Hastalıkların hayvancılığa yıllık faturası 1 trilyon dolar
Hayvan hastalıklarının küresel ölçekte sektöre yıllık faturasının yaklaşık 1 trilyon dolar olduğu tahmin ediliyor. Uzmanlar, kayıpların boyutuna dikkat çekerken, asıl meselenin hastalıkların faturasından çok; aşı, gözetleme ve veterinerlik hizmetlerine yapılacak yatırımların sağlayacağı ekonomik geri dönüşüme odaklanılması olduğuna vurgu yapıyor.
Mehmet H. GÜLEL
mehmet.gulel@dunya.com
Dünyada hayvan hastalıkları, hayvancılık sektöründe yaklaşık yüzde 20'ye varan oranda kayıplara neden olurken, bu durum yıllık trilyonlarca dolarlık zarara yol açıyor. Türkiye’de ilk kez 6-10 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 33. Dünya Buiatri Kongresi’nde DÜNYA’ya özel açıklamalarda bulunan uzmanlar, bugün hastalıkların hayvancılık sektörüne yıllık faturasının 1 trilyon dolar seviyesinde bulunduğunu aktardılar. Hayvan hastalıklarının küresel ekonomide önemli bir maliyet oluşturduğunu kaydeden uzmanlar, ancak asıl meselenin hastalıkların faturasından çok; aşı, gözetleme ve veterinerlik hizmetlerine yapılacak yatırımların sağlayacağı ekonomik geri dönüşe odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyorlar.
DÜNYA’ya konuşan 33. Dünya Buiatri Kongresi Başkanı Prof. Dr. Hasan Batmaz, hayvan hastalıklarının yıllık ekonomik kayıplarının önemli bir bölümünün, özellikle kırsaldaki küçük işletmelerde ölçülemediğini söyledi. Türkiye’de 60 yıl aradan sonra SAT1 tipi şap hastalığının görüldüğünü belirten Batmaz, şapın Türkiye ve dünya hayvancılığı için ciddi bir tehdit olduğunu ifade etti. Türkiye’nin uzun yıllardır faaliyet gösteren Şap Enstitüsü sayesinde önemli bir avantaja sahip olduğunu kaydeden Batmaz, “Şap virüsünün 7 alt tipi var. Son 4 yılda iki yeni tip ülkemize girdi. 2023’te SAT2, 2025’te SAT1 görüldü” dedi.
“İlk vakalar hemen imha edilmeli”
Şapla mücadelede aşının yanı sıra özellikle sınır bölgelerinde görülen ilk vakalara hızlı müdahale edilmesi gerektiğini vurgulayan Batmaz, hastalıklı hayvanların tazminat ödenerek imha edilmesinin ve başka bölgelere sevkinin engellenmesinin önemine dikkat çekti. Üreticilerin hastalığı bildirmekten çekinmemesi için gerçek değere yakın tazminat ödenmesi gerektiğini belirten Batmaz, “İlk aşamada yüksek görünen bu maliyet, hastalığın ülke geneline yayılmasının önlenmesiyle çok daha büyük bir ekonomik kazanç sağlayacaktır. Şap virüsü karada 80 kilometreye kadar yayılabildiğini ve insanların saçında, burun akıntısında ve ayakkabı üzerinde yaklaşık 24 saat taşınabiliyor. Hastalığın hayvanlarda doğrudan ölüm oranının düşük olmasına rağmen, ancak süt ve et veriminde ciddi kayıplara, özellikle meme ve ayaklarda kalıcı hasarlara yol açıyor. Şap yayıldıktan sonra mücadele çok zorlaşıyor” diye konuştu.
Kuş gribinin son yıllarda farklı hayvan türlerine de yayılmaya başladığına dikkat çeken Batmaz, ABD'de kuş gribi sığırlara bulaştı. Sığırlara bulaşmasıyla memelerinde problem yarattı ve süte de tespit edildiğini aktaran Batmaz, “Hastalığın sığırlardan insanlara geçmesi halinde ciddi bir risk oluşabilir. Hayvansal ürünler pastörizasyon, ısıl işlem ve pişirme gibi yöntemlerle güvenli hale getirilmeden tüketilmemeli” ifadelerini kullandı.
“Türkiye mücadelede en zorlu ülkelerden”
Türkiye’nin coğrafi konumu nedeniyle hastalıklar açısından hassas bir bölgede bulunduğunu belirten Dünya Buiatri Birliği Başkanı Prof. Dr. Arcangelo Gentile ise Afrika, Avrupa ve Asya’nın kesişim noktasında yer almasının özellikle şap ve çiçek gibi sınır ötesi hastalıklar açısından risk taşıdığını söyledi. İnsan, ticari ve hayvan hareketlerinin hastalıkların ülkeler arasında hızla yayılmasına neden olduğunu ifade eden Gentile, “Türkiye tam bir kesişim noktasında bulunuyor. Bu nedenle hastalıklarla mücadelede en zorlu ülkelerden biri. Ancak Türkiye konuya hassas yaklaşıyor ve hastalıkların önlenmesi konusunda gerçekten iyi adımlar atıyor” dedi.
Türkiye, Avrupa’yı hastalıklardan koruyor
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü Avrupa Şap Sorumlusu Başkan Yardımcısı Dr. Fabrizio Rosso, şap hastalığının Kuzey ve Güney Amerika’dan Asya ve Afrika’ya kadar geniş bir coğrafyada yayıldığını belirterek, hastalığın yayılımında hayvan hareketleri ve iklim değişikliğinin önemli rol oynadığını söyledi. Hastalığın mücadelesindeki en büyük sorunlardan birinin gözetleme olduğunu ifade eden Rosso, “Yedi serotip bulunuyor ancak hangi ülkede ve bölgede, hangi virüsün görüldüğünü takip etmekte zorlanıyoruz. Bir diğer sorun ise iyi aşılara erişim. Yeterli sayıda ve kalitede aşı üretimi bulunmuyor ve bunlara ulaşmak zor” dedi. Türkiye’nin zorlu coğrafi konumuna rağmen hastalıkların gözetiminde başarılı olduğunu vurgulayan Rosso, Türkiye’nin görülen hastalık ve serotipleri düzenli şekilde raporladığını, güçlü aşı üretimi ve aşılama çalışmalarıyla hastalığın yayılmasını önlediğini belirterek, Türkiye’nin bir diğer anahtar rolünün de Avrupa’yı bu hastalıklardan koruması olduğunu vurguladı.
Kimliklendirme ve aşıdan ücret alınmayacak
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Türkiye Kırmızı Et Üreticileri Merkez Birliği'nin Erzurum'daki tesisinin açılışına katıldı. Burada bir konuma yapan Yumaklı Türkiye'nin hayvancılığı stratejik bir sektör olarak gördüğünü belirterek, son 24 yılda hayvancılıkla ilgili desteklerin 654 milyar liraya ulaştığını bildirdi.
Yumaklı, 2024 yılının şubat ayında Hayvancılık Yol Haritası'nı açıkladıklarını anımsatarak, yol haritasındaki uygulamaların geri dönüşlerini almaya başladıklarını söyledi.
Hayvancılığın başarısının yalnızca hayvan sayısıyla ölçülemeyeceğini işaret eden Yumaklı, sağlıklı hayvan olmadan hayvancılığın yapılamayacağını vurguladı.
Bu kapsamda ilk olarak Erzurum'da olmak üzere 5 veteriner yol kontrol noktası oluşturduklarını, bu sayıyı 8'e çıkaracaklarını bildiren Yumaklı, geçen yıl yaşanan şap hastalığıyla mücadelenin 4 ay içinde tamamlandığını söyledi. Yumaklı, şunları kaydetti:
"Bu yıl hayvan ve sürü sağlığı desteği altında yeni bir destekleme kalemi oluşturduk. Bu destek kapsamında yetiştiricilerimizden artık aşı ve kimliklendirme ücreti almıyoruz. Buradan bütün üreticilerimiz bunun için diğer desteklerden herhangi bir kesinti yapılmayacak. Ayrıca veteriner hekimler de herhangi bir şekilde ilave bir ücret talep etmeyecekler. Bütün bu rakam bunların hepsini topladığımızda yaklaşık 6 milyar liralık bir tutarı sadece bu iş için ayırmış olduk. Böylece üreticilerimizin üzerindeki bu iki kalemdeki yükü hafifletmeyi amaçlıyoruz."