İmamoğlu davasında 68. duruşmada dikkat çeken ifadeler
İstanbul'da 414 sanığın yargılandığı "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 68. duruşmasında tutuksuz müşteki-sanık iş insanı Adem Kameroğlu'nun savunması ve çapraz sorgusu gerçekleştirildi.
"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 53'ü tutuklu 414 sanığın yargılandığı davanın 68. duruşmasında bazı tutuksuz sanıkların savunmalarının alınmasına devam ediliyor.
İstanbul 33. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu karşısındaki salonda yapılan duruşmanın öğleden sonraki oturumunda, bulunduğu şehirdeki adliyeden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla savunması alınan, tutuksuz müşteki-sanık iş insanı Adem Kameroğlu 40 yaşından sonra inşaatçı olduğunu söyledi.
Oyunun kurallarının çok daha farklı oynandığını gördüğünü belirten Kameroğlu, "Bu işe girdikten sonra eğer oyunun kuralına göre oynamazsanız, size kapıların kapanacağını hatta şirketlerin batmaya kadar gidebileceği kadar zor durumlara kalabileceği durumları gördüm ve korktum. Bu istikamette de, 'Olsun, verelim, gitsin. Yeter ki işi bitirelim, işler olsun, kimseye mahcup olmayalım. Kimse parasını bana haram etmesin.' zihniyetiyle hep o mücadelenin içinde oldum." diye konuştu.
"12 tane 100 bin liralık senet, bir tane 300 bin liralık çek olarak anlaşma yapıldı"
Kameroğlu, iddianamede "Eylem 3"te yer alan "Pelican Hill" villaları projesini Ekrem İmamoğlu ile ailesinin gezdiğini ifade ederek, şöyle devam etti:
"Sonraki süreçte belli bir tarihten sonra onların genel müdürü Tuncay Yılmaz, İmamoğlu ailesinin şirketi olan SSB Gayrimenkul ve İmamoğlu İnşaat'ın genel müdürü olan beyefendiyle de zaten bir tanışıklık, belli bir trafiğimiz başlamıştı. Onun talebi doğrultusunda, 'Biz, bu evi Ekrem Başkan'a almak istiyoruz ama her türlü indirimi yap bize, gerekiyorsa maliyetine.' dendi. Ben de, 'Peki, yapayım.' dedim. Yani ne yapayım? Başka itiraz etme şansım var mı, yok. Güzel bir yer seçtiler. Ben maliyet fiyatını çıkarttım, 1,5 milyon. 'Ama biz bu parayı hemen ödeyemeyiz.' dediler. Ne yapacağız? 'Bize 2-3 seneye yayılan bir vade süreci olsun.' Peki iyi. Yaklaşık olarak 2017 ile 2019 yılları arasında oluşan 1,5 milyon lirayı parça parça, yani 12 tane 100 bin liralık senet, bir tane 300 bin liralık çek olarak anlaşma yapıldı."
Ödeme safhası geldiğinde kendilerine bir haber daha geldiğini, "'Biz, bu villaların ödemesini yapmak istemiyoruz. Bunlar kayıtta gözüksün, biz bunları yatıracağız. Siz bize sonra tekrar bunları iade edeceksiniz.' dendiğini aktaran Kameroğlu, "Pek iyi, Tuncay (Yılmaz) Bey, yapacak bir şey yok.' dedik. Zaten biz bunu maliyetine veriyorduk. Yani maliyetine verdiğim bir şey. Artık bu saatten sonra bana söylenmiş bir şeye benim itiraz etme şansım var mı? Yok. Bunları kim biliyordu? O dönemde yanımda çalışan Veysel Erçevik (sanık), yani genel müdürüm olan beyefendi de bunları biliyordu. Ben kendisiyle de paylaştım, 'Veysel bir villa vereceğiz'. 'Tamam efendim'. 'Bundan sonra bu senetler, çekler alınmayacak bilgin olsun, aramızda kalsın. Tamam efendim, yapacak bir şey yok." ifadelerini kullandı.
Kameroğlu, gönderilen paraları Erçevik'in ve kendisinin iade ettiğini öne sürdü.
Örnek villalardaki dekorasyonun beğenildiğini, aynısının yapılmasının talep edildiğini belirten Kameroğlu, "Akabinde dediler ki haber geldi. Veysel Bey'den biliyorum bu konuları, bu B.... faturasını Kameroğlu İnşaat ödeyecek. 'Peki iyi' dedik yani, diyecek bir şeyim yok. Benim Beylikdüzü'nde inşaatım kalkmış gidiyor. Yani muazzam, devasa bir inşaat var. Oranın idaresiyle, belediyesiyle karşı karşıya en ufak bir şey söyleme şansımız var mı? Yok. Biz B.... faturasını ödedik efendim. Yaklaşık olarak o günkü parayla 400 küsur bin lira. Yani yaklaşık 200 küsur bin lira civarında da peyzaj, havuzla ilgili işler ödendi." beyanında bulundu.
İddianamedeki eylemle ilgili savunmasını sürdüren Kameroğlu, "Şimdi buradaki Pelican Hill'deki 155 no'lu villanın hadisesi budur. Ben bu villayı bilabedel olarak Sayın Ekrem İmamoğlu'na verdim." dedi.
Kameroğlu, iddianameye konu Metro Home Projesi'nin iskan sürecinde "Necati Özkan'a 2 milyon lira karşılığı para ver." dendiğini öne sürerek, "Necati Özkan'la alakalı '2 milyon veremeyeceğimi ancak istiyorlarsa onun karşılığında mal vereceğimi' söyledim. Bu benim canımın istediği bir şey değil. Bu 2 milyon da benim aslında o an yapacağım şey değil ama benim gözüm o an daire de görmüyor. Yani vereyim gitsin çünkü yarın bir gün bir işim olduğu zaman, bir sürü işim var. Gelip benim önümü keserlerse o inşaatta kalırız, öyle kabak gibi." diye konuştu.
Kameroğlu'nun çapraz sorgusu
Çapraz sorgusunda kendisine sorulan, "Necati Özkan'a satılan veya verilen 4 daire meselesinde, bankada bir işlem olmuş, 2 milyon lira. Bu süreç nasıl oldu?" sorusuna ilişkin Kameroğlu, şunları söyledi:
"Para almadığım bir işlem fakat ortada bir satış gözüküyor. Karşı taraftan böyle bir talep geldi. Zaten benim de talebim bu satışın bir şekilde artık resmileşip kapatılması. Onu kendileri bulup getirmedikleri için mecburen ben kendi paramı kullandırdım. Para bizim tarafımızdan temin edildi. Bankadan o parayı aldılar, parça parça 4 dekont halinde Necati Özkan Bey'in açıklamalarıyla 'Şu şu nolu dairenin bedelidir.' Dört tane daireye parçaladılar, topladılar, tamı tamına 2 milyon lirayı. Bütün işlem tamamlandı. Biz de resmi hesaplarımızı kapatmış olduk."
Sorgu sırasında söz alan Ekrem İmamoğlu, "Buluşmalarımızda zorda kaldığınızı veya tehdide maruz kaldığınızı ve ödediğiniz bu paraları geri vermek zorunda kaldığınızı niçin bana bir kez bile anlatmadınız?" sorusunu sanığa yöneltti.
Kameroğlu da "Siz olmasanız dahi sizin yanınızda veya sizin etrafınızda olan insanların talimatı, bizim için her zaman için başkanın talimatı yerine geçti. Nihayetinde ben bu 155 no'lu villa için Kameroğlu İnşaat'ın kasasına 1 kuruş dahi almadım. Yani orada satışta gözüken 1 milyon 500 bin lirayı da defaten söyledim, tekrar söyleyeceğim. Biz iade ettik. Tuncay Bey sizin genel müdürünüz efendim. Sizin genel müdürünüz sizin adınıza konuşur." cevabını verdi.
Kameroğlu, İmamoğlu'nun "Neyle tehdit edildiniz?" sorusuna karşılık, "Sizin direkt tehdidiniz söz konusu değil. Fakat işlerimize engel olunmaması, işlerimizin sekteye vurulmaması, işlerin ağırdan alınmaması için iyi geçinmek bunları yapmak zorundaydık. 'Sizler bize baskı yaptınız.' demedim ben. Orayı düzeltelim isterseniz. Biz, bunu yapmak zorunda olduğumuzu hissettik." dedi.
Sorgu sırasında söz alan Necati Özkan ise iddianameye konu 4 dairenin bedeline ilişkin, "Size nakit ödemeyi elden bir spor çantası içerisinde verdim." beyanında bulundu.
Bunun üzerine söz alan Kameroğlu, "Bu 2 milyon lira meselesinde para almadım. Bu parayı da resmiyette göstereyim diye banka şubesinde girdi-çıktı yaptık. Eğer 2 milyon lirayı sizden elden aldıysam haram zıkkım olsun." diye konuştu.