Priestly bu haberi görseydi...
2006 yılında vizyona giren "Şeytan Marka Giyer", moda dünyasının popüler kültürdeki en güçlü temsilcilerinden biri haline geldi. Film sayesinde Prada adı, yalnızca bir lüks moda markası olmaktan çıkıp sektörün güç ve prestij sembollerinden biri olarak hafızalara kazındı. Bugün markanın geldiği nokta ise filmin senaristlerinin bile aklına gelmeyebilirdi. Çünkü artık mesele bir moda dergisinin genel yayın yönetmenini etkilemek ya da ön sırada yer bulmak değil. Prada, insanlığın Ay'a dönüş yolculuğunda kullanılacak ekipmanların geliştirilmesinde rol oynuyor. Kısacası Miranda Priestly'nin gardırobundan sonra sırada astronotların gardırobu var. Ve moda dünyasının hikâyesi ilk kez bu kadar gerçek anlamda dünyanın dışına taşıyor.