Türk gıda ihracatının ana rotası değişiyor
Orta Doğu’da süregelen çatışma ortamı ve artan jeopolitik riskler, Türk gıda ihracatçılarını alternatif pazarlara yöneltiyor. Afrika, Latin Amerika ve Uzak Doğu’ya açılan sektör, lojistik risklere karşı uzun vadeli strateji çağrısı yaparken, İstanbul’da düzenlenen Foodist’te 50’den fazla ülkeden alıcı ağırlandı.
Türkiye gıda ihracatında rotasını çeşitlendirmeye hazırlanıyor. Orta Doğu’da yaşanan jeopolitik gelişmeler ve Körfez’deki savaşın ticaret ve lojistik hatları üzerindeki riskleri artırması, ihracatçıları Afrika, Latin Amerika ve Uzak Doğu gibi alternatif pazarlara yöneltiyor. Geçen hafta İstanbul’da düzenlenen Foodist Gıda Fuarı kapsamında gerçekleştirilen sektör oturumunda, yeni pazar arayışının yanı sıra lojistik, finansmana erişim ve gıda arz güvenliği de gündeme geldi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) bünyesinde geçen dönem Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanlığı yapan Ahmet Tiryakioğlu’nun yönetiminde gerçekleştirilen oturumda konuşan TİM Sektörler Konseyi Üyesi Celal Kadooğlu, Orta Doğu’daki sıkışıklık nedeniyle ihracatçıların yeni coğrafyalara yöneldiğini belirterek, “Afrika, Latin Amerika ve Uzak Doğu’ya yönelmiş durumdayız” dedi. Foodist kapsamında 50’den fazla ülkeden 2 binden fazla alım heyetinin geldiğini belirten Kadooğlu, heyet profilinde bu üç bölgenin ağırlık taşıdığını söyledi.

Türkiye lojistikte söz sahibi olmalı
TİM Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Nihat Uysallı, yaşanan jeopolitik gelişmelerin Türkiye’nin ihracat stratejisinde lojistiğin önemini daha da artırdığını vurguladı. Dünyanın en büyük iki hammadde üreticisinin Türkiye’nin kuzeyinde yıllardır savaş halinde olduğuna dikkat çeken Uysallı, böylesi bir coğrafyada stratejik planlama yapılması gerektiğini söyledi. Bunun için üretim kadar lojistiğin de planlamanın merkezinde olması gerektiğini belirten Uysallı, uluslararası lojistiğin ciddi bir sorun, finansmanının ise ayrıca zor bir konu haline geldiğini ifade etti. Uysallı, ülkeler arasındaki siyasi gelişmelerin taşımacılık üzerinde oluşturabileceği risklere karşı hazırlıklı olunması gerektiğini belirterek, Türkiye’nin 5-15 yıllık perspektifte bu alanda hazırlık yaptığını bildiklerini söyledi.
Hububat borsasının kalbi Mersin’de atıyor
İhracat Genel Müdürü Mehmet Ali Kılıçkaya ise ihracatçıların küresel pazarlara erişimini kolaylaştırmak amacıyla yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Kılıçkaya, “Küresel E-İhracat Zirvesi düzenliyoruz. Dünyanın en önemli pazaryerlerini getiriyoruz” dedi. İhracatın her aşamasında destek sağladıklarını belirten Kılıçkaya, hibelerin yanında finansman kolaylığı da sunduklarını ifade etti. Akdeniz Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Veysel Memiş, Türkiye’nin hububat ticaretindeki konumuna dikkat çekerek, “Dünyanın herhangi bir yerinde hububat alacak olsanız mutlaka Mersin’i ararsınız” diye konuştu. Karadeniz Hububat, Bakliyat ve Yağlı Tohumlar İhracatçıları Birliği Başkanı Günhan Ulusoy da navlunların uygun olması nedeniyle bölgelerinde dünya fiyatlarına göre hammaddeye daha erişilebilir koşullarda ulaşıldığını belirtti.
“Dünya alıcısı İstanbul’a gelsin”
İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Kazım Taycı, Foodist’in sektörün uzun süredir kurduğu bir hayalden doğduğunu söyledi. Dünyanın büyük fuarlarında 200-300 Türk firmasının yer aldığını belirten Taycı, “Dünyanın çeşitli ülkelerine gitmektense onlar gelip burada bizim fuarımızda bizden mal alsın, aynı zamanda bir turizm geliri de oluşturalım” dedi. Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Muhammet Öztürk, yerli bir gıda fuarının sektörün hayali olduğunu ve Foodist ile bunun gerçekleştiğini ifade ederken, Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Afşin Kaşıkçı da fuar kapsamında “çok nitelikli” bir alım heyeti organizasyonu yapıldığını söyledi.
Gıda arz güvenliği gündemde
Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonu (TGDF) Başkanı Demir Şarman, gıda sektöründe arz güvenliğinin giderek daha kritik hale geldiğini belirterek, iklim değişikliği, kaynakların sürdürülebilirliği, teknoloji ve değişen tüketici beklentilerinin üretimden ambalajlamaya kadar tüm değer zincirini dönüştürdüğünü söyledi. Yurt dışındaki fuarlarda Türk ürünlerinin zaman zaman küçük üretici ülkelerin yanında konumlandırıldığını belirten Şarman, “Neden İstanbul’da dünya çapında bir gıda fuarımız yok?” sorusunu uzun süredir sorduklarını ifade etti. Şarman, gıda fuarlarının yalnızca ürünlerin sergilendiği ve ticari sözleşmelerin imzalandığı organizasyonlar olmaması gerektiğini belirterek, sektörün tüm paydaşlarının bir araya geldiği platformlara dönüşmesi gerektiğini vurguladı.
Deplasman yerine kendi evinde rekabet
Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği (ETÜDER) Başkanı Melih Şahinöz, yabancı alıcıların Türkiye’ye gelerek Türk ürünlerini deneyimlemesinin ihracat açısından önemli bir avantaj sağladığını belirtti. Şahinöz, yabancı ziyaretçilerin Türk ürünlerini şefler eşliğinde deneyimlemesinin ihracatçı açısından “deplasman yerine kendi evinde satış yapmak” anlamına geldiğini söyledi.