İthal tüketimde 6 yıl sonra tarihi fren

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Baskılı kur politikası ithalat için kapı ara­larken, parasal sıkı­laşma kapsamında yüksek düzeylere ulaşan faiz ve kre­di musluklarının kısılması­nın talebi baskılaması, ithal tüketim iştahını bastırdı. Tüketim malı ithalatı kur şoku sonrası 2019’da ya­şanan sert düşüşten sonra ilk kez bu yıl düşüşe geç­ti. Altı yıl önceki tarihi çö­küş, kontrol dışı patlayan bir döviz krizinin yol aç­tığı alım gücü kaybının eseriyken, bu yılki dü­şüş ise ekonomi yöneti­minin iç talebi bilinçli soğutma politikasının somut başarısı.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) dış ticaret verilerine göre toplam ithala­tın yıllık bazda yüz­de 5,3 artarak 281,9 milyar dolara ulaştığı ocak-eylül döneminde tüketim malı ithalatı yüzde 6 düşüşle 40 milyar 979,7 mil­yon dolara geriledi. Diğer ka­tegorilerdeki ithalat ise artışı­nı sürdürdü. Sanayide üretim girdisi olarak gerçekleştiri­len hammadde/ara malı itha­latı geçen yılın aynı dönemi­ne göre yüzde 8,5 artışla 200,2 milyar, üretim yatırımlarında kullanılacak makine ve ekip­manları kapsayan sermaye (yatırım) mallarının ithalatı da yüzde 2,8 artışla 39,9 mil­yar dolara ulaştı. Toplam it­halatta tüketimin geçen yıl ilk dokuz ayda 16,3 olan payı, bu yıl aynı dönemde yüzde 14,5’e gerilerken, hammadde/ara malının payı yüzde 68,9’dan yüzde 71’e çıktı.

6 yıl sonra gelen kırılma

İlk dokuz aylık dönemle­re göre Türkiye’nin tüketim malı ithalatında bundan ön­ceki sert düşüş 2019 yılında yaşanmıştı. Ağustos 2018’de yaşanan kur şokunun devam eden etkisiyle, başka deyiş­le yüksek kurların caydırıcı­lığı ile tüketim malı ithalatı anılan yılın ilk dokuz ayında yıllık bazda yüzde 26,4 düşüş kaydetmişti.

Ancak izleyen dönemde oluşan yeni dengeler, devam tüketim iştahı ve baz etkisi ile 2020’den itibaren yeni­den artışa geçen tüketim ma­lı ithalatı anılan yılın ilk do­kuz ayında yıllık bazda yüzde 7,7 artmıştı. İlk dokuz aylık dönemler itibarıyla tüke­tim malı ithalatında 2021’de yüzde 13,6, 2022’de yüzde 14,2 olan artış, 2023’te yüzde 60,8’le ürkütücü düzeylere ulaşmıştı. Bu artışlarda pan­demi başlayıp devam eden “enflasyondan kaçış, mala hücum” psikolojisi ile ivme­lenen tüketim iştahı etkili ol­muştu.

2023’ün ikinci yarısında yeni ekonomi yönetimi ta­rafından başlatılan parasal sıkılaşma programı kapsa­mında faizler kademeli ola­rak yükseltilirken, enflasyo­nu düşürmek amacıyla eko­nomiyi soğutmak, iç talebi baskılamak için kredi kısıt­lamaları başta alınan etkin tedbirler etkili oldu. İzleyen dönemde hız kesen ithal tü­ketimde ilk dokuz aylar iti­barıyla artışlar 2024’de yüz­de 13,5’e, 2025’te yüzde 12,4’e geriledi ve değişim grafiği 6 yıl aradan sonra ilk kez bu yıl eksi bölgeye geçti.

Programın başarısı

Baskılanan kura rağmen ithal tüketimde yaşanan dü­şüşte parasal sıkılaştırma programının önemli payı bulunuyor. Merkez Banka­sı’nın dikey yükselttiği po­litika faiziyle birlikte taşıt, ihtiyaç ve kredi kartı faizle­rinin erişilemez noktalara gelmesi, taksitle dönen ithal çarkını durdurdu. İthal lüks ürünlere, otomotiv ve elekt­roniğe getirilen ek mali yü­kümlülükler ve vergiler fiyat mekanizmasını tüketicinin aleyhine çevirdi. 2019 yılın­daki yüzde 26,4’lük tarihi çö­küş, kontrol dışı patlayan bir döviz krizinin (2018 kur şo­ku) ve ani alım gücü kaybı­nın eseriydi. 2026’daki yüz­de 6’lık düşüş ise ekonomi yönetiminin iç talebi bilinçli olarak soğutma politikasının ilk somut başarısı olarak ka­yıtlara geçti.

Türkiye ekonomisinde yıl­lardır bir türlü dizginlene­meyen, döviz krizlerine ve enflasyona rağmen rekor üs­tüne rekor kıran ithal tüke­tim çılgınlığı, böylece tam 6 yıl sonra ilk kez sert bir ka­yaya çarpmış oldu. Ekonomi yönetiminin iç talebi soğut­mak için uyguladığı acı re­çete, yüksek faiz ve kredi ba­riyerleri, ithal tüketim mal­larında tarihi bir kırılma ile hedefe uygun bir sonuç ver­di. Geçmişte kontrol dışı kur şoklarının yarattığı ani felç­lerin aksine, bu kez bilinçli ve kontrollü bir gerileme sağ­lanmış oldu.

Hammaddede artış sanayide dipten dönüş sinyali mi?

İthalatta tüketim tarafı fre­ne basarken, üretimin ve sa­nayinin doğası gereği ithal etmek zorunda olduğu diğer ana kalemlerde ise gidişat ol­dukça farklı seyrediyor.

İmalat sanayisinin ithal girdiye olan kronik bağımlı­lığı ithalatın ana omurgası­nı oluşturuyor. İlk dokuz ay­lık dönemlere göre 2022’deki yüzde 49,1’lik artışın ardın­dan, 2023 yılında yüzde 8,6, 2024 yılında ise yüzde 12,9 daralan, 2025’te ise yüzde 5 artan hammadde ithalatı, bu yılın aynı döneminde ise yüz­de 8,5 artışla daha pozitif bir grafik sergiledi.

Bu da tüm olumsuzlukla­ra rağmen sanayide çarkla­rın dönmeye devam ettiğini gösterdi. Bu gelişme, iç talep daralsa da ihracat taahhütle­ri ve üretim çarklarının dur­maması için sanayicinin zo­runlu hammadde stoklarını yenilemek zorunda kaldığını gösteriyor. Sıcak savaş ve be­lirsizlikler sürecinde jeopo­litik riskler azalırken ve yeni fırsatlar ortaya çıkarken üre­ticinin yeniden üretime sa­rılması, hammadde ithalatı­nı canlandırdı.

Yatırımlar hız kesti ama durmadı

Yeni fabrika, makine ve teçhizat yatırımlarını gös­teren yatırım malları ithala­tı, ilk dokuz aylar itibarıyla 2023’te yüzde 32,3’le yüksek oranlı bir artış kaydettikten sonra 2024’te yüzde 1,6 da­ralmıştı. Geçen yıl ilk dokuz ayda önceki yılın aynı döne­mine göre yüzde 2,9 artan ya­tırım malı ithalatı, 2026’nın ocak-eylül döneminde de yıl­lık bazda yüzde 2,8’lik sınırlı bir artışla yatay-pozitif sey­rini sürdürdü. Bu kategoride­ki ithalat artışının sınırlı kal­ması ise yüksek borçlanma maliyetleri ve geleceğe yöne­lik belirsizliklerin iş dünya­sının iştahlı yeni yatırım ka­rarlarını ertelemesine yol aç­tığını, büyük sıçramalardan çok mevcut kapasitelerin ko­runması ve zorunlu moder­nizasyon yatırımlarının ya­pıldığını gösteriyor.

Tüketimde düşüş üretim girdisindeki artışı dengeledi

İthalatın toplam hacmindeki seyre bakıldığında ise ithalat pastasında en büyük bölümü oluşturan hammaddede yaşanan artışın tüketim malındaki düşüşle dengelenmesinin toplam ithalat faturasının dramatik şekilde şişmesini önlediği görülüyor. İlk dokuz aylık dönemlerde 2019’da yıllık yüzde 15,3’lük sert düşüş, 2022’de ise yüzde 40,4’le hızlı artış şeklinde dalgalı seyir gözlenen toplam ithalatın artış hızı 2023’ün aynı döneminde yüzde 1,2’ye gerilemiş, 2024’ün ilk dokuz ayında ise toplam ithalat yüzde 8’lik bir daralma yaşamıştı. İlk dokuz aylık dönemler bazında ithalat, 2025’teki yüzde 5,9’un ardından 2026’da yüzde 5,3 artışla istikrara kavuştu. Bu da ekonominin, kontrolsüz büyüme veya yıkıcı kriz dalgalarını geride bırakarak yıllık yüzde 5 bandında bir “normalleşme” sürecine girdiğini gösteriyor.

Yıllık bazda 2,6 milyar dolarlık azalma

Tüketim malı ithalatı eylül sonu itibarıyla son bir yılda ise önceki bir yıllık dönemdekinin yüzde 4,5 altında kaldı. Önceki bir yıldakine göre 2,6 milyar dolar daha az tüketim malı ithal edildi. Birer yıllık dönemlere göre tüketim mallarının toplam ithalattaki payı yüzde 16,5’ten yüzde 14,9’a geriledi. Buna karşılık yıllıklandırılmış verilere göre hammadde/ ara malı ithalatı yüzde 7,6 artışla 265,8 milyar, yatırım/sermaye malı ithalatı yüzde 8,2 artışla yaklaşık 56 milyar ve diğer mallarla birlikte toplam ithalat yüzde 5,8 artışla 379,7 milyar dolara ulaştı. Toplam ithalatta hammadde/ ara malının payı yüzde 68,8’den yüzde 70’e, sermaye/yatırım mallarının payı da yüzde 14,4’ten yüzde 14,7’ye yükseldi.

İthal tüketimde 6 yıl sonra tarihi fren - Resim : 1İthal tüketimde 6 yıl sonra tarihi fren - Resim : 2

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 11.165,44 0,13 %
Dolar 49,8370 0,06 %
Euro 55,5909 0,32 %
Euro/Dolar 1,1155 0,28 %
Altın (GR) 6.499,24 0,69 %
Altın (ONS) 4.038,73 -0,54 %
Brent 111,29 1,38 %