14 °C

“Seçime sadece 1 hafta çalıştım, ekibim dışından kimseden destek almadım”

Nefes kredisine talep fazla olursa, süreyi ve desteği artırabileceklerini kaydeden ATO Başkanı Gürsel Baran, başkanlık seçimi için 1 hafta çalıştığını ve ekibi dışında kimseden destek almadığını söyledi.

“Seçime sadece 1 hafta çalıştım, ekibim dışından kimseden destek almadım”

Hüseyin GÖKÇE - Ferit PARLAK

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek ile girdiği seçim yarışını kazanarak Ankara Ticaret Odası’na (ATO) Başkan seçilen Gürsel Baran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ile akraba olmasının seçim sonucuna herhangi bir etki yaratmadığını söyledi. TOBB’un girişimiyle başlatılan Nefes Kredisi’ne en büyük katkıyı ATO’nun sağladığını belirten Baran, 20 bin kişi öngörülmesine rağmen, talebin fazla olması halinde destek süresini uzatabileceklerini söyledi. Seçimin ertesi günü hemen çalışmaya başladıklarını ifade eden Baran, şu ana kadar 9 bakan ile görüştüklerini, Ankara’dan doğrudan uçuş ve fuar alanı konusunda destek aldıklarını bildirdi. Gürsel Baran, kamu bankaları ve önemli kurumların taşınmasıyla Ankara’nın yalnızlaştırıldığını belirtti. Ankara Sohbetleri’ne konuk olan Baran, Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak ve Ankara Haber Müdürümüz Hüseyin Gökçe’nin sorularını cevaplandırdı.

► Kamuoyunda çok konuşulan ATO Başkanlığı’na seçim sürecini anlatabilir misiniz?

Ben 18-20 yıldır inşaat malzemeleri üzerine faaliyet gösteren mütevazi bir tüccarım. Ancak karşımda yarıştığım arkadaşımdan dolayı bütün Türkiye’nin takip ettiği ilginç bir seçim oldu. Yani biz yaklaşık 1.5 ay çalıştık ama adayımızı ancak seçime 1 hafta kala açıklayabildik. Aslında ben de nasıl olduğunu bilmiyorum, arkadaşlar teklif etti, kıramadık görevi kabul ettik. Rakibimiz 1.5 ay öncesinde sahadaydı, iyi de çalıştılar. Nasip olunca oluyor, seçimi bitirdiğimiz andan itibaren bizim için her şey bitti. Ben ATO’ya yeni girmedim, 1999 yılından bu yana ATO’dayım ve bütün kademelerde görev aldım. Odayı ve işleyişi iyi bildiğimi düşünüyordum. Seçimin hemen ertesi günü çalışmaya başlamak zor olmadı. Kafamızdaki Ankara tüccarını ve Ankara’yı layık olduğu seviyeye çıkarma düşüncemizi harekete geçirmeye başladık.

► Her kademesinde görev aldınız ama nasıl bir ATO buldunuz?

Son 3 yılını, özellikle iç çekişmelerle kaybetmiş olduğunu, tüccarın yanında olamadığını düşündüğümüz bir ATO var. Ülkemizin geçtiği zor bir dönem var ve ATO yanında olamadı. Şimdi önümüzde 10 ay sonra yeni ATO seçimleri var. Bizim son 3 yılda yapılamayanların telafisini 10 aya sığdırma hedefimiz var. O yüzden dinlenme lüksümüz yok. İyi bir ekip kurduk, şu anda ulaşamayacağımız, kapısını çalamayacağımız kimse yok. Burası Türkiye’nin en büyük ikinci ticaret odası ve sivil toplum örgütü. Önümüzde hiçbir engel yok, sonuç almak ve Ankara tüccarının yanında olduğumuzu hissetmek istiyoruz.

► Tüccarın yanında olduğunu söylediniz, nefes kredisine yönelik talep nasıl?

Nefes kredisinde 50 bin ile 100 bin TL arasındaki destekten 20 bin üyemizin yararlanmasını öngörüyoruz. Başvuran üyelerimiz faaliyet belgeleriyle birlikte Ziraat Bankası veya Denizbank’ın herhangi bir şubesinden krediyi kullanabiliyorlar. Burada piyasa faizinin yarısına karşılık gelen yüzde 9.9 oranıyla 1 yıl vade geçerli olacak. ATO olarak 100 milyon lira ile en çok kaynak aktaran oda olduk. Türkiye’nin en büyük odasının 5 katı para koyduk. Üyelerimizin zor günlerden geçerken yanlarında olduğumuzu görmelerini istedik. Üstelik bunlar zaten esnafın parası.

► Şu ana kadar talep nasıl?

Talep 20 binin üzerinde olur ama biz odamızın bütün imkanlarını oraya aktardık. Çok fazla talep gelirse, önümüzdeki yıl tekrar yaparız. Her yıl devam ettiririz. Seçimden önce tüccarımızın yanında olacağımızı söylemiştik. Bu sadece parasal değil, her yönüyle gerçekleşecek. Komitelerimizden gelecek ve üyelerimize katkı sağlayacak kararları hızla hayata geçirmek için çalışacağız.

► ATO tarafından gerçekleştirilen 'Ankara Marka Konferansı' sizce nasıl geçti?

Konferans gerçekten çok başarılı geçti. Katılım geçen yılın iki katı kadardı ve insanlar gerçekten heyecanlandılar. Markalar kendilerini anlatma fırsatı buldu, üniversitelerle işbirliği yaparak marka bilincinin yerleşmesi eğitimleri verdik. Eğitim salonlarımız kapasitelerinin yüzde 50 fazlasını aldı hatta bir çok genç yerlere oturarak eğitimleri takip etti.

► Ankara’dan yurtdışına doğrudan uçuşlara el atacak mısınız?

Kesinlikle evet, en çok istediğimiz konulardan birisi doğrudan yurtdışı uçuşlar. Çok şey istemiyoruz, sadece THY Genel Müdürü’nün Esenboğa’nın yenilenmesi töreninde “Ankara Avrupa’nın en önemli aktarma merkezlerinden birisi olacak” şeklindeki sözünün yerine getirilmesini istiyoruz. Bir de İstanbul’a bu kadar yüklenmenin de doğru olmadığını düşünüyoruz. İstanbul’da günde 500 civarında uluslararası uçak kalkarken, Ankara’da bu sayı 8-10’u geçmiyor. Burası 80 milyonluk bir ülkenin başkenti. Bir başkentin bu kadar yalnızlaştırılmasını doğru bulmuyoruz. Bununla ilgili ciddi gayretlerimiz var. Biz sadece bu hafta 9 bakan ziyareti yaptık. Hepsinde de söylediğimiz en önemli konulardan birisi bu. Konuştuğumuz her bakan, bunu gereken her platformda dile getireceklerini söylediler. Bu sadece çıkışlar için değil, sağlık turizminin gelişmesi için de çok önemli. Birkaç saatlik uçuşla İstanbul’a gelen insanlar, Haymana, Bala, Kızılcahamam gibi yere gidebilmeleri için bu süreden daha fazlasını harcamak zorunda kalıyorlar. Burası başkent ve insanları buraya sağlık turizmi için getirmekte zorlanıyoruz.

► Uzun süredir Ankara’nın fuar alanı eksikliği konuşuluyor. Bu konuda girişiminiz olacak mı?

Katılıyorum, bu konuda Başbakanımız arayarak özel talimat verdi, çözülmesini istedi. Biz de hızla çalışmalara başladık ve ilk toplantımızı gerçekleştirdik. Fuar konusu da bizim için çok önemli. Bunun da engeli yine havayolu olduğunu düşünüyorum, insanlar neden bu kadar zaman kaybetsinler ki. Ankara’dan yurtdışına giden bir işadamı, gidiş ve dönüşlerdeki aktarmalardan dolayı en az 1 gün kaybediyor.

Ayrıca kongre turizmi için de Ankara çok uygun bir yer olmasına rağmen, İnsanlar doğrudan uçuş olmadığı için buraya gelmek istemiyorlar. Bir süre önce bizim kongre merkezimiz Congresium’un kiracısı Fransız şirket ile de görüştük, onlar da bu durumdan sıkıntılı. Aslında bu işe devletin biraz daha sahip çıkması gerekiyor. Uluslararası organizasyonların, toplantıların çoğu İstanbul’da yapılıyor. Bu konuda Cumhurbaşkanımızdan destek istedik, konuyu Başbakanımıza da bu dahil diğer sorunlarımızla ilgili bilgi vereceğiz. Aslında biz sesimizi kamu bankaları Ankara’dan teker teker giderken çıkarmalıydık veya başka formüller üretmeliydik. Burada herhangi bir kasıt aramıyoruz ama yalnızlaştırılıyor Ankara, buna engel olmak istiyoruz.

► Havaalanı yakınında belirlenmiş bir fuar alanı var zaten değil mi?

Evet, bir yer belirlenmiş Akyurt’ta ama biz bunun çok doğru olmadığını düşünüyoruz ve zamanında karşı çıkmıştık, ancak gördüğümüz kadarıyla değişmeyecek gibi. Dünyada fuar alanları genellikle havaalanlarının ters istikametinde olur. Çünkü oraya havayoluyla gelen insanlar, fuara ulaşmak için şehrin her tarafını görür. Bu fuar alanının maliyeti de çok yüksek görünüyor. Bizim önerimiz 10 bin metrekarelik 2-3 fuar alanını hayata geçirip, ihtiyaca göre, alanı büyütmektir.

► Ekonomideki tek sorun finansman mıdır?

Finansman konusu olsa, Türkiye çok rahat aşar. Şu anda dışarıdaki güçler, ülke üzerinde oyana oyunlar en önemli sıkıntı bu. Finansman sorunu olsa, dünyanın en önemli projeleri gerçekleştirilebilir mi? Şu anda dünyadaki 10 büyük projenin 5 tanesi Türkiye’de. Bu durum herkesin gözüne batıyor. Yani diğer sıkıntılar olmasa ülkemizin önü çok açık. 2017’nin ilk yarısı tamamlanmadan terör sorunun biteceğini ve ülkemizin önünün açılacağını düşünüyorum.
Ancak tabii ki pazarda daralma var, patlayan her bomba işimizi aksatıyor, bankalar tedirgin, kredilerle ilgili problemler var. Yurtdışındaki algı ve teröre destek sorununu çözersek, her şey çözülür. Biz yurtdışında çok kötü anlatılıyoruz. Geçenlerde televizyonda bir gazeteci arkadaşımız anlattı. Yurtdışında gittiğinde, gazeteci olduğunu öğrenince, “Sen nasıl gazetecilik yapıyorsun, orada gazeteciler tutuklu, buraya nasıl geldin? Kürtleri neden öldürüyorsunuz?” gibi sorularla karşılaşmış.

► Bu algı nasıl giderilebilir?

Bu konuda TOBB ve odalar öncülük edebilir. Devlet burada taraf olarak görüldüğü için, yurtdışında devletin müdahil olmadığı organizasyonlarla ülkemizi, kendimizi anlatmamız gerekiyor. İnsanlar buraya davet edilebilir, biz oraya gidebiliriz, yurtdışındaki medyaya ve bilboardlara ilanlar verilebilir. Bu zaten bizim sosyal sorumluluk alanımıza da girer. ATO olarak, toplayabildiğimiz kadarıyla bütün STK’larla bir çalışma yapıp, adım atmayı düşünüyoruz.

“Melih Gökçek randevu talebimize cevap vermedi''

► Seçimlerde akrabalık ilişkileriniz de çok tartışıldı…..

Bizim arkamızda iyi bir ekibiz. İyi bir kadromuz var. En büyük gücümüz bu ve 188 meclis üyesi. Hepsiyle iyi ilişkiler içindeyiz. Emine hanım ile akrabalık bağımızı çıkardılar. Ben 1999’dan bu yana buradayım ama akrabalığımı 188 Meclis üyesinden 5 tanesi bilirdi. Hiçbir yerde hiçbir zaman bunu kullanmadım. Üstelik ben nasıl Cumhurbaşkanı’nın eşine gidip de destek isteyeyim, öyle bir şey olabilir mi? Bu aşamadan sonra Ankara’nın menfaatleri mevzubahisse, gidilmesi gereken her yere gideceğiz.

► Yapmayı düşündüğünüz bir çok proje belediye ile çalışmayı gerektiriyor, seçim sonrası Melih Gökçek ile görüştünüz mü?

Bizim Melih bey ile çalışmaya ihtiyacımız var. Kendisi bizim büyükşehir belediye başkanımız. Seçim bittikten sonra yönetim olarak randevu istedik, sıkıntılarımızı anlatmak için. Şu ana kadar herhangi bir dönüş olmadı. Telefonla da aradım ama görüşemedik. İnşallah kısa zamanda görüşürüz diye düşünüyorum.

Üyelerimize dış ticaret desteği vereceğiz

► 2017’de yapılacak ATO seçimi için ne düşünüyorsunuz?

10 ayın sonunda, yeni diğer seçimde burada olur muyuz bilmiyoruz ama buradan giderken, insanların, “bunlar geldi ama farklı oldu, hizmet ettiler, koltuğu da doldurdular” demesini istiyoruz. Bir de üyelerimize özellikle dış ticaret konusunda destek verecek bir mekanizmayı hayata geçireceğiz. Örneğin, yurtdışından misafiri olan üyemiz, onu burada ağırlayıp, görüşmelerini gerçekleştirecek, gerektiğinde tercüman hizmeti alacak. Mevzuat dahil dış ticaretle ilgili sıkıntılarını gidermek için yeni oluşturulacak merkezimize gelecekler. Kısacası, Ankara Ticaret Odası, üyesine sadece A4 kağıdından belge veren bir yapıdan çıkacak.

Yükü paylaşmak

7 Teknokent… 20’nin üzerinde üniversite… 200 binin üzerinde üniversite öğrencisi… Sayısı artmaya başlayan meslek liseleri… Bu rakamlar sürekli yenilik, verimlilik, maliyet avantajı anlamına geliyor. Bu rakamlar, tüm dünyada, rakiplerle arandaki en büyük fark diye nitelendiriliyor… Bu avantajları kullanarak Londra, Berlin, Paris, Roma, Madrid gibi siyasetin yanı sıra Ar-Ge, imalat, kongre, fuar, sağlık, eğlence turizmi vs. alanlarda da ön plana çıkan bir ‘başkent’ olabilecek mi Ankara? Bu özellikleri kazanıp, İstanbul’un yükünü paylaşabilecek mi? “Çok geç kaldık” diye başladı söze ATO’nun yeni başkanı Gürsel Baran… Uluslararası transit yolcu taşımacılığı, kongre ve sağlık turizmi, fuar hizmetleri gibi alanlarda yapılacak küçük dokunuşlarla, ülkenin gururu olacak marka bir kent yaratılabilecekken, tam tersine yalnızlaştırıldığının altını çizdi… “Bugüne kadar kimseden destek istemedim ama bundan sonra herkesten isteyeceğim.” cümlesiyle takım oyunu ve yükü paylaşabilmenin önemine dikkat çekip, hedefe ulaşmak için atılacak somut adımları anlattı…

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap