Kamu borç sarmalı vites büyüttü
Ocak-ekim döneminde faiz ödemeleri 2,5 trilyon liraya ulaşan Hazine, 2,2 trilyon lira nakit açığı verdi. Hazine, rekor nakit açığının finansmanı ve vadesi gelen 3,4 trilyonluk geri ödemeyi karşılamak için on ayda brüt 5,2 trilyonluk yeni borçlanmaya gitti.
Küresel jeopolitik şoklar ve enflasyonda devam eden katılık nedeniyle Merkez Bankası’nın faiz indirimleri sınırlı kalırken, hem rekor faiz ödemelerinin yol açtığı yüksek nakit açığının finansmanı hem de eski borç itfaları, Hazine’yi bu yıl yüksek maliyetli iç borçlanma dalgasına mahkûm etti. Hazine’nin nakit açığı ve borç sarmalı kartopu etkisiyle büyüdü. İlk on ayda nakit açığı 2,2 trilyon liraya ulaşan Hazine’nin brüt borçlanması 5 trilyon lirayı aştı.
Hazine, sıkı para politikasının başarıya ulaşmasıyla birlikte yıl sonuna doğru faizlerin düşeceğini ve bu sayede eski borçları daha düşük maliyetle yenileyebileceğini öngörüyordu. Ancak hesapta olmayan dış ve iç nedenlerle faiz indirim sürecinin tıkanmasıyla birlikte bu hesaplar tamamen altüst oldu. Hazine, dezenflasyon sürecine kontra jeopolitik riskler ve iç siyasal olumsuzlukların etkisiyle enflasyonda katılık yüzünden faiz oranlarını aşağı çekemezken; küresel ve yerel genel finansal koşulların yol açtığı likidite daralması nedeniyle de finansman yükünü dışarıya dağıtamayıp tamamen iç piyasaya yıkmak zorunda kaldı. Faiz indirimlerinin planlandığı gibi devam etmemesi ve dış finans musluklarının açılmaması nedeniyle Hazine’yi yılın onuncu ayına gelinmesine rağmen yüzde 35-40 bandındaki tarihi yüksek cari faiz oranlarıyla iç borçlanmaya devam etmek zorunda bıraktı.
Rekor nakit açığı
Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre ocak-ekim döneminde Hazine’nin nakit bazda gelirleri geçen yılın eş dönemine göre yüzde 33,2 artışla 13 trilyon 730,7 milyar, harcamaları ise yüzde 31 artışla 15 trilyon 937,7 milyar lira oldu. Özelleştirme ve fon geliri olarak 5,5 milyar liralık da giriş kaydedilen bu dönemde Hazine nakit dengesi 2 trilyon 201,5 milyar lira açık verdi. Nakit açığı geçen yılın aynı dönemindekinin yüzde 20 üstünde gerçekleşti.
Ocak-ekim döneminde Hazine’nin nakit bazda harcamalarının 13 trilyon 470 milyar liralık bölümünü oluşturan faiz dışı harcamalar önceki yıla göre artış yüzde 29 ile enflasyonun altında artarken, faiz ödemeleri yüzde 43,3’le yıllık enflasyonun çok üzerinde bir artışla 2 trilyon 467,7 milyar liraya ulaştı.
İlk on aylık dönemler itibarıyla tüm yılların en yüksek faiz ödemesi bu yıl gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemine göre 745,7 milyar lira daha fazla faiz ödendi. İlk on aylık dönemler itibarıyla faiz ödemelerinin geçen yıl nakit bazda toplam giderler içinde yüzde 14,2 olan payı, bu yıl yüzde 15,5’e yükseldi.
İlk on ayda Hazine’nin rekor düzeyde verilen nakit açığı tamamen, faiz ödemelerinden kaynaklandı. Hazine’nin geçen yılın ocak-ekim döneminde 137,8 milyar TL açık veren faiz dışı dengesi bu yılın aynı döneminde 260,7 milyar lira fazla verdi. Faiz dışı fazlanın aşağı çekmesine rağmen Hazine’nin nakit açığı geçen yılın aynı dönemine göre 367,3 milyar lira büyüdü.
Yorucu borçlanma maratonu
Devralınan ağır faiz yükünün etkisiyle yılın ilk on ayında 2 trilyon lirayı aşan rekor nakit açığının büyük bölümü yine piyasadan yapılan net borçlanmalarla kapatılabildi. Hazine, bu dönemde hem rekor nakit açığının finansmanı hem de vadesi gelen eski borçlarını döndürmek için piyasada adeta bir borç maratonu koştu. Hazine’nin ocak-ekim döneminde piyasalardan toplam brüt borçlanması 5 trilyon 159,7 milyar TL’ye ulaştı. Hazine, bu taze kaynağın 3 trilyon 439,8 milyar TL’si ile vadesi gelen eski borçlarının anaparasını ödedi. Başka deyişle Hazine’nin on aylık net borçlanması 1 trilyon 719,9 milyar TL olarak gerçekleşti.
Piyasadan sağlanan net borçlanma, rekor nakit açığını kapamaya tek başına yetmediği için finansmanda borçlanma dışı kurumsal kaynaklar ve likidite havuzlarına başvuran Hazine’nin net borçlanma dışında en büyük finansman kalemini 441,3 milyar TL ile kasa/banka kullanımı oluşturdu. Kurumsal kaynaklardan bütçeye TMSF’den 34 milyar TL ve devirli garantili borç geri dönüşlerinden de 6,4 milyar TL dolayında bir giriş gerçekleşti. Kur farklarından gelen 51,7 milyar lira ile kasa/banka bakiyesinde net azalma 389,5 milyar lira oldu.
Hazine borçlanmada iç piyasaya yüklendi
Hazine’nin borç karma kompozisyonu incelendiğinde, Hazine’nin ihtiyaç duyduğu finansmanın en büyük bölümünü sağladığı iç borçlarda net kullanımının geçen yıla göre azaldığı, dış borçlanmada ise arttığı görülüyor.
Küresel sıkılaşma ve jeopolitik risklerin tetiklediği olumsuzluklar nedeniyle Hazine, on ayda dış piyasalarda 570,8 milyar liralık geri ödemeye karşılık 548,6 milyar liralık yeni kullanım sonucu 22,2 milyar TL ile net ödeyici konumunda kalarak dış finansmandan tamamen mahrum kaldı. Hazine bu dönemde, nakit açığının finansmanı ve itfalar için tüm gücüyle yerel piyasaya yüklendi. On ayda vadesi gelenler iç borçları için geçen yıla göre yüzde 223,9 gibi rekor bir artışla 2 trilyon 869 milyar TL geri ödeyen Hazine’nin piyasadan aldığı yeni brüt borç (kullanım) ise yüzde 47,1 artışla 4 trilyon 611,1 milyar TL’ye ulaştı. Bunun sonucunda Hazine’nin net iç borçlanması 1 trilyon 742,1 milyar lira ile geçen yılın eş dönemindekinin yüzde 22,5 altında gerçekleşti.

Sarmal neden aşılamıyor?
Hazine’nin mali disipline rağmen iç borç sarmalını kıramaması, kamu maliyesindeki kronikleşmiş yapısal tıkanıklıklardan kaynaklanıyor ve kısır döngünün süreklilik kazanması uzmanlara göre başlıca şu nedenlere dayanıyor:
Yüksek faiz konjonktüründe vadesi gelen eski borçları ödemek için piyasaya çıkan Hazine, yüksek maliyetle borçlanıyor. Sisteme dahil edilen her yeni borç enstrümanı, bir sonraki dönemin faiz faturasını katlayarak büyütüyor.
Enflasyonist beklentiler nedeniyle piyasa aktörleri fonlarını uzun vadeli bağlamak istemiyor. Borçlanma vadelerinin kısalması, Hazine’nin borç yenileme sıklığını artırarak nakit yönetimini sürekli bir ihale baskısı altında bırakıyor.
Sıkılaştırma adımlarıyla on ayda elde edilen 260,6 milyar TL’lik faiz dışı fazla, bütçenin artı değer ürettiğini kanıtlasa da 2,5 trilyon TL’lik devasa faiz faturası karşısında yetersiz kalıyor. Bu fazla, cari faiz maliyetinin ancak yüzde 10’unu karşılayabildiğinden, kalan açığın yine taze borçla kapatıldığı görülüyor.
Net dış borçlanmanın 22,2 milyar TL ile ekside kalması, kamunun küresel finansman kanallarında net ödeyici olduğunu gösteriyor. Dışarıdan taze likidite çekilememesi, finansman yükünün tamamını yurt içi piyasaya yıkıyor ve yurt içi faizleri daha da besliyor.
Personel giderleri ve sosyal güvenlik transferleri gibi ana harcama kalemleri radikal biçimde aşağı çekilemiyor. Bu katı harcama yapısına geçmiş yıllardan devralınan anapara ödemeleri de eklenince, Hazine her ay piyasaya rekor düzeyde borçlanma talebiyle çıkmak zorunda kalıyor.
OVP tahmini aşılabilir
Faizde yıl sonu için öngörülen hacmin yüzde 87,3’ü on ayda tüketildi. Hazine’nin önünde kasım ve aralık ayları için yalnızca 357,2 milyar TL’lik bir hareket alanı kaldı. Aylık ortalama faiz giderinin 246,7 milyar TL olduğu ve aralık aylarında dönemsel harcama sıçramaları yaşandığı dikkate alınırsa, bütçe faiz faturasının OVP tahminini yüzde 4-6 aşarak 2,9 trilyon TL sınırına dayanması kaçınılmaz görülüyor. Yeni OVP projeksiyonları, dezenflasyon sürecine girilse dahi geçmiş borç stokunun ve mevcut yüksek faizle yapılan ihraçların bütçeye getirdiği yükün nominal olarak büyümeye devam edeceğini gösteriyor. OVP projeksiyonlarında faize ilişkin 2027 hedefi 3 trilyon 975,0 milyar, 2028 hedefi 4 trilyon 693,9 milyar, 2029 hedefi 5 trilyon 244,8 milyar TL. Buna göre gelecek 3 yıllık dönemde bütçeden toplam 13 trilyon 913,7 milyar TL›lik bir kaynak faize aktarılacak. Bu da kamu maliyesinin dezenflasyon programındaki en büyük maliyet kaleminin bir süre daha faiz ödemeleri olmaya devam edeceğini gösteriyor.