25 °C

Yem için Mera Kanunu değiştiriliyor

Yem üretimini desteklediklerini belirten Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker temel gıda maddelerinde ve hayvancılıkta kullanılan yemde vergilerin düşmesini arzu ettiklerini söyledi. Eker, hayvancılık sektörünün talebi doğrultusunda, kaba yem ihti

Yem için Mera Kanunu değiştiriliyor
Hüseyin GÖKÇE / Ferit B. PARLAK
ANKARA - Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, temel gıda maddelerinde KDV'nin indirilmesi konusunda Başbakan Erdoğan'ın talimatı doğrultusunda ekonomi yönetimiyle çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Eker, yem üretimini desteklediklerini belirterek, temel gıda maddelerinde ve hayvancılıkta kullanılan yemde vergilerin düşmesini arzu ettiklerini söyledi. Eker, hayvancılık sektörünün talebi doğrultusunda, kaba yem ihtiyacının tamamını karşılayacak şekilde Mera Kanunu'nda düzenleme yapılacağını açıkladı.
2011 yılında hayvancılık sektörüne verilen sıfır faizli kredi desteğinin 2012'de de devam etmesini istediklerini ifade eden Eker, karar alınması halinde buna özel sektör bankalarının da aracılık edebileceğini bildirdi. Kamuoyuna yansıdığı şekliyle GDO'nun sadece hayvanlara zarar vereceğine yönelik bir sözü olmadığını söyleyen Eker, bu konuda açıklama yapmaya tek yetkili kurumun Kurulu olduğunu söyledi. Ankara Sohbetleri'nin 2012 yılındaki  ilk konuğu olan Bakan Eker, Ankara Temsilcimiz Ferit B. Parlak ve Ankara Haber Müdürümüz Hüseyin Gökçe'nin sorularını cevaplandırdı.
-Son iki yıldır tarım sektörü bitkisel üretimden daha çok, et ithalatıyla gündeme geldi.  En çok tartışılan konu Türkiye'nin canlı hayvan ve et ithalatı yapmasıydı. Türkiye bu noktaya niye geldi?
Bir kere ette spekülatif fiyat artışları oldu. Biz Bakanlık olarak spekülatif fiyat artışlarını önlemek için ithalatın önünü açtık. Biz bugün diyoruz ki sektörde ölçek ekonomisi olsun, işletmeler büyüsün. Oysa bazı büyük işletmeler piyasada hayvanları topluyor, ahıra koyuyor, yapay olarak fiyatın artmasına yol açıyor. Ben ithalat kararını almadan önce onların hepsini çağırıp konuştum. Buraya çağırdığım dönemde etin fiyatı 14 liraydı. Yani 7 liraya 8 liraya eti alıyorlardı, bunun makul fiyatı 10-11 liraya satılmasıydı. 
Oysa fiyat 14 liraya çıktı. Onlar da bu zamma gerekçe olarak 'biz iki sene zarar ettik', şimdi kâr etmeye başladık dediler. Ben de onlara “Bir yerde durun, durmazsanız yükü tüketiciye biner doğru değil” dedim. Üstelik buna izin veremeyeceğimizi söyledim. Toplantıda sektörün tüm paydaşları vardı. O gün bana “haklısınız” deyip çıktılar ama hemen et fiyatlarını da 16 liraya çıkardılar. Bunun üzerine bildiğiniz gibi biz de ithalat yoluyla müdahale ettik.
-Az önce sözünü ettiğiniz şirketler hangi davranışlarla fiyatı yükselttiler? 
Burada tespitlerimiz var, bir iki firma gidiyor piyasadan yüksek fiyatla hayvan alıyorlar. Üstelik sadece piyasadan değil, Et ve Balık Kurumu (EBK) ile sözleşme yapmış üreticilerin elindeki hayvanı da alıyor. Onlara EBK'dan daha fazla para veriyor. EBK da üretici zarar görmesin diye müdahale etmiyor, çünkü sözleşmeye yaptırım koymamış. Oysa işin bir de öbür tarafı var. 
Yani EBK alacağı ete karşılık ihaleye girmiş ve yükümlülüğünü yerine getirip söz verdiği tarihte etleri teslim etmesi gerekiyor. Peki o gün et gelmediği zaman EBK ne yapıyor? Mecburen piyasadan  yüksek fiyattan et alıyor. Sonra da bu bahsettiğimiz firmalar,  EBK'nın aldığı yüksek fiyatı gerekçe gösterip fiyatı yükseliyorlar. Yani  sonuç itibarıyla EBK'ye et gelmesini engelleyen insanlar, aynı zamanda et fiyatlarını yükselterek bu işten çıkar sağlamaya çalıştılar. Biz de baktık olmayacak, spekülatif maksatlı hareketi engellemek için müdahale ettik. 
-Kırmızı et fiyatlarındaki aşırı yükselişin sebeplerinden bir tanesi de yeterli arzın olmaması değil mi? Hayvan sayısının artırılması için verilen desteklerden nasıl bir sonuç elde ettiniz?
Türkiye'de hayvancılıkta 2010 yılında bir sistem değişikliğine gidildi. Biz et hayvancılığını geliştirmeye çalışıyoruz. Çok sayıda yeni tesis kuruldu. Hayvancılıkta işletme ölçeği büyüdü. Sadece son 8 yılda 50 başlık işletme sayısı 4 bin 300'den 24 bine çıktı. Yani 6 kat arttı. Hayvan varlığındaki bu değişim de bizim sektöre yönelik verdiğimiz faiz desteği sayesinde oldu. Kredi desteği ile  hayvancılığa 5.5 milyar liranın üzerinde, yatırım yapıldı. Bu paranın 2.5 milyar lirası besicilikte kullanıldı. Diğeri de hayvansal üretimde damızlık yetiştiriciliğinde, koyun keçi, süt sığırcılığı işletmelerinde kullanıldı. Tabii bunlar,  önemli yatırımlar 
Bakın siz sormadınız ama ben söyleyeyim, bir de Kurban Bayramı'nda ithalat yapıldığı söyleniyor. 
Bununla ilgili yüzlerce kere açıklama yaptık ama duymak istemeyen duymuyor. Bir kere Türkiye'nin tamamı değil sadece Trakya için o da 30 bin tane kurbanlık hayvan geldi. Anadolu'ya 1 tane ithalat yapılmadı. Son Kurban Bayramı'nda Türkiye'de 650 bin büyükbaş, 2.3 milyon tane de küçükbaş hayvan kesildi. Bütün bunların içinde Trakya için sadece 30 bin hayvan getirildi, olay bu. Sanki Türkiye'nin her tarafına getirilmiş gibi herkes bunu söyledi. Oysa bu konuda bizi eleştirenler durumu bildikleri halde tamamen kötü niyetle bunları söylediler. Genelleştiriliyor, kurbanlık ithalat yapıldığını  söylüyorlar, hangi şartlarda niye yapıldığını söylemiyorlar.
-Geçtiğimiz hafta et ithalatı için EBK'ya verilen sürenin yetkisi de 1 yıl süreyle uzatıldı…
EBK'ya biz 100 bin ton yetki almıştık, tarife kontenjanının bir kısmını kullanmıştık, bu izin kullanılmamış kısmının süresinin uzatılması. Yani yeni bir 100 bin ton için kontenjan açmadık. Bunun 40 bin tonu  kullanıldı, yetkiyi almışız ama 60 bin tonunu kullanmamışız, süresini uzattık lazım olursa kullanılacak.
-Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği verileri de özellikle büyükbaş hayvan varlığında artışı gösteriyor….
Türkiye'de küçükbaş hayvanı ilk defa biz destekleme kapsamına aldık, daha önce hiç desteklenmemiş. Bu nedenle küçükbaş hayvan sayısında ciddi artış var. Hayvan varlığındaki değişim karşılaştırılırken de iyi niyetli davranmıyorlar. Karşılaştırmada, 1980 yılındaki hayvan sayısından bahsediyorlar. Bir kere Türkiye'deki ilk hayvan sayımı 1984 yılında Devlet İstatistik Enstitüsü tarafından yapılmış. Yani onların söylediği tarihlerde resmi bir sayım yok. 1984 yılındaki sayıma göre de Türkiye'deki sığır varlığı 12.4 milyon adet. Yani o süre içerisinde 1984'ten 2002'ye kadar sayıca bir azalma var ama kültür ırkı oranı yüzde 2'lerdeydi. 
Yani bu hayvan varlığının kalanı yerli ırklardı. Bir hayvanın sayıca varlığı mı önemli? Yoksa üstün nitelikli bir ırktan olup veriminin yüksek olması mı önemli? Doğal olarak ikincisi daha önemli. Yerli bir ırk senede 800 kg ürün verir, üstün ırk 10 ton verir. Dolayısıyla dikkat edilmesi gereken bunun sayı varlığı değil, kültür ırkının oranıdır. Bunda yükselme olup olmadığı önemli. 
Bizim göreve geldiğimiz tarihte büyükbaş hayvan sayısı 9.8 milyona inmişti ama bunların içinde kültür ırkının oranı yüzde 19'a yükselmişti. 2002'den sonra ise TÜİK bu yıl hayvan sayılarını açıkladı. Şu anda 11.5 milyon sığır varlığımız var. Yani sayı 9.8 milyondan 11.5 milyona çıkmış, kültür ırkı oranı da yüzde 39'a çıkmış. Toplam sayıda da artış var. Bunun için zaten süt verimi de çok yükselmiş.
Hayvancılıkta maliyetin yüzde 70'i yem
 -Tekrar et fiyatlarına dönersek, maliyeti arttıran diğer unsurlarla ilgili neler yapılıyor?
Ben hep bunu söylüyorum ama konuya entelektüel bakış açısıyla bakılmayınca görülemez. Problem şu, Türkiye mevcut yağışıyla, iklimiyle yemi pahalı üretiyor. Onun için yüksek ot tüketimini karşılayacak kadar Türkiye'de yemin çok ucuz olması lazım ki maliyet düşsün, dolayısıyla bu da fiyatlara etki etsin. 
Fiyat düşüşü maliyetle, ölçek ekonomisiyle ilgili. Spekülatif bir şey varsa, piyasada arzı artırarak durdurursun. İnsanları teşvik edildi, yatırım yaptılar ama bir de işin işletme maliyeti boyutu var. Maliyetin yüzde 70'ini yem oluşturuyor.  Yeme destek veriyoruz.
-Yem konusunda ne yapacaksınız? Örneğin KDV indirimi olacak mı?
KDV indirimi benim karar verdiğim bir şey değil. Ekonomi yönetimiyle hep birlikte karar alınıyor.
-Sayın Başbakan'ın bu konuda bir çalışma yapılmasını istediğini biliyoruz. 
Başbakanımız Bakanlar Kurulu'nda talimat verdi. Toptan beyaz ve kırmızı et ile bulgur konusunu gündeme getirdiğimizde talimat verdi ve temel gıda maddeleriyle ilgili çalışma yapılmasını istedi. Tüketicileri düşündüğünü ve onlar lehine düzenleme yapılması gerektiğini  belirtti. Tabi Maliye, Hazine ve biz çalışma yapıyoruz  ki biz harcayan taraftayız, Maliye toplayan tarafta. Biz bakanlık olarak vergilerin düşmesini arzu ederiz, temel gıda maddelerinde ve yemde KDV'nin indirilmesi önemli. Biz bakanlık olarak yem üretimini destekliyoruz. 
Eskiden Türkiye'nin kaba yem ihtiyacının sadece yarısı içeriden karşılanırken, biz bunun yarısını da içeride üretmeye başladık. Bu süt sığırcılığı için çok önemli. Ancak halen bir açık var. Bu tabii yağmurla, yağışla sulamayla ilgili bir şey. Diğer yemler, konsantre yemler, hububat ağırlıklı. Sonuçta bunun içinde protein, enerji, yağ var. Mısır, soya, yemlik buğday, kepek bunun için kullanılır. Bunlar hep hububatla ilgilidir.  Türkiye'de 2 milyona yakın insan buğday üreticisi.  Üreticilerini destekliyoruz. Bunun fiyatının düşmesi üreticilerin zarar görmesi demek. Burada bir denge var. Bunda bir maliyet hesabı var. Mısır şu anda 540 lira. 
Buğday sanayicileri un sanayicileri ihracat  yapıyor. Bunlar dış piyasada rekabet edebilmek için düşük fiyatla satabilmeleri lazım. Bunları kârı da kepek. Kepek fiyatlarında indirim yapılırsa veya ithalatın önü açılsa sanayicisi zarar görür. Dolayısıyla ürünle ilgili maliyette problemler oluyorsa, pahalı üretiyorsanız ki bizde öyle. Buğday, yağlı tohumlar, pamuk. Maliyetin yarısını desteklesek de ürün yine pahalı.
Verimliliğin bağlı bulunduğu faktörlerden birisi su, diğeri ölçek ekonomisi. Arazilerin yapısı düşükse verimlilik de düşük oluyor. Havza modelini 17 üründe yapıyoruz, diğer ürünlerde de geçeceğiz. Bununla ilgili 2012 yılı kararını da vereceğiz.
-Bakanlık olarak 2012 yılında sektöre yönelik izleyeceğiniz politikalar hakkında da bilgi verebilir misiniz?
Tarımsal arazilerin bölünerek parçalanmasını önlemeye yönelik yasal çalışmalar tamamlanacak. Bu artık hükümet programında yer alıyor.  Somutlaşmış bir hedef var. Ürün piyasalarında istikrarın sağlanması için piyasayı güçlendirecek altyapı oluşturulacak. Hayvancılık piyasası et ve süt denetleme kurumu olacak. 
-Bu kapsamda EBK'nın tüzel kişiliği korunacak mı? Yoksa yeni bir yapı mı oluşturulacak?
EBK'ya biraz daha işlerlik kazandıracağız. Tüzel kişilik konusuna parlamento karar verecek. Hayvancılık sektörü talebi doğrultusunda kaba yem ihtiyacının tamamını karşılayacak şekilde mera kanununda düzenleme yapılacak.
Bitki koruma ürünlerinin kontrol altına alınmasıyla ilgili, gıda denetimliyle ilgili düzenleme yapılacak.
Trakya'yı şaptan ari hale getirdik, diğer hastalıkları da kapsayacak şekilde çalışma yapacağız.
Yaş meyve sebzede sözleşmeli üretimi yaygınlaştıracağız. Tarım sigortası uygulamaların da bazı değişiklikler yapılacak. Hayvancılık ve et sektöründe EBK kapsamında şu ana kadar 60-70 mağaza açtık, bunu 100'e çıkaracağız. 17 tanesi büyük şehirlerde yaygınlaştırılacak. 
Bunlar 2012'de hayata geçireceğimiz, üzerinde yoğunlukla durduğumuz konularda bir kısmı.
Fiyatları takip ediyorum, et fiyatları düştü
-Peki yıllardır yapılmayan ithalatı yani hem canlı hayvan hem de ithalatını açtınız. Bundan gerekli fayda sağlandı mı? Yani et fiyatları istenilen ölçüde düştü mü?
O güne göre, fiyatlar düşmedi diyorsun... ama bakın, size göstereyim. Ben fiyatları günlük değil, anlık takip ediyorum. Gerek toptan et fiyatları gerekse perakende satış fiyatlarındaki indirimi rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Market bazında satış fiyatları elime geçiyor. Piyasada oluşan fiyatları ortalama olarak 26 Nisan 2010 ile her gün karşılaştırıyorum. Örneğin kıyma fiyatları 24 liradan 19 küsür liraya geriledi. Başka bir ifade ile yüzde 18.25 azaldı kıyma fiyatları. Aynı şekilde kuşbaşı fiyatları da benzer oranda düşüş gösterdi. Kuzuda durum biraz daha farklı. Örneğin biz şimdi hayvanın kuzu halinde kesilmesini istemiyoruz. Çünkü bunların büyüyerek ekonomik değerinin artması gerekiyor. Sadece et fiyatlarını değil, tüm tarımsal ürünlerin fiyatlarını sürekli yakından takip ediyorum.
Rusya'dan artık hiçbir ürün geri dönmüyor
-Bir dönemler gıda ihracatında sürekli sıkıntı yaşadığımız Rusya konusunda artık geri dönen ürün haberleri gelmiyor. Ama Brezilya binlerce kilometre öteden pazarlarken  biz beyaz et satamıyoruz….
Yaptığımız çalışmalar sonuç verdi ve Rusya konusunda bizim hiç sıkıntımız kalmadı.  Hiçbir ürün geri dönmüyor. Beyaz et konusuna gelince,  rakiplerimiz çok yüksek destekler veriyor. Brezilya büyük mısır üreticisi, benim bildiğim ton başına 300 dolar destek veriyor. Biz onunla bu şekilde nasıl rekabet edelim?
Biz beyaz ette üretim miktarını 1.1 milyon tondan 1.5 milyon tona çıkardık. Bunun bir kısmı içeride satılıyor, önemli kısmı da ihracata veriliyor. Kafkas ülkeleri, Uzak Asya ve Orta Doğu'ya satılıyor. Rusya Federasyonu büyük ölçekli alımlar yapıyor. Bize gelip 500 bin ton alacağını söylese, sanayicinin bu alana büyük yatırım yapması gerekiyor. Özel sektör pazarı uzun vadeli görmediği sürece yatırım yapmaz.
GDO'lü ürün 'zarar verse hayvana verir' demedim!
-GDO ile ilgili yaptığınız açıklama kamuoyundan büyük tepki aldı?
Ben öyle bir şey söylemedim, bu konuyla ilgili açıklamayı da yaptım. Bakın buradaki espri şu, tamamen çıkarımla yapılan bir şey. 'Zarar verse hayvana verir' diye bir cümle kullanmadım. Burada kararı ben vermiyorum. Biyogüvenlik Kurulu ve altında bilimsel komiteler var, bunların çalışma kuralları bellli. 4 tane risk var, insan sağlığına zararı olmayacak, hayvan sağlığına zararlı olmayacak, bitki sağlığına zararlı olmayacak ve sosyoekonomik risk ihtiva etmeyecek. Dört faktör açısından değerlendirip, 'bu risksizdir' diye , bilimsel komite söylüyor. Bilim insanları söylüyor. Komiteden çıkan karar Biyogüvenlik Kurulu'na gidiyor. Kurul, değerlendirmeyi yapıp ürünün hayvan yemi olarak tüketilmesinde risk olmadığını söylüyor. 
AB'de tüketime bir merkezden karar veriliyor, bu kuruluş kararını verip ürünlerin tüketilebileceğini ifade ettikten sonra tüm ülkeler bu karara uyuyor. Üretimle ilgili ise her ülke kendi şartına göre karar veriyor. Yem işlem gördüğü zaman DNA zinciri parçalanıyor, parçalandığı için bunun ikincil ürüne geçtiğine dair bir bulgu yok. Ancak ben bununla ilgili görüşümü söyleyemem ki. 
Hayvancılığa verilen faiz desteğinin sürmesini istiyoruz
-Peki hayvancılık sektörüne verilen ve süresi yıl sonunda bitecek faiz desteğine önümüzdeki yıl da devam edecek misiniz?
Sıfır faizli kredinin devam edip etmeyeceği konusunu ekonomi yönetimiyle oturup konuşacağız, biz olmasını arzu ediyoruz. Hazine, bankacılık mevzuatı, onların plasmanı ne olur bilmiyoruz. Biz faiz desteği veriyoruz, ancak tabii faizsiz verdiğinizde, talep çok artıyor. Bu talep kadar bankanın da plasman ayırması lazım ki bu olsun. Faizsiz yaptığınız zaman bankaya talep çok geliyor, banka bu işe bu kadar para ayıramazsa olmaz. Bunları konuşacağız 
-Bu söylediklerinizden Ziraat Bankası'nın yanı sıra devreye özel bankaların da girebileceği anlamı çıkar mı?
Bunun gibi konuları da Hazine ile Başbakan Yardımcısı Ali Babacan ile konuşacağız.