Gıda fiyatlarında yeni zam dalgası riski: Krizin merkezinde kükürt var

Orta Doğu'daki savaşın etkileri enerji piyasalarının ötesine geçerek küresel gıda arzını tehdit etmeye başladı. Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyat aksamaları, gübre üretiminin temel hammaddelerinden kükürtün fiyatını hızla yükseltti. Ton fiyatı 800 doları aşan kükürtte yaşanan arz sıkıntısının, tarımsal üretim maliyetlerini artırabileceği ve gıda fiyatları üzerinde yeni bir baskı oluşturabileceği belirtiliyor.

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!
Gıda fiyatlarında yeni zam dalgası riski: Krizin merkezinde kükürt var

Küresel gıda güvenliği, Orta Doğu'daki çatışmaların tetiklediği yeni bir tedarik riskiyle karşı karşıya. Petrol ve doğal gaz piyasalarında yaşanan arz sorunları, tarım sektörünün kritik hammaddelerinden kükürtü de etkiliyor.

Oilprice'ın 19 Ekim tarihli analizine göre Basra Körfezi'nden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar, kükürt fiyatlarında sert yükselişe neden olurken fosfatlı gübre üretimini de tehdit ediyor. Artan maliyetlerin yüksek enerji fiyatları ve olumsuz hava koşullarıyla birleşmesi halinde küresel tarımsal üretimin baskı altında kalabileceği değerlendiriliyor.

Kükürt fiyatlarında sert yükseliş

İran savaşı öncesinde Orta Doğu menşeli kükürtün ton fiyatı yaklaşık 500 dolar seviyesindeydi. Analizde, fiyatların 800 doların üzerine çıktığı belirtildi. Kanada menşeli kükürt için bazı alıcıların haziran ayında ton başına 1.000 doların üzerinde ödeme yaptığı ve bunun rekor seviyeye karşılık geldiği aktarıldı. Fiyatlardaki artışın temel nedenlerinden biri olarak Hürmüz Boğazı çevresindeki sevkiyat sorunları gösteriliyor.

Çatışmalar öncesinde dünya kükürt arzının yaklaşık yüzde 24'ünün Hürmüz Boğazı'ndan geçtiği belirtilirken savaş sonrasında bu güzergâhtan yapılan sevkiyatların miktarına ilişkin güvenilir verilerin bulunmadığı ifade edildi.

Gübre üretimi neden tehlikede?

Kükürt, fosfatlı gübre üretiminde kullanılan sülfürik asidin temel hammaddesi olması nedeniyle tarım açısından kritik önem taşıyor. Analizde aktarılan verilere göre dünya genelinde üretilen sülfürik asidin yaklaşık yüzde 50'si gübre üretiminde kullanılıyor. Bunun yüzde 42,5'i fosfatlı gübrelere, yüzde 7,5'i ise diğer gübre türlerine ayrılıyor.

Dolayısıyla kükürt arzında yaşanan daralma, doğrudan gübre üretim maliyetlerini etkileyebiliyor. Fosfatlı gübreye erişimin zorlaşması veya kullanımının azalması ise özellikle fosfor ihtiyacı karşılanamayan tarım arazilerinde verim kaybı riskini artırabiliyor.

Madencilik ve tarım sektörü aynı hammadde için yarışıyor

Kükürt fiyatlarındaki yükselişin arkasında yalnızca arz sorunları bulunmuyor. Madencilik sektöründen gelen güçlü talep de piyasadaki rekabeti artırıyor. Sülfürik asit, bakır ve uranyum gibi metallerin cevherden ayrıştırılmasında kullanılıyor. Bu metallerin fiyatlarındaki yükseliş, madencilik şirketlerinin artan hammadde maliyetlerini karşılamasını kolaylaştırırken gübre üreticileri daha zor bir tabloyla karşı karşıya kalıyor.

Gübre şirketleri, yüksek maliyetleri zaten pahalı yakıt ve tarımsal girdilerle mücadele eden çiftçilere yansıtmakta zorlanıyor. Bu durum, kükürt tedarikinde tarım sektörünün rekabet gücünü zayıflatabilecek bir unsur olarak öne çıkıyor.

Dünya kükürt üretiminin yüzde 90'ı enerji sektörüne bağlı

Kükürt arzını kırılgan hale getiren önemli etkenlerden biri de üretimin petrol ve doğal gaz sektörüne bağımlılığı. Analizde yer verilen bilgilere göre küresel kükürt üretiminin yaklaşık yüzde 90'ı petrol ve doğal gazın işlenmesi sırasında elde ediliyor.

Geçmişte doğrudan maden yataklarından çıkarılan kükürt, enerji sektörünün yan ürünü olarak büyük miktarlarda üretilmeye başlanmasının ardından bu kaynaklara bağımlı hale geldi. Ancak uzun yıllar önce kapatılan kükürt madenlerinin kısa sürede yeniden faaliyete geçirilmesi kolay görünmüyor. Bu nedenle enerji sektöründeki üretim ve sevkiyat aksamalarının kükürt piyasasına yansıması, alternatif arzın hızla artırılmasını güçleştiriyor.

Gıda fiyatlarında yeni artış dalgası yaşanabilir mi?

Kükürt ve gübre maliyetlerindeki yükseliş, çiftçilerin karşı karşıya olduğu tek sorun değil. Dizel fiyatlarının artması tarımsal üretim ve nakliye maliyetlerini yükseltirken azotlu gübre üretiminde kullanılan doğal gazın fiyatı da önemli bir risk oluşturuyor.

Bu koşullarda çiftçilerin gübre kullanımını azaltması veya üretim kararlarını değiştirmesi, bazı bölgelerde tarımsal verim üzerinde baskı yaratabilir. Üretim maliyetlerinin gıda fiyatlarına ne ölçüde yansıyacağı ise arz koşullarına, tarımsal desteklere ve küresel talebin seyrine bağlı olacak.

El Nino endişesi riski büyütüyor

Küresel tarım piyasaları açısından bir diğer belirsizlik ise El Nino hava olayının olası etkileri. Analizde, güçlü bir El Nino yaşanması halinde bazı bölgelerde kuraklık, bazılarında ise aşırı yağışların tarımsal üretimi olumsuz etkileyebileceği belirtildi.

Gübre ve yakıt maliyetlerindeki artışın elverişsiz hava koşullarıyla birleşmesi, gelecek yılın mahsul verimi açısından risk oluşturabilir. Ancak bu gelişmelerin küresel çapta kesin bir gıda kıtlığına yol açacağı söylenemiyor. Olası etkiler, hava koşullarının şiddetine, tedarik zincirlerinin durumuna ve ülkelerin alacağı önlemlere göre değişecek.

Küresel gıda arzında gözler Hürmüz Boğazı'nda

Orta Doğu'daki çatışmaların etkisiyle kükürt, doğal gaz ve gübre tedarikinde yaşanan sorunlar, tarımsal üretimin enerji piyasalarıyla ne kadar bağlantılı olduğunu yeniden gündeme taşıdı.

Önümüzdeki dönemde Hürmüz Boğazı'ndaki sevkiyatların seyri, kükürt fiyatları ve gübre üreticilerinin hammaddeye erişimi yakından takip edilecek. Uzman değerlendirmelerine göre arz sıkıntısının uzaması, çiftçilerin maliyetlerini artırarak küresel gıda güvenliği üzerindeki baskıyı güçlendirebilir.

Kaynak: HABER MERKEZİ