20 °C

Dünya İdlib zirvesini canlı olarak izledi!

Erdoğan, Ruhani ve Putin'in "Suriye" meselesini ele alacakları Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi yapıldı. Kritik zirve beklenmedik bir şekilde canlı olarak yayınlandı...

Dünya İdlib zirvesini canlı olarak izledi!

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in "Suriye" meselesi için gerçekleştirdikleri Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi sona erdi.

İran Liderler Konferans Salonu'nda, İran Cumhurbaşkanı Ruhani'nin ev sahipliğinde "Suriye" meselesi için Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi yapıldı.

Suriye ihtilafına kalıcı çözüm bulunması amacıyla Astana mekanizması bağlamında sahada ve siyasi süreç kapsamında yürütülen ortak çabalar, zirvede ele alındı.

Suriye meselesi için yapılan zirvelerin ilki Putin'in ev sahipliğinde Soçi'de, ikincisi Başkan Erdoğan'ın ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilmişti.

Dünya canlı izledi

Ruhani'nin yönettiği zirve, açık yapıldı ve canlı yayınlandı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye bölgedeki varlığını korumakta kararlıdır. Bir ateşkese adım atılmasında büyük fayda var. Ateşkes ilanı yapabilirsek önemli bir adım olacak" dedi ve ateşkesin bildiride yer almasını talep etti.

Ruhani de, "Suriye'nin yasal hükümetiyle işbirliği yapılmalıdır. ABD'yi Fırat'ın doğusundan çıkmaya zorlayalım" açıklaması yaptı.

Putin ise, "Sadece İdlib'de terörist kaldı. Suriye hükümeti tüm toprakları denetlemeli" vurgusu yaptı.

Zirvede 12 maddelik Tahran Bildirisi başkanlar tarafından onaylandı.

LİDERLER ZİRVE SONRASI ORTAK BASIN TOPLANTISI YAPTI

Ruhani: ABD'li güçler Suriye'yi derhal terk etmeli

Zirve sonrası açıklama yapan Cumhurbaşkanı Ruhani, "İdlib'de sivillerin zarar görmemesi için tedbir almalıyız. Teröristleri silahlarını bırakmaları için teşvik etmeliyiz. İsteğimiz ABD'li güçlerin Suriye'yi derhal terk etmeleridir" dedi.

"Bu zirve yapılırken Amerika, Suriye hükümetini suçlamaya çalışıyor. Bugün bu zirvede Amerika ve siyonist rejimi gibi güçlerin müdahale etmemesini konuşmamda söyledim. Dış müdahale karmaşıklığı arttırır ve Suriye halkını daha fazla sıkıntıya sokar. İdlib konusu çok karmaşık bir konu. Bir yandan birçok terörist bölgede bulunmakta ve Suriye aleyhine teşebbüste bulunuyorlar. Terör eylemleriyle kanunsuz ve insanlığa aykırı işler yapıyorlar. Diğer yandan bunları yok etmemiz için tedbir almamız lazım ki siviller zarar görmesin."

"Bu toplantıda teröristleri silahlarını bırakmaya teşvik etmemiz gerektiği konusunu ele aldık. Anayasanın yazılması ve nihaileşmesini hızlandırmamız lazım. Bu süreç Suriye hükümeti ve muhalifler arasında yapılması barış için önemli olacaktır. Yedi yıldan sonra Suriye halkı çok zarar gördü. Suriye halkı nihai zaferine çok yaklaşmış durumda, teröristler işgal ettikleri bölgeden kovuldu yasal hükümet toprakları altında kontrolü sağlamaya başladı."

"Ülkeler arasındaki işbirliği barış sağlanana kadar sürmeli. Bir sonraki zirveyi Rusya'da gerçekleştireceğiz."

Putin: Önceliğimiz Suriye'yi terörizmden tamamen temizlemek

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Suriye'de çözüm için Astana formatını kullanacaklarını söyledi. Putin, "Önceliğimiz Suriye'yi terörizmden tamamen temizlemektir. Tüm taraflara silahları bırakma çağrısı yaptık. Teröristler hariç, çatışan grupları barıştırmaya çalışıyoruz" dedi. Putin, teröristlerin sivilleri siper olarak kullandığını da iddia etti.

"Rusya, Türkiye ve İran'la terörizmle mücadele çabalarına devam edecekler. Suriye'de yaşamın normalleşmesi bakımından Astana formatı çok yapıcı oluyor. Rusya hava kuvvetlerinin desteğiyle Suriye'nin batısı ve güneyi teröristlerden temizlendi. Erdoğan'ın teklifiyle bütün taraflara silahları bırakma çağrısında bulunduk. Ama sivil halk bahanesiyle Suriye hükümetine zarar verilmesi kabul edilemez. Kimyasal silah senaryoları, Suriye hükümetine zarar verme amacını taşıyor. Bizim elimizde silahlı grupların bu tür senaryoları sahneye koyacağına dair bilgiler var."

"Suriye'nin yeniden inşa edilmesi için uluslararası bir program oluşturmamız lazım."

"İdlib'de birçok sivil var, onları dikkate almalıyız. Fakat radikal unsurların tamamen terör temsilcileri olan unsurların İdlib'e çıkışını sağladık. Fakat İdlib'in kendisinde ağır silahlar var. Militanlar orada İHA'lar üretebiliyor. Bir yerlerden yedek parça temin edebiliyorlar. İdlib'te çeşitli çatışmaların da yaşandığını biliyoruz. Teröristler her zaman olduğu gibi sivilleri canlı kalkan olarak kullanıyorlar. Bunun bariz örneklerinden bir tanesi Rakka'da oldu. ABD'ye bağlı silahlı gruplar Rakka'yı DAEŞ'ten alırken teröristlerin sivilleri kalkan olarak kullandıklarını dile getirdi."

Erdoğan: Yangını söndürmenin yollarını arıyoruz

Zirve sonrası düzenlenen basın toplantısında konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Bize düşen Suriye'deki drama son vermektir. Yangını seyretmek yerine, söndürmenin yollarını arıyoruz. İdlib'e saldırılar siyasi süreci çökme noktasına getirir" dedi.

"Bu zirveler Suriye'de gelinen noktanın muhasebesini yapmak bakımından da önemli fırsatlar sunmaktadır. Biz başkaları gibi geriye yaslanıp yangını seyretmek yerine onu söndürmenin yollarını arıyoruz. Aramızdaki farklara değil, asgari müştereklere odaklandık. Türkiye olarak Suriye'de rejimin dizginlenmemesinin yol açacağı tehlikeleri dile getirdik."

"Suriyeli sivillerin can güvenliğini hiçe sayan yöntemler teröristlerin ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir fayda sağlamayacaktır. Özellikle büyük çileler çekmiş İdlib halkının yeni felaketlere maruz kalmasını asla arzu etmiyoruz. İdlib meselesi yeni acılara gerginliklere mahal vermeden Astana ruhuna sadık kalınarak çözülmelidir."

"Ankara Zirvesi'nde mutabık kaldığımız terörle mücadele kisvesi altında sahada oldu bittilere gidilmemesi gerektiğini vurguladım. Önümüzdeki günlerde 3 garantör ülkenin temsilcileri BM'nin Suriye Özel Temsilcisi ile Cenevre'de yeniden bir araya gelecekler. Zirvede Suriyeli mültecilerin ülkelerine geri dönüşü konusunu da ele aldık. Mültecilerin gönüllü ve güvenli biçimde geri dönüşlerine ilke olarak olumlu yaklaşıyoruz."

"Bölgedeki sivil halkın korunması, terörist unsurların ayrıştırılması ve İdlib'in mevcut statüsünün muhafazası hayati önem taşıyor. Türkiye olarak İdlib'de 12 gözlem noktamız bulunuyor. Bu şekilde sahada sükunetin idamesi için önemli bir sorumluluk üstlendik."

"Soçi'deki başlayan süreç Ankara ve bugün Tahran ile devam ediyor. Suriye'de en uzun sınıra biz sahibiz. Bu sınırda İdlib halkının kaçacağı yer Türkiye. Türkiye olarak biz şu anda zaten 3,5 milyona ev sahipliği yapıyoruz. İdlib'in şu anda nüfusu 3,5 milyon. Böyle bir 3,5 milyona daha ev sahipliği yapmaya bizim gücümüz de imkanlarımız da yetmez. Atacağımız adım nedir? Müşterek olarak birlikte buradan olabilecek göçü engellemektir. Bunun için de terörle mücadelede başarılı olmamız lazım. Oradaki mülteci göç bunu durdurmamız çok büyük bir öneme haiz. Bu süreci artık sona erdirmenin yollarını bulalım çünkü Suriye halkı bir an önce kendi anayasasını, adil bir seçimi bekliyor. Bunu hep birlikte başarmamız lazım."

ZİRVEDE LİDERLER NELER SÖYLEDİ?

Cumhurbaşkanı Erdoğan:

"Zirveden çıkacak sonuçlar tüm dünya tarafından şu anda sabırsızlıkla bekleniyor. Alacağımız kararlarla bu beklentileri boşa çıkarmayacağımıza inanıyorum. Astana ruhunun özünde asgari müştereklerde buluşma iradesi göstermemiz vardır. Bunlar ise Suriye'nin siyasi birliğinin sağlanması toprak bütünlüğünü korunması ve ihtilafa barışçıl siyasi çözüm bulunmasıdır.

Türkiye olarak şehitler verdiğimiz ciddi özveride bulunduğumuz bu sürecin şu an itibariyle çok riskli bir yere geldiğini görüyoruz. İdlib sadece Suriye'nin siyasi geleceği için değil bizim milli güvenliğimiz ile bölgenin barış ve istikrarı bakımından hayati öneme sahiptir.

Her ne gerekçe ile olursa olsun İdlib'e yapılacak saldırı felaketle katliamla ve çok büyük bir insani dramla sonuçlanacaktır. İdlib gibi her şeyin iç içe olduğu bir yerde teröristlere karşı etkili mücadelede zaman ve sabır gerektiren farklı yöntemlere ihtiyaç var.

İdlib'in kan gölüne dönmesini asla istemiyoruz. İdlib'de makul bir çıkış yolu bulmalıyız. Meseleyi Astana ruhuna uygun şekilde çözmeyi hedeflemeliyiz. Türkiye'nin bu konudaki hassasiyetinin doğru anlaşılmasını sizlerden özellikle rica ediyorum. Bizler İdlib'e odaklanırken Fırat'ın doğusunda arzu etmediğimiz gelişmeler yaşanıyor. Amerika'nın bölgede bir diğer terör örgütünü güçlendirmeye devam etmesinden rahatsızız.

Türkiye, Suriye'nin siyasi coğrafi ve sosyal bütünlüğü gerçek anlamda sağlanana kadar bölgedeki varlığını korumakta kararlıdır. Tehdidin kaynağına ve boyutuna göre gereken adımları atmayı sürdüreceğiz.

Serbest ve adil seçimler yapılabilmesi için şartların bir an önce hazırlanmasına önem veriyoruz. Geri dönüş sürecinin gönüllülük esasına göre BM ile işbirliği halinde yürütülmesi esas olmalıdır. Kimyasal Silahların Yasaklanması Sözleşmesi 1915'te imzalanmış 1997 Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü'nün kurulması... Kimyasal silahlarla ilgili tavırlar koyuyoruz, doğrudur. Konvansiyonel silahlarla, öldürenlere karşı tavır almakta gecikiyoruz ama kimyasal silahlara karşı tavır koyuyoruz. Neticesi ölüm olduktan sonra kullanılan silah konvansiyonel olsa ne fark eder kimyasal olsa ne fark eder?

12 maddelik sonuç bildirgesi var. Buna tabii ki Tahran Bildirisi diyeceğiz. Bunun tesirini de göreceğiz. Bundan sonraki toplantıyı Rusya'da yapacağız.

İdlib'deki bombardımanların artık bir ateşkese şu anda adım atılmasında büyük fayda var. Şu anda İdlib halkı ciddi manada bir korku sivil halkı kastediyorum burada bir göç başladı. Tekrar bunların gidebildikleri yer, bizim sınırlara doğru geliyorlar. Burada bir ateşkesin sağlanması terör gruplarına karşı da alınabilecek tedbirleri yine ilgili arkadaşların yapacakları çalışmalarla bunu yapalım. Ateşkesin sağlanması çok çok önem arz ediyor.

Burada bir ateşkes ilanı yapabilirsek inanıyorum ki bu zirvenin en önemli adımlarından birisi bu olacak ve sivilleri bu ciddi manada huzurlu kılacaktır, rahatlacaktır. Böyle bir ilanın yapılması bu zirvenin de zaferi olacaktır diye düşünüyorum.

Diplomatik bir ifade üçüncü madde güzel bunu biz diplomasi olarak anlarız. Burada ateşkes ifadesi eğer yer alacak olursa bu yapılacak açıklamada çok daha isabetli olacaktır diye düşünüyorum. Üçüncü maddeyi bu güçlendirir. Üçüncü madde çok diplomatik ama buraya bir de ateşkes ifadesini koyarsak bu işi çok daha güçlendirecektir rahatlatacaktır. Nusra olsun HTŞ olsun hepsi için bir defa silahı bırakın. Silahı bırakın ki buraya sulh gelsin. Bu çağrıyı zirveden yapmış olalım."

İran Cumhurbaşkanı Ruhani:

"Bugünkü zirve Suriye halkının çoğunun isteğine dayalı, terörizmle mücadelede ortak eylemlerimizin incelenmesi için fırsattır. Suriye'nin bütünlüğünü koruma ve ülkelerin kendi geleceklerini belirleme hakkına saygı duymak temel kriterdi. İlk başta Suriye krizinin sonuçlanması için askeri yöntemin etkisiz olduğunu savunmuştuk. Suriye krizinin ve bölgedeki diğer krizleri sonuçlandırmak için diyalogu kolaylaştırmak gerekiyor.

Suriye'deki savaş ve kan dökme ateşinin sona ermesine, Suriye'deki terör faaliyetlerinin sonlandırılmasına ve halk arasında yapıcı diyalog oluşturması inancındayız. Suriye milletinin iradesini dost millet olarak destekleştireceğiz. Suriye'nin açık isteği ve onayı alınarak yardımlarımızı sürdüreceğiz. Bölgedeki bazı ülkelerin terörizm endişesini anlıyoruz ancak bu endişelerin giderilmesi için en doğru yolun Suriye'deki yasal hükümetle işbirliğini öneriyoruz.

Barış ve istikrarın Suriye'ye geri getirilmesi mücadelenin önemli bir parçasıdır. Ama bu mücadele sivilllere zarar vermemeli. Terör örgütlerinin izlediği savaş için savaşmak yolunun yanlış olduğuna inanıyoruz. Biz barış için savaşıyoruz. Ama kalıcı bir barış elde etmenin terörizmle kesin mücadeleyle sağlanacağını biliyoruz.

İşgalci bir rejim olan siyonist rejimi teröristle mücadele edemezler. Kanunsuzca Suriye'de bulunan Amerika hükümetinden kalıcı barış yapıcı rol beklenemez. Uluslararası toplum yeniden onarım için Suriye hükümetine yardım etmelidir. Suriye'nin geleceği için her türlü yöntemde ilk ve son rol Suriye halkına aittir.

Libya'da dış müdahalenin hükümet ve siyasi birliğinin yok olmasının acı tecrübesi ders olmalıdır. Dünya ve özellikle bizim bölge tek taraflı ve keyfi müdahaleler yüzünden çok bedel ödemiştir. Terörizmin yok olması ve askeri galibiyet tek başına Suriye ve diğer kriz yaşayan ülkelerde istikrarı garanti edemez.

İdlib'de terörizmle mücadele terör bitene kadar sürmelidir. Teröristlerin geri dönmesi ve Suriye'nin yeniden inşası için uluslararası toplum üstüne düşeni yapmalıdır. Orada kanunsuzca bulunan Amerika'nın mevcudiyeti derhal sona ermelidir. Siyonist rejimin Suriye'de hergün arttırdığı işgalciliği son bulmalıdır.

Üç ülkenin işbirliği başladığından beri sadece tek bir amacımız olmuştur. O da bölgede barış ve güvenliğin sağlanması. Suriye'de çok önemli adımların atıldığına şahidiz. Amerika ve siyonist rejimi en iyi terörist yaratan mercilerdir. Bunlar terörizmle bölgede bir şey elde edemeyeceklerini öğrendiler. Yeni anayasanın yazılması ve gerçekleştirilmesi. Birinci aşamada İdlib ve Fırat'ın doğusu geride kalmış. Fırat'ın doğusu düğümünü çözelim ve ABD'yi oradan çıkmaya zorlayalım. İdlib konusunda hem terörizmle mücadele edelim hem de oradaki halk sıkıntı yaşamasın."

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin:

"Bu zirve ileride Suriye'de atılacak adımları konuşmak için bize imkan tanıyor. Daha önceki zirvelerde alınan kararlar başarıyla uygulandı. Kalan terörist gruplar İdlib'deki ateşkes bölgesinde bulunuyor. Çeşitli provokasyonlar hazırlıyorlar. Bunların içerisinde kimyasal silah senaryoları da bulunuyor.

Suriyeliler kendi başına ülkenin kaderini tayin etmeye imkan buldular. Soçi'de yapılan Ulusal Suriye Kongresi Toplantısı'nda alınan kararları hayata geçirmeyi teklif ediyorum. Suriye'ye insani yardım yapılması lazım. Hükümetin kontrolü altındaki topraklarda hayat düzeliyor, istihdam artıyor. Uluslararası örgütler geri dönüşü desteklemelidir.

Provokasyonlar devam ediyor. İHA'larla saldırılara devam ediyorlar. Bu son derece zor, konuyu tüm boyutlarıyla değerlendirmemiz gerekiyor. Ama şunu anlamamız gerekiyor. Suriye'nin meşru hükümeti toprakların tamamını denetlemelidir. Şimdiye kadar sorunları çözebildik ve aynı mekanizmaları bütün bu alanlarda kullanabiliriz. Anayasa komitesininde görevleri düzenlemeliyiz. Esad yönetimi kendi payına düşenleri yerine getirdi. Sayın Esad'dan bir liste aldık, listeyi De Mistura'ya takdim ettik. Muhalefetin kendi listesini oluşturması lazım.

Siyasi çözümün somut boyutuna geçilmesi lazım. Koordinasyonumuzu arttırmayı teklif ediyorum. Burada silahlı muhalifler yok, masamıza katılmıyorlar. Türkiye Cumhurbaşkanı haklı ama biz teröristler adına konuşamıyoruz. Terör örgütlerinin saldırıları keseceklerini söyleyemiyoruz."


Zirve öncesi baş başa görüştüler

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, özel uçak "CAN" ile TSİ 11.30'da İran'ın başkenti Tahran'a geldi.

Erdoğan'ı, Mehrabad Uluslararası Havaalanı'nda İran Sanayi, Maden ve Ticaret Bakanı Muhammed Şeriatmadari, İran Cumhurbaşkanlığı Ofisi Protokol Müdürü Sadık Abdullahi, İran'ın Ankara Büyükelçisi Mouhammad Ebrahim Taherian Fard ve Türkiye'nin Tahran Büyükelçisi Rıza Hakan Tekin karşıladı.

Zirve öncesi Başkan Erdoğan ve İran Cumhurbaşkanı Ruhani ikili görüşme gerçekleştirdi.

Erdoğan, Ruhani'den sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile de ikili görüşme yaptı.

Başkan Erdoğan'a İran seyahatinde Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, MİT Başkanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın'ın da bulunduğu heyet eşlik ediyor.

Kaynak: AA

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.