Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Dr. Grienberger DÜNYA’ya konuştu: Türkiye ile güçlerimizi birleştirip çalışmalıyız
Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger, Almanya ve Türkiye’nin güvenlik ve ekonomi alanlarında güçlerini birleştirip birlikte çalışmaları gerektiğini söyledi. “Birbirimizin en önemli ticaret ortağıyız” diyen Grienberger, güvenlik alanında ilişkileri güçlendirmeyi istediklerini söyledi.
Almanya’nın İstanbul Başkonsolosu Dr. Regine Grienberger ile Almanya ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkileri, Türk girişimciler için Almanya’daki yatırım fırsatlarını ve Türk vatandaşlarının canını sıkan vize sorununu konuştuk.
Türkiye ve Almanya arasındaki diplomatik, ekonomik ve sosyal bağlar çok eski tarihlere dayanıyor. Bugün iki ülke arasındaki ikili ilişkileri nasıl değerlendirirsiniz?
60 yılı aşkın bir göç tarihinin sonucu olarak iki ülke arasındaki ilişkiler, büyük ölçüde insan ilişkilerine dayanıyor. Her iki toplumun birbiriyle yüz yıllardır süren bağlantıları var. Her iki ülkede de kökleri olan, Almanya’da yaşamış, Almanya’da okumuş ya da aile üyelerinden en az biri Almanya’da çalışmış olan en az 10 milyon insan var. Bu nedenle, hükümetler arasındaki siyasi ilişkiler ne olursa olsun, bu insan ilişkilerinin varlığını sürdürdüğünü ve birbirimiz olmadan yaşayamayacağımızı anlamak gerçekten çok önemli. Bu durum siyaseti, ekonomiyi, akademiyi, sivil toplumu, kültürü, her şeyi kapsıyor.
Birbirimiz olmadan yaşayamayız derken, Alman ve Türk toplumlarını mı kastediyorsunuz?
Halk düzeyinde o kadar çok birbirimize bağlıyız ki, bizi birbirimizden ayırmak gerçekten imkansız.
“Türkiye’nin entegrasyonu için çözüm bulunmalı”
Peki, Almanya’nın Türkiye ile ilişkilerinde güçlendirmek istediği öncelikli alanlar nelerdir?
Birincisi elbette güvenlik, çünkü Avrupa şu anda her yönden ciddi güvenlik sorunları olan bir bölge. Ukrayna’daki savaşı, Suriye’deki durumu, İran’daki son durumu düşünün, her iki ülke de NATO üyesi olduğu için bu sorunları birlikte ele almak zorundayız. İkinci alan elbette ekonomi. Alman ve Türk iş dünyası birbiriyle çok yakından bağlantılı. Otomotiv sektörü gibi birçok sektörde tek bir tedarik zincirini oluşturuyorlar ve birbirimizin en önemli ticaret ortaklarıyız. Üçüncü alan ise elbette Türkiye’nin Avrupa’ya entegrasyonu; bu konuya bir şekilde bir çözüm bulunmalı. Ancak ilişkilerin başka boyutları da var: Göç boyutu ve vize boyutu gibi…
Güvenlik ve ekonomide güç birliği
Avrupa’nın gelişen jeopolitik ve güvenlik mimarisinde Türkiye’nin rolünü nasıl değerlendiriyorsunuz?
Türkiye’nin şu anda çok önemli bir rolü var. Şu anda karşı karşıya olduğumuz jeopolitik sorunların çoğu aynı zamanda jeo-ekonomik sorunlar olduğundan, tedarik zinciri güvenliği veya rekabet gücü söz konusu olduğunda, pazarların entegrasyonu, Avrupa Birliği’ni ve Türkiye’yi güçlendirmek için çok güçlü bir araçtır. Dolayısıyla, güvenlik ve ekonomi olmak üzere bu iki alanda güçlerimizi birleştirip birlikte çalışmalıyız.
Almanya, Türkiye’nin en büyük ticaret ortaklarından biri olmaya devam ediyor. Şu anda ikili büyüme için en büyük potansiyeli hangi sektörler sunuyor?
Almanya’da en çok ilgilendiğimiz alanlar otomotiv, ilaç, kimyasal ürünler, beyaz eşya, ama aynı
zamanda sağlık sektörü. Ayrıca teknoloji şirketlerinden sık sık burada IT uzmanları aradıklarını ve dijital hizmetler için Türkiye’ye geldiklerini duyuyorum.
Almanya’daki teknoloji şirketleri Türkiye’de mi IT uzmanları arıyor?
Evet. Örneğin, Siemens Türkiye’de önemli bir yapay zeka geliştirme programı yürütüyor. Bir de enerji, yenilenebilir enerji ve bunlarla ilgili tüm teknolojiler Almanya’da ilgi görüyor.
“Almanya’daki Türk toplumu ilişkilerimizi sırtında taşıyor"
Almanya’daki Türk toplumu, Avrupa’nın en büyük diaspora topluluklarından biri. Bu topluluk iki ülke arasındaki ikili ilişkileri nasıl şekillendiriyor?
Aslında bizim ilişkilerimizi sırtlarında taşıyorlar. Almanya’da iki toplum arasında çok fazla kültürel alışveriş var. Örneğin Almanlar artık dönerin bir Alman icadı olduğunu zannediyorlar! Çünkü mutfağımızda artık onsuz yaşayamayacağımız bir şekilde yerini aldı. Siyasi düzlemde bile, Türk kökenli siyasetçilerimiz var. Örneğin Hannover belediye başkanı Belit Onay, Dışişleri Bakanlığı’nda Bakan Yardımcısı Serap Güler, vb.
İstanbul’daki göreviniz sırasında sizi en çok şaşırtan şey ne oldu? İstanbul’un en çok hangi bölgesini seviyorsunuz?
Ben Ağustos 2024’ten beri, yani bir buçuk yıldır buradayım. Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin arasında yaşıyorum ve Beyoğlu'nda çalışıyorum. Bu yüzden şehrin bu kısım en iyi bildiğim ve en çok sevdiğim yer. Boğaz’ı çok seviyorum. Konsoloslukta muhteşem bir manzaramız var. Gemilerin Boğaz’dan aşağı yukarı seyahat etmesini izlemeyi çok seviyorum. Ve tabii ki insanları çok seviyorum. Almanya’da Türkiye’yi tanıdığımızı düşünme eğilimindeyiz çünkü Almanya’da çok sayıda Türk yaşıyor ancak buraya geldiğimde, Türkiye ilgili her açıdan çok daha fazlasını öğrenmem gerektiğini fark ettim.
İstanbul’dan önce Roma'da görevliydiniz. Roma ve İstanbul arasında tarihsel arka planları nedeniyle herhangi bir benzerlik görüyor musunuz?
Evet, gerçekten var. İkisinde de tarihin çok canlı olduğu bir şehirde yaşamanın etkisi hissediliyor, sadece son 50 yıldan değil, son 2000 yıldan bahsediyorum. İstanbul’da bu tarih çok etkileyici.
“Sağlık, iş ve kültürel değişime vize önceliği vermeye başladık”
Vize konusu ve vize sürecindeki zorluklar, Türk vatandaşları açısından en önemli konulardan biri. Türk vatandaşları için vize işlemlerini basitleştirme veya hızlandırma planlarınız var mı?
İstanbul'daki vize departmanı, Alman Dışişleri Bakanlığı’nın yurt dışında işlettiği en büyük vize departmanıdır. Örneğin 2025’te toplam 160 bin vize başvurusuna işlem yaptık. Ancak Schengen vizesi taleplerinin sayısı, bizim kapasitemizin çok üzerinde oluyor. Bu da uzun kuyruklar oluşmasına neden oluyor ve birçok kişi vizesini zamanında alamadığı için çok sinirleniyor. Bu nedenle, vize konusunda önceliklerimizi belirledik. Sağlık gibi insani konular, iş seyahati yapanlar ve kültürel değişim programlarına öncelik veriyoruz. Bu gruplar, işleri için çok uzun süre beklemek zorunda kalmamaları için öncelikli olarak değerlendiriliyor. Her yıl çok sayıda giriş çıkışa ihtiyaç duyan müşterilerimiz için özel bir hızlı işlem süreci oluşturduk.
Bu yeni bir uygulama mı?
Evet, yeni bir uygulama. 2025 yılının Ağustos ayında başladı. Aralık ayında ikinci bir başvuru penceresi açtık ve bu yılın ilerleyen aylarında bir tane daha açacağız. Sağlık, yaşam ve ölüm gibi insani konularda, bu tür vize başvurularını mümkün olduğunca hızlı bir şekilde işleme koyabilmek amacıyla, başvuru sahiplerinin doğrudan bize başvurabilmeleri için ek bir imkan yarattık. Örneğin acil tıbbi tedavi için Almanya’ya gitmesi gereken kişiler için özel bir Schengen vizesi uygulaması yaptık. Bir sanatçının bir operadaki performans göstermesi veya bir yazarın fuarda kitabını tanıtması gibi kültürel değişim konularında da vize işlemlerini hızlı bir şekilde yürütüyoruz.
Almanya’da yaşamak ya da çalışmak isteyenler için nasıl bir vize uygulaması var?
Almanya’ya daha çok kalıcı olarak taşınmak, ailesiyle yaşamak, iş bulmak, üniversitede okumak isteyen kişiler için artık dijital bir platformda çevrimiçi başvuru yapma imkanı bulunuyor. Bu platformun adı “Auslandsportal” veya “digital. diplo.de” ve buraya tüm belgelerinizi çevrimiçi olarak, yani oturma odanızdan yükleyebilirsiniz. Bu, başvuruların işleme konma süresini gerçekten hızlandırdı. Almanya’da Türkiye’de birini işe alan ve elbette onları mümkün olduğunca çabuk Almanya’ya getirmek isteyen şirketlerin vasıflı işçiler için büyük bir talebi var. Özellikle de IT ve sağlık sektöründe çalışanlar için bu geçerli.
Peki ya öğrenciler? Öğrenciler için de vize kolaylığı düşünüyor musunuz?
Aslında öğrenci vizesi konusunda hiçbir sorunumuz yok. Öğrencilerin Alman üniversitelerinden izinlerini, akreditasyonlarını aldıkları dönemde ekstra mesai yapıyoruz. Öğrencilere Almanya’da okuyabilecekleri bildirildiğinde, başvurularını getiriyorlar ve biz de hemen işlemlerini yapıyoruz. Almanya’da eğitim öğretim dönemi başladığında herkesin hazırlıklarını tamamlamış oluyoruz. Diğer Avrupa ülkelerinde durum biraz farklı ama bizim için çok iyi işliyor.
“Alman KOBİ’ler, şirketi devralacak halef arıyor”
Son yıllarda Türk şirketlerinin de Almanya’da yatırım yapmaya yönelik ilgileri artmış görünüyor...
Türk şirketlerinin Almanya’ya yatırım yapmaya yönelik ilgisi gerçekten çok arttı. Ticaret Odası, Almanya’ya yatırım getirmeye yardımcı olan bir kuruluş olan GTAI (Germany Trade and Invest) ile işbirliği yapıyor. Almanya’da da bölgeler tarafında, örneğin Hamburg’da Türk yatırımlarını çekmek için büyük ilgi var. Bunların arasında lojistik, imalat ve hizmet sektörü öne çıkıyor. Türk yatırımlarını çekmek isteyen üçüncü grup ise Almanya’daki küçük ve orta ölçekli işletmeler. Bu işletmeler Alman ekonomisinin bel kemiğidir. Hem vasıflı işgücüne, hem de bazen şirketi devralacak bir halefe ihtiyaçları var. Bunların çoğu aile şirketleri ve bazen aile içinde şirketin yönetimini devralacak birini bulmak mümkün olmuyor. Bu yüzden dışardan birini arıyorlar.
Almanya’da 80 bin Türk girişimci var
İki ülke arasındaki ticaret hacmi şu anda ne kadar?
Almanya ve Türkiye arasındaki ticaret hacmi 2025’te 50 milyar dolardı. Daha fazla artış için hala imkan var. Ayrıca Almanya 2002’den bu yana Türkiye’de 30 milyar doların üzerinde yatırım yaptık. Yani 2002’den bu yana Türkiye’deki dördüncü büyük yabancı yatırımcıyız. Alman yatırımlı Türk şirketi ya da Türk yatırımlı Alman şirketi olarak toplam 8 bin 200 şirket bulunuyor. Ayrıca Almanya’da 80 bin Türk girişimci var. Tabii ki bazıları Alman pasaportuna sahip. Bu girişimciler yaklaşık 400 bin kişiyi istihdam ediyorlar ve yıllık ciroları 50 milyar euro.