12 °C

Savunma ve havacılık yurtdışında atağa geçti

Son yıllarda ihracatta yaptığı atılımlarla adından söz ettiren savunma sanayiinde bu yılki hedef yüzde 20 artış.Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Aliş, 'Emekleme dönemindeydik hızla ayağa kalktık. Şimdi koşacak yer arıyoruz' dedi

Savunma ve havacılık yurtdışında atağa geçti

Yerlilik oranı yüzde 60’a ulaşan savunma sanayii, yeni dönemde hedefine yurtdışı pazarları koydu. Geçen yıl toplam cirosu 5.1 milyar dolara ulaşan savunma ve havacılık sektörü, başta Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK) ihtiyaçları olmak üzere yeni projelerde teknoloji üretimine ağırlık verecek. Türk savaş uçağı FX-1 için dünyanın önde gelen motor üreticileriyle görüşmelerde bulunan Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi, “Geldiğimiz aşamada artık Türkiye olarak teknoloji üreten tarafta yer almak istiyoruz. Görüşmelerimizi uçağın her parçasının Türk mühendislerinin vakıf olduğu ve elinden geçtiği bir modeli temel alarak yürütüyoruz” dedi. 

Sektörün ihracatının geçen yıl 1.6 milyar dolar olarak gerçekleştiğini belirten Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı (SSİ) Latif Aral Aliş ise “Emekleme dönemindeydik, hızla ayağa kalktık. Şimdi koşacak yer arıyoruz. Savunma ve havacılık sektörünün kilo başına ihracatı 30 doları aştı. Türkiye ihracatının geleceği burada...” diye konuştu. 

25 milyar dolar ihracat hedefi 
Geçen hafta Londra’da gerçekleşen Uluslararası Savunma ve Güvenlik Ekipmanları Fuarı’na (DSEI) 14 firma ile katılan savunma ve havacılık sektörü, yurtiçi projelerden kazandığı deneyimi, ihracata aktaracağı çalışmaların desteklenmesini istiyor. Sektörün ürettiğinin üçte birini ihraç eder duruma geldiğini belirten Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Latif Aral Aliş, “Geçtiğimiz yıl sektör olarak toplam 1 milyar 647 milyon dolar ihracat gerçekleştirdik. Bu yıl ihracatımızı daha da yukarıya çıkarıp, yüzde 20 artış oranı yakalamayı istiyoruz. Sektör olarak 2023 yılında 25 milyar dolar ihracat hedefimiz var. Ayrıca dünyada ilk 100 savunma ve havacılık markası arasında en az 7 Türk markasının yer almasını hedefliyoruz” dedi. 

Ciro 5 milyar doları geçti S
Sİ Başkanı Aliş, şu değerlendirmelerde bulundu: “Sektörün geçen yıl cirosu 5.1 milyar doları geçti. İrili ufaklı 400 firmamız sektöre hizmet veriyor. Bugün kendi uydusunu, eğitim uçağını, helikopterini, tankını, zırhlı aracını, füze ve roket sistemlerini üreten, simülasyon ve yazılım geliştiren, F35 gibi dünya çapında projelerde ortak olan bir noktadayız. Artık yıllardan beri yapılan işlerin meyvesini yiyecek duruma geldik. Açık söyleyelim, bugüne kadar hep üstümüze basıldı. Yerli üretici değil, hep ithalat tercih edildi. Şimdi elimizden tutulduğunu görüyoruz. Özellikle son 4-5 yıldır. Ama daha gitmemiz gereken çok yer var. Devletin yerli savunma ve havacılık sanayinden alımların artırılması sektörümüz için çok önemli. Şirketlerimizin geliştirdiği ürünlerin Türk Silahlı Kuvvetleri ve emniyet güçleri tarafından tercih edilmesi, dolayısıyla yerli ürünlerin devlet envanterine girmesi dünyada referans anlamında da büyük önem taşıyor. " 

“Savunma teknoloji yaratır” 
Savunma ve havacılık sanayinin hem Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu teknolojik gelişim hem de katma değerli ihracat için stratejik önemde olduğunu savunan SSİ Başkanı Latif Aral Aliş, “Teknolojiyi yaratan savunmadır. Bugün sivil hayatta kullanılan pek çok yenilik de savunma kaynaklıdır. Örneğin bugün tüm dünyayı birleştiren, çok önemli sosyal ve ekonomik belirleyiciliği olan internet önce Amerikan ordusunda geliştirildi. 'Çöl Ayısı' lakabıyla tanınan General Norman Schwarzkopf tarafından Körfez Savaşı’nda birliklerin iletişiminde kullanıldı” bilgisini verdi.

Kilo başına ihracat 31 dolar 
Türk savunma ve havacılık sanayiinin yüksek katma değerli ve know-how yoğun bir sektör olduğunu ve Ar-Ge harcamalarının arttığını belirten SSİ Başkanı Latif Aral Aliş, “En çok Ar-Ge harcaması yapan sektörlerin başında geliyoruz. Bunun sonucu olarak sektörümüzün kilo başına ihracat değeri de artıyor. 2013’te 26 dolar olan kilo başına ihracatımız 2014’te 31 dolara çıktı. Türkiye’nin ortalama kilo başı ihracatının yaklaşık 1.5 dolar olduğu göz önüne alınırsa, ihracatımızı 500 milyar dolara çıkarmak için hangi sektörlere ağırlık vermemiz gerektiği de kendiliğinden ortaya çıkıyor. Daha fazla teknoloji geliştirecek, ürünlerimiz içindeki yerli payının daha da artmasını sağlayacak çabaları önemsiyoruz. Ülkeye özel savunma sanayi kredileri konusunda ilerleme sağlanmasını bekliyoruz. Sektörümüzün gelişen ihracatına özel kredi imkanlarıyla finansal destek verilmesi kritik önemde” ifadelerini kullandı. 

Atatürk’ün “İstikbal göklerdedir” sözünü hatırlatan Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Latif Aral Aliş, “Savunma ve havacılık sektörü Türkiye’nin geleceğinde ve gelişmesinde çok önemli bir rol oynayacağına inanıyoruz. Gelecek burada... Düne kadar Türk savunma ve havacılık sanayi emekle dönemindeydi. Hızla ayağa kalktı. Şimdi koşma zamanı. Nereye doğru koşacağımız ise büyük önem taşıyor. Kilo başına ihracatımızı çok daha yukarılara çekebiliriz. Atak helikopterinin kilo başına ihracat değeri 5 bin dolar. Göktürk uydusunun 100 bin dolar olacak. Bunları ihraç edebildiğimiz zaman sektörümüzün kilo başına ortalama ihracatını değil 26 ya da 31 dolar, 2600, 3100 dolarlara yükselteceğiz” açıklamasını yaptı. 

“Özelleştirme sektörü geliştirir” 
“Türkiye’de savunma ve havacılık alanında özelleştirme yapılması gerektiği” görüşünü de savunan SSİ Başkanı Aral Aliş, “Bu sektörde devletin aktif bir rolde olması çok önemli. Dünyanın her ülkesinde böyle. Bu sektörde başarılı bütün ülkelere baktığımızda devletin desteğini çok net biçimde görüyoruz. Özel sektörün de yapmak istediklerini yapabiliyor olması önemli. Rekabetin akıllıca gelişmesi gerekir. Halka arz metoduyla yapılacak özelleştirmeler bu sektörü daha da ileriye taşıyacağına inanıyoruz” diye konuştu.

“Milli yolcu uçağı fabrikası için kazma vurma aşamasına geldik”
SSM Müsteşar Yardımcısı Tüfekçi ile Türk savaş uçağını konuşurken, gündeme Türkiye’nin üreteceği ‘bölgesel uçak’ projesi de geldi. SSM Kalite ve Stratejik Yönetim Daire Başkanı Ferhat Yenibertiz ‘milli uçak’ projesiyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Yerli uçak bir hasret. Uçak üreten ülkelerin hep iyi bir noktaya geldiğini görüyoruz. Biz ‘milli uçak’ta teknoloji hakları tümüyle bize ait olsun istiyoruz. Fikri mülkiyet ve lisans haklarının bizim olmasını istiyoruz. Bu konuda 7-8 firmayla görüşüldü. Bir üretici, 'IP hakkı saklı kalmak kaydıyla teknolojimi 1 milyar dolara verebilirim' dedi. Bir başkası, 40-50 yıl öncenin teknolojisini bize vermeye kalktı. Onun bile tüm haklarını vermek istemedi. Seçim yaptığımız Dornier köklü bir firma...” Sektörde, ‘bölgesel uçak’ projesinin gelişmesiyle ilgili ağır eleştiriler olduğunu ve doğru seçim yapılmadığı iddialarının hatırlatılması üzerine Yenibertiz, “Amerika’yı yeniden keşfetmeye gerek yok. İlk adımda özgün tasarım noktasına girdiğinizde, buna giren ülkelerin genelde başarısızlıkla karşılaştığını görüyorsunuz. Önce TRJ-328’in üretimiyle işe başlanacak. Bu uçak, bizim için aynı zamanda bir öğrenme süreci olacak. Asıl hedefimiz bölgesel uçak olarak planladığımız TRJ-628’i üretme noktasına ulaşmak. 5-6 yıldır başarılamayanı başarma noktasına geldik. Artık fabrika için kazma vurma aşamasındayız. Bu uçak işi, bizim için stratejik” dedi.

Roketsan, Lockheed Martin ile işbirliği anlaşması imzaladı
İngiltere’nin başkenti Londra’da geçen hafta gerçekleşen DSEI fuarında Roketsan ve Lockheed Martin, yeni nesil havadan karaya seyir füzesi SOM-J’nin F-35 yeni nesil savaş uçaklarının iç silah istasyonuna entegrasyonu konusunda işbirliği anlaşması imzaladı. Törende konuşan Roketsan Yönetim kurulu Başkanı Emin Alpman, iki firma arasında imzalanan Teknik Destek Anlaşması’nın işbirliklerini güçlendireceğini belirterek, F-35 uçaklarına entegrasyonu sayesinde ürettikleri SOM-J füzesinin dost ve müttefik ülkelere ihracı konusunda önemli gelişmeler kaydedilebileceğini vurguladı. Lokcheed Martin Missiles and Fire Control Başkanı Yardımcısı Frank St. John ise F-35 uçaklarının gizli uçuşu esnasında kritik görünmezlik kabiliyetini koruyarak pilotların SOM-J füzesi ile uzun menzil mesafesinden hedefi vurabileceğini belirtti.

SAVUNMA SANAYİİ, TÜRK SAVAŞ UÇAĞI FX-1 İÇİN ‘GÖRÜNMEZLİK’ SAĞLAYACAK MOTOR PEŞİNDE
Londra’da eksi 40 dereceye dayanıklı askeri giysiler tasarlayan ve üreten Kilim Grubu standında Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi, SSM Kailte ve Stratejik Yönetim Daire Başkanı Ferhat Yenibertiz, SSM Uluslararası İşbirliği Daire Başkanı Asuman Vangölü ile Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği Başkanı Latif Aral Aliş’in ziyaretine denk geldik. Tüfekçi önce fuarın bir değerlendirmesini yaptı: “İngiltere savunma sanayiinde büyük bir oyuncu. Bu çekimle, dünyanın dört bir yanından lider savunma sanayii firmaları bu fuara katılıyor. Türkiye açısından da önemli. Çünkü Türkiye bu alanda dışarıya açılmaya ve ortaklıklar yapmaya çalışıyor. Son zamanda savunma sanayimizin geldiği konum tartışılmaz. Çok ciddi platformlar ve silah sistemleri geliştiriyoruz. Bunlarla ilgili dünyanın önde gelen firmalarını burada yakalamışken onlarla işbirliği yapmak, anlaşmalar imzalamak ve ileriye dönük planlar yapmak için en güzel fırsatlardan biri bu fuar.” Tüfekçi, bir soru üzerine, geliştirme aşamasında olunan Türk savaş uçağı FX-1 için çalışmalar yaptıklarını da anlattı. “Motor fabrikalarıyla görüşüyoruz. Fuar nedeniyle İngiltere’ye gelmişken Rolls Royce ile görüşmeye gideceğiz” bilgisini veren Tüfekçi, sözlerine şöyle devam etti: “Bugün savaş uçaklarında en önemli konu görünmezlik. Sadece radarlara yakalanmama meselesi değil. Motorun ısısına kadar her ayrıntı, görünmezlik konusuna etki ediyor. Görünmezlik için motor teknolojisi de önem taşıyor. Bu konu çok kritik. Dolayısıyla farklı motor seçeneklerini inceliyoruz.” 

‘Biz size yapalım’ diyorlar ama biz artık üreten tarafta olacağız 
Tüfekçi, motor üreticileriyle yaptıkları görüşmelerde şirketlerin genellikle, “Biz size yapalım” yanıtı verdiğini vurgulayarak, “Oysa biz de artık teknoloji üreten tarafta yer almak istiyoruz. Yani, mevcut bir uçağı üretmek değil hedefimiz. Herhangi bir uçan platform yapmak değil. Türk mühendislerinin her bir parçasına vakıf olduğu ve elinin değdiği bir ürün ortaya çıkmak” açıklamasını yaptı. “Projenin çok uzadığı” yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine, savaş uçağı konusunun milyarlarca dolarlık bir proje olduğuna dikkat çeken Tüfekçi, “Ar-Ge’si de, üretimi de pahalı. Gözümüzü kapatıp, ‘Şunu verin’ desek, tüm şirketler anında hazır. F-16 üretimindeki rolümüz o şekildeydi. Biz artık F-16 şartlarını aşmayı hedefliyoruz. Dahası, yapacağımız savaş uçağı bugün F35 gibi çok ileri teknolojili bir uçağı da aşmak durumunda. Bugün F35’in belki de son pilotlu savaş uçağı olacağını konuşuyoruz. Bütün bunları hesaba katarak ilerlemek zorundayız. Rolls Royce “Biz bu yatırımı yaparız” diyor. Singapur’da bakım ağırlıklı bir teknoloji geliştirme merkezi kurmuşlar. Çok kolay değil. Biz de savunma sanayimizi eleştiriyoruz. Ama teknoloji transferi tam bir transfer değil. Türkiye hep bir pazar olarak görüldü. Evet, bir dönem F16 da yaptık ama o belli bir sayı üretmekle ilgili bir anlaşmaydı. Şimdi Türkiye F16 yapamıyor. Milyarlarca dolarlık fikri mülkiyet hakları, ihracat hakları... Bütün bunları aşarak ilerlemek gerekiyor. Süreç onun için uzuyor” dedi. 

10 yıl içinde Türk tasarımı savaş uçağı ortaya çıkabilir 
Sürecin ne zaman tamamlanacağına ilişkin bir takvim vermenin şu anda mümkün olmadığını belirten Tüfekçi, “Teknolojisine hakim olduğumuz, dolayısıyla ihracat hakkına sahip olduğumuz proje belirginleştiğinde çok hızlı ilerleriz. 10 yıl içinde Türk tasarımı bir savaş uçağı ortaya çıkabilir. Ama sadece uçtu mu, isabetli vurdu mu konusuyla ilgili değiliz. Biz yaptığımız ürün sürdürülebilir mi? Satılabiliyor mu? Bu konulara önem veriyoruz. Hedefimiz sadece mühendislik becerisi geliştirmek değil. Yabancı firmalarla da en çok bu iş modeli üzerinde görüşüyoruz. Atak, Hürkuş, savaş uçağı... Satabiliyorsak önemli...” açıklamasında bulundu.

Sahil güvenlikte ‘niş’ alan yakaladık 40 firma insansız hava aracı üretiyor
SSİ Başkanı Latif Aral Aliş, sektörün üretiminde yerli payı yükselirken, ürünlerin çeşitlendiğini ve belli niş alanlarda önemli başarılar kazanıldığını belirtti. “Sahil güvenlik ve hücumbotlarda Türkiye önemli bir noktaya geldi” diyen Aliş, “İşte bu fuara katılan Dearsan bu örneklerden biri. Yonca Onuk ve Ares gibi üreticilerimiz bu alanda çok önemli başarılara imza atıyor. Dünyada bu alanda ortaya çıkan eğilimleri de iyi yakaladılar. İhracatlarını ciddi biçimde geliştirdiler” dedi. İnsansız hava aracı konusunda da Türkiye’de önemli bir atak olduğunu belirten Aliş, Baykar, TAİ ve Vestel başta olmak üzere 40 kadar şirketin bu alanda üretim yaptığını belirtti. Aliş ‘Bu kadar çok şirketin tek bir alanda üretim yapmasının kaynak israfına ve olumsuz bir rekabete yol açıp açmadığı’ yönündeki soruyu ise şöyle yanıtladı: “İlk bakışta bu kadar üretici fazla gibi görülebilir. Oysa, insansız hava aracı sadece askeri ve güvenlik amaçlı değil. Birçok alanda kullanılabiliyor. Örneğin medya kuruluşları havadan fotoğraf ya da film çekimlerini bu araçlarla yapıyor artık. Dolayısıyla dünyada pazarı genişleyen bir ürün. Türk üreticilerin bu alanda önemli başarılara imza atacak.”

Türkiye’nin ilk bölgesel jet uçağı TRJet, Ortadoğu’da ilk kez görücüye çıkıyor!
Türkiye’nin teknoloji firmalarını, proje sahiplerini ve yatırımcıları bir araya getirmek üzere yola çıkan High-Tech Port by MÜSİAD’ın ikincisi 6-8 Ekim tarihleri arasında Katar Ulusal Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek. Türkiye ve Katar işbirliğiyle düzenlenen iki ülkenin ortak düzenlediği ilk fuar özelliğini taşıyan High-Tech Port by MÜSİAD Katar fuarında savunma sanayisi oyuncuları işbirliği yapma fırsatı bulacak. Bu fuarda Türkiye’nin ilk bölgesel jet uçağı TRJet de, Ortadoğu’da ilk kez görücüye çıkacak. Verilen bilgiye göre, yeni teknoloji ürünlerini dünya vitrinine ilk defa çıkaracak olan şirketlerden BMC de 7 büyük savunma aracının tanıtımını fuarda gerçekleştirecek. Savunma sanayii, havacılık ve uzay, deniz sistemleri, bilişim ve mühendislik alanlarını kapsayan fuara Türkiye’den Aselsan, Havelsan, TAI, Roketsan ve THY Teknik başta olmak üzere 70’e yakın firma katılacak. Ayrıca, İstanbul ve Kuzey Marmara’da faaliyet gösteren savunma ve havacılık sektörü firmalarının kısa bir süre önce çalışmalarına başlayan kümelenmesi SAHA da MÜSİAD’ın düzenlediği Katar High- Tech Fuarı’nda yer alacak. Türkiye fuarda en üst düzeyde katılım sağlıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katılacağı fuarda, Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir ve MÜSİAD Başkanı Nail Olpak Türkiye’yi temsil edecek. Katar tarafının da yoğun ilgi gösterdiği etkinlikte, Katar Savunma Bakanlığı, Katar Silahlı Kuvvetleri, İçişleri Bakanlığı, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı ile Katar Teknoloji ve Bilim Parkı temsil edilecek. Fuara Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamed Al Sani’nin de katılacağı öğrenildi.

Dunya.com

Güncel gelişmelerden anında haberdar olun!
dunya.com'a girmeden de haberleri takip edebilirsiniz.