Eskişehir'de mekânlar ve lezzetler peşinde…

Haftasonu rotasını bir Avrupa şehri tadındaki Eskişehir'e çevirecekler için tarihi, efsaneleri, görülecek yerleri ve lezzetleri ile bu kentte unutulmayacak iki gün geçirmenin ipuçları…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

"Haydi, bu haftasonu Eskisehir'e gidiyoruz!" derseniz hem ulaşım, hem gezilecek görülecek mekân, hem konaklama, hem lezzet seçeneği o kadar çok ki… Örneğin, İstanbul'dan kendi aracınızla 300 küsur kilometrelik keyifli bir yolculukla veya Pendik'ten Yüksek Hızlı Tren'le ya da şehirlerarası bir otobüsle batılı benzerlerini aratmayan bu güzel kentimize ulaşabilirsiniz.

Kısa tarihçe

Vardığınız kent, gerçekten eski. Tarihi, Milat'tan 3 bin yıl öncesine kadar gidiyor. Eski ve Orta Çağlarda Yunanca Dorylaion, Latince Dorylaeum ismi ile tanınmış. Arap kaynaklarında Darauliya, Adruliya ve Drusilya olarak geçiyor. Bundan 3 bin yıl kadar önce, antik kaynaklarda önemli yolların kavşak noktasında kaplıcaları ile ünlü, ticaret ile zenginliğe kavuşmuş bir Frigya (Phrygia) şehri olarak biliniyor. Şehrin kurucusu, Eretrialı Doryleos.

1-703.jpg

Kentin bugünkü Eskişehir'in 3 km. kuzeydoğusunda, Porsuk Çayı'nın kuzeyinde yer alan Şarhöyük ören yerinde kurulduğu saptanmış. Şarhöyük, 17 metre yüksekliğinde, 450 m. çapında Orta Anadolu'nun orta büyüklükteki höyüklerinden birisi. Prof. Dr. A. Muhibbe Darga başkanlığında bir ekip tarafından arkeolojik kazılara başlanmış, halen sürdürülüyor. Höyükteki bulgular, ilk Tunç Çağı'na kadar uzanıyor.

Friglerden sonra şehir Lidyalıların, ardından Perslerin egemenliğine girmiş. M. Ö. 334 yılında İskender'in eline geçmiş. M.Ö. 190 yılında Romalıların zapt ettiği Eskişehir, M.S. 395'te ikiye bölünmesine kadar Roma İmparatorluğu'nun, sonra da Bizanslıların idaresinde kalmış.

Selçuklular, 1071'de Malazgirt Savaşı'nı kazandıktan sonra 1074'te Eskişehir'i almışlar. Kent, Anadolu Selçuklular ile Haçlılar arasında yapılan kanlı savaşlara sahne olmuş. Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu Osman Bey, 1289 yılında hakimiyet sahasına Eskişehir ve İnönü'yü de katmış. 

Şehir, 1877-1878 Osmanlı - Rus Harbi'nden sonra muhacirlerle beraber kalabalıklaşmaya başlamış ve gelişmiş. Asıl büyüme, demiryolunun işletmeye açılmasından sonra olmuş. Demiryolu, Eskişehir'in ticaretini canlandırmış, burayı ticaretin yanı sıra askeri açıdan da önemli bir stratejik nokta konumuna getirmiş.

1921'de Yunanlıların işgaline uğramış.  26 Ağustos 1922 de Türk ordusunun taarruzu sonucu 2 Eylül 1922 de düşman işgalinden kurtulmuş. Kurtuluş Savaşı'nın 5 önemli meydan muharebesinin üçü Eskişehir'de geçmiş.

Eğitim, kültür, sanat kenti

Eskişehir aynı zamanda eğitim ve bilim kenti. 12 fakülte, 6 yüksek okul, 3 meslek yüksek okulu, 1 devlet konservatuvarı ve 7 enstitü ile Anadolu Üniversitesi ve 9 fakülte, 6 yüksekokul, 5 enstitü ve 1 devlet konservatuvar ile Osmangazi Üniversitesi ile metropol kentlerin dışında iki üniversitesi olan tek Anadolu kenti.

Eskişehir, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen'in Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na seçilmesi ile birçok yeni sanat tesisine ve kurumuna da sahip oldu. Anadolu Üniversitesi'nin rektörlüğünü yaptığı dönemlerde üniversite bünyesinde konservatuar kuran ve kampus alanı içinde çok sayıda sanat tesisi inşaa edilmesini sağlayan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen, sanat yatırımları çoğaltarak kent genelini yayma imkânı buldu. Eskişehir, Şehir Tiyatroları, Senfoni Orkestrası, şehir Operası gibi sanat kurumlarının yanı sıra 3 sanat tesisine kavuştu.

Kördüğüm efsanesi

Eskişehir, efsanelere de ev sahipliği yapmış bir kent. Bunlardan bazıları şöyle:

Yeni bir lider arayışında olan Friglere bir kahin tarafından şehre öküz arabası ile giren ilk adamı kral ilan etmeleri söylenir. Bu kişi, kağnısıyla kente giren yoksul bir köylü, Midas'ın babası Gordios olur. Gordios, kral ilan edildikten sonra öküz arabasını Frig tanrısı Sabazios (Yunanlar Zeus olarak adlandırır) için tapınağa adar. Araba kızılcık dallarından bir düğümle tapınağa bağlanır ve bu düğümü çözecek kişinin Asya'nın hakimi olacağı söylentisi ile ünlenir.

Büyük İskender Gordion'a geldiğinde düğümü çözmeye çalışır, ama başaramaz. Sabrı tükenince öfkeyle kılıcını çekip düğümü keser. İskender, gerçekten de Asya'nın hakimi olma yolundayken 33 yaşında ateşli bir hastalıktan zamansızca ölür. Bu durum, İskender'in Gordion düğümünü çözmek yerine sabırsızca davranmasının cezası olarak yorumlanır.

Midas efsaneleri

Frigya, en parlak dönemini Kral Midas'la yaşar. Midas ile ilgili farklı efsaneler bulunuyor. Bunlardan en ünlüleri "Eşek Kulaklı Kral Midas" ve "Dokunduğu Her şeyi Altına Çeviren Midas."

Dokunduğu her şeyi altına çeviren Midas

Şarap tanrısı Dionisos'un (Bacchus) yoldaşı Satiros, Frigya'yı gezerken Midas'ın gül bahçesinde uyuyakalmış. Satiros'u bulup on gün on gece sarayında ağırlayan Midas'ın konukseverliğinden etkilenen Dionisos, kralın bir dileğini gerçekleştireceğini söylemiş. Kral Midas da her dokunduğunun altına dönüşmesini ve böylece daha zengin olmayı istemiş. Yemek için dokunduğu yiyecekler, içecekler ve ünlü gül bahçesi bile altına dönüşünce, Dionisos'dan bu gücü geri almasını istemiş. Dionisos krala Paktalos Irmağı'nda yıkanmasını söylemiş. Bu ırmakta yıkanan Midas, her tuttuğunun altına dönüşmesinden kurtulmuş. Ve o günden bugüne bu ırmakta bulunan altın parçacıkları bu efsaneye bağlanmış.

Eşek kulaklı Midas

Müziğin, sanatların, güneşin, ateşin ve şiirin tanrısı Apollon ve Kır Tanrısı Pan arasında yapılacak bir çalgı çalma yarışmasında Midas yargıçlardan biri olarak seçilmiş. Kır tanrısı, kavalıyla hoş sesler çıkarıyormuş; ama Apollon'un gümüşten liri her çalgıdan üstünmüş. Midas oyunu yarışma sonunda Pan'a yönelik kullanınca Apollon çok kızmış ve "güzel müziği ayırt edemeyen kulak insan kulağı olamaz, sana eşek kulağı yakışır" diyerek Midas'ın kulaklarını eşek kulağına dönüştürmüş.

Midas bir süre kulaklarını koca bir külah içinde saklamış. Saklamış ama onun saçlarını kesen berber sonunda kulaklarını görerek kralın sırrını öğrenmiş. Ancak, bu sırrı kimseye söyleyememek onu mahvetmeye başlamış. Dayanamayıp bu sırrı hiç olmazsa bir kuyuya söylemeye karar vermiş. Kuyuya eğilmiş ve "Midas'ın kulakları eşek kulakları" diye bağırmış. Kuyudaki su sazları rüzgârda salına salına etrafa yaymışlar bu sırrı. Böylece bütün ülke Midas'ın sırrını öğrenmiş ve alay etmeye başlamışlar.

Midas dayanamayıp kulaklarını kestirmiş. Ancak, Midas'ın kulakları yeniden uzamış…

Almadan dönmeyin: Lületaşı

Kentin sembollerinden birisi lületaşı. Gerek merkezdeki gerek Odunpazarı'ndaki dükkânlarda lületaşından envai çeşit hediyelik eşyalar bulmak mümkün. Arkeolojik çalışmalar, lületaşının yaklaşık beş bin yıl öncesinden bilindiğini ve değişik amaçlarla kullanıldığını gösteriyor. Günümüzde lületaşı, süs eşyası ve özellikle pipo yapımında kullanılıyor. 

Lületaşı yeraltında ıslak halde bulunuyor. Lületaşının toprak içindeyken temizliğini, çıkarıldıktan sonra da kolay işlenmesini, gözenekli yapısının tuttuğu bu doğal nem sağlıyor. Doğrudan veya işlendikten sonra kurutulan lületaşı, kaybettiği nem oranında hafifliyor ve direnç kazanıyor.

Çok hafif ve gözenekli olan lületaşı kurutulduktan sonra tekrar neme veya herhangi bir gaza maruz kalırsa bu nemi veya gazı büyük ölçüde emiyor, tekrar kururken de bu nemin veya gazın içindeki artıkları bünyesinde tutuyor. Bu temel özelliği dolayısıyla çok uygun bir pipo malzemesi, aynı zamanda pek çok sanayi dalında iyi bir emici; filtre, yalıtım ve dolgu malzemesi olarak kullanılıyor.

Bugün, Eskişehirli ustaların el emeği lületaşından süs eşyaları, şehrin en çok satılan hediyelikleri arasında…

3-444.jpg

Görmeden gelmeyin: Odunpazarı evleri

Bir rivayete göre Eskişehir'e yerleşmeyi düşünenler, Odunpazarı ve şimdiki Porsuk Çayı'nın olduğu bölgeye birer koyun ciğeri asarlar. Hangisi çok dayanırsa orayı yerleşim bölgesi seçeceklerdir. Odunpazarı'na asılan ciğer daha geç bozulur ve ilk yerleşim burada oluşur.

Eskişehir Ovası'na hâkim bir noktada yer alan Odunpazarı'nda, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine ilişkin birçok tarihi eser bulunuyor. Mevleviliğin dört yüz yıllık dönemine de ev sahipliği yapan bölgede Kurşunlu Camii ve Külliyesi, Lületaşı Müzesi, Atlıhan El Sanatları Çarşısı, Eskişehir Balmumu Müzesi, Şelale Pak, Cumhuriyet Tarihi Müzesi, Alaadin Camii, Anadolu Üniversitesi Karikatür Müzesi, Arasta ve Şeyh Edebali Türbesi gezilecek önemli yerler arasında

UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde

Odunpazarı Evleri, Safranbolu, Beypazarı, Göynük'te benzerlerine rastlayacağımız Osmanlı mimarisinin özellik ve motiflerini taşıyan yapılar. Odunpazarı Belediyesi'nin Odunpazarı Evleri'ni Yaşatma Projesi bu tarihi ve kültürel mirasın dünyaya tanıtılması açısından önemli bir girişim. Proje kapsamında öncelikle geleneksel Odunpazarı evlerinin yoğun olarak bulunduğu 30 sokakta 300 ev, 3 Camii, 1 Külliye, 2 Kervansaray, 15 Çeşme, 1 Han'in restorasyonu ve aslına uygun yapımı gerçekleştirilmiş ve böylelikle Odunpazarı evlerinin günışığına çıkmasına katkı sağlanmış. Bu evlerin kimileri de otel olarak kullanılıyor, konaklamak için çok keyifli…

Aynı bölgede birçok tarihi eseri ve müzeyi görmek, gezmek mümkün. İşte bunlardan bazıları:

1-704.jpg

Kurşunlu Külliyesi

Kurşunlu Külliyesi, Osmanlı Devleti vezirlerinden Çoban Mustafa Paşa tarafından 1517 yılında yaptırılmış. Külliye cami, şadırvan, zâviye (medrese), talimhane, harem, imâret, Mevlevî şeyhlerine ait türbe ve iki kervansaraydan oluşuyor.

4-367.jpg

Atlıhan El Sanatları Çarşısı

Atlıhan El Sanatları Çarşısı lüle taşının tüm dünyada etkin tanıtımı ve pazarlanması, ayrıca geleneksel sanatlarımıza emek ve hayat veren lüle taşı ustalarımızın himaye ve teşvik edilmesi için 2005 yılında Odunpazarı Belediyesi tarafından hizmete açılmış. Bünyesinde yer alan 25 adet atölyesi ile el sanatları üretim, teşhir ve satışı yapılıyor.

Lületaşı Müzesi

Eskişehir Valiliği tarafından 1998 yılından bu yana yapılan uluslararası Lületaşı Festivalleri, Lületaşı El Sanatları yarışmaları ve sergilerinde yer alan eserler, İl özel idaresi tarafından satın alınıp lületaşı müzesinin oluşumunda ilk adım atılmış. 60 sanatçıya ait 400 civarında eseri bünyesinde bulunduran Lületaşı Müzesi, 2008 yılında Odunpazarı Belediyesi tarafından Kurşunlu Külliyesi'nde yerli ve yabancı misafirlerin ziyaretine açılmış.

Çağdaş Cam Sanatları Müzesi

Cam sanatçılarının eserlerini sergilemek üzere Eskişehir Odunpazarı Evleri Kent Müzesi kompleksinde hizmete girmiş olan müze, Türkiye'de alanında bir ilk.

Kent Belleği Müzesi

Kent Belleği Müzesi, sanatsal veya tarihi objelerin sergilenmesinden çok Eskişehir'in geçmişinden bugüne gelişiminde rol oynayan ve Eskişehir'e özgü olan unsurların dijital ortamda kayıt altına alındığı yepyeni bir anlayışa dayanan, çağa yakışan tarzda bir müze olarak tasarlanmış.

Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi

Büyükşehir Belediyesi, Kent Müzeleri Kompleksi aynı zamanda Türkiye'de başka örneği olmayan Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi'nde de ev sahipliği yapıyor. Müzede 160'ın üzerinde heykel bulunuyor.

İkinci gün

Odunpazarı bölgesi için bir gün ayırmakta fayda var. Eskisehir'deki ikinci gün güzergâhı şöyle oluşabilir:

Sazova Parkı

Sazova Parkı ya da tam adı ile Bilim, Sanat ve Kültür Parkı, Türkiye'nin en büyük ve en güzel parklarından birisi. Eskişehir-Kütahya yolu üzerinde yaklaşık 400 bin metrekare alan üzerine kurulu. Masal Şatosu, Korsan Gemisi, Yapay Gölet, Bilim ve Deney Merkezi, Sabancı Uzay Evi, Eti Sualtı Dünyası, amfi tiyatro, ağaç ev ve Şirinler'in evi tarzında çeşitli oyun grupları, kafe, restoranlar ve hediye dükkânları gibi birçok yapı yer alıyor.

Kentpark

Gökmeydan Mahallesi'nde, Eskişehir Şehirlerarası Otobüs Terminali'nin karşısında yer alan parkta Türkiye'nin ilk yapay plajı yer alıyor. Toplam 300 bin metrekare alana sahip sahip olan parkta yapay plaj dışında, açık yüzme havuzları, restoran ve kafeler, hediyelik eşya satışı yapılan büfeler, at binme alanları, çocuklar için oyun grupları ve büyük bir yapay gölet bulunuyor.

3-445.jpg

Porsuk Çayı

İçinden nehir geçen kentleri hep sevmişimdir. Her şeyi hazır olan, ancak bir türlü yayımcıma veremediğim "Aşk Uyandıran Kentler" isimli kitabımda anlattığım şehirlerin çoğunun içinden akan bu sular, beni etkilemiş, hayal dünyamı tetiklemiştir. Eskişehir de kenti ortasından bölen Porsuk Çayı ile, özellikle de Yılmaz Büyükerşen'in belediye başkanlığından sonraki değişimin tanığı olduğumdan sık sık gitmekten keyif aldığım kentler arasında.

Porsuk Çayı ve Adalar, kentin en güzel yerleri arasında. Bir kafede oturup keyifle çayınızı yudumlamak, gondolla veya botla nehir üzerinde gezi yapmak, kitapçılardan alışveriş, Amsterdam'ı aratmayan köprüleri arşınlamak Eskisehir'deki keyfinizi daha da artıracak.

2-589.jpg

Çiböreksiz Eskisehir yolculuğu olmaz!

"Kazganda kazan börek kaynasa gerek

Çârtâkta çardak kızlar oynasa gerek"

Kırım tekerlemesi (Nakleden: Evliya Çelebi-1611-1682-)

Prof. Dr. Hilmi Özden, çibörek'i şöyle anlatıyor:

"Çibörek, yapılışı sırasında ‘alevli ateşteki çöyün (dökme) kazanda kaynamakta olan yağın içine ikişer bırakılır. Kızgın yağ içine bırakılan çibörekler birden kabarır, şişer ve hemen kızarır kızarmaz çıkarılır.' Divanü Lügat-it Türk'e (1072-1074) göre ‘çir', ‘yağ' anlamına gelmektedir. Çirbörek Türkçede görülen ünsüz (r ) düşmesi ile çir, çi (çibörek) şeklinde söylenmiştir. Aynı zamanda ünsüz değişimi ile ç ve ş ünsüzleri birbirine dönüşebilmektedir. Ayrıca şı, çı, Kıpçak, Tatar Türkçesinde lezzetli anlamına gelmektedir. Börek ise Kıpçak Türkçesinde "içerisine et doldurulmuş hamur parçaları" demektir. Böylece ‘Çibörek'e ‘kızgın yağda pişirilen bir börek cinsi' ve/veya ‘lezzetli börek'diyebiliriz. Çiböreğimiz, Kırım Türkçesinde ‘çibörek, şıbörek, şırbörek, şibörek' isimleri ile de söylenmektedir. Eve gelen itibarlı konuklara sunulan bir yemektir ve yapılması zahmetlidir. Çiböreğin, Balkanlar ve Türkiye coğrafyasında görülmesi ise Kırım Türklerinin, Kırım'dan Çarlık Rusya'sının baskısı ile 1785 yılından itibaren zorunlu göçleri ile başlar." 

Diğer lezzetlerden

Eskişehir çok göç almış. Bu nedenle mutfağında Çerkes, Kırım ve Tatar, muhacir ve Rumeli mutfaklarının etkilerini görmek mümkün. Haşhaş bu yörede oldukça fazla tüketiliyor. Haşhaşlı lokum, haşhaşlı dolama, haşhaşlı bükme, haşhaşlı ağzı açık böreği hamurişleri arasında. Cantık ve kıyık yine Eskisehir'e özgü hamurişleri… Çorbalardan un ve irmikle yapılan bulamaç, toyga, sütlü ovmaç, göceli (yarma) tarhana, bıt bıt ve düğün köfte çorbaları bulunuyor. Köleş, yörenin ilginç salatalarından. Balaban da kebaplar arasında ilgi çekiyor. Ankara yolculuklarında geceyarısı treninde seyyar satıcılardan aldığımız haşhaşlı çörek hep gözde. Tatlılardan helvalar önde: Met helvası, nuga helvası, cevizli yaz helvası, tahin helvası, tahin ve çövenden bir kürek yardımı ile yapılan kürek helvası dönerken alınası lezzetler arasında.