Tasarımda Açık İş trendi

Mimarideki karşılığını, “Kendini Kurgulayan Çalışma Alanı” diye tanımlayabiliriz…. Tasarımcıların, mimarların ve kullanıcıların işin içine katıldığı yeni bir dönem. Ama büyük resme bakarsak ve tüm sektörlere uyarlarsak ona “Açık İş” trendi diyebiliriz…

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

VOLKAN AKI

Yüzyıllardır sistem değişmemiş aslında, birileri tasarlıyor, besteliyor ya da yaratıyor... Diğerleri bunu satın alıyor, dinliyor ya da beğeniyor. Peki böyle mi devam edecek? Koleksiyon Mobilya Tasarım Direktörü Koray Malhan’a göre, böyle devam etmeyecek. Kendi şirketlerinde uygulamaya başlamışlar. Tüm dünyaya, pek çok çevreye de bunu anlatıyor Koray Malhan... Felsefe olarak sunumunun adına “Design & Pathos” demiş… Profesyonel anlamda iş tanımı olarak ise “Açık İş”i uygun görüyor. Bunu ofis mobilyaları tarafında yapmak daha kolay... Daha hızlı ve uygun oluyor. Çünkü ev mobilyasında çok fazla subjektif unsur devreye giriyor, ona göre… Benim de katıldığım bir konu. Aslında bir bütün içinde yaşıyoruz. Her şey aynı değere çıkıyor. Örneğin müzik zevki olan daha iyi yemek yapıyor. Tasarımla ilgilenen daha iyi yazı yazıyor. Çünkü her değer birbirini tamamlıyor....

“Açık İş” dönemi...

Konuya gelirsek, “Açık İş” aslında Umberto Eco’nun bir kitabından ortaya çıkan bir terim. Koray Malhan bunu şöyle anlatıyor: “Ressam bir resim yapıyor, kapatıyor, sonra sen bakıyorsun. Müzisyen müziğini yapıyor, kapatıyor, orkestra şefi aynen ne dediyse, o hızda, o aralıklarla çalıyor, izleyiciler de dinliyor. 20. yüzyılda bu durum değişti. Artık sahnedekiler uygulamanın içine katılmaya başladı. Besteciler öyle bir şey yaptı ki orkestra şefi ve çalanlar işi açarak, besteye besteci kadar dahil olabilirler ve bunu çeşitli şekillerde değiştirebilirler.” “Açık İş”in mantığı da bu aslında... “Açık İş” izleyiciyle uygulayıcıyı oyunun içine, yaratım sürecine davet ediyor. Böylece yaratım sürecine her iki taraf da katılmış oluyor. Tabii bunu yapabilme süreci nasıl başlıyor? Koray Malhan’a göre tek formül var: Diyalog ya da iletişimin güçlü olması…

Evrenle diyalog kurmak...

Diyalog kurmak deyince, Koray Malhan şöyle diyor: “Evrenin sayısal dili vardır ve biz bunu anlar ve diyalog kurarsak, evrenin nasıl inşa edildiğini anlamaya doğru bir yolculuk yapmış oluruz aslında. Aynı şey: Biz bir mimarla diyalog kurarsak, karşılıklı konuşup anlarsak birbirimizi, tasarlayacağımız ofisi bambaşka bir çehreye büründürmüş oluruz. Benim kataloğum var, birisi buradan görüp alıyor ve arkadaşlar ‘Hadi buraya oturun’ deyip, kestirip atıyor. Çok ayrı iki dünyadan bahsediyoruz. Burada da diyaloğun devreye girmesi, o ofisin yaşayan ve o firmanın çok daha iyi bir yer olmasını sağlar. Bütün derdimiz, bütün anlatmaya çalıştığımız o. Ve bu diyaloğu biz talep ediyoruz, bu diyalogdan bir şey kazanacaklarını iddia ediyoruz.” Koray Malhan’ın bahsettiği aslında her firmanın kendi kültürü, çalışma biçimi olduğu gibi, ona uygun bir mimari tasarımı da olması... Böylece verimlilik, performans, mutluluk artacaktır.

Kendini kurgulayan alanlar

Peki Koray Malhan’ın sözünü etmiş olduğu süreç nasıl gerçekleşecek? Malhan bunu da şöyle adlandırıyor: “Kendini kurgulayan çalışma alanları...” Malhan, “Şimdi burada mimarları, tasarladığımız ürünlere bir tür ‘besteci’ olarak ne kadar dahil edebiliriz? Ben bir modülasyondan bahsetmiyorum. Bunların nasıl ‘besteleneceği’ tamamen mimarın hayal gücüyle koca bir evrene doğru büyüyebilsin istiyorum. Biz dört senedir ürünleri bu şekilde tanımlıyoruz. Mimarların dahil olabileceği, tasarımını geliştirebileceği ürünler... Bu sene ise bunun bir ötesine gittik. ‘Kendini kurgulayan çalışma alanları’ diye… Burada kullanıcı da bu ürünleri değiştirebiliyor” diyor.

“Update” çağında yaşıyoruz

Ofis mobilyasında neden “update” olmasın? Koray Malhan’ı dinleyince "olur"unu görüyoruz. Malhan, “Bugünün mobilyalarıyla bu durum çok mümkün değil. Ama iki senedir çalıştığımız tasarımlarda çok daha modüler, başka işleri başka yerlerde yapabileceği sistemler geliştirdik. Bu da teorinin bir parçası. Biz mobilya yaptık, sattık, o da bunları aldı, koydu değil. Kullanıcı bunu alırken de dahil olmalı, kullandıktan sonra kullanım sürecindeki gelişimlerini de yansıtabilmeli. Aldığı zaman bu ihtiyaçları vardı, aldı. 6 ay geçti çok yeni bir ihtiyaç çıktı. Bizim haberimiz yok, kendisi de tahmin etmiyordu. Ama oldu; değiştirebiliyor. Buradaki şey şu aslında: Çağla bağlantısı, bir parça böyle, ‘update’ çağı” diyor.

“Design ve Patos”un ifadesi

Koray Malhan tüm yaptıklarını ve bu tasarım bütününü anlattığı sunumuna bu adı veriyor. Dünyanın pek çok şehrinde de bu sunumu yapıyor. Neden bu ismi verdiğine gelince: “Benim bu tasarımımın ismi ‘Design and Patos.’ Patos eski bir Yunanca kelime. Acı ve empati, demek eski antik Yunan’da. Acı ve empati, tasarımın başlangıcı... Tasarım sadece güzel bir şeyleri yapma süreci değil. Tasarımın bir anlam katabilmesi, diyalogu katabilecek kurguyu ortaya koyabilmesi lâzım. Şu anki dünyada gerçekten ciddi problemler var. Sadece buzdolaplarının değil, insanların da konuşması lâzım. İnsanlar bu diyaloğun neresinde? Kimse diyalog kurmuyor. Her iki taraf da yapıyor bunu. Ekonomiye müdahale edemiyorsun. Öyle katmanlarda oyunlar oynanıyor ki ben ne yaparsam yapayım müdahale edemem. Gerçek diyalog aslında orada yok. Diyalogda kopukluk var ve çok büyük acıya mâl oluyor. Güzel şeylerden bahsediyorsak, bunların görsel anlamda değil, anlam olarak neler kattığına dikkat çekmeliyiz. İnsana nasıl transfer edilebileceğine. Ben, küçük küçük herkesin kendi güncel yaşamında işini en iyi şekilde yapmasının son kalan umut kalesi olduğunu düşünüyorum...”