"4+4+4" Anayasa Mahkemesi'ne taşındı

CHP, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve kamuoyunda "4+4+4" olarak bilinen yasanın iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME




ANKARA - CHP, zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaran ve kamuoyunda "4+4+4" olarak bilinen yasanın iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvurunun ardından açıklama yapan CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, 6287 sayılı İlköğretim ve Eğitim Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un ilk maddelerinden itibaren Anayasa'ya aykırılıklar taşıdığını öne sürdü.

Okula başlama yaşının okul öncesi eğitime başlama yaşı olan 5'e inmesinin, devletin çocukları koruma yükümlülüğüne ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi aracılığıyla Anayasa'nın 90. maddesine aykırı olduğunu savunan Tarhan, "Özellikle küçüklerin el kasları dahi gelişmeden yazı öğrenmeleri, bedensel ve zihinsel gelişmelerini tamamlamadan okul öncesi eğitim hakkı ve sosyalleşmeden yoksun kılınarak, okula başlamaları Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır" dedi.

Yasanın eğitimi kesintili hale getirdiğini anlatan Tarhan, bunun aynı ülkede birbirine yabancılaşan bireyler yaratma amacına hizmet edeceğini savundu. Tarhan, yasanın farklı kutuplu toplum yaratma tehlikesi bulunduğunu da öne sürerek, düzenlemenin başta eğitim birliği olmak üzere devrim yasalarına aykırı olduğunu savundu. Aynı okulda özellikle tarihi geçmişi ve kültürel bağları farklı yorumlayarak birbirine yabancılaşan bireyler yaratma tehlikesi olduğunu da dile getiren Tarhan, "Yasa çocuk gelinler, yoksul erkek çocukların çıraklığa mahkum edilmesi gibi sonuca yol açabilir, çocuk istismarı tehlikesini artırır. Dünya uygulamasında mesleki eğitim yaşının 15-16 olması ve 18'e çekilmesi tartışılırken, bizde 9-10'a indirilmesi Çocuk Hakları Sözleşmesi'ne aykırıdır" diye konuştu.

"Asıl hedef Anayasa'nın 2. maddesi"

Tarhan, ilköğretim kurumlarının 4 yıllık ilkokul ve imam hatipleri de kapsayan 4 yıllık ortaokullardan oluşmasına, ortaokul ve liselerde Kuran-ı Kerim ve Hz. Muhammed'in hayatının isteğe bağlı seçmeli ders olmasına imkan veren 9. maddeyle, 9 ve 10 yaşlarındaki çocuklara dayatma uygulanmasının söz konusu olduğunu söyledi. Emine Ülker Tarhan, şöyle devam etti: "Düzenlemenin bu yaş grubundaki bir çocuk üzerinde ağır baskı yaratması, rasyonel eğitime ve BM çocuk Hakları Sözleşmesi itibariyle Anayasa'nın 90. maddesine ve laik devlet ilkesine aykırıdır. Laik devlet, tüm dinlere eşit mesafededir. Bu yasayla, farklı dinlere mensup yurttaşlarımızın bu ülkede yaşadığı unutulmuştur. Düzenleme, Anayasa'nın 42. maddesindeki eğitimin çağdaş eğitim esaslarına göre yapılacağı kuralına aykırıdır. Bu hüküm, din ve vicdan özgürlüğüne aykırıdır. Laik bir devlette dinle devlet arasında aidiyet kurulamaz. Kendi ideolojisine uygun nesiller yetiştirmek amacıyla devleti ve yasaları kullanmak özellikle din istismarıdır; devletin diğer inançları dışlayarak, salt bir inanca öncelik tanıması anlamına gelir. Anayasa'nın 10. ve 24. maddesine aykırıdır. Din eğitimi kişilerin isteğine ve küçüklerin yasal temsilcilerinin talebine bağlıdır. İsteğe bağlı dersle seçmeli ders kavramı tamamen birbirinden farklıdır." Yasanın uygulanması toplumda huzursuzluk ve kutuplaşmanın artacağını iddia eden Tarhan, "Bu, iktidarın siyasi projesine küçükleri ve aileleri din üzerinden alet etmesidir. Hiçbir ders kanunla düzenlenmezken bunun kanunla düzenlenmesi ve tahkim edilmesi, bir şekilde koruma altına alınması, dolaylı olarak saklı bir amaca, ideolojik projeye özel önem atfedilerek, aslında hedefin Anayasa'nın 2. maddesi olduğuna karine teşkil etmektedir. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin din ve vicdan özgürlüğüne ilişkin 9. maddesine aykırıdır" ifadelerini kullandı. Bu yasayla herkesin inancını açıklamak zorunda bırakıldığını öne süren Tarhan, "Bununla da yetinilmeyip ölçmeye kalkmaktadır. Çocukları anne ve babanın etkisinden çıkartarak, belirli bir inanç bya da görüşü aşılamak suretiyle sistematik şekilde belirli bir görüş doğrultusunda eğitmek anlamına gelir. Tek tip insan yetiştirmek isteyen tüm baskıcı rejimler bu yöntemi kullanmak ister" dedi.

FATİH projesi

CHP Grup Başkanvekili, yasanın 14. ve 16. maddesiyle yükseköğretime girişte hak gasbı yaratıldığını da öne sürerek, zorluk derecesi yüksek okulların, müfredatı ağır liselerin öğrencilerinin okul başarı puanlarının ellerinden alındığını ve hukuk devletinin en önemli niteliği olan hukuk güvenliği ilkesinin zedelendiğini savundu. Yasanın FATİH projesiyle ilgili düzenlemesinin de anayasaya aykırı olduğunu iddia eden Tarhan, Kamu İhale Kurulu kararları üzerinden ihalelerin yargı denetimi yolunun kapandığını, usulsüzlük ve yolsuzluklara kapı aralandığını iddia etti. Tarhan, FATİH projesinde, ihalenin sadece üst yöneticinin onayına bağlanmasının Anayasa'nın 10. ve 161. maddesine aykırı olduğunu ileri sürerek, "Böylece Milli eğitimin talan alanına dönüşmesinin yolu açılmıştır" dedi.

Kamu ihalelerindeki saydamlık, rekabet, eşit muamele ve denetim gibi ölçütlerin bu yolla by-pass edildiğini savunan Tarhan, bunun "eşitlik" ve "hukuk devleti" ilkelerine aykırı olduğunu öne sürdü. Tarhan, bir soru üzerine, Anayasa Mahkemesi'nin daha önce reddettiği başvurularının içtüzük ve Anayasa'ya şekil yönünden aykırılıkla ilgili olduğunu, bugün içerik yönünden esasa ilişkin dava açtıklarını belirterek, iki konunun çok farklı olduğunu kaydetti.

Bu konularda ilginizi çekebilir