Sırada, finansal okur yazarlık var

Şirketlerinin sermaye piyasalarından daha fazla fon sağlamasını teşvik etmek için SPK, İMKB ve TSPAKB'nin oluşturduğu güç birliği ile başlatılan 'Halka Arz Seferberliği' dün Bursa'daydı.

YAYINLAMA
GÜNCELLEME

Esra ÖZARFAT

BURSA - Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray, Türkiye'de finansal okur-yazarlığın çok düşük seviyede olduğunu belirterek, "Dolayısıyla şimdiki halka arz seferberliğinin yanında yatırımcı bilinçlendirme, yatırımcı bilgilendirme ve finansal okur-yazar seferberliği başlatmak istiyoruz" dedi.

Prof. Dr. Akgiray, "Halka Arz Seferberliği Bursa Zirvesi"nde yaptığı konuşmada, bugün çok önemli bir faaliyetin içinde bulunmaktan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. SPK'da 1,5 yıldır görevde olduğunu ve bu sürece bazı gözlemlerde bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Akgiray, şöyle konuştu:

"Türkiye'de sermaye piyasası bilinci, yani başka bir deyişle finansal okur-yazarlık çok düşük seviyede. Halka açık şirketlerimizin yöneticilerinin birçoğu bile halka açık olmanın ne anlama geldiğini, ne kadar değerli bir şey olduğunu bilmiyor. Bunu tespit ettik. Bunu söylerken de hiçbir çekincem yok. Genel olarak Türkiye genelinde finansal okur yazarlığımda eksiklik olduğu aşikar. Hele hele bu işe çok sonradan başlayan fakat bizi bugün kat kat geçmiş olan ülkelere baktığımızda bu tespit çok doğru. Dolasıyla şimdiki halka arz seferberliği yanında yatırımcı bilgilendirme ve finansal okur yazar seferberliği başlatmak istiyoruz."

Akgiray, bunun için ilköğretim okullarında bir kompozisyon yarışması yapmayı düşündüklerini ifade ederek, "Kazanana iyi para vereceğiz. O zaman öğretmenler yazar. Benim ortanca kızım da iyi kompozisyon yazar" diye espri yaptı.

Akgiray, Türkiye'nin, OECD raporunda kriz sonrası büyüme hızı artan tek, kriz döneminde kredi notu artırılan çok az ülkeden biri olduğuna değinerek, Türk ekonomi

tarihinde bugüne kadar böyle bir şeyin olmadığını anlattı. Halka açılmanın şirketler için, finansman kaynağı, sermaye piyasalarına kolay erişim, ortaklara likidite sağlama, kurumsallaşma ve ticari şöhret ve itibar gibi faydaları olduğunu belirten Akgiray, dünyanın en zengin kişilerinin şirketlerinin halka arzıyla büyüdüklerine işaret etti.

Borca dayalı ekonomik yapıyı kıralım

Türkiye ekonomisinde 500-600 milyar dolarlık finansman kaynağı bulunduğunu öne süren Akgiray, kaynağa ulaşma yöntemlerinin doğru belirlenmesi gerektiğini söyledi.

Türkiye'nin gerek ekonomik rekabette, gerekse düzenleme ve denetleme camialarında ileri gelişmekte olan Malezya, Rusya, Hindistan, Çin, Japonya, Brezilya, Kore gibi ülkelerle muhatap olduğunu belirten Akgiray, yakın gelecekte bu ülkelerin gelişmiş ülke sayılmaya başlayacağını, Türkiye'nin ise bu ülkeler arasında hisse senedi büyüklüğünde 335 milyar dolar ile gerilerde yer aldığını söyledi.

Türkiye'de işletmelerin 1 birim sermaye, 3 birim borç ile ayakta durmaya çalıştığına dikkat çeken Akgiray, "Global sistem ve ekonomilerin etkileşimleri nedeniyle krizler artık daha sık olacak. Kriz olmaz, borca devam, demek yanlıştır. Sermayeyi akıllı yönetmek gerek. Borca dayalı ekonomi yapısını kırmalıyız. Türkiye parlayan bir yıldız. Sermaye piyasalarımızı, firmaların bilançolarını düzenlemek zorundayız.

Türkiye artık 2000'lerin başındaki o tuhaf ülke değil. Faizler düşüyor. Şimdi sermaye piyasaları günü geldi. Türkiye 2011-2017 döneminde yıllık yüzde 6.7 beklenen büyümesiyle en hızlı büyüyecek OECD ülkelerinden olacaktır. Kredi döneminde kredi notu artırılacak çok az ülkeden biridir. Sermaye piyasalarının büyük potansiyeli bulunan bir ülkedir. Halka arzlar da unları destekleyecektir" diye konuştu.

Öztangut: Bu trendi kaçırmamak lazım

Sermaye piyasalarına son dönemlerde yabancıların ilgisinin yüksek düzeyde olduğuna değinen TSPAKB Başkanı Nevzat Öztangut, bunun yeni halka arzlar açısından bir talep yarattığını ifade etti.

2008'de halka açık şirketlerin sahiplik oranına bakıldığında yabancıların 23 milyar dolar olan varlığının, 2009'da 55 milyar dolara, 2010'da ise 56 milyar dolara ulaştığına dikkat çekti.

Öztangut, "Sadece 2010 yılında yabancıların borsadan hisse senedi alım rakamlarına baktığımızda Türkiye'ye 3.2 milyar dolar para girişi olduğunu görüyoruz. Bu rakamlara halka arzlarda alınan hisse senetleri dahil değildir. Dolayısıyla Türkiye gelişen ülkeler arasında bir yıldız niteliğindedir. Bu yönüyle baktığımızda bu trendi kaçırmamak gerektiğine inanıyorum. 2010 yılı sermaye piyasasında halka arzlar açısından doğru bir yıl oldu. 2011 yılı da aynı şekilde olacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Öztangut, konuşmasını şu sözlerlere devam ettirdi: "2007 yılında 19 şirket halka arz olmuş. 2010 yılında da 19 olan bu rakam yıl sonuna kadar 25'e ulaşacak. Bu rakam 2011 yılında çok daha fazla olmasını ümit ediyoruz. Halka arz çalışması bugün karar verilip yarın yapılabilecek bir şey değil. En az 6 aylık bir süreçtir. Bu nedenle bugünden karar verilip hazırlıklara başlanmalı. Halka arz sadece bir finansman, kaynak projesi değil, aynı zamanda aile şirketlerinin de geleceğe taşınması demektir."

"Geçmiş hataları önlemek için tedbir alınmalı"

Açılışta söz alan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve BTSO Meclis Başkanı İlhan Parseker ise geçmişte pek piyasa dostu olmayan bazı SPK yönetimlerinin, katı kuralların, yüksek maliyetlerin, önü alınamayan manipülatörlerin

piyasayı tekinsiz bir hale getirdiğini dile getirerek şöyle konuştu: "Buna her 5 yılda bir yaşanan krizler de eklenince bu piyasalardan uzak durmanın daha faydalı olacağı kanaati yerleşti. Borsada ortalama 315 şirketin işlem gördüğü 2000'li yıllarda tam 40 şirketin tahtası kapatıldı. On binlerce yatırımcı mağdur oldu. Bugün bu yeni halka arzları özendirmek için kampanya yaparken geçmişin hatalarının tekrarını önleyecek tedbirler almak da piyasa otoritesinin sorumluluğundadır diye düşünüyorum."

BTSO Başkanı Celal Sönmez de Bursa'da 250'den fazla işçi çalıştıran şirket sayısının 364 olduğunu belirterek sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu şirketlerin tamamının halka açılma potansiyeli taşıdığını düşünüyorum. Ülkemizde bankalardaki toplam mevduatın yüzde 2.5'ini Bursalılar yatırıyor.

Buna karşılık toplam kredilerin yüzde 3'ünü Bursa kullanıyor. Türkiye'de aracı kurumların açtığı 165 şubenin 8'i Bursa'da. İMKB'de açılan 994 bin hisse senedi hesabının 38 bin 346'sı, hisse senedi portföyünün ise sadece yüzde 2.5'i Bursalılara ait. Bursalı yatırımcıların geçen yıl itibariyle 601 milyon liralık hisse senedi portföyü bulunuyor. Şirketlerimizi halka açarak hem düşük maliyetli kaynak sağlamak, hem de şeffaf, hesap verebilir, kurumsallaşmış müesseselere sahip olabiliriz."

Açılış konuşmalarının ardından Torunlar GYO Finanstan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı İsmail Kazan, İMKB Takas ve Saklama Bankası AŞ Genel Müdür ve Yönetim Kurulu Üyesi Emin Server Çatana, Bursa Çimento Fabrikası A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Kağıtçıbaşı'nın konuk olduğu 'Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma ve Sürdürülebilirlik İçin Halka Açılma' konulu oturum yapıldı. Halka arzda yol haritası konusu masaya yatırdı.

Erkan: Halka arzda asıl büyüme gelişmekte olan ülkelerden geliyor

İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Başkanı Hüseyin Erkan da şirketlerin milli servet olarak görülmesi gerektiğini dile getirerek, "Bizden sonra tufan' demek israftır" ifadesini kullandı. Erkan, Türkiye ekonomisinin son yıllarda yakaladığı performansın şirketlerin uzun vadeli kaynaklara erşimini kolaylaştırdığını anlattı. Erkan, dünyada etkileri süren krizin hala bitmediğini Avrupa ülkelerinin hala sorunlar yaşadığını işaret ederek "Bundan sonraki aşama artık enflasyonu körükleyecek olan bu likidite enjeksiyonu yavaş yavaş tehlike yaratmaya başlayacak, faiz politikalarında değişikliğe gidilecek ve faizler artmaya başlayacak. Şu anki ucuz kaynak olmayacak. Halka arz ise zamanlama açısından bu dönemde önemli. Uzun vadeli kaynağa, rahatlıkla erişebilmeyi sağlayacak"diye konuştu.

Erkan, 2009 yılında dünyada 277 şirketin halka arzlar yoluyla 51 milyar dolarlık kaynak sağladığına işaret ederek "2010 yılında ise 737 şirket 147 milyar dolarlık kaynak sağladı. Gelişmiş ekonomilerde halka açılacak şirket sayısı potansiyeli yavaş yavaş düşüyor.

Asıl büyüme gelişmekte olan ülkelerden geliyor. Özellikle Asya Pasifik hızlı büyüyor. Geçen yılki 277 halka arzın 195'i Asya Pasifik'ten gelmiş.

2010 yılındaki 737 halka arzın ise 497'si Asya Pasifik'ten. Halka arzdan sağlanan 147 milyar dolarlık kaynağın neredeyse 90 milyar doları Asya Pasifik'ten sağlandı. Türkiye de halka arzlar konusunda hak ettiği yere yavaş yavaş ulaşacak. İMKB olarak biz de farkındalığı artırma noktasında çalışmalar yürütüyoruz" değerlendirmesinde bulundu.

İSO 1000 içindeki şirketlerin sadece yüzde 12'sinin borsada işlem gördüğünü kaydeden Hüseyin Erkan, ilk 500'de 89, ikinci 500'de ise daha da az şirketin bulunduğunu söyledi.

Erkan şöyle devam etti: "1990-2000 yılları arasında İMKB'de ortalama 23 şirket her yıl halka arz edildi. 2001-2009 yılları arasında 6 şirket, 2010 yılında ise 19 şirket halka açıldı. Bu sene halka arz edilen 19 şirketin ekonomiye kazandırdığı toplam fon 2 milyar dolardır. 2004-2010 yılları arasında bu rakam 25 milyar dolardı. Bu rakamlar bir anda artacaktır. 3 şirketimiz bu hafta halka arzını sürdürüyorlar. Toplayacakları kaynak 1.6 milyar TL değerindedir. Bu rakam da artacaktır. Bursa'dan da 56 büyük şirket 9.8 milyar TL'lik aktif değeri ile İMKB'de işlem görüyor."

KOSGEB, halka açılacak KOBİ'yi de destekleyecek

Sanayi ve Ticaret Bakanı Nihat Ergün, önümüzdeki günlerde KOSGEB, SPK, İMKB ve TSPAKB arasında bir protokol imzalanacağını böylece KOBİ'lerin klasik kredi sistemine ek olarak, halka arz imkanlarından yararlanmalarının da sağlanacağını açıkladı.

Nihat Ergün, zirvenin açılışında sinevizyon aracılığıyla yaptığı konuşmada, İstanbul, Konya, Düzce, Samsun ve Kocaeli'nin ardından Bursa'da böyle değerli bir toplantının yapılmasının kendilerini son derece sevindirdiğini belirtti.

Halka arz seferberliğini hükümet olarak son derece önemsediklerinin altını çizen Ergün, bakanlık olarak, özellikle ekonominin can damarları olan KOBİ'lerin sermayeye piyasalarından daha iyi yararlanmalarını sağlamaya büyük önem verdiklerini vurguladı.

Ergün, şunları kaydetti: "Halka arz seferberliği kapsamında KOBİ'lerin halka açılmalarını teşvik etmek için İMKB, SPK ve Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından kayıt ve işlem ücretleri önemli ölçüde düşürülmüştür. 2009 yılında, KOSGEB Kanununda yaptığımız değişiklikle, KOSGEB'in sorumluluklarına, şirketlerin sermaye piyasalarına açılabilmeleri için gerekli geri ödemeli veya geri ödemesiz desteklerin sağlanmasını da ilave ettik. Bu kapsamda önümüzdeki günlerde KOSGEB, SPK, İMKB ve TSPAKB arasında bir protokol imzalanacak.

Böylece KOBİ'lerin klasik kredi sistemine ek olarak, halka arz imkanlarından yararlanmaları da sağlanacaktır. KOBİ'ler için İMKB bünyesinde ikinci bir borsa oluşması da gündeme gelecektir. KOBİ borsasına açılmak isteyen KOBİ'lerimize hem birçok kolaylık sağlanacak hem de KOSGEB, bu firmalara bazı destekler verecektir. Şu anda bu desteklerin hangi aşamada sağlanacağı ve içeriğinin nasıl olacağı yönünde çalışmalar yapıyoruz. Bu çalışmaların tamamlanmasını müteakip protokol imzalanacak ve sermaye piyasalarının gelişimi açısından önemli bir aşama daha geride kalacaktır."

 

Bu konularda ilginizi çekebilir