Fed’in yeni ismi piyasaları tedirgin etti: Kevin Warsh dönemi endişeyle başladı
ABD Merkez Bankası’nın yeni başkanı Kevin Warsh’ın bilanço küçültme ve enflasyon hedeflerine yönelik farklı yaklaşımı, Wall Street’te belirsizlik endişelerini artırdı. Uzmanlar, Fed’in yeni dönemde daha sert ve öngörülemez politikalara yönelebileceğine dikkat çekiyor.
ABD Merkez Bankası’nda (Fed) Jerome Powell dönemi resmen sona ererken, piyasalarda gözler yeni başkan Kevin Warsh’a çevrildi. Wall Street’te özellikle faiz politikası ve Fed içindeki görüş ayrılıklarının artması nedeniyle belirsizlik endişeleri öne çıkıyor.
15 Mayıs itibarıyla Jerome Powell’ın Fed başkanı olarak ikinci dönemi sona erdi. Powell, 2028 yılına kadar Fed Yönetim Kurulu’nda kalmaya devam edecek olsa da, kurumun liderliği artık Kevin Warsh’a geçti.
Powell’ın yaklaşık 8 yıllık görev süreci boyunca Fed’in en önemli özelliğinin “öngörülebilirlik” olduğu değerlendirmesi yapıldı. Her ne kadar pandemi dönemindeki düşük faiz politikaları ve teşviklerin ardından ABD’de enflasyon Haziran 2022’de yüzde 9,1 ile son 40 yılın zirvesine çıksa da, piyasalar Powell döneminde Fed’in fiyat istikrarı ve maksimum istihdam hedeflerine bağlı kalacağına güven duydu.
Fed içinde tarihi görüş ayrılığı
Powell’ın son yılı ise Fed içerisindeki fikir ayrılıklarıyla dikkat çekti. Son 7 Fed toplantısının tamamında en az bir karşı oy kullanılırken, bazı toplantılarda üyeler faiz politikası konusunda birbirine tamamen zıt görüşler ortaya koydu.
Powell’ın 29 Nisan’daki son toplantısında 34 yılın en yüksek karşı oy sayısının görülmesi, Fed içindeki ayrışmanın boyutunu gözler önüne serdi.
Yeni başkan Kevin Warsh’ın göreve, tarihsel olarak en bölünmüş Fed yapılarından biriyle başladığı belirtiliyor. Fed üyelerinden Stephen Miran faiz indirimlerini savunurken, Beth Hammack, Neel Kashkari ve Lorie Logan ise daha sıkı para politikasından yana tavır alıyor.
Kevin Warsh’ın politikaları piyasaları tedirgin ediyor
Kevin Warsh’ın özellikle Fed bilançosunu küçültme konusundaki sert yaklaşımı dikkat çekiyor. Fed’in bilançosu 2008 krizinde 900 milyar doların altındayken, 2022’de yaklaşık 9 trilyon dolara kadar yükselmişti.
Warsh, Fed’in finansal piyasalardaki rolünün azaltılması gerektiğini savunurken, bilanço küçültme sürecinin tahvil faizlerini yükseltebileceği ve borçlanma maliyetlerini artırabileceği değerlendiriliyor.
Öte yandan Warsh’ın enflasyon konusunda da farklı bir yaklaşım benimsediği ifade ediliyor. Yeni Fed Başkanı’nın yüzde 2’lik katı enflasyon hedefi yerine, “kimsenin fiyat artışlarını konuşmadığı bir ortamı” fiyat istikrarı olarak tanımlaması, piyasalarda yeni döneme ilişkin soru işaretlerini artırdı.
Wall Street’te belirsizlik endişesi
ABD borsaları son dönemde yapay zeka hisselerinin desteğiyle rekor seviyelere yakın seyrederken, Fed’de yaşanan lider değişiminin piyasalarda yeni bir risk unsuru oluşturabileceği belirtiliyor.
Uzmanlar, Kevin Warsh liderliğindeki Fed’in kurum içindeki görüş ayrılıklarını azaltamaması halinde bunun hem Fed’in güvenilirliğine hem de tarihi zirvelere yakın seyreden Wall Street endekslerine baskı oluşturabileceğini değerlendiriyor.
Tahvil yatırımcıları Fed faiz artırım ihtimalini fiyatlıyorEkonomi