15 °C

Olumsuzlukların hesabını hükümet verir

Ekonomide ortaya çıkacak olan olumsuz sonuçların hesabını Merkez Bankası’nın değil, hükümetin verdiğini kaydeden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, yüksek faiz oranlarının ülkenin yatırım kabiliyetini olumsuz etkilediğini söyledi

Olumsuzlukların hesabını hükümet verir

canan_sakarya-001.jpg

İSTANBUL - AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, şu anda faiz oranlarının çok yüksek olduğunu, Türkiye ekonomisinin yatırım kabiliyetini olumsuz etkilediğini kaydetti. Bir süredir üzerinde çalıştıkları Kent Ekonomileri Forumu üzerinde yaptıkları çalışmaların tamamlandığını ve her il için 5 vizyoner proje belirlediklerini belirten Kurtulmuş, yapılan çalışmanın her ilin kendi ekonomik gücünü ortaya çıkarmak ekonomideki farkındalıklarını oluşturmak, her şehrin marka değerini ortaya çıkarmak açısından son derece önemli olduğunu belirtti. 

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Kurtulmuş, Ankara Temsilcimiz Ferit Parlak ile arkadaşımız Canan Sakarya’nın sorularını yanıtladı. 

• Başbakan’ın seçimlerin ardından ‘Merkez Bankası faiz indirmeli’ şeklindeki açıklamasına Merkez Bankası Başkanı faiz indiriminde temkinli olmak gerektiği şeklinde karşılık verdi. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir, Merkez Bankası bağımsızlığına müdahale konusundaki tartışmalara katılıyor musunuz? 

Kurumsal olarak hiçbirimiz Merkez Bankası’nın bağımsızlığını tartışıyor değiliz. Başbakanımız da bunu kastederek söylemiyor ama kusura bakmayın faiz ve para politikalarını belirleme konusunda merkez bankalarının tamamıyla siyasi iradeden uzak olması şöyle bir sonucu da doğurabilir nihayetinde ekonomik kararların sonuçları ile ilgili hesabı verecek olan hükümettir. Ekonomide ortaya çıkacak olan birtakım olumsuz sonuçların hesabını verecek olan siyasi iktidardır. Bu nedenle Merkez Bankası’nın da bunu bilerek hareket etme zorunluluğu var. Nihayetinde siyasiler olarak bizim kendi siyasi görüşlerimizi kendi partimizin baktığı perspektiften söylememiz gerekiyor. Türkiye ekonomisinin bu faiz artışları nedeniyle ne büyük maliyetlerle karşı karşıya kaldığı ortada. Seçimlerden sonra hem faizlerin aşağı doğru hareketlenmesi hem dövizdeki düşüş, siyasi istikrarla birlikte ekonomik istikrarında olacağını gösteriyor. Şu andaki faiz oranları çok yüksek, Türkiye ekonomisinin yatırım kabiliyetini olumsuz olarak etkiliyor. Dolayısıyla bu çerçevede bunun gözden geçirilmesi bizimde siyasi olarak talebimizdir. Bu Merkez Bankası’nın bağımsızlığına karşı söylenmiş bir söz değil. Türkiye gibi büyük yatırım ihtiyacı olan, her yıl en az yüzde 4-5 büyüme hedefini yakalamak mecburiyetinde olan bir ülke için en büyük yanlış faizi yüksek tutmaktır. Dolayısıyla Merkez Bankası’nın faizi indirmesini talep ediyoruz. Bizim siyasi görüşümüz siyasi perspektifimiz açısından doğrusu da budur. Nitekim son dönemdeki gelişmeler de haklı olduğumuzu ortaya koymakta. 

• Twitter ardından Youtube yasağının yurtdışında Türkiye algısını olumsuz etkilediği, yatırımcı noktasında endişeler yarattığı konusundaki düşünceleri nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Son bir yıllık süre içerisinde sürekli olarak içeriden birtakım çevreler Türkiye’yi dışarıya şikayet ediyor ve bir algı yönetimi oluşturuyor . ‘Türkiye diktatörlüğe gidiyor, Türkiye krize doğru gidiyor’ şeklinde birtakım raporlar ve yazılarla bu oluşturulmaya çalışılıyor, dışarıdan da bazı çevreler bu algının yayılması için gayret sarf ediyor. Bu Gezi olaylarında da 17 Aralık operasyonunda yapılmaya çalışıldı. Bir algı üretilmeye çalışıldı. Siyaset üretemeyenler algı üreterek hükümetin önünü kesmeye çalışıyorlar. Twitter’la ilgili karar siyasi olmaktan çok ticari bir karar. Bir vergi kaybı var. Şimdi hem ofis açacaklar hem vergi ödeyecekler. Bizim siyasetteki varlık nedenimiz özgürlük alanlarının tamamının önünü açmaktır, bu konuda da geçtiğimiz 12 yılda önemli mesafeler alındı. İnsanların özgürlüklerini sağlarken de hiç kimsenin bir başkasının şerefini haysiyetini ayaklar altına almasına göz yumamamayız. Batı dünyasında da bu konuda açılmış binlerce dava var kimsenin Twitter üzerinden yargısız infaz yapmaya hakaret etmeye hakkı yok. Biz özgürlük alanlarını genişletirken bireysel güvenliği de sağlamak zorundayız. 

• Yerel seçimlerin ardından ağustos ayında yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerine odaklandık. Pek çok senaryo gündemde, süreç nasıl işler? 

Bunların hepsini ben eski tabirle zait addederim. Cumhurbaşkanlığı seçimi önemli bir seçim çünkü ilk defa halkın oylarıyla cumhurbaşkanı seçilecek. Artık kapalı kapılar ardından bazı siyasi ve iktisadi elitler uzlaşarak bir cumhurbaşkanı adayını parlamentoya getirip istediği sonucu alamayacaklar. Millet ne istiyorsa o olacak. Sayın Başbakanımız eğer kendisi cumhurbaşkanı olmak isterse elini rahatlatan önünü açan bir seçim sonucu ortaya çıkmıştır. Başbakanımız cumhurbaşkanı adayı olmak isterse bunun en doğal hakkı olduğunu düşünüyorum. Seçimin hemen arkasından başlatılan ‘cumhurbaşkanlığı seçimi ne olacak nasıl bir gelişme ortaya çıkacak’ tartışmalarını da lüzumsuz ve fazladan yapılan bir tartışma olarak görüyorum. Halk AK Parti’ye ‘yoluna devam et’ dedi. Türkiye’nin bundan sonraki meselesi AK Parti’nin yoluna nasıl devam edeceğidir. 

• Nasıl devam edecek? 

Ben burada Türkiye’nin geleceği bakımından iki konuyu önemsiyorum. Bunlardan ilki, AK Parti asla vazgeçmeden yeni Türkiye’nin inşası istikametinde yoluna kararlılıkla devam etmesidir. Yeni anayasasından, çözüm sürecinin tamamlanmasına, toplumsal bütün kesimlerin birinci sınıf özgür vatandaş haline getirilmesinden tüm vesayet düzenlerinin geride bırakılmasına kadar Türkiye’yi inşa edecek reformları tamamlamasıdır. Geçtiğimiz oniki yılda çok önemli adımlar atıldı ama yapılacak daha çok işimiz var. İkinci önemli mesele ise yeni medeniyetimizi inşa ve ihya etme perspektifidir. Yeni bir medeniyet perspektifini sunmakla yükümlüyüz. Yeni bir medeniyet çıkışını ortaya koymamız lazım. Bence AK Parti’nin ve Türkiye’nin siyasi geleceğini belirleyecek olan bu iki alandır. Yoksa Ahmet mi Mehmet mi tartışmasını yapmak son derece gereksiz ve millet iradesine saygısızlıktır. 

• Kentlerin potansiyellerinin ortaya çıkarılması amacıyla bir süredir üzerinde çalıştığınız Kent Ekonomileri Forumu hangi aşamaya geldi? 

Kent Ekonomileri Forumu’nu 80 ilde yaparak tamamladık. O illerdeki ekonominin bütün çözüm ortaklarının katılımıyla geniş katılımlı toplantılar yaptık. Sadece İstanbul kaldı onu da kısa sürede gerçekleştireceğiz. İstanbul toplantısı kent ekonomisi değil Türkiye ekonomisi forumu şeklinde olacak. Kent Ekonomi Forumlarına 5 bin 359 girişimci, bin 417 STK temsilcisi katıldı. Toplam da 6 bin 776 kişi Kent Ekonomi Forumlarında fiilen çalıştı, katkı sundu. Projenin hayata geçmesi için toplamda 80 üniversite hocası ve 633 masa raportörü görev aldı. Kentlerimizden gelen proje fikri sayısının toplamı 1676. Ancak biz her bir kent için önemli vizyoner nitelikte 5 proje fikrini alarak 400 proje fikrini analiz kapsamına aldık. Yaptığımız forumlardan sonra ortaya çıkan sonuçları iki gün boyunca değerlendirdik. Yeni Türkiye’nin inşasında önümüzdeki engeller neler, bu engelleri nasıl ortadan kaldırırız bunları değerlendirdik. Verimli bir çalışma oldu, raporlarını hazırladık. Bir kitapçık haline getireceğiz, bu bizim yol haritamız olacak. 

• Bu projeler ne zaman ve ne şekilde hayata geçirilecek? 

Her ilden 5 vizyoner proje belirlendi. Bunları ilgili bakanlıklarla paylaştık. Bakanlıklar kendi yatırım öncelikleri arasında olanları aldılar Bu projeler yavaş yavaş öne çıkmaya başladı. 2014 yılı bütçesine giren projeler oldu, bundan sonrada devam edecek. Kent Ekonomileri Forumu Gaziantep’te Mart 2013’de başlamıştı. Örneğin Gaziantep’i İskenderun limanına açacak olan yolun kısaltılması projesi vardı bu proje yatırım projeleri arasına alındı ve uygulanmaya başlandı. Yol neredeyse yarıdan fazla kısalmış olacak limana yapılan nakliye ucuzlayacak. Bunun somut olarak Gaziantep’e olumlu yansıması olacak. 

• Kent Ekonomileri Forumunu güncellenecek mi? 

Bundan sonrada her yıl en az bir kere yapmayı düşünüyoruz. Türkiye ekonomisi öyle bir noktaya geldi ki dünyanın belli finansal karar mekanizmalarından esen rüzgarlarla hareket ederek, idare edilecek bir ekonomi değil. Türkiye ekonomisi artık sadece Ankara’dan da yönetilecek bir ekonomi değil. Her ilin kendi ekonomik gücünü ortaya çıkarmak ekonomideki farkındalıklarını oluşturmak, her şehrin marka değerini ortaya çıkarmak önemli. Türkiye’nin artık mikro başarıları ortaya koyması, her ilin üretim gücünü ve kapasitesini artırması gerekiyor.

Kent Ekonomileri Forumu’nda bazı illerde öne çıkan projeler​

Ağrı: Jeotermal enerji ile tüm ilçelerin ısıtılması ve termalde fizik tedavi hastanesinin kurulması 
Ankara: Ankara Yenilik Vadisi Projesi Antalya: Sağlık-spor-eğitim alternatif turizm dalları ile turizmin 12 aya yayılması 
Aydın: Yaş sebze-meyve ihracatı ile sağlık turizmi ve diğer alternatif turizmin geliştirilmesine yönelik havaalanı, hızlı tren ve limanın inşa edilmesi ve geliştirilmesi 
Bursa: Bilişim Vadisi 
Eskişehir: Eskişehir Teknoloji Üniversitesi’nin kurulması

Gaziantep: Ulaşım Ağının Genişletilmesi Projesi. 
Hatay: Alternatif Turizm Merkezi 
Antakya: İnanç, Kültür, Tarih Ve Kırsal Turizmin Geliştirilmesi Projesi 
İzmir: Turizm sektörünün geliştirilmesi (sağlık, inanç-kültür ve deniz) 
Konya: Konya’nın lojistik imkânlarının arttırılması ve Konya’nın bir lojistik merkez haline dönüştürülmesi 
Diyarbakır: Lojistik merkez kurulması.

 

Yorumlar

Yorum yapabilmek için lütfen giriş yapınız.
Giriş Yap