İSHİB Başkanı Sezer: Tavuk tüketiminde 1 kg'lık artış için 500 bin m2 kümes gerekli
Dünyada ve Türkiye’de son yıllarda hızla artan tavuk tüketimi, bazı ülkelerde kırmızı eti bile geride bıraktı. Dünyada gelişmiş ülkelerde ortalama 40 ile 45 kilo arasında tavuk tüketildiğini ve tüketimin kırmızı eti geçtiğini kaydeden İSHİB Başkanı Müjdat Sezer, “Türkiye’de tavuk tüketimini 1 kilo artırmak için 500 bin metrekare kümes gerekiyor. Bunun için 5 ile 10 yıl sonrasını planlayarak üretimi artırmak zorundayız” dedi.
Mehmet Hanifi GÜLEL
mehmet.gulel@dunya.com
Dünyada tavuk eti, ucuz ve ulaşılabilir olmasından dolayı önemli bir besin kaynağı olarak öne çıkıyor. Son yıllarda dünyada kişi başı tavuk tüketimi de 17 kiloları aştı. Türkiye’de ise kişi başı tüketim 25 kiloya dayandı. Dünyada gelişmiş ülkelerde ortalama 40 kilo ile 45 kilo tavuk tüketilmeye başlandığını ve tüketimin kırmızı eti geçtiğini belirten İstanbul Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller İhracatçıları Birliği (İSHİB) Başkanı Müjdat Sezer, “Eskiden tavuk eti tüketimi daha düşüktü ve grafik böyle değildi. Brezilya, Japonya ve Çin’de 40 kilonun üzerinde tavuk eti tüketiliyor. Bu ülkelerde bu miktarın dışında domuz eti de tüketiliyor. Türkiye’de ise mecburen tavuk eti tüketiliyor ama bunu üretmezsek her geçen gün fiyatı artacak. İthalatı açtık diyelim, yurt dışında da çok pahalı. Bunu öngörerek şimdiden önümüzdeki 5 yıl ile 10 yılı planlamak zorundayız. Üretimi artırmak yerine, ihracat kapısı açılıp kapanıyor. Sektör temsilcileriyle masaya oturularak neler yapılması gerektiğine birlikte karar verilmesi gerekiyor. Türkiye’de kişi başı tavuk tüketimini 1 kilo artırmak için 500 bin metrekare kümes gerekiyor. Bunun için 5 ile 10 yıl sonrasını planlayarak üretimi arttırmak zorundayız” dedi.
“Kümes kurulumuna destek verilsin”
“Kırmızı et, süt ve balık üretimi gibi alanlarda hayvancılıkta uzun vadeli programlar yapılması gerekiyor” diyen Sezer, devletten çok bir şey istemediklerini, sadece kümes yapılması için çiftçilere destek verilmesinin yeterli olduğunu söyledi. IPARD gibi birçok fonun kümes kurulumuna yönlendirilebileceğine dikkat çeken Sezer, “Kümes olmazsa bizim tavuk üretimini artırma şansımız yok. İstediğiniz kadar kesimhane yapın, neyi keseceğiz? Şimdiden üretimimizi artırmak zorundayız. IPARD ile kümes kurulumu için çiftçiye destek verilerek bunların yapılması gerekiyor. Biz sanayici olarak bunu yapamayız. Biz diğer girdi maliyetlerini Rusya’dan Ukrayna’dan alıp bir şekilde çözeriz. İşçiyi de buluruz ama kümes bulamayız. Dünyada trend şuraya doğru gidiyor; 40-45 kilo tavuk yenmeye başlandı. Tavuk eti, kırmızı eti geçti” diye konuştu.
Sektörde Ramazan öncesi yapılan zamlar hakkında konuşan Sezer, Ramazan ayının hassas bir ay olduğunu ve o ayda fiyatların yükselmemesi adına öyle bir uygulama gidildiğini aktardı. Fakat sektörün zam yapma ihtiyacının da bulunduğuna vurgu yapan Sezer, “Gerekçesi de şu; Örnek vermek gerekirse 2025 Ocak ayında 1 lira olan bir ürünümüzün fiyatı, 2026 Ocak ayında da 1 liradan biraz daha düşüktü. Dolayısıyla bir yıl boyunca hiç zam yapılmadı. Bu kadar enflasyonist bir ortamda bir yıl boyunca zam almadan sektör üretimini artırarak başarmıştı. Bu işte arz talep dengesi çok önemli. Arz aşırı yükselirse hiçbir şekilde fiyat artışının olma imkanı yok, enflasyon olsa bile. 2026 yılının ocak ayına geldiğimizde ise işçilik ücretlerinde devletin yaptığı kadar artış oldu. Yakıt, lojistik ve hammadde fiyatları artmaya başladı. Artık şirketler zarar safhasına geldi. Dayanma şansı yoktu ve o zam yapılmak zorunda kalındı. Önce %10 sonra bir %10 daha yapıldı ve toplamda %20 savaştan önce zam yapıldı” açıklamasında bulundu.
Savaş maliyetleri artırdı
Bugün savaş ile beraber girdi maliyetinin olumsuz etkilediğini aktaran Sezer, petrole bağlı olarak ambalaj ve mısır fiyatlarının arttığını iletti. Diğer yandan, lojistik fiyatlarının da arttığını vurgulayan Sezer, şunları kaydetti: “Mazot fiyatlarının geldiği yeri herkes biliyor. Yine bu savaştan dolayı fırsatçı hareket başladı. Bazı metiyonin gibi ürünler 2 liradan 4 dolara çıktı. Bunların hepsi bizim üstümüze yük olarak geldi. Öte yandan, ham petrol fiyatı 60 dolardan 120 dolara dayandı. Yem fiyatlarında mısırın fiyatı 250 dolardan 350’ye doğru gidiyor. Tüm bunlara rağmen tavuk hala en ekonomik ürün. Üretimi artırırsak fiyatlar da artmaz. Biz tüketim artıyor diye zam yapmayız. Masrafımız arttığında herkes gibi biz de yapmak zorunda kalıyoruz.”
"Bazı ülkeler bizi tedarikçi listesinden siliyor"
İhracat yasağını da değerlendiren Sezer, daha önce ihracatta kısıtlamaya gidildiğini, ancak 9 Şubat 2026’da ihracat yasağı getirildiğini aktardı. İhracatta Suriye, Irak ve Mısır gibi spot alıcıların dışında BAE ve Japonya gibi ciddi alıcıların olduğunu aktaran Sezer, şöyle devam etti: “Bu iki ülke gibi çok ciddi çalışan ülkeler var ve büyük alıcılar. Bunlar bize yıllık program veriyor ve 6 aylık ödeme planları yapıyor. İhracat yasağı ile beraber bunlar bizi ciddi tedarikçi listesinden siliyor. Ondan sonra bu adamları tekrar geriye çekmek için 100 kere dil döküyoruz. Gelir mi, gelmez mi o da belli değil. Yasağın kaldırılması konusunda da bir takvim falan görünmüyor. Burada çözüm ise halka ucuz gıda sunmak isteniyorsa üretimi artırılması için sektör rahat bırakılmalı. Para kazanan sektör yatırım yapar. Kâr etmediğiniz bir şeyi üretemezsiniz”
Üretimin yüzde 5’ini yapan fabrika yandı
Türkiye’nin tavuk üretiminin beşte birini ihracata kanalize ettiğini dile getiren Müjdat Sezer, ihracat yasağının uzaması halinde arzda bir kısıtlama tehlikesinin bulunduğunu da ifade etti. Şu anda kısıtlamaya yönelik aksiyon alan firmaların olmadığını ileten Sezer, “Ancak 1 ay önce Adana’da Türkiye’nin yüzde 5’ini üreten bir fabrika yandı. Bu üretimin yüzde 5 düştüğü anlamına geliyor. Sektör adına büyük bir kayıp yaşandı” dedi.