'Elinde silahla şiddet uygulayan teröristtir'

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, dün akşam yerel bir televizyon kanalında gündeme dair açıklamalarda bulundu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Fransa'da yaşanan terör olayları ile ilgili değerlendirmede bulunan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, terör konusunda bazı tarifler olduğunu ancak bu konuda netlik olmadığını kaydetti. Arınç, "3'te 2'si bunların hepsi terördür buna karşı beraberlik yapalım diyor. 3'te biri hayır bunlar terör değildir diyerek, bunu mazur göstermeye çalışıyorlar. Biz Türkiye olarak o 3'te 2'nin içindeyiz. Bu olayları isterse Müslüman yapsın, isterse Hristiyan yapsın, isterse Budist yapsın dini önemli değil, kimliği, rengi önemli değil. Elinde silahla şiddet uygulayan teröristtir. Kime karşı yaparsan yapsın buna karşı hiçbir zaman da tarifi veya cevaz verilmesi, mazur görülmesi mümkün değildir" dedi. 

"Tedbir alınmalıydı"

Her ülkede olduğu için bunun Fransa'da da olabileceğini söyleyen Arınç şunları kaydetti: "Tedbirler alınmalıydı. İstihbaratı ile güvenlik meselesi ile belki buna karşı bir dayanışma içinde başka ülkelerle de işbirliği yapılabilirdi. Ama ne yaparsanız yapın, nasıl Türkiye'de bazı eylemleri maalesef önleme imkanı yoksa Dolmabahçe'de olduğu gibi Sultanahmet'te olduğu gibi daha önce başka yerde olduğu gibi Paris'te dünya metropollerinin en büyüklerinden birisi." 

Burada zaafiyet söz konusu olabileceğini ifade eden Arınç, "Bu iki kişi nasıl olacak? Bir tane de şoför bulacaklar, bir araba ile gidecekler, dışarda ki iki polisi öldürüp 12 kişiyi de katledecekler. Tabi ülkemde yaşananlara da bakarak en azından terör konusunda birşeyler söyleme hakkını kendinde gören bir insan olarak, içinden teröristlerin indiğini bir aracın kapılarının açık tutulduğu bir aracı görüyorum. Şoförü de direksiyon başında. Onlar işlerini bitirip koşuyorlar, arabayla uzaklaşıyorlar. Hayret ediyorum o nasıl bir yoldur ki nasıl bir caddedir ki araç yol ortasında duruyor, ne önden gelen var, ne karşıdan giden var. Onlar işlerini rahatlıkla bitirip kaçana kadar herhangi bir kişiden vasıtadan herhangi bir yerden müdahale yapılmıyor. Çekilen bütün görüntüler olayın işlendiği binanın teras katından amatörce insanların çektiği görüntüler. Tabi o yeri caddeyi sokağı tam bilmiyorum ama Bursa'nın bile bir sokağından caddesinden Allah korusun kötü bir örnek veriyorum belki bir araç yolun ortasında durup, 3, 5 dakikadan fazla bekleyemez. Ya yer bu müdahalenin yapılamayacağı kadar sapa yerlerden birisi veya gerçekten yolun orasından burasından kesilmiş olması lazım. Ya da bir başka zaafiyet söz konusu olabilir. Bunların hiçbirisini nedendir diye söylemiyorum. Yapılan iş vahşettir, terördür" dedi. 

"Girmiş olanları da hemen yakalıyoruz, sınırdışı ediyoruz"

İsimlerinin Kouachi olması Cezayir asıllı olmasının hiç önemli olmadığını vurgulayan Arınç, dikkat edilmesi gerekenin son zamanlarda farklı terör örgütlerinin, farklı amaçlarda ortalığı kana bulamaları olarak değerlendirdi. Bülent Arınç, "Ortadoğu'da ismini çok duyduğumuz El Kaide'den, El Nusra'dan başlayarak, sonunda IŞİD ya da DAİŞ örgüte kadar bunların yurtdışları Avrupa ülkeleri ile bağlantıları var. Geçtiğimiz gün Kuveyt'e gitmiştim, El Cezire televizyonunda bir mülakat vermiştim. Orada da sordular Türkiye üzerinden DAİŞ'e katılmak üzere gelip geçenlerden ne kadar yakaladınız? Ne kadarını sınır dışı ettiniz? diye. Ben onlara bin rakamını verdim. 6 bin kişiye yakın olanı pekçok ülkeden farklı olarak geleceğini bize haber verdikleri takdirde biz Türkiye'ye sokmuyoruz. Girmiş olanları da hemen yakalıyoruz, sınır dışı ediyoruz, veya yargıya veriyoruz. Çok şükür ki Türkiye bu konuda çok hassas ama milyonlarca turistin geldiği Türkiye'ye bir insan turistik pasaport ile geliyorsa, kendisinin ülkesinden de herhangi bir bildirim olmamışsa İnterpol, istihbarat vesaire aracılığıyla bu insan bizim üzerimizden Lübnan'a geçebilir. Irak'a başka bir ülkeye belki de İsrail'e gidebilir. Türkiye'den geçişlerin çok az olduğunu görüyoruz. Bu Türkiye için bir başarıdır. Ne kadar saçlı, sakallı da olsa tiplerinden onları anlamak mümkün" ifadelerini kullandı. 

"Terörde defterime bakıyorum alfabede harf kalmamış"

Dolmabahçe ve Sultanahmet'te yaşanan saldırılar ile ilgili de değerlendirmelerde bulunan Bülent Arınç, "Terör dediğimizde son 30 yılda PKK terörünü anlıyoruz. Şimdi bu işlerden sorumlu olunca defterime bakıyorum, alfabede harf kalmamış. TİKKO'sundan, TKPML'sinden DHKP-C'sinden bilmem nesinden herkes bir terör örgütünü yaşatmaya çalışıyor. Ateş sönmesin diye herkes bir odun atıyor. Maalesef bu yıllardan beri devam ediyor. Bir kısmı etkisiz, bir kısmı daha etkili, bir kısmı ise ülkemizi rahatsız eden örgütler. Ama biz hep karakol basmaları, mayınların patlamasını, sokaklardaki araçların patlatılarak, masum insanlarnın öldürülmesini terör olarak gördük. Polise askere ya da çok sesli eylem yapmaya çalışan örgütler gördük" dedi. 

"Hiç bir zaman terör örgütünü sıfırlamak mümkün değil"

Türkiye'de 6-7-8 Ekim'de yaşanan Kobani olaylarına bakılması gerektiğini dile getiren Arınç, Kobani bahanesiyle terör eylemleri yapıldığını kaydetti. 50'ye yakın kişinin bu olaylarda hayatını kaybettiğini belirten Arınç şunları söyledi: 

"Hiçbir zaman bir terör örgütünü sıfırlamak mümkün değil. Sona erdirdik, kökünü kazıdık, bu laflar psikolojik rahatlık sağlayabilir. Bu laflar hiçbir zaman ama bu örgütler dünyada hayatiyetlerini kaybetmezler. Velev ki kendi iradeleri ile bu işi bitirmedikten sonra terör örgütlerinin bu işi bitirmeleri bazı ülkelerde müzakereler yoluyla olmuş. İrlanda'da, İspanya'da böyle olmuş. Ama Srilanka'da başka türlü olmuş. Tamil gerillalarını bir adaya sürmüşler, hepsini canlı, cansız öldürmüşler. Orda bile dışarda kalan 3 kişi varsa daha sonra Tamil Kaplanları'nı ortaya çıkaracaklardır. Çünkü bu işi ortaya koyan sebepleri yok etmedikçe terör örgütleri her zaman varlığını sürdüreçektir. Biz de çözüm süreci içindeyiz. Çözüm süreci başarıya ulaşırsa, örgüt silah bırakacak, eylem yapmayacak, artık terör eylemleri ile karşı karşıya kalmayacağız. Ne kadar güzel, hepimizin çok özlediği tavır. Bunun için sabırla yolumuza devam ediyoruz. Önemli olan terör örgütünü asgariye indirmek, ateşi küçültmektir." 

"Kaçak saray eleştirisinde bulunanlar oldu"

Aksaray eleştirileri ile ilgili de açıklamada bulunan Arınç, buranın kaçak saray olarak eleştirildiğini hatırlatarak, halkın eleştiride bulunabileceğini saçma olanların gülüp geçileceğini, haklı eleştirilere de cevap verilebileceğini kaydetti. Cumhurbaşkanlığı makamının hizmet makamı kamuya ait bina olduğunu ifade eden Arınç, buranın 1,5 milyara mal olduğunun söylendiğini, ancak birçok yatırımın bu oranı aştığını vurguladı.

Seçimlerin 7 Haziran 2015 tarihinde yapılacağını söyleyen Arınç, bu tarihin öne çekilebileceğini, ancak geriye atılamayacağını kaydetti. Arınç, siyasi partilerin de buna uymak durumunda olacağını kaydetti. Ak Partinin 48 - 50 bandında oy oranının olduğunu bunun seçim zamanı 55'i bulacağını ileri süren Arınç, Türkiye'de kötü olaylar yaşanmaması ve etkilenmesin niyetinde olduklarını ifade etti. 

"Aktif politikaya hayır diyorum ama siyaset devam edecek"

Seçimlerin ardında aktif siyasetin içinde olmayacağını söyleyen Bülent Arınç, "Allah izin verirse, ömür, sağlık, afiyet verirse, aktif politikadan ayrılacağımı herkes benim için söylüyor. Benden başka herkes söylüyor. Sayın Baykal Allah hayırlı uzun ömürler versin, benden 10 yaş büyük, ama maşallah parlamento deneyimi de çok fazla, benim söylediğim sözleri söylemiyor. Kimseye karışmak niyetinde değiliz. Siyasetin yaşı olmaz. Herkes milletvekili, bakan olmak isteyebilir. Birkaç yıldan beri konuşuyorum artık son dönem benim için budur. Bazıları bu kadar erken söyleme fitne, fesat olur. Bu adam zaten gidecek arkadan şunlar şunlar olur dediler. Ben şimdiden söyleyeyim de ne olur olmaz dedim. 75 kişi içinde artık son dönemimdir aktif politikaya hayır diyorum ama siyaset devam edecek, dışardan diye söylemiştim. Şimdi herkes benim kaldığım noktaya geldi. Haziran'dan sonra Temmuz'dur. Bursa'nın en güzel zamanıdır. İnşallah buraya gelip, köy, kasabalara giderim. 40 yıllık siyasi hayatım, köy köy, mahalle mahalle devam etti. Türkiye'yi gezerim. Türkiye'de gitmediğim birkaç yer kaldı. Mesela Iğdır'a hiç gitmedim. Hakkari bir de Artvin'i görmedim. Helikopter ile gittim ama Şavşat, Hopa'yı görmedim. Bunun dışındaki illeri çok iyi bilirim. Biraz daha fazla kitap okuyacağım. Yazma kabiliyetim biraz az. Dilim döndüğü kadarıyla vakıf çalışmaları, Ak Parti siyasetini takip edeceğim. Ayrı görev verilirsen, genel merkez kadrolaşma dışında o işi de takip ederiz" diye konuştu. 

 

Bu konularda ilginizi çekebilir