Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak: "Her sathı müdafaa” ilkesi ile hareket etmemiz lazım
DÜNYA Gazetesi’nin “İletişimin Yeni Çağı” başlığıyla düzenlediği Dijital Dönüşüm Zirvesi’nin açılış konuşmasını yapan DÜNYA Gazetesi Yazarı Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, dijital dönüşümün yaratabileceği tehlike ve risklere dikkat çekerek, artık “sathı müdafaa” aşamasının da ötesinde “her sathı müdafaa” ilkesi ile hareket etmemiz gerektiğini belirtti.
Prof. Dr. Kaynak, dönüşüm denilen olgunun somut, yani gözle görebildiğimiz toprak, ekonomi, teknoloji, askeri güç gibi alanların kapsamını aşarak, psikolojilerimizde, düşüncelerimizde, veri dünyasında, zaman, mekan ve egemenlik anlayışımızda büyük kırılmalar yaratarak şekillendiğini ifade etti. Konuşmasına; “Bugün, bizim için son derece önemli bir gün” ifadeleriyle başlayan Prof. Dr. Kaynak, DÜNYA Gazetesi’nin Türkiye’nin ilk tematik ekonomi gazetesi olarak uzun yıllardır sektöre hizmet veren bir konumda bulunduğuna vurgu yaptı. DÜNYA Gazetesi’nin 2023 yılında ilan edilen yeni bir doktrinle de dünyayı anlamak ve sorunları çözümleyebilmek amacıyla zirveler yapmaya başladığına dikkat çeken Kaynak, “Çünkü tarihin debisinin çok hızlı attığı bir dönemdeyiz. Tarihin akışını anlayabilmek, onu yönlendirebilmek çok önemli. Aksi halde boğulma riskimiz de olan bir dönem bu. O yüzden sanayi toplumundan sanayi sonrasına geldiğimiz noktada Endüstri 4.0 uygarlığına geçişte bir ağ toplumunun içerisinde hayatımızı doğru yönlendirebilmek için ülke ve birey olarak son derece dikkatle dünyayı anlamaya çalışmalıyız” diye konuştu. DÜNYA Gazetesi’nin çok geniş bir perspektifte, interdisipliner bir alanda ekonomiyi de o geniş ve çok renkli dünyanın içine yerleştirerek dünyayı anlamaya çalıştığına vurgu yapan Kaynak, “Türk Telekom ortaklığı ile birlikte yaptığımız bu zirvemizde de dijital dönüşümü ve bize hayatımıza etkilerini incelemeye çalıştık” dedi.
“Bugün beyin artık yalnızca bir silah değil, aynı zamanda bir hedef”
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1921 yılında gerçekleşen Sakarya Meydan Savaşında söylediği “hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır” cümlesine atıfta bulunan Prof. Dr. Deniz Ülke Kaynak, şöyle devam etti: “Ankara’ya 80 kilometre kala karşı tarafa verilen mesaj açıktı. ‘Hattı kazanmanız zafer anlamına gelmez. Mevzi düşse de savaş bitmez.’ Sakarya’da belirlenen bu strateji, yalnızca savaş anını kapsayan askeri bir refleksi değil, aynı zamanda kurulacak olan yeni devlet aklının, güvenlik anlayışının ve toplumun varoluş felsefesinin yeniden tanımlanması anlamına da geliyordu. Hattı müdafaadan sathı müdafaaya geçiş, sınırları, cephesi, düşmanı net olan bir savaş anlayışından savunmayı bütün coğrafyaya, zamana, topluma ve halkın duygu dünyasına yayma stratejisine dönmek demekti. Yeni dünyanın küresel rekabeti artık belirli bir hat ya da satıhta değil, birbirine bağlı ağların ürettiği son derece karmaşık ve katmanlı bir düzlemde yaşanıyor.”
Geçen zaman içinde artık her alanda sathı müdafaanın yapılması gerektiğini aktaran Kaynak, vatan, mavi vatan, yeşil vatan, uzay derken artık çok katmanlı düşünülmesi gereken bir dönemin içinde yaşanıldığına işaret etti. Prof. Dr. Kaynak, “Şimdilerde “her satıhta savunma doktrini” kaçınılmaz bir gerçeklik. Üstelik sadece devletler arasındaki rekabet için değil, devletlere rağmen yükselen tekno-oligarşiye karşı da bu anlayış geçerli. Bugün beyin artık yalnızca bir silah değil, aynı zamanda bir hedef; savaş da artık askeriden ziyade “bilişsel savaşa” dönüşmekte. Nitekim bir savaşı kimin kazandığı bile antlaşma masasında değil, sosyal medya ortamındaki algı dünyasında belirleniyor. Milyarlarca insan hakiki olan ile sahteyi, doğal ile manipüle edilmiş olanı, temiz ile kirletilmiş bilgiyi ayırt edemez hale geliyor” dedi.
“Teknoloji alanında savunma hattı geliştirmek durumundayız”
Bugün satıh savunmasında sadece devletlerin değil devlet dışı aktörler, tekno oligarklar, iletişim alanına nüfuz etmeye çalışan farklı gruplara işaret eden Kaynak, “Ulusal egemenlik konseptimizi ve vatan savunmamızı yalnızca sınırlar, stratejik materyaller, jeopolitik önemi haiz coğrafyalar, enerji ve ticaret rotaları vs. üzerinden değil her satıhta, her ağda, her platformda ve her bilinç katmanında tasarlamak durumundayız. Vatan, üzerinde yaşayanların zihin dünyaları, psikolojileri, bilişsel çerçeveleri üzerinden de müdafaa edilmesi gereken bir varoluş mekanı. O mekanın üzerinde sadece yaşamıyoruz, aynı zamanda düşünüyoruz, hissediyoruz, birlikte anlam üretiyoruz. Mahremiyetimizi, verimizi, psikolojik direncimizi, ortak hafızamızı, dilimizi, korumak zorundayız. Hakikat algımızı, güven duygumuzu, bilişsel güvenliğimizi müdafaa etmeliyiz. Bütün bunları engelleyebilmek kendi ulusumuzu, gençlerimizi, geleceğimizi müdafaa edebilmek için de teknoloji alanında çok ciddi bir savunma hattı geliştirmek durumundayız. Bu bakımdan bu tür zirvelerin dönüşümü anlayabilmenin ön koşulu olduğunu ve aynı zamanda da her sathı müdafaa edebilmemiz için bizlere büyük fırsatlar sağladığını düşünüyorum” diye konuştu.