"Yunanistan'da umut radikal sol"

Ekonomik krizin etkisindeki Yunanistan'da 6 Mayıs'taki genel seçimlerde ikinci parti olan SYRIZA Milletvekili Rena Dourou halka önce umut vermeye çalıştıklarını söyledi.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

 

 

 

ATİNA - Ekonomik krizin etkisindeki Yunanistan'da 6 Mayıs'taki genel seçimlerde ikinci parti olan Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA), bazı çevrelere göre Yunanistan'da işten çıkarmalar ve maaş kesintileriyle kendini gösteren kemer sıkma politikalarının mağduru halkın tek umudu oldu, bazı çevrelere göre ise borç anlaşmasının şartlarını reddederek ülkenin Euro Bölgesindeki yerini tehlikeye atan, ekonomik ve siyasi istikrarsızlığın kaynağı.

SYRIZA'nın başarısı, sadece halkın kemer sıkma politikalarına verdiği tepkinin eseri mi, yoksa parti Yunanistan'da PASOK ve Yeni Demokrasi ile alışılagelen iki partili siyasetin taşlarını yerinden oynatan kalıcı bir siyasi güç mü? Bunu zaman gösterecek. Başta Almanya olmak üzere Avrupa'daki mevcut liderliğe karşı çıkışları ile tanınan partinin Atina milletvekili Rena Dourou, iyi derecede Türkçe biliyor ve partinin dış politika uzmanlarından biri. 17 Haziran'da yeniden sandığa gidecek Yunanistan'da neleri değiştirmek istediklerini anlatan Dourou, SYRIZA'nın, halka önce umut vermeye çalıştığını söyledi.

Toplumu istikrarsızlığa, kitlesel işsizliğe, ekonomiyi durgunluğa sürükleyen memorandumdan (borç anlaşması) başka bir yol olduğunu belirten Dourou, halka umut vermeye çalıştığını, yepyeni bir politika teklif ettiklerini vurguladı. Dourou, "Euro Bölgesinde, ancak kemer sıkma yolundan uzak; insanların, büyümenin ve istihdamın yanında, spekülatif piyasaların karşısında bir politika bu" diye konuştu.

Troyka (AB, AMB ve IMF) tarafından empoze edilen kemer sıkma politikalarını uygulamanın sadece Yunan toplumunu değil, Euro Bölgesinin geleceğini de tehlikeye attığını söyleyen Dourou, Avrupa'nın bir bütün olarak politikalarını değiştirmesi gerektiğini kaydederek, şöyle konuştu: "Aslında Avrupa'nın paradigmalarını değiştirmeye ihtiyacı var; daha fazla kemer sıkma ve kamu harcamalarında kesinti değil, büyüme, kamu yatırımları ve dayanışma gerekli. Avrupa'nın uğraşması gereken tek ülke Yunanistan değil. İspanya'ya, İtalya'ya, Portekiz ve İrlanda'ya bakın. Bu durumdan çıkmanın tek yolu, kitlesel yoksulluğa sürükleyen mevcut neoliberal Avrupa politikalarını değiştirmek ve önerdikleri 'çözümleri' reddetmektir. Avrupa'nın ülkemize yaptığı mali yardımın şartlarında radikal bir değişim teklif etmemizin nedeni de budur. Yunanistan'ın borçlarını, sadece büyümeye geri döndüğünde, ödemesine izin verilmeli. Bu, II. Dünya Savaşı'nda Almanya'da da uygulanan büyüme şartlı politikadır. Bunun yanında tabii ki adil gelir dağılımı sağlayan yeni bir mali politika benimseyerek ekonomimizi verimli bir şekilde yeniden yapılandırmaya ihtiyacımız var."

Sadece Yunanistan'a verilen kurtarma paketinin şartlarında değil, bir bütün olarak Avrupa politikalarında da radikal değişikliklerle yeni bir başlangıç yapabilecek bir sol koalisyon hükümeti oluşturmanın, sadece ekonomik değil aynı zamanda siyasi de olan mevcut krizden çıkmanın tek yolu olduğunu söyleyen Dourou, "Zorlukların farkındayız, ancak mevcut kabustan çıkışın tek yolu budur" dedi.

"Sessizlerin sesi olmak istiyoruz"

SYRIZA'nın kamuoyu araştırmalarına göre ilk ya da ikinci sırada gelmesiyle ilgili olarak "Politikalarımızı anketlere göre şekillendirmiyoruz" diyen Dourou, önceki hükümetlerin empoze ettiği kemer sıkma programlarından mağdur olan insanlara ulaşılmasının önemine işaret ederek, şöyle konuştu: "Sessizlerin, işsizlerin, yoksulların ve yalnız annelerin sesi olmak istiyoruz. Kemer sıkma programlarına karşı olan toplumsal hareketleri desteklemek istiyoruz. Her üç günde bir intiharın gerçekleştiği toplumumuza zarar veren bu adaletsiz politikanın şartlarını değiştirecek şartlar yaratmak istiyoruz. Bunlar anket sonuçlarından daha önemli bizim için."

"SYRIZA'nın mevduatlara el koyması söz konusu değil"

Rena Dourou, 6 Mayıs'taki seçimden sonra hükümetin kurulamaması nedeniyle yaşanan siyasi krizle Yunan bankalarından 800 milyon avro kadar mevduat çıkışının "genel bir eğilim olmadığını" vurguladı. Bankaların önünde kuyruklar oluşmadığını, panik işaretinin de olmadığını belirten Dourou, aynı dönemde İspanya, İtalya ve Portekiz'de de insanların aynı şekilde davrandığına işaret etti. Dourou, konuyla ilgili şunları söyledi: "Yunanistan'da bu, genel bir eğilim gibi görünmüyor. Ancak bu, Yeni Demokrasi Partisi'nin (ND) sorumsuzca, SYRIZA'yı, eğer iktidara gelirse insanların mevduatlarına el koyacak yıkıcı bir güç gibi tasvir etmesinin bir sonucu oldu, ki böyle bir şey söz konusu değil. Diğer yandan insanlara korku vererek ve belirsizlik yaratarak gelecek seçimlerin sonucunu etkilemek isteyen ekonomik çıkar çevreleri de mevcut. Bunların da hedefleri halkın oylarını, mevcut yolsuzluk sistemini yaratan ve 6 Mayıs'ta halk tarafından kabul  görmeyen iki partiye PASOK ve ND'ye yönlendirmek. Ancak insanlar bu çeşit planlara direniyor ve SYRIZA'yı destekliyor."

SYRIZA'nın Batı Trakya'daki başarısı

SYRIZA'nın 6 Mayıs'taki seçimlerde Batı Trakya'dan iki Türk kökenli milletvekili çıkarabilmesinde de oradakilerin de Yunanistan'ın her yerindeki ekonomik kriz mağdurları gibi aynı duygularla sandığa gitmelerinin etkili olduğunu kaydeden Dourou, bunun yanında SYRIZA'nın uluslararası yasalara ve insan haklarına saygıya dayalı prensipli bir azınlık politikası olduğuna da işaret etti. Dourou, "Bütün Yunan vatandaşlarının eşit hak ve yükümlülüklere sahip olması gerekli, Yunan devleti de onlara cinsiyet, din ya da herhangi bir özelliklerine ilişkin ayrımcılık yapmadan adil ve eşit davranmalı" diye konuştu.

Türkiye ve Yunanistan askeri harcamaları azaltmalı

Dourou, Türkiye ile Yunanistan ilişkilerine ilişkin parti politikalarıyla ilgili de bilgi verdi. Hem Türkiye'nin hem de Yunanistan'ın askeri harcamalarını azaltması ihtiyacına vurgu yapan, uygulanması çok acil bir hale gelen bir politika benimsediklerini ifade eden Dourou, yüksek askeri harcamaların nedeninin ise iki ülkenin NATO üyelikleri olduğunu savundu. Yunanistan'ın silahlanmasında Almanya'nın etkili olduğuna da işaret eden Dourou, şunları söyledi: "Bize göre Almanya Atina'ya, verilen milyonlarca avro karşılığında Almanya'dan silah alması konusunda baskı uygulamaktadır. Aynı zamanda Berlin'in Yunanistan'a, çalışan ve emeklilerin gelirlerinden kesinti yapmasını empoze etmesi de acı bir gerçektir."

Türkiye ve Yunanistan, işbirliğinin önemini daha iyi anlamalı

Dourou, MEB'in (Münhasır Ekonomik Bölge) sınırlandırılmasının ise bütün tarafların katılımıyla mümkün olacak uluslararası deniz hukuku prensiplerine uyularak sağlanacak diyalogla mümkün olabileceğine inandıklarını belirterek, "Genel olarak bütün uluslararası anlaşmaların, iyi komşuluk ilişkileri temelinde ve iki ülke arasında karşılıklı anlayış, dostluk ve istikrarı güçlendirmeyi teşvik etme yoluyla uygulanması gerektiğine inanıyoruz" dedi.

SYRIZA'nın iki ülke ilişkileriyle ilgili prensipli bir politikası olduğunu vurgulayan Dourou, iki ülke hükümetleri ve halkları arasında diyaloğun, gereksiz gerilimlerden kaçınılarak hüküm sürmesi gerektiğini kaydetti. Dourou, "Bölgede barış ve istikrar, uluslararası hukuka, Avrupa değerlerine ve iyi komşuluk ilişkilerine saygıya dayanan kazan-kazan ilişkisini oluşturmak için iki ana hedeftir. İki ülkenin de işbirliğinin önemini daha iyi anlaması ve geçmişte yaşanan zor günleri geride bırakması gerekli. Akdenizli komşularımızda, toplumlarına yıkıcı etkisi olan silahlı çatışma örneklerine yeterince tanık olduk" diye konuştu.

Rena Dourou, Türkçe'yi ilk olarak annesinin, 1964'te yaşadıkları dramatik olayların ardından İstanbul'dan Yunanistan'a dönen yakın bir arkadaşından duyduğunu, onun anılarının kendisinde derin etkiler yarattığını anlattı. "Mirasımızın kayıp kısmını daha iyi anlamak için en kısa zamanda Türkçe öğrenme ihtiyacı hissettim" diyen Dourou, aynı zamanda dış politikaya özellikle Türk-Yunan ilişkilerine ilgi duyduğunu belirterek, şunları söyledi: "Türkçe öğrenmek, Türkiye ve Türkleri daha iyi anlamak açısından önemliydi. Yunanistan'da Türkçe öğrenmeye başladım ve eğitimimi Türkiye'de TÖMER'de tamamladım. Bu nedenle bugün Türk toplumu ve politikalarındaki gelişmeleri daha iyi anladığımı düşünüyorum."
 

Bu konularda ilginizi çekebilir