Ekonomik özgürlükte 67'nciyiz

Türkiye'nin notu geçen yıla göre artsa da özgürlük hala 'kısmi'.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

WASHINGTON - Ekonomik özgürlükler sıralamasında Türkiye, dünya ortalamasının üzerinde çıksa da 179 ülke içinde 67'inci, 43 Avrupa ülkesi arasında ise 30. sırada yer alabildi.

Amerikan Heritage Vakfı ile Wall Street Journal gazetesi, ülkeleri 10 ayrı ekonomik özgürlük alanında 100 üzerinden ayrı ayrı nota tabi tutarak ekonomik özgürlüklerine göre bu yıl da sıraladı. Listede Türkiye'nin toplam notu, geçen yılki notunun 0,4 puan üzerinde, 64,2 olarak belirlendi.

Türkiye'ye listede, iş kurma özgürlüğünde 68,7, ticaret özgürlüğünde 85,4, mali özgürlükte 78,2, devlet harcamalarında 83,6, parasal özgürlükte 72,7, yatırım özgürlüğünde 70,0, finansal özgürlükte 50,0, mülkiyet haklarında 50,0, yolsuzluklarda 44,0, iş gücü özgürlüğünde de 39,6 puan verildi.

Raporun İngilizce tam metnini görüntülemek için tıklayın

Listenin Avrupa bölümünde ise 43 ülke arasında 30. sırada bulunan Türkiye'nin 'kısmen özgür' ülkeler arasında yer alan toplam notu, dünya ortalamasının üzerinde.

Hong Kong zirvede

Ekonomik özgürlükler listesinin ilk 10 sırasında ise sırasıyla Hong Kong, Singapur, Avustralya, Yeni Zelanda, İsviçre, Kanada, İrlanda, Danimarka, ABD ve Bahreyn bulunuyor.

Ekonomik özgürlükler konusunda her ülkeyle ilgili değerlendirmeye de yer verilen listede, 'Türkiye'nin geçen yıla göre artan notunun, yolsuzluklar ve iş gücü özgürlüğünde yaşanan düşüşleri telafi edecek biçimde, parasal ve yatırım özgürlüğünde yükselen puanlarının bir yansıması olduğu' belirtildi.

'Türkiye'deki iş ortamının gitgide daha elverişli ve etkin hale geldiği, devletin ekonomiye olan müdahalesinin yoğunluğunu korumasına karşın, özel sektörün büyümekte olduğu' belirtilen değerlendirmede, 'bankacılık sektörünün, 2001 yılında çok sayıda bankanın çöküşünü takiben yürürlüğe konan ihtiyati düzenleyici çerçeveyle birlikte, finansal çalkantıyı hiçbir devlet yardımı olmadan savuşturduğu' kaydedildi.

Değerlendirmede, 'makro ekonomik istikrarın iyi korunduğu ve dolaylı vergilerde geçici kesintileri içeren canlandırma tedbirlerinin büyük ölçüde aşamalı olarak sona erdirildiği' ifade edildi.

'Türkiye'nin düzenleyici rejiminin, bazı ilerlemelere rağmen yük oluşturmaya devam ettiği ve dinamik girişimcilik faaliyetini engellediği' belirtilen değerlendirmede, 'iş gücü piyasasının katı nitelik gösterdiği, mülkiyet haklarının genelde uygulandığı, ancak yargının etkinlikten ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ve yolsuzluğun yaygın düzeyde görüldüğü' kaydedildi.

AB'ye katılım 'uzak ihtimal'

Değerlendirmenin Türkiye ile ilgili genel bilgiler başlıklı bölümünde, 'Türkiye'nin sıklıkla Doğu ile Batı arasında bir köprü olarak görülen laik bir devlet olduğu' ifade edildi.

'Türkiye'nin, askeri darbenin ardından 1982 yılında kabul edilen Anayasayla birlikte, şimdi başarılı bir çok partili demokrasi olduğu' ifade edilen değerlendirmede, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2003 yılından beri iktidarda olduğu belirtildi ve Türkiye'nin AB sürecinde yaşanan gelişmelerle ilgili genel bilgiler verildi.

Fransa, Almanya ve Avusturya gibi ülkelerin güçlü muhalefetinin Türkiye'nin AB'ye katılımını 'uzak ihtimal' haline getirdiği belirtilen değerlendirmede, Türkiye'nin temel ihraç malları sıralanarak, 'ekonominin çeşitlendirilmesi ve genişletilmesi için kaydadeğer reformlara hala ihtiyaç olduğu' ifade edildi.

Bürokrasi önemli bir engel

'İş kurma özgürlüğü' başlıklı bölümde, 'Türkiye'de özel şirket kurma sürecinin daha az zaman harcanan ve daha az karmaşık hale geldiği, ancak bürokrasi ve düzenlemelerin etkisiz uygulanmasının, girişimcilik üzerinde önemli bir engel olarak durmaya devam ettiği' kaydedildi.

'Ticaret özgürlüğü' bölümünde de, 'Türkiye'nin 2009 yılında ortalama gümrük tarife oranının yüzde 2,3 olduğu, Türkiye'nin AB'nin ortak dış tarifesini onayladığı, tarım konusundaki bazı yüksek tarifelerin, ithalat vergilerinin, hizmet piyasasına girişin önündeki engellerin, gıda ve tarım ürünleri için ithalat izin belgesi alınması konusunda getirilen kısıtlayıcı koşulların, ithalat lisansı için gereken şartların, şeffaf olmayan ve keyfi standart ve düzenlemelerin, ihracatı teşvik programlarının, fikri mülkiyet haklarının zayıf biçimde uygulanmasının ve yolsuzluğun ticaret bedelini artırdığı, Türkiye'nin ticaret özgürlüğü notundan, tarife dışı engeller nedeniyle 10 puan düşürüldüğü' belirtildi.

'Mali özgürlük' bölümünde de, 'Türkiye'nin nispeten yüksek bir gelir vergisi oranına ve nispeten düşük bir kurumlar vergisi oranına sahip olduğu' kaydedilerek, bu alana dair bazı rakamlar verildi.

'Devlet harcamaları' bölümünde de, 'merkezi hükümet harcamalarının Gayrisafi Yurtiçi Hasılanın yüzde 23,4'üne denk düştüğü, fiyat serbestisi ve özelleştirmenin özel sektörün rolünü artırdığı, ancak enerji ve ulaştırma sektörünün devletin hakimiyetinde kalmaya devam ettiği' kaydedildi.

Açıklanan fiyatlar notu 10 puan düşürdü

'Parasal özgürlük' bölümünde, 'enflasyonun 2007 ile 2009 yılları arasında ortalama yüzde 7,5 düzeyinde seyrettiği ve nispeten yüksek olduğu, hükümetin birçok tarım ürünü ve tıbbi ürünler için fiyatlar belirlediği ve çeşitli yollarla fiyatları etkilediği, yerli fiyatları bozan tedbirler nedeniyle Türkiye'nin parasal özgürlük notundan 10 puan düşürdüğü' belirtildi.

'Yatırım özgürlüğü' bölümünde, 'yabancı ve iç sermayenin yasalar altında eşit muamele gördüğü, ancak yabancı yatırımların bazı sektörlerde kısıtlamaya tabi olduğu, tüm yatırımcıların aşırı bürokrasi, kurumsal yönetimdeki zayıflıklar ve hukuki ve düzenleyici ortamda sıkça değişimlerle karşılaştıkları, yabancı yatırımcıların sahip olabileceği emlak miktarının kısıtlandığı' kaydedildi.

'Finansal özgürlük' başlıklı bölümde de, 'Türkiye'deki finansal sektörün hızlı bir dönüşümden geçtiği, 2000-2001 finansal krizinden beri devletin şeffaflığı artırdığı, düzenleyici ve muhasebe standartlarını güçlendirdiği ve gözetimi geliştirdiği' ifade edildi. 'Bankacılık sektörünün finansal sisteme hakim konumda olduğu' belirtilen ve ülkedeki bankalarla ilgili genel bilgilere yer verilen değerlendirmede, 'devlet bankalarının yeniden düzenlenmesinin yavaş kaldığı, yabancı şirketlerin sigorta sektöründe geniş biçimde temsil edilmediği, sermaye piyasalarının, gelişme gösterse de nispeten küçük ve devlet tahvilatının hakimiyetinde olduğu, bankacılık sektörünün, etkin likidite tamponları ve yabancı paraya sınırlı derecede maruz kalma nedeniyle finansal krizi iyi savuşturduğu' belirtildi.

Yargı bağımsız ve etkin değil

'Mülkiyet hakları' bölümünde de, 'bu hakların genellikle uygulandığı, ancak mahkemelerin aşırı yüklü ve yavaş olduğu, hakimlerin de ticari davalar için iyi eğitimli olmadığı, ayrıca yargının hükümetin etkisine maruz kaldığı' ifade edildi. Değerlendirmede, 'fikri mülkiyet haklarının geliştiği, ancak gizli tıbbi test verilerinin korunmasının yetersiz olduğu, korsanlık ve telif hakkı ile korunan materyallerin taklidinin yapılması konusundaki yüksek oranın devam ettiği' kaydedildi.

'Yolsuzluklar' bölümünde de, 'Türkiye'de yolsuzluğun önemli düzeyde olarak görüldüğü, Türkiye'nin Uluslararası Saydamlık Enstitüsünün 2009 yılı küresel yolsuzluk listesinde 180 ülke arasında 61. sırada yer aldığı' belirtildi. 'Rüşvetin yasa dışı olduğu ve bazı yetkililere yolsuzluk nedeniyle davalar açıldığı, ancak uygulamanın eşit düzeyde olmadığı, yargı sisteminin dış müdahaleden kolay etkilenir ve yabancılara karşı bir şekilde taraflı olarak görüldüğü' ifade edildi.

'İşgücü özgürlüğü' bölümünde de, 'katı iş gücü piyasasının yüksek işsizliğe neden olduğu ve büyük bir gayriresmi sektörün oluşumuna katkı sağladığı' belirtildi.

Bu konularda ilginizi çekebilir