26 °C

Piyasaların ateşi yükseldi

Cari işlemler açığının alarm vermeye başladığı bu günlerde, piyasanın ateşi iyice yükselmeye başladı.

Piyasaların ateşi yükseldi

Jülide YİĞİTTÜRK GÜRDAMAR

İSTANBUL - Bir taraftan yurtdışı piyasalarda yaşanan sorunlar diğer taraftan cari açık kaygıları ve Merkez Bankası'nın munzam karşılık artışları derken piyasaların ateşi adım adım yükseliyor.

Dolar kuru haftanın ilk günü 1.61 seviyelerini test eder, bono bileşik faizi ise yüzde 9'u aşarken bankacılar, yabancıların geçen hafta 2.5 - 3 milyar dolarlık dün ise yarım milyar dolarlık bir çıkışı olabileceğini tahmin etti. Bankacılar ayrıca kurun yükselişinde şirketlerin alımlarının da etkili olduğunu belirtti.

Ekonomistlere göre, yabancıların Türkiye fiyatlaması da değişti. Cari açığın beklentilerin de üzerinde gelmesiyle Merkez Bankası'nın zorunlu karşılıkları artıracağı beklentisi yabancıları tedirgin ediyor. Bir taraftan artan yükümlülükler diğer taraftan munzama faiz ödenmemesi yabancıların favori kağıtları bankacılık hisseleri üzerinde baskı oluştururken Türkiye'nin cari açık problemini yapısal olarak çözecek bir program görülmek isteniyor. Bankacılık sektöründe 13 Mayıs tarihi itibariyle toplam krediler yıllık bazda yüzde 36.4 artışla 594.3 milyar lira ile yıl sonu için hedeflenen yüzde 25 büyüme seviyesinin yine uzağında kalırken, çarşamba günü yapılacak PPK toplantısından zorunlu karşılıklarda artış kararı çıkması beklentisi gün geçtikçe güçleniyor.

BGC Partners Başekonomisti Özgür Altuğ, TL zorunlu karşılıklarda 200 baz puan artış beklerken büyük bir bankanın Hazine Müdürü yabancı para zorunlu karşılıklarda 100 baz puan artış bekliyor.

Öcalan'ın açıklamaları da tedirgin etti

Piyasada seçim sonucu tedirginlik yaratmıyor ama Abdullah Öcalan'ın "15 Haziran'a kadar ya anlamlı müzakere başlar ya da savaş başlar" açıklamasının da yabancı yatırımcının zihnine not olarak düştüğü belirtiliyor. Çünkü bu açıklama akıllara Ortadoğu ve Kuzey Afrika'daki karışıklıkları getiriyor. İçerideki sorunlara başta Yunanistan olmak üzere Avrupa'nın bazı ülkelerinin borç sorunlarının da eklenmesi Türkiye'den çıkışı hızlandırıyor.

Her gün 300 milyon dolar açıkla başlıyoruz

Bir bankacı, yabancı yatırımcı için Türkiye'nin cari açığını nasıl fonlayacağı konusunun önemli olduğunu kaydederken bir yabancı bankanın Hazine yöneticisi ise "Cari açık 60 milyar dolar. Bunu 12'ye bölerseniz aylık 5 milyar dolar eder. Her ay Merkez Bankası 1 milyar dolar alıyor. Yani aylık 6 milyar dolar. Ortalama 20 iş günü

var derseniz, günlük 300 milyon dolar eder. Yani bu piyasa her gün 300 milyon dolar açıkla güne başlıyor. Böyle bakınca seçim sonrası daha radikal önlemler bekleniyor. Daha makul seviyelere gelmek lazım" dedi.

Kredi/GSYİH oranındaki rekor ek önlem düşündürüyor

BGC Partner Başekonomisti Özgür Altuğ: "Son 12 ayda gerçekleşen kredi artışı yüzde 11 oldu. Bu oran, hükümetin yıllık kredi artış oranı isteğine uygun görünüyor, ama 2010 Aralık'taki aşırı kredi artışı nedeniyle bu oran yanıltıcı olabilir. Mayısın ikinci haftasında, haftalık kredi artışı yüzde 1.2 oldu; bu da önceki aylarla karşılaştırıldığında yüksek bir oran.

Ayrıca, Türk Lirası'nın dolar ve eurodan oluşan eşit ağırlık döviz sepeti karşısında yüzde 1.5 değer yitirdi, dolayısıyla döviz cinsinden kredilerinin Türk Lirası değeri arttı. Kredilerin gayri safi yurtiçi hasılaya oranında rekor düzeylerin görülmeye devam edilmesi, TCMB, BDDK ve hükümetin ek önlemler alabileceğini düşündürtüyor. TCMB'nin zorunlu karşılık oranını çarşamba günü en az 200 baz puan artıracağını tahmin ediyoruz. Türk Lirası'ndaki son değer kaybı nedeniyle döviz hesapları için zorunlu karşılık oranının yükseltilmesini beklemiyoruz. Ayrıca TCMB'nin son zorunlu karşılık oranı artışının 13 Mayıs itibariyle yürürlüğe girdiği unutulmamalı. "

Avrupa'daki borç kaygıları baskı yarattı

ING Bank Başekonomisti Sengül Dağdeviren: Dolar/TL kurunun 1.60'un üzerine çıkmasındaki temel neden Euro/dolar paritesinin Avrupa'daki borç kaygıları nedeniyle baskı altında kalmaya devam etmesi. Nitekim yüzde 50 euro yüzde 50 dolardan oluşan döviz sepetinin 2011 yılında gördüğü en yüksek seviyenin (1.9319) henüz kırıldığını söylemeyiz.

Dünyada risk iştahının çok güçlü olmaması, hisse senedi piyasalarında devam eden satış dalgası sadece TL değil diğer gelişmekte olan ülke para birimlerinde de dolara karşı bir baskı yarattı ve TL çok yüksek cari açığa karşın şu anda bir ay öncesine göre belirgin bir ayrışma yaşamış durumda değil. Ancak cari açığın ve Merkez Bankası'nın güçlü TL karşıtı duruşunun TL'nin yakın dönemde belirgin olarak değerlenmesine engel olacağını da vurgulamak gerekiyor. Seçim sonrasında maliye politikalarının seyri (bir miktar sıkılaştırma görmemiz gerekiyor) Türkiye'nin risk priminde belirleyici olabilir. Global risk iştahında olası bir düzelme ise bir süre daha Avrupa'dan borç kaygılarını azaltıcı bir sinyal gelmesine bağlı kalmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu ortamda büyümeye dair olumsuz veriler/sinyaller de risk iştahını azaltmaya devam ediyor.

Yapısal önlemler de para politikası kadar önemli

Şeker Yatırım Ekonomisti İbrahim Aksoy: Merkez Bankası'nın PPK toplantısında faiz değişikliği beklenmemekle birlikte, zorunlu karşılık oranlarında artış olabileceğinin beklenmesi piyasalardaki bozulmanın bir nedeni. TL'nin ABD para birimi karşısında kaybında Yunanistan'ın borçlarının yeniden yapılandırılmasına yönelik kaygılarının derinleşmesi nedeniyle Doların uluslararası piyasada değer kazanması da önemli bir etken. Yurtiçi piyasalarda, gelinen seviyeler nedeniyle Merkez Bankası'nın alacağı karara göre yeni pozisyon alma seçeneğinin olduğunu düşünüyoruz.

Tahvil faizlerinin geldiği %9 seviyesi ve TL'nin bu ay yaşadığı değer kaybı yabancı yatırımcılar için yeniden carry trade fırsatı olarak görülebilir. Cari açık her ne kadar rekor seviye de olsa da, likiditenin finansal piyasalardaki fiyatları belirlediği bir ortamda piyasa oyuncularının fiyatların yeterince düştüğüne inanmasının piyasalara alım gelmesine neden olabileceği görüşündeyiz. Sert düşüşlerden sonra, yeni al raporlarının çıkması sürpriz olmayacaktır.Fakat önümüzdeki günler için piyasalar açısından iki diğer risk unsurunu da belirtmek de fayda görüyoruz. Haziran ayında Fed'in ikinci miktarsal gevşeme programının bitecek olması (her ne kadar Fed'in likiditeyi hızlı bir şekilde çekmesi beklenmese de) önümüzdeki dönemde likiditenin şimdiye kadarki kadar bol olmayacağına işaret ediyor.

Anketler tek parti iktidarının devamına işaret etse de, seçimler sonrası oluşacak meclis aritmetiği ve anayasa değişikliği tartışmalarının ekonomi gündemini bir miktar daha geri planda bırakabilme ihtimali piyasalar için diğer bir risk unsuru. Çünkü, cari açığı önemli oranda para politikası kullanarak önlemeye çalışmak, dış kaynaklarla büyüyen Türkiye ekonomisinin büyüme performansının düşmesi anlamına geliyor. Bu nedenle, Türkiye'nin ihracat ürünlerinin rekabet edebilirliğini artıracak olan yapısal önlemler de cari açıkla mücadele de para politikası araçları kadar önemli görünüyor.

Euro kaygıları endeksleri ve emtiayı sarstı

Fitch'in Yunanistan'ın kredi notunu geçen cuma günü üç kademe düşürmesinden sonra derinleşen ve S&P'nin cumartesi günü de İtalya'nın kredi notu görünümünü negatife düürmesiyle daha da ciddileşen Euro Bölgesi'ndeki kaygılar dolar endeksini yedi haftanın en yüksek seviyesine çıkardı. Gelişmekte olan ülkelerde borsalar dün yatırımcıların Euro Bölgesi‘ne ilişkin kaygıları nedeniyle yüzde 2 düşüş yaşadı. Yatırımcılar, emtiadan ve hisse senetlerinden kaçarak, daha güvenli gördükleri dolar ve tahvillere yöneldiler.

Gelişmekte olan piyasalar son iki ayın en düyük seviyesine inerken, Yatırımcıların dolara yönelmesiyle, petrol fiyatlarında üç dolar düşüş oldu. Londra'da Brent tipi ham petrolün varil fiyatı 3.03 dolar değer kaybedip 109.13 dolara geriledikten sonra 109.36 dolara çıktı. Batı tipi ham petrolün varil fiyatı da 2.81 dolar gerileyerek 97.29 dolardan işlem gördü. Dün metal fiyatlarında da sert düşüş vardı. Bakır fiyatları 200 dolardan fazla gerileyerek 8.8860 dolar/ton olurken, alüminyum fiyatı 2500 dolar/tondan 2.479 dolara, nikel 23.540 dolardan 22.600 dolara, kurşun fiyatı 2.507 dolardan 2.415 dolara geriledi. Yunanistan korkusu yatırımcının altın iştahını ise kabarttı ve altın fiyatları 1.518 dolar/ons ile 11 Mayıs'tan bu yana en yüksek seviyesine çıktı.