10 °C

O imza herkesin namusudur

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Başbakan'ın yemin konusunda "CHP diklenmiştir ama dik duramamıştır" sözlerine cevap verdi.

O imza herkesin namusudur

ANKARA - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'li milletvekillerinin andiçme sürecinde varılan mutabakat konusunda "Sayın Erdoğan benim bildiğim insanlar attıkları imzaya sahip çıkarlar, o imza herkesin namusudur. Benim bildiğim kural bu... Namuslu insanlar imzalarına imzalarına sahip çıkarlar. Metin çok açık, hiçbir yoruma yer vermeyecek kadar açık" dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TBMM'de dün farklı bir gün yaşandığını, CHP'li milletvekillerinin andiçmeden geçirdiği iki haftalık sürecin tamamlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, "kapalı kapılar ardında yapılan görüşmelerin kamuoyuna açıklanmasının doğru olmadığını, varılan bir mutabakat varsa bunun gereğinin yerine getirilmesi gerektiğini" dile getirdi.

Andiçme konusunda yaşanan süreçte AK Parti ve CHP yetkililerinin "masaya oturarak" mutabakata vardığını ifade eden Kılıçdaroğlu, görüşmelere ilişkin ayrıntı vermediğini söyledi. Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Burada kapalı grup toplantısında da sadece iki cümle okuyarak, beklediklerimizi aldığımızı ifade ettik. Hiçbir yorum da yapmadık. Bütün milletvekili arkadaşlarımız tanıktır. Neden? Çünkü varılan bir uzlaşmanın kendi kuralları içinde yürümesini istiyorduk. Çünkü biz demokrasiyi içine sindirmiş, ikiyüzlü politika gütmeyen bir partiyiz. Çünkü bizim içimiz neyse dışımız da o... Çünkü biz açıkça söyleyeyim, yalan söylemeyi bilmeyiz, yalan söylemekten utanırız. Sayın Başbakan kürsüye çıktı bir sürü laf etti. Yine ses çıkarmadık. 'Olur, siyasettir' dedik ama bugün grup toplantısında kullandığı bir cümle var, bizim için diyor ki 'CHP diklenmiş ama dik duramamıştır'. O zaman konuşmak bize farz oldu."

AKP çark etmeye çalışıyor

Pek çok kişinin bu süreçte 'yemin yolunun nasıl açılacağını' sorduğunu, buna da "irade beyanı olursa yemin yolu açılır" yanıtı verdiklerini kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Dün sabah getirdikleri metin 'Tüm siyasi parti ve milletvekillerinin milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri hususunda azami hassasiyeti göstermeleri gerektiğine inanıyoruz.'  Kusura bakmayın bu bizim arzu ettiğimiz irade beyanı değildir. Öğlen oldu. Aynı metin bir daha geldi. Yine orada değişen bir şey yok.

Biz şunu söyledik, bizim söylediğimiz metin, 'Tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri için TBMM'de olmaları gerektiğine inanıyoruz'. Hapistekiler, dışardakiler, 550 milletvekilinin Mecliste olmaları gerektiğine inanıyoruz. Bizim istediğimiz irade beyanı budur. Şimdi ya okuduklarını anlayamıyor veya sonradan fark etti, 'şimdi ben nasıl çark ederim' diye düşünüyor. Bunun altında imza var. AKP'nin üç grup başkanvekilinin imzası var.

Biz sadece bununla da yetinmedik. Bir şey daha var bu metinde 'Anayasa dahil tüm mevzuatın yasalar, yönetmelikler, tüzükler tüm mevzuatın hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesi dikkate alınarak özgürlükleri genişletici bir anlayışla yorumlanması ve uygulanması gerektiğine inanıyoruz'. Biliyorsunuz AB'nin bir raporu vardı okumadan 'çok dengeli bir rapor demişti. Sonra bu raporun hiç de dengeli olmadığı çıktı ve çark etmeye başladı. Şimdi metni yeni okuyup anladı ki 'nasıl ben bundan çark ederim' diyor.

Sayın Erdoğan benim bildiğim insanlar attıkları imzaya sahip çıkarlar, o imza herkesin namusudur. Benim bildiğim kural bu... Namuslu insanlar imzalarına sahip çıkarlar. Metin çok açık, hiçbir yoruma yer vermeyecek kadar açık."

Kolaycılığa sığınıyor

Kılıçdaroğlu, CHP'nin, demokrasinin gereğine, özgürlüklere, insan haklarına inandığını dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı.

"Kendi konumuna gelince 'ben başka şeyle suçlanıyordum ama şimdi milletvekili seçilip parlamentoya gelenler, başka bir şeyle suçlanıyorlar' diye bir kolaycılığın arkasına sığınmak, Recep Tayyip Erdoğan'a yakışmaz. Suçlamadan söz edersek, ben de söz edeyim, sen de kalpazanlıkla suçlanıyorsun. Bana inanmıyorsan, Meclis Başkanlığına gitsin Sayın Çiçek'ten, kendi imzasının olduğu, kalpazanlıkla suçlandığına ilişkin... Alsın, baksın. Sen Başbakansın. Masumiyet karinesini bile çarpıttı çünkü anayasayı bilmiyor, hukuk kültürü yok.

Biz verdiğimiz sözlerin arkasındayız, kararlılıkla gideceğiz, hiçbir zaman, hiçbir ortamda imzalarımızı inkar etmeyeceğiz, imzalar bizim namusumuzdur, arkasında duracağız. Onlar da eğer 'bu imza bizim namusumuzdur' diyorlarsa arkasında duracaklar. O tarihi iki cümleyi yeniden okuyorum: Tüm siyasi partilerin ve milletvekillerinin, milletimizin kendilerine verdiği bu onurlu görevi yerine getirmeleri için TBMM'de olmaları gerektiğine inanıyoruz. Anayasa dahil, tüm mevzuatın hukukun üstünlüğü çerçevesinde ve kuvvetler ayrılığı ilkesi dikkate alınarak, özgürlükleri genişletici bir anlayışla yorumlanması ve uygulanması gerektiğine inanıyoruz. Bu sözlerin sonuna kadar arkasındayız. Onlar da attıkları imza 'bizim namusumuzdur' diyorlarsa, onlar da bu imzalarının arkasında durur. Öyle umuyoruz, öyle istiyoruz. Demokrasi de insan hakları da bunun gerektirir."

Bu arada diğer milletvekilleri gibi CHP'nin tutuklu milletvekilleri Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal'ın isimlerinin de oturulacak sıraların üzerinde yer alması CHP Antalya milletvekili ve eski Genel Başkan Deniz Baykal'a soruldu. Baykal, "O arkadaşlarımıza yer ayrılması çok anlamlı" karşılığını verdi.

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap