Seçim sonrası dalgalanma devam ediyor

Yüzde 60 Fed ve uluslararası, yüzde 40 iç siyasi ve ekonomik başlıkların etkisinde olan yurtiçi piyasada, genel seçimler sonrası dalgalanma devam ediyor

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Genel seçimler sonrası piyasalarda dalgalanma devam ederken, uzmanlar ABD Merkez Bankası'nın (Fed) faiz kararı, yurt içinde koalisyon görüşmeleri ve sınır bölgesindeki hareketlenmelerin piyasaların yönü üzerinde etkili olduğunu ifade ediyor. 

7 Haziran genel seçiminin ardından 2,8097 ile tarihi zirvesini gören Dolar/TL, 2,6277'ye kadar gerilese de Fed'in faiz artırımına ilişkin beklentilerin artması, jeopolitik riskler ve koalisyon görüşmelerinde henüz sonuç alınamamasının etkisiyle 2,7770 seviyesine kadar yükseldi. 

Gösterge tahvilin bileşik faizi ise seçim sonrasında yüzde 9,58'e kadar düşerken, sıkı para politikasına devam edeileceğine ilişkin beklentilerin artması ve Fed'in eylül ayında faiz artıracağı öngörüsünün kuvvetlenmesinin ardından yüzde 10,13'e yükselerek 1,5 ayın zirvesine ulaştı. 

"Kritik öncelikteki konular hiç takip edilmiyor"

Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmeleri değerlendiren ekonomist Prof. Dr. Kerem Alkin, bazı ince siyasi hesaplarla "Yatırım araçlarında birtakım dalgalanmalar gerçekleştiğini" vurgulamanın her şeyden önce dünya ekonomisindeki kritik öncelikteki konuların hiç takip edilmediğine işaret ettiğini söyledi. 

Mayıs 2013'ten  bu yana uluslararası piyasalarda en  belirgin aktörün ABD Merkez Bankası (Fed) olduğuna dikkati çeken Alkin, Fed'in yaklaşık 4 trilyon dolarlık parasal genişlemeyi sebep olacağı küresel başka arızalar nedeniyle bitirmek istediğini dile getirdi. 

Alkin, şunları kaydetti: 

"Fed, para politikasında değişikliğe gideceğini sürekli olarak belirtmekte. Bunun doğal sonucu olarak Türkiye gibi önde gelen gelişmekte olan ekonomilerin tümünden sermaye çıkışı yaşanacağı konusu uzun zamandan beri gündemin bir numaralı başlığını oluşturmakta. Bu konu zaman zamana gündemin biraz arka planına düştüğünde Türkiye gibi ekonomilerin piyasalarında belli bir sakinleşme gözlemliyoruz. Ama bu konu yeniden alevlendiğinde yine gelişmekte olan ekonomilerin hemen hemen tümünün para birimlerinin etkilendiğine şahit olmaktayız. Bu vesile ile Türkiye ekonomisinde döviz kurlarının, faizlerin ve hisse senedi piyasasının hangi başlıklardan etkilendiğine bakarsak; yüzde 60 oranında Fed ve uluslararası, yüzde 40 oranında ise iç siyasi ve ekonomik başlıkların etkisindedir." 

Piyasalar ne zaman normalleşir?

Fed'in eylül ayında bir faiz artırımı gerçekleştirebileceği ihtimali gündemde olmasaydı koalisyon müzakereleri ve terör eylemlerine rağmen dolar/TL'nin 2,70-2,74 civarında seyredebileceğine şahit olunacağını anlatan Alkin, ancak üzerine Fed'den kaynaklanan etki gelince dolar/TL'nin 2,78- 2,82 bandını zorladığına ve gösterge tahvilin bileşik faizinin iki basamaklı seviyelere yükseldiğine tanık olduklarını söyledi. 

Kerem Alkin, sözlerini "Bu nedenle Fed'in mesajlarını yeniden yumuşatması, Türkiye'de bir koalisyon hükümetinin kurulması ihtimalinin güçlenmesi ve terör eylemlerinin hız kaybetmesi halinde piyasalarda hızlı bir normalleşme sürecinin gerçekleşeceğini vurgulamamız gerekir" diyerek tamamladı. 

"Ekonomimiz bolca fırsat ve tehdidi barındırıyor" 

İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hatice Karahan ise Türkiye ekonomisinin son dönemde, küresel ve ulusal gelişmelerin yoğun yaşandığı karmaşık bir süreçten geçtiğini, bu anlamda ekonominin güçlü ve zayıf yönlerinin yanında bolca fırsat ve tehdidi de barındıran bir tabloyla karşı karşıya olduğunu ifade etti. 

Olumlu tarafından bakıldığında, istikrarını tesis edip uzun süre korumuş ve ciddi büyüme potansiyeli olan bir ekonomiye sahip olunduğunu belirten Karahan, "Mali disiplini güçlü, borç oranı nispeten düşük, bankacılığı kuvvetli bir yapıdan bahsediyoruz. Dinamik nüfusuyla da gelecek vaat eden bir ekonomi… Bununla birlikte, gelinen noktada, ekonominin yıllardır güç aldığı siyasi istikrara dair bir geçiş dönemindeyiz. Dolayısıyla bu dayanağın, güç hanesinden zayıflık hanesine geçmemesi kritik önem arz ediyor. Bu bağlamda, hükümetin şekillenmesindeki süreç, ekonominin geleceğine dair en temel faktör" dedi. 

Karahan, cari açığın halen önemli bir kırılganlık gösterdiğini ve açığın geçen yıldan bu yana gerileme kaydettiğini ancak yavaş iktisadi aktivite ile petrolün bunda belirgin rol oynadığını dile getirdi. 

Açığın makulleştiği görülse de bundan böyle aşağı yönlü hareketin zorlaşacağını öngören Karahan, zira bundan sonrasının yapısal bağımlılıkların çözülmesiyle mümkün olacağını kaydetti. 

Cari açığın finanse edilmesi noktasında sıkıntı olduğunu belirten Karahan, şu değerlendirmeleri yaptı: 

"Özellikle küresel risk iştahının gelişen ülkeler aleyhine işlediği bir ortamda, sağlıklı finansman Türkiye için de zorlaştı. Bu noktada da doğrudan yatırımlar gibi riski indirgeyen girişlere ihtiyacımız var. Cansızlaşan yatırımları da ayağa kaldırmak şart…Tüm bunlar, iş ortamının iyileştirmesinin yanı sıra en başta güven gerektiriyor. Güven ise terör olaylarıyla doğal olarak zedeleniyor. Dolayısıyla, gerginliklerin bir an önce sona ermesi, güvenli adımlar atmak için şart. Nitekim olaylar riskleri tetikleyerek piyasalarda olumsuz bir atmosfer oluşturuyor. Doğuda tesis edilecek bir huzur ortamı, yatırımlar ve istihdam anlamında da mühim. İşte çözüm süreci de bu yüzden önemini koruyor." 

"İran Türkiye için yeni bir dönem başlatabilir" 
 
Dış fırsat ve tehditlere bakıldığında, İran'ın Türkiye için yeni bir dönem başlatabileceğine işaret eden Karahan, üçüncü taraflardan gelecek rekabet unsuru olsa bile nükleer anlaşmanın Türkiye-İran ilişkileri için ciddi iş birlikleri sunacağını dile getirdi. 

Hatice Karahan, gerek ticaret gerekse yatırımlar bağlamında, iş birliklerinin acilen geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Yeni dönemin enerji üssü olmak isteyen Türkiye'nin bu doğrultudaki hedeflerine de katkı sağlayabileceğini işaret eden Karahan, bunun yanı sıra petrol fiyatlarındaki zayıf görünümün devam etmesinin de ekonomiye büyük ölçüde avantaj sağlamayı sürdüren bir faktör olduğunu aktardı. 

Avrupa'da Yunanistan'ın Avro Bölgesi'nden çıkması (Grexit) hikayesinin şimdilik rafa kalkmasının, bölgesel risklerin bertaraf edilmesinin Türkiye için olumlu olduğuna dikkati çeken Karahan, "Bölgede toparlanma yavaş da olsa geldikçe, ekonomik ilişkileri destekleyen bir tablo belirecek. Tabii uzaklara açılarak yeni pazarlar ve stratejik ortaklıklar edinmemiz gerek. Bu hafta Cumhurbaşkanımız önderliğinde yapılan Çin ve Endonezya ziyaretleri bu bağlamda değerli... Tabii madalyonun diğer yüzünde, gevşek küresel büyüme, Fed faktörü, oynak piyasalar ve jeopolitik riskler de olumsuz yansımalarını kaçınılmaz olarak sergileyecek." 

Karahan, Türkiye ekonomisinin güçlü performansının, minimum risk ve maksimum reformdan oluşan akılcı bir formüle bağlı olduğunu sözlerine ekledi.