"Mısır’a serbest bölge kuruyoruz, benzerini Türkiye’de de yapalım"
Kristal Büyüme Vakfı Başkanı ve Rusya eski Kalkınma Bakanı Aleksandr Galuşka, Mısır’da bir serbest bölge kurma kararı aldıklarını söyledi. Galuşka, “Benzer bir modeli, Türkiye ile de uygulayabiliriz. İki ülke iş dünyasının birlikte geliştirip, üretmesini sağlayacak iki serbest bölge kurabiliriz” dedi.
Ferit PARLAK
Rusya, Mısır’da Rus-Mısır Serbest Bölgesi kurulması için Mısır hükümeti ile anlaştı. DÜNYA’nın sorularını yanıtlayan, Rusya’nın ekonomik stratejilerini geliştiren Kristal Büyüme Vakfı Başkanı ve Rusya eski Kalkınma Bakanı Aleksandr Galuşka, Mısır hükümeti ile yapılan görüşmeler sonucunda, Mısır’da bir serbest bölge kurma kararı aldıklarını söyledi.
Galuşka, “Benzer bir modeli, Türkiye ile de geliştirip, uygulayabiliriz. İki ülke iş dünyasının birlikte geliştirip, üretmesini sağlayacak, Rusya ve Türkiye’de olmak üzere iki serbest bölge kurabiliriz.
Bu yolla, Türk ve Rus işverenler için bir “köprü” oluşturulabilir.” dedi. Mısır’da kurulacak serbest bölge ile ilgili bilgiler de veren Galuşka, “İlk aşamada makine, tarım, tekstil ve ilaç sanayinde imalat yapan firmaları eşleştireceğiz veya bağımsız fabrikalar kurmaları için yönlendireceğiz. İkinci aşamada ise bölgeyi bir “teknoloji merkezi” haline getirmeyi planlayacağız.” şeklinde konuştu.
Mısır’ın, hem Afrika pazarına açılan bir kapı, hem de Avrupa ile serbest ticaret anlaşması sayesinde stratejik bir konumda olduğunu dile getiren Galuşka, “Üretim maliyetler konusunda da avantajları var. Yerlilik oranı yüzde 30’u geçen üretimin “Mısır malı” sayılması da, yabancı yatırımlar açısından da, Mısır için de ayrı bir avantaj” diye konuştu.
“İki ülke iş dünyası için fırsatlar var”
Türkiye ile Rusya’nın bazı sektörlerde rakip, bazı sektörlerde ise tamamlayıcı olduğunu dile getiren Galuşka , “Karşılıklı çıkarlar doğrultusunda güçlerini birleştiren ülkelerin kârlı çıkacağı bir dönemi yaşıyoruz. Rusya ve Türkiye lojistik, teknoloji, turizm gibi birçok alanda ortak geliştirmeler ve üretim yapabilir. İki ülke iş dünyası için de ciddi fırsatlar var. Serbest bölgeler gibi farklı fırsatların değerlendirilmesi için iki taraflı irade gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin NATO için önemli bir müttefik olduğuna dikkat çeken Galuşka, “Bir tarafta ekonomisi zayıflayan ve zayıflamaya devam eden batılı ülkeler. Diğer tarafta ekonomik olarak güçlenen ve güçlenmeye devam eden doğu ülkeleri. Ülkeler hangi tarafa odaklanılacağına, yakın olunacağına karar veriyor. Türkiye’de kendi kararını kendisi veriyor, verecek” şeklinde konuştu
“100 milyar dolarlık hedef gerçekçiydi”
Türkiye ile Rusya dış ticaret hacmi için 2010 yılında belirlenen 100 milyar dolarlık hedefin gerçekçi bir hedef olduğunun altını çizen Galuşka, “O dönem 40 milyar dolar civarında olan dış ticaret hacminin, küçük adımlarla 100 milyar dolara çıkabileceğini öngörüyorduk.
Dengeli bir ticareti olmasını da hedefliyorduk. Ancak bugün baktığımızda 50 milyar dolar seviyesinde kaldığımızı görüyoruz.” dedi. Türkiye ile hedef belirlenen dönemden belli bir süre sonra, bakanlık yaptığı dönemde, Çin ile de ticaret hedefleri belirlendiğine vurgu yapan Galuşka sözlerini şöyle sürdürdü:
“O dönemde Çin ile dış ticaret hacmimiz 88 milyar dolar civarındaydı. 10 yıl için 200 milyar dolarlık bir ticaret hacmine ulaşma hedefi koyduk. Yapılabilecekleri de planladık. Bugün Çin ile Rusya arasındaki ticaret hacmi 240 milyar doları aştı.”
“Teknolojik gelişim için devlet desteği şart”
Teknolojik yatırımlarda devlet desteğinin önemine de dikkat çeken Galuşka, “Ülkelerin kendi bilimine, eğitimine yatırım yapması gerekiyor. Ve sonuçta kendi teknolojilerini geliştirmesi gerekiyor.
Tabii ki bunu özel sektörle yapması lazım. Ama burada, yani bu yatırımlarda, tüm dünyada, devletlerin gücü belirleyici oluyor, ön plana çıkıyor. Gelişmiş ülkelere bakıldığında, yüksek teknoloji sektörlerinde devletin desteği olmwadan hiçbir şeyin olmuşluğu yok. Telefonundan bilgisayarına, arabasından uçağına kadar her sektörde, devlet desteği olmazsa, geliştirme yarıda kalıyor. Bu teknolojileri geliştirmek için kamu desteği şart. Gelişmiş ülkeler de, kamu desteği ile gelişti; ve bugün yapılan geliştirmelerde de kaynak kamudan sağlanmakta” değerlendirmesinde bulundu.
Galuşka, sözlerini şöyle sürdürdü: “Teknolojisini geliştirmek isteyen ülkeler, yüksek teknolojili ürün üretmek isteyen ülkeler, mutlak liberal dogmalardan vazgeçmeli. Kamu yatırımcı olmamalı gibi dogmaları kabullenmemeli. Teknolojik gelişmeyi engelleyen her türlü dogmadan vazgeçmeli. Teknolojik alyanslar kurmalı ve bilimsel araştırmalarda ittifaklar oluşturmalı. Diğer ülkelerdeki değerleri, karşılıksız bir şekilde ülkesine çekmek isteyenlerle mücadele bu şekilde olabilir” diye konuştu.