Modern serada hedef 2030’da 35 bin dekar

Türkiye’de son 6 yılda modern sera alanları yüzde 100 büyüme gösterdi. Sera-Bir Başkanı Onur Girdap, modern seraların 2019’da 10 bin dekar iken, 2030 hedeflerinin 35 bin dekar olduğunu söyledi. Bölgedeki son gelişmelerin yerli sera üreticisine yeni bir fırsat penceresi sunduğuna dikkat çeken Girdap, ancak mevcut sera sayısının sadece yüzde 2,5’inde modern seracılık yapıldığını ve bunun artırılması gerektiğini vurguladı.

Modern serada hedef 2030’da 35 bin dekar

Mehmet Hanifi GÜLEL
mehmet.gulel@dunya.com

Tarımın endüstriyel üretim tesisleri olan modern seraların sayı­sı ve kurulum alanı her geçen yıl artış gösteriyor. Bu seralar­da üretim tamamen topraksız yapılırken, yüzde 85’inde ise domates yetiştiriliyor. Ayrıca 41 ilde modern sera işletme­si bulunuyor. Sera Yatırımcı­ları ve Üreticileri Birliği (Se­ra-Bir) tarafından bu yıl ikicisi düzenlenen ‘II Modern Sera­cılık Zirvesi’ 250’ye yakın sek­tör temsilcisinin katılımıy­la Antalya’da gerçekleştiril­di. Zirvede sektör paydaşları modern seracılığın geleceği­ne yön veren teknolojik yeni­likleri, yeni pazarları, birlikte hareket ederek sektördeki so­runları masaya yatırdı. Birlik yakın zamanda düzenleyeceği çalıştayla da sektörde birlikte­liği artırmayı hedefliyor.

“Krediler kişinin ihtisasına göre verilmeli”

Zirvede DÜNYA’ya özel açıklamalarda bulunan Se­ra Yatırımcıları ve Üreticile­ri Birliği (Sera-Bir) Yönetim Kurulu Başkanı Onur Girdap, sektörün yeni dönemdeki he­defleri, İran savaşından dola­yı Türkiye’nin avantajları ve güncel meyve sebze fiyatları­nın durumu ile ilgili bilgiler verdi. Türkiye’de 2019’da mo­dern seraların kurulum ala­nı 10 bin dekarken, bugün 20 bin dekara ulaştığını aktaran Girdap, 2030 yılında 35 bin dekara çıkarma hedefleri­nin olduğunu bildirdi. Ziraat Bankası’nın kredilerini artır­masıyla birlikte yatırımların da hız kazandığını ileten Gir­dap, “Modern sera yatırımları her yıl katlanarak devam edi­yor. Ancak sera kredilerinin kişilerin ihtisasına (yetkinli­ğine) göre verilmesi halinde üretim daha da sürdürülebi­lir olacak. Türkiye’de krediler teminata göre veriliyor. Ki­şinin parasal gücü varsa ona göre veriliyor. Bu da kredile­rin bu konuda bilgisiz insan­lara gitmesine neden oluyor. Tıpkı zamanında hayvancılık için ahırı olan herkese verilen krediler gibi boşa gitmesi an­lamına geliyor” dedi.

Teknolojik sera yatırımları­nın çok ciddi sermaye gerek­tirdiğine ve üretiminin kont­rollü ve tamamen Avrupa’ya ihracat yapan firmalardan oluştuğuna dikkat çeken Gir­dap, yurt dışına kıyasla tohum konusunda geride olduğumu­zu, ancak domates üretimin­de 1 metrekare başına alınan verimin daha yüksek olduğu­nu belirtti. “Biz 1 metrekare­de salkım domateste şu an 55- 65 kg arasında verim alıyoruz” diyen Girdap, “Hollanda’da ise 40-45 kg’larda. Onlar yoğun enerji tüketmelerine rağmen üretimleri bizden düşük. Biz konumdan dolayı seralarımız­da verimde onlarla yarışır du­rumdayız” ifadesini kaydetti.

Topraklı seraya göre 3 kat daha fazla verim

Türkiye’de toplam sera var­lığı içinde modern serala­rın yüzde 2,5 seviyesinde bu­lunduğunu kaydeden Girdap, toplam sera yatırım maliye­tinin 25 milyar dolar olarak tahmin edildiğini, 20 bin de­kar modern seranın yatırım maliyetinin ise 2,5 milyar do­lar olduğunu iletti. Girdap, öl­çek olarak modern seraların toplam sera varlığının yüzde 2,5’ini oluşturmasına rağmen yatırım maliyetinde ise yüzde 10'una denk geldiğini bildir­di. Mevcut seraların da mo­dern şekilde yenilenmesi ha­linde üretimin daha yüksek seviyelere ulaşılacağına vur­gu yapan Girdap, “Normal bir topraklı serada yıllık domates üretimi metrekarede 20 kilo­yu geçmiyor. Bizde ise verim 55-65 kilolarda ve 3 kat verim alıyoruz. Aynı zamanda nor­mal bir seranın 3’te 1’i kadar da su kullanıyoruz. Yine mo­dern seracılıkta sıfır karbon salınımı, su kaynaklarının ko­runması, pestisit kullanılma­ması ile doğayı kirletmiyoruz” açıklamasında bulundu.

Türkiye’de 20 ilde 24 tane Tarıma Dayalı Organize Sera Bölgesi’nin kurulması plan­landığını aktaran Girdap, fakat burada verilen alan ölçekleri­nin çok küçük olduğunu ifade etti. Birçok üyenin 100 dekar ve üzeri alanda üretim yaptı­ğına dikkat çeken Girdap, Or­ganize Tarım Bölgeleri’nde se­ra alanlarının 20 dekar şeklin­de bölündüğünü, eğer ihracata yönelik üretim yapılacak ise en az 30 dekardan başlaması gerektiğini belirtti.

Savaş, Türkiye’yi avantajlı hale getirdi

Türkiye’nin gıda güvenli­ğinde sadece kendisi için de­ğil, dünya için de stratejik bir rol üstlendiğini ve yerli sera üreticileri için yeni bir fırsat penceresinin açıldığını söy­leyen Girdap, “Son dönemde Doğu Avrupa’da Hollanda’yı devre dışı bırakarak pazarı domine etmeye başladık. İran savaşının başlamasıyla da başta Rusya olmak üzere ulus­lararası gıda talepleri Türki­ye’ye yöneldi. Çoğu ülkenin gıda tedarik zinciri kırıldı. O ülkelerin üreticileri ihraç ürünlerini yerli piyasaya ver­mek zorunda kaldı. Tedarik için ise ilk akla gelen ülkele­rin başında Türkiye geliyor. Biz birçok pazarda avantajlı hale geldik. Dolayısıyla Rus­ya pazarında ciddi bir boşluk oldu. İran savaşı sebebiyle şu an Antalya halinde bir sürü ihracatçı mal arıyor. Orta Do­ğu’da Suriye üzerinden kara­yolu bağlantımız açılırsa biz kesinlikle Arap Yarımadası’n­da çok büyük oyuncu oluruz. Uçak kargo maliyetleri şu an­da çok yüksek. Savaş durursa biz Arap Yarımadası’nda lider konuma geliriz. Ülkemizin bu savaştaki tarafsızlık tutumu bizim ticaretimizi de ön plana çıkartıyor” diye konuştu.

“Her yıl 20 bin dekar sera yapmalıyız”

Bugün 30 bin metreka­re sera için arazi hariç 3 mil­yon doları aşan kurulum ma­liyetinin bulunduğunu ile­ten Girdap, bunun %75’i için 7 yılda geri ödemeli Ziraat Bankası tarafından destek verildiğini ifade etti. Yatı­rımcının en az 1 milyon do­lara yakın da cebinde bulun­durması gerektiğini söyleyen Girdap, “Her yıl 20 bin dö­nüm yeni modern sera yap­malıyız ve mevcut sayıyı her yıl iki katına çıkarmalıyız. Bu performansla gitmemiz la­zım. Gerçekten sektörümü­zün önü çok açık. Finansman desteğiyle ilgili de gelişme­ler bekliyoruz, bu konularda ciddi çalışmalar var. Ülke­mizde yerli kaynakların kul­lanımıyla alakalı kararlı bir duruş var. Yerli kaynakları kullanamazsak, dışa bağımlı bir modelle üretim yaparsak savaşlar gibi dış etkenlerden daha çok etkileniriz ve reka­bet edemeyiz” dedi.

Fiyatların iki hafta içinde düşmesi bekleniyor

Sektörde girdi maliyetlerinin artığına işaret eden Girdap, ortalama 1 dekarda 1 işçi çalıştığını, ilk başlarda işçi maliyetinin ürün içindeki payının %30 sevisinde bulunduğunu, ancak bugün ise söz konusu oranın %43’e dayandığını bildirdi. İç piyasada yüksek fiyatlara da değinen Girdap, “Fiyatlardaki ani dalgalanmalar tüketicimizi gerçekten etkiliyor. Ama Antalya’nın mevsimi çok iyi gidiyor. Sahil bölgesi üretime destek verdiği anda fiyatlarımız normal seviyeye gelecek. 15-20 gün içinde normale dönmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.