7 °C

Kuraklığın HES’lere ve doğalgaz ithaline etkisi

SERDAR İSKENDER - Dr. Makina Yüksek Mühendisi

Kuraklığın HES’lere ve doğalgaz ithaline etkisi

Kurak geçen bir kışın ardından, mart-nisan aylarında da beklenen yağışların gelmemesi elektrik üreten hidroelektrik santrallerimizi (HES) susuz bıraktı. HES’lerin kapasitesinin düşmesi üzerine, elektrik talebi doğal gazla çalışan termik santrallerden karşılanmaya başlandı. Bu nedenle, elektrik üretiminde doğal gazın payı yüzde 44’ten yüzde 47’ye yükselirken, kuraklığın devam etmesi durumunda bu oranın yüzde 50’nin üzerine çıkması bekleniyor. Elektrik üretiminde doğal gazın payının artması, ülkemizin daha fazla gaz ithal etmesi ve enerji faturasının kabarması anlamına geliyor.

Türkiye kullanmış olduğu doğal gazın yüzde 99’unu ithal ediyor. İthal ettiği doğalgazın ortalama yüzde 60’ını ise Rusya’dan alıyor. HES’lerde ki elektrik üretiminin düşmesiyle başlayan doğal gaz ithalindeki artış, enerjide Rusya’ya daha fazla bağlanmamız anlamına da geliyor. Rusya’nın Ukrayna ile yaşadığı kriz, Ukrayna’nın daha önce yaptığı gibi doğal gaz vanalarını kapatmasını da beraberinde getirirse, klima ihtiyacının artacağı sıcak yaz aylarını daha da sıcaklaştıracaktır.

Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından hazırlanan 2014 yılı enerji projeksiyonuna göre, doğal gaz tüketiminin 46,5 milyar metreküp olması tahmin ediliyordu. Ancak, yağışların düşmesiyle başlayan süreç, mayıs ayı itibariyle bu tahminin tutmayacağını gösteriyor. Mevcut şartlar altında, 2014 yılında doğal gaz ithalatımızın 50 milyar metreküpü geçmesi bekleniyor. Doğalgazın 1000 metreküp ortalama fiyatınını 400 dolar olduğu düşünüldüğünde, 2014 yılında doğalgaz ithalatına yaklaşık 20 milyar dolar ödeyeceğiz.

Ülkemizde 2013 yılında tüketilen 245 milyar kWh (kiloWattsaat) elektriğin yüzde 44’ü, diğer bir ifadeyle 105 milyar kWh’lık bölümü doğal gaz ile çalışan santrallerden elde edildi. Kömür yüzde 25.4 ile ikinci sırada hidroelektrik yüzde 25 ile üçüncü sırada yer alırken, rüzgardan ise yüzde 3.1’lik bir katkı geldi. 2014 yılının ilk üç ayında ise tablo tersine döndü. Ocak-mart döneminde toplam 61 milyar kWh elektrik üretimi gerçekleştirildi. Bu üretimin yüzde 47’si doğal gaz santrallerinden, yüzde 28.5’i kömür santrallerinden üretilirken, hidroelektrik santrallerin payı yüzde 18’e kadar geriledi. Rüzgar, yüzde 3 olan payını korudu. Bu tablodan, ilk üç ay da HES’lerde ortaya çıkan kapasite kaybının doğal gaz ve kömür santralleriyle kapatılmaya çalışıldığı ortaya çıkıyor. Doğal gaz santrallerinin elektrik üretimindeki kullanım oranlarının artırılması, üretim maliyetlerinin ve elektrik fiyatlarının artmasını beraberinde getirecektir.

Hidroelektrik enerjinin, diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına göre teknik avantajları bulunuyor. Hidroelektrik enerjide günlük su miktarının tahmin edilebilir olması, rüzgar ve güneşe göre hidroelektrik enerjiyi öne çıkarıyor. Diğer bir avantajı ise, hidroelektrik enerjiyi oluşturan suyun daha kolay depolanması ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılabilmesidir. 

Hidroelektrik santrallerin üretiminin yüzde 80’lik bölümü yerli kaynaklar kullanılarak yapılabilmektedir. Bu açıdan değerlendirme yapıldığında, hidroelektrik santrallerin kuruluşu, diğer santrallere göre daha az dışa bağımlıdır. Hidroelektrik santrallerin verimleri yüzde 90’a kadar çıkarken, termik santrallerde bu oran yüzde 30-35’ler de kalıyor. Hidroelektrik santrallerin yakıt maliyeti olmadığı için en ucuz elektrik üreten santrallerdir. Bu sayede, fosil yakıtların fiyat istikrarının sağlanmasında, enerji portföyünün sigortası olarak da kullanılırlar. Doğal gazla çalışan termik santrallerde elektrik üretim maliyeti ortalama 4 cent/kWh, kömürle çalışan termik santrallerde 5 cent/kWh’ken, hidroelektrik santrallerde 0.20 cent/kWh’dır. Hidroelektrik santraller, yakıt kullanmadıkları için sera gazı emisyonları üretmiyorlar ve havayı kirletmiyorlar. Küresel ısınmanın önlenmesi için katkıda bulunuyorlar. Akarsuların akış hızını düşürerek, erozyonun önlenmesine de yardımcı oluyorlar. 
Enerji portföyümüz açısından bu kadar önemli olan HES’leri, bu yıl kuraklık nedeniyle çok fazla kullanamayacağız gözüküyor. Sıcaklıkların artmasıyla birlikte artacak klima kullanımı doğal gaz tüketimini artıracak, doğal gaz tüketiminin artmasıyla da artacak üretim maliyetleri, kurak olan bir yazın daha da sıcak geçmesine neden olacaktır. 

 

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.