Savaşın artırdığı maliyet ‘yeşil’lenerek düşürülecek
Türk çelik sektörü, ABD-İsrail ve İran arasında yaşanan savaş nedeniyle yüzde 40’ı bulan navlun artışı ile karşı karşıya. Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB), küresel ticarette artan korumacılık ve maliyet baskılarını aşağı çekmek için yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımlarına odaklanacak.
Çelik İhracatçıları Birliği (ÇİB), Almanya’nın Düsseldorf kentinde düzenlenen Wire & Tube 2026 Fuarı’na 197 firmayla katıldı. Türk firmalarının fuarda öne çıkan en önemli avantajlarının coğrafi yakınlık, hızlı teslimat ve yüksek kalite olduğunu belirten ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Selçuk Yılmaz, İran-ABD savaşının yüzde 40'lara varan bir navlun artışına neden olduğunu söyledi. “İhracatımızın önemli bir bölümünü gemilerle gerçekleştiriyoruz” diyen Yılmaz, “Üretim tarafında da hem doğalgaz hem de elektrik kullandığımız için girdi maliyetlerimizde bir artış var. 4 Nisan tarihi itibariyle elektrik ve doğalgazda sanayi tarafındaki kullanıma çok uzun bir zamandan sonra zam geldi. Bu da ister istemez bizim üretim maliyetlerimizi yukarı çekiyor” ifadelerini kullandı.
AB’nin kota engeli sektörü zorluyor
Son dönemde artan korumacılık önlemlerinin sektör üzerindeki baskıyı artırdığına dikkat çeken Yılmaz, özellikle Avrupa Birliği pazarının Türk çelik sektörü açısından kritik önem taşıdığını belirtti. Uzun süredir uygulanan kotalar ve ilave vergilerin ihracatı zorlaştırdığını ifade eden Yılmaz, Avrupa Komisyonu’nun kota miktarlarında ilave daraltma planlarına da işaret ederek, "Avrupa Birliği bizim en önemli pazarımız. Ancak uzun süredir uygulanan kotalar ve ilave vergiler ihracatımızı zorlaştırıyor. Kota aşımı durumunda yüzde 25 vergi uygulanıyor. Şimdi de kotaların yeniden daraltılması gündemde. Bu süreci çok yakından takip ediyoruz” bilgilerini paylaştı. Sektörün maliyet baskılarına karşı çözüm arayışında olduğunu dile getiren Yılmaz, yeşil dönüşüm ve yenilenebilir enerji yatırımlarının bu noktada kritik rol oynadığını belirtti. Türkiye’nin 2050 net sıfır karbon hedefi doğrultusunda çelik üreticilerinin güneş enerjisi başta olmak üzere yenilenebilir kaynaklara yöneldiğini ifade eden Yılmaz, mevcut durumda sektörün enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 15-20’sinin bu kaynaklardan karşılandığını, bu oranın önümüzdeki dönemde artmasının beklendiğini söyledi.

İhracat 20 milyon tona çıkacak
Türkiye’nin çelik üretiminde dünyada 7’nci, Avrupa’da ise 1’inci sırada yer aldığını belirterek, 2025 yılının 38 milyon ton sıvı çelik üretimiyle tamamlandığını kaydeden Yılmaz, yaklaşık 19 milyon tonluk ihracatla Türkiye’nin küresel pazarda güçlü konumunu sürdürdüğünü söyledi. Yılmaz, sektörün 2026 yılı hedeflerine ilişkin, 20 milyon ton ihracat ve 17 milyar dolar seviyesindeki hedeflerde şu aşamada bir sapma öngörmediklerini belirterek, “Türk çelik sektörü her koşulda hedeflerine ulaşacak esnekliğe ve deneyime sahip” dedi. Fuarın genel atmosferine ilişkin de bilgi veren Yılmaz, küresel çelik sektörünün geleceğine yönelik belirsizliklerin fuarın ana gündemini oluşturduğunu belirtti. Yılmaz, üretici ve alıcıların piyasa yönünü anlamak için yoğun temaslarda bulunduğunu söyledi.
Fiyatlar dalgalanıyor
Selçuk Yılmaz, ürünün bir emtia ve yüksek bedelli olması nedeniyle fiyatın her zaman bir enstrüman olarak karşılarına çıktığını ifade etti. Fiyat tarafındaki gelişmelere dikkat çeken Yılmaz, küresel emtia piyasalarındaki dalgalanmaların birim fiyatları doğrudan etkilediğini belirterek, 2021 yılında bin 400 dolar seviyelerine çıkan çelik fiyatlarının bugün 600-700 dolar bandına gerilediğini hatırlattı. Bu nedenle yalnızca birim fiyat üzerinden değerlendirme yapılmasının yanıltıcı olabileceğini vurgulayan Yılmaz, sektörün hem tonaj hem de katma değer odaklı büyüme stratejisini sürdürdüğünü kaydetti.
“Avrupa için güvenli limanız”
ÇİB Denetim Kurulu Üyesi Selçuk Yılmaz, Türk çelik sektörü olarak Avrupa’ya yakın olmalarını çok büyük bir avantajı gördüklerini söyledi. Yılmaz, “Çünkü buradan gemi çıktığında yaklaşık 48 saat içerisinde kendi limanlarına ulaşabiliyor. Ama bizim ihracat tarafındaki rakibimiz olan Hindistan, Vietnam, Tayvan gibi ülkeleri düşündüğünüzde, navlunun süresi zaten 25-30 gün. Ayrıca Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmeler de uzun mesafeli tedarik zincirlerinin jeopolitik risklere ne kadar açık olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. O yüzden aslında Türkiye, Avrupa Birliği için her zaman güvenli bir liman” dedi.