Köprünün başıyız, hakkımızı almalıyız

Sanayinin doğuya kaydığına işaret eden Koç Holding CEO'su Durak, Türkiye'nin önündeki fırsatlara dikkat çekti.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

İSTANBUL - Koç Holding Üst Yöneticisi (CEO) Turgay Durak, " Ne kadar Batı Avrupa'daki meslektaşlarımız, dostlarımız üzülse de sanayi Doğuya doğru gidiyor. Biz Türkiye olarak köprü başıyız, geçiş noktasındayız. Bu gidişten biz ülke olarak hakkımızı almalıyız" dedi.

Durak, 9. Sanayi Kongresi'nin "2023'e Doğru Türk Sanayii" konulu kapanış oturumunda yaptığı konuşmada, tüm dünya gibi Türkiye'nin de belli bir şekilde bu krizden etkilendiğini söyledi. 2009'un yaz aylarından beri düzelme başladığını ifade eden Durak, "2010 yılında da her ay artan bir şekilde kötü günleri geride bıraktığımıza ikna olduk" dedi.

Dünyadaki sanayi işlerinin Batıdan Doğuya doğru gittiğini belirten Durak, şunları kaydetti:

"Amerika'da, Kuzey Amerika'da, Batı Avrupa'da refah toplumu oluşu nedeniyle sendikal hakların kendi ülke yöneticilerinin de ifadesiyle sonsuz derecede fazla olduğu ve sonuç olarak da insanların haftada 35 saat çalışıp yıllık 30-40 bin dolar mertebesinde gelire sahip olduğu ve bunu giderek artıran ve ayrıca da sosyal devletten de her türlü sosyal harcamayı almaya çalışan bir düzen olan bir yerde, öbür tarafta da doğuya doğru gittikçe buna imrenen, buraya ulaşmaya çalışan ama gelir seviyesi daha düşük olan ülkeler var. Doğal olarak da ne kadar Batı Avrupa'daki meslektaşlarımız, dostlarımız üzülse de sanayi doğuya doğru gidiyor. Biz Türkiye olarak köprü başıyız, geçiş noktasındayız. Bu gidişten biz ülke olarak hakkımızı almalıyız ve aynı zamanda da buraya gelen işin burada kök salıp belki 100 sene bizden gitmeyecek şekilde bizden önceki Batı Avrupalıların yaptığı hatayı yapmayacak şekilde işimizi yönetmeliyiz."

Önümüzdeki 10-15 yılın hedefleri

Yönetirken de bir yandan maliyetleri düşürmek, bir yandan da verimliliği artırmak gerektiğine işaret eden Durak, "Bunu yapmakta aşağı yukarı her sektörde önemli bir başarı sağladığımıza ben inanıyorum sanayici olarak. Esas önümüzde yapmamız gereken yeni ürünleri geliştirmek için Ar-Ge ve ürün geliştirme. İkincisi bunları pazarlarda katma değeri yüksek bir şekilde satabilmek için de marka değerini yaratmak. Bizim ülke olarak önümüzdeki 10-15 yıl bunlara konsantre olmamız lazım" diye konuştu.

Hükümetin iki sene önce çok önemli bir Ar-Ge teşvik kanunu geçirdiğini, TÜBİTAK destekleri, vergi destekleri olduğunu anlatan Durak, bunlardan azami oranda sanayicilerin yararlanıp yeni ürünü yaratması ve o ürünü de Batılı firmaların, marka firmaların fiyatlarıyla dünyada satabilmek için marka yaratmaya da yatırım yapmak gerektiğini söyledi.

Durak, "Bu hem sabır isteyen hem zaman isteyen hem emek isteyen hem de sermayedarların uzun vadede sermayeye getiri gelmesini kabullenmesi gereken, dolayısıyla toplumdaki bütün sosyal katmanların mutabakatıyla olması gereken çok zor bir süreç" diye konuştu.

Koç'un stratejik kararları

Son 10 yılda Koç Holding'in çok önemli stratejik kararlar verdiğini belirten Durak, bunun neticesinde de iş hacmini üçe dörde katladığını söyledi.

Turgay Durak, "Odaklandığımız sektörlerdeki büyümemiz, oralara yapacağımız yatırımlar artarak devam edecek. Yeni sektörleri de değerlendiriyoruz. Bunlardan en son kamuoyuna açıklanan elektrik enerjisi üretiminde Amerikalı AES firması ile bir ortaklık kurarak mevcut elektrik enerjisi üretim işimizi epey büyütmek için kararlılığımızı ortaya koyduk" dedi.

Durak, şunları kaydetti:

"Benim 10-15 sene sonrası için gördüğüm, bizim sanayi şirketlerimizde, Arçelik'te, Ford Otosan'da, TOFAŞ'ta, Türk Traktör, Otokar, Rahmi Koç Tersanesi, buralarda gördüğüm, biz bir ekosistem diyebileceğiniz, yan sanayisiyle beraber gelişen ve yan sanayisine de iş imkanları yaratarak toplam maliyeti azaltan, beraber büyüyen, kriz geldiği anda da hep beraber onun tedbirini alıp maliyetleri azaltan bir yapı içinde yıllardan beri büyüdük. İlk başta zaten bu yan sanayi şirketlerinin çoğunu bizim büyüklerimiz sanayi olsun diye kurmuşlar ama 2000'li yıllarda artık yan sanayi bizim işimiz olmadığı için o işlerden çıktık, doğru dürüst ortaklara devrettik, sattık. Ama ana sanayi olarak da onlarla olan ilişkileri devam ettirdik. İstikbalde herhalde bizim giderek daha artan bir seviyede yan sanayiye sadece parça yaptırmak değil dizaynı, geliştirmesi, testi hatta ürünün piyasadaki servis, garanti ve hukuki sorumluluk da dahil olmak üzere üstlenebilecek yan sanayileri oluşturmak ve bu ekosistem sayesinde de toplam maliyeti indirmek hedefimiz var."

İşe alımlarda gençlere öncelik verilmesi gerek

İkinci aşamanın hem verimli çalışan, hem sıfır imalat hatasıyla üretim yapabilecek ve o verimli çalışmayı yaparken de tezgahın hem ayarını yapabilecek, hem üretim yapabilecek hem koruyucu ve önleyici bakımı da yapabilecek teknolog diye izah edilebilecek tarzda, saat ücretli, mavi yakalı çalışan istihdamı olduğunu anlatan Durak, bunun yolunun da nitelikli eğitim verebilen meslek liselerinin yaratılması olduğunu, o okullara giden öğrencilerin de sembolik rakamlarla da olsa okulda okurken burslarla teşvik edilmesi, staj imkanın sağlanması ve ekonomi koşulları iyi oldukça da bu tip gençlere işe alımda öncelik verilmesi gerektiğini belirtti.

Bu konularda ilginizi çekebilir