19 °C

'Marka inşa ediyoruz itibar yönetiyoruz…'

23 yıldır reklam sektöründe olan Kaan Berkan, sektöründe başarının sırrını formüle etti.

'Marka inşa ediyoruz itibar yönetiyoruz…'

EMRE ALKİN

Bugünkü konuğum Kaan Berkan... 23 yıldır reklamcı... Aslında reklamcıdan da fazlası... Babasının izinden gitmek için çıktığı yolda, babasına hasret kalmış Kaan Bey. Çok erken kaybetmiş onu. Yılmamış. Uluslararası ortaklıklar kurmuş genç yaşında. Sektöründe tanınan, bilinen, itibarlı bir kişi olmuş... Kolay olmamış tabii... Bana anlatırken bazen güldü, bazen duygulandı. İyi bir baba aynı zamanda. “Çocuklarım da bu işi yapsın isterim,” diyor. Benim gibi o da, babasıyla yaptığı masa başı sohbetlerini özlemiş. Her iki babanın da ruhu şad olsun. Paylaşmasak olmazdı...

- Okuyucuların tanıması için ne yaptığınızı kısaca anlatır mısınız?

Yaptığımız işi kısaca özetlemem gerekirse; markaların birbirinden farklılaşması ve tercih sebebi olabilmeleri için düzenli yürütülmesi gereken iletişim, reklam, tanıtım çalışmaları diyebilirim. Yani özetle “iletişim danışmanlığı.” İletişim danışmanlığı çatısı altında PR, digital, etkinlik ve kreatif olmak üzere 4 ana kulvarda hizmet veriyoruz. Biz marka inşa ediyoruz, itibar yönetiyoruz, danışmanlık veriyoruz. 2015 yılından beri, dünyanın önde gelen iletişim ve reklam gruplarından IPG’nin grup şirketlerinden Golin’in Türkiye ofisi olarak birçok dünya markası ile çalışıyoruz. Bizim sektörde önemli olan markaların iletişim anlamında yapmaları gereken şeylerin doğru tanımlanması. Yani teşhis, daha sonra tasarım, uygulama ve ölçümleme ön plana çıkıyor. 23 senedir bu sektörde çalışıyorum, hizmet sektörü olduğu için iletişim danışmanlığı çok bilinen, somut ve kolay anlaşılır bir meslek değil açık konuşmak gerekirse.

- Yaptığınız işi seçmenizde yaşadıklarınız mı etkili oldu yoksa çocukluktan gelen bir motivasyon mu?

Üst düzey yöneticilik yapan bir babanın oğlu olarak bu sektörün içinde büyüdüm, diyebilirim. Bizim evde iletişimin her yönü konuşulur ve tartışılırdı, reklam kampanyaları veya etkinlikler masaya yatırılır, tüm aile fertlerinin fikri alınırdı. Muhakeme yeteneğimi aile içindeki bu oluşuma borçluyum, diyebilirim. Pazar günleri babamla masada oturup işleri gözden geçirmek, yorumlamak, zaman zaman ofisini ziyaret edip işi mutfağında gözlemlemek, benim için büyük bir keyifti. Dolayısıyla ben zaten zamanı geldiğinde bu işi yapacağımı hissediyordum ve biliyordum. Babam Teoman Berkan, Türkiye’nin en önemli profesyonel yöneticilerinden biriydi, kendi kararıyla kurduğu Rekta’da ben de onunla yol alırım derken, babamı çok erken kaybedince, kendimi bir anda bu dünyanın içinde başrolde buldum.

“DAKTİLODAN BİLGİSAYARA GEÇİŞ HIZLI OLDU...”

- Sosyal medya yaptığınız işte ne kadar etkili?

Sosyal medya bu çağın en önemli yapı taşlarından biri, gözardı edilemeyecek kadar önemli ve etkili, diye düşünüyorum. Hele iletişimin olmazsa olmazı. Biz sosyal medya hizmeti veriyoruz. Dijital iletişim, dünyadaki trendlere baktığımızda daha da baskın hâle gelecek gibi görünüyor. Önümüzdeki dönemde artan teknoloji ile bunun da bir adım ötesi olarak “internet of things” gelecek. Farklı bir dünyaya doğru yola çıktık, değişime ayak uydurmak zorundayız.

- Yaptığınız iş dünden bugüne ne kadar değişti?

Yeniliklere hakim olmazsanız ilerleyemezsiniz, süreçleri başarılı yönetemezsiniz. 23 yıldır bu meslekte olan ve her kademede görev almış biri olarak birkaç örnek vermem gerekirse; meselâ, ilk başladığımız dönemde karanlık oda diye bir tabir vardı. İlan diaları orada hazırlanıyordu. Bilgisayar hayatımızda neredeyse yoktu, daha çok tasarım için kullanılıyordu. Sonra internetle birlikte hayatımıza girdi. Raporlar daktilo ile yazılıyordu ve faks çok yaygın kullanılıyordu. Bugün daha çok iletişim kanalı var, her şey dijitalleşti, işler hızlandı ve globalleşti, diyebilirim.

- Başka hangi mesleği tercih ederdiniz ya da ne yapmak istediniz?

İletişimle uğraşmasaydım yine insan ilişkilerinin işin içinde olacağı bir meslek seçerdim, avukat olmak isterdim, diye düşünüyorum. Benim dedem Prof. Dr. Orhan Melih Kürkçüer, 61 Anayasası’nda imzası olan profesörlerden biriydi, onun yolundan giderdim büyük ihtimalle.

- Bu işte eğitimin, ilişkilerin ve tecrübenin payı size göre yüzde kaçtır?

Özellikle sizin mesleğinizde. Üniversite eğitiminin önemli olduğunu düşünüyorum, ama ilişki ve tecrübenin de en az onun kadar önemli olduğuna da inanıyorum. Eskiden çok sınırlı sayıda iletişim fakültesi vardı, sınav sistemi farklıydı, bizim sektörde herkes işletme veya iktisat gibi bölümlerden mezundu. Şimdi özellikle özel üniversitelerde çok güzel bölümler açıldı, hem sektörel hem de akademik içerikle donanımlı gençler yetiştiriyorlar. Ancak ilişkilerin ve tecrübenin önemli olduğunu düşünüyorum. İşte pişmek gerekiyor. Her aşamayı bilmeden kriz yönetemezsiniz. Dünyadaki trendleri takip etmek ve içselleştirmek de çok önemli.

“KENAN DOĞULU BANA UĞUR GETİRDİ...”

- Bu işte ekmek var mı? Varsa nereden başlamalı?

Tabii ki var, ancak 1-2 sene gibi kısa vadeli planlarla kazanmak kolay değil, uzun vadeli planlar ve sabır gerekiyor. Önce kendine yatırım yapmakla başlamak gerekiyor, sürekli okumak, eğitimlere katılmak, dünyayı takip etmek…

- Hiç unutamadığınız bir anı var mı?

Sizi çok güldüren ya da şaşırtan, belki de kızdıran... Türkiye’de çok fazla yabancı ortaklı şirket yokken, bir Amerika seyahatimde dünyanın en önde gelen iletişim şirketlerinden birinden randevu almıştım. 20’li yaşların verdiği heyecanla yaptığımız toplantıdan sonra onları Türkiye’de yatırım yapmaya ve onların Türkiye ofisi olmaya ikna etmiştim. Bir de bana uğur getirdiğine inandığım bir arkadaşım var, Kenan Doğulu. Ortaokul ve lisede beraber okuduktan sonra yollarımız hiç ayrılmadı, mesleklerimizin her aşamasında hep birbirimize destek olduk. Onun iletişim danışmanlığını başından beri hep ben yürüttüm, “talent management” anlamında bana çok şey kattı.

- Yaptığınız işte örnek aldığınız kim ya da kimlerdir?

Yaptığım işte en örnek aldığım kişi babam merhum Teoman Berkan oldu. Babamın iş disiplini, vizyonu, yaratıcılığı bana her zaman ilham verdi. Golin’in kurucusu Al Golin, basit bir telefon konuşmasıyla aldığı ilk müşterisi Mc Donald’s ile 60 yıldır süren işbirliği ile beni çok etkiledi. Aynı şekilde dünyanın en önemli CEO’larından Fred Cook da farklı bir meslekten birçok başarısız deneyimden sonra, Golin’de attığı cesur adımlarla ve yaratıcılıkla, olmaz denilenleri oldurup sınır tanımadan inandıkları uğrunda savaşarak bugün bu kadar bilge ve saygı duyulan bir iletişimci olduğu için bana ilham verdi.

- Çocuklarınız sizin yaptığınız işi yapsın ister miydiniz?

Çocuklarımın benim mesleğimi devam ettirmesini çok isterim. Oğlum Emir henüz 14 aylık, onun adına konuşmam için çok erken, ama kızım Ceylan şimdiden tasarım ve yaratıcılık alanından ilerleyecek gibi görünüyor. İnşallah onlar da benim arkamdan gelirler ve boynuz kulağı geçer. Pazar günleri babamla masa başı iş sohbetlerini çok özlüyordum şimdi aynı ritüele kızımla devam ediyoruz.

İŞ Mİ, OKUL MU? DİYE SORDULAR ORTASINI BULDUM!

- Anne ve babanızın, ailenizin hayattaki seçimlerinize etkisi oldu mu? Nasıl bir ailede büyüdünüz?

Her zaman ticaret hayatında aktif bir ailenin içinde büyüdüm. Annemin başarılı ve ünlü bir restoranı vardı, babam da Türkiye’nin birçok önemli şirketinde profesyonel olarak çalışıyordu. Bütün bunlar hizmet sektörünü seçmemde etkili oldu. Benim ailem heyecanlı, vizyoner ve demokratik bir bakış açısına sahipti. Annem ve babam erken yaşta evlenip o dönemde Amerika’ya yerleşmişler, babam TEV’in bursuyla New York Üniversitesi’nde MBA yapmış, annem üniversiteyi orada bitirmiş, kendi dönemlerinin şartlarına göre hep cesur adımlar atmış bir aile. Ben de o dönemde New York’ta doğmuşum zaten.

- Bu işi yapmaya ne zaman karar verdiniz? Bugün istediğiniz yere geldiğinizi düşünüyor musunuz?

1992 yılında babam birgün beni yanına çağırdı ve artık profesyonel hayattan çıkıp kendi şirketini kurmayı düşündüğünü söyledi. Ve benim bütün kariyer planımı değiştirecek o soruyu sordu: “İleride bir gün sen de bu yolda devam etmek ister misin?” Cevabı tahmin edebilirsin, “Tabii ki isterim” dedim. Ancak bu soruyu sormasının üzerinden bir yıl geçmeden babamı aniden kaybettik. Bu defa annem bana ve kardeşime aynı soruyu sordu. Önümde iki seçenek vardı; ya Amerika’da kalıp okuluma devam edecektim ya da işe başlayıp babamın kaldığı yerden devam edecektim. Ben işi seçtim, Türkiye’de iyi bir üniversiteye yatay geçiş yaptım, en baştan başladım, 19 yaşındaydım. Yapabileceğime inandım, hâlâ da aynı heyecan ve motivasyon ile devam ediyorum. Bugün sektörde hatırı sayılır ajanslardan birini yönetiyorum, istediğim yer mi bilmiyorum. Daha fazlası her zaman vardır mutlaka, ama “Olduğum yerden mutluyum” diyebilirim rahatlıkla. Bizim sektör sürekli değişen bir sektör, ayak uydurabilmek kolay değil, ekip olarak bu konuda iyi iş çıkarttığımızı düşünüyorum.

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.