Piyasalarda kritik dönemeç

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Merkez Bankası PPK, perşembe günü yapacağı toplantıda, dokuz aydır yüzde 37 düzeyinde tuttuğu politika faizinin yeni düzeyine karar verecek. Piyasada ağırlıklı beklenti, politika faizinin 100 baz puan indirimle yüzde 36’ya çekileceği yönünde.

Merkez Bankası bu hafta, imalattaki daralma ve man­şet enflasyondaki düşüşün getirdiği indirim baskısı ile IMF’nin yükselen yıl sonu enflasyon tahminleri ve re­zerv kayıplarının dayattığı sı­kı duruşu koruma zorunlulu­ğu arasındaki kritik dengede politika faizinin yeni düzeyi­ne karar verecek.

Üç yıl aradan sonra geçen ay 25 baz puanla ilk kez faiz artıran ABD Merkez Banka­sı Fed’in, geçen hafta ABD’de açıklanan enflasyon verisinin beklenenden yüksek gelme­si üzerine, bu ayın sonunda­ki toplantısında da bir artırı­ma gitmesi güçlü olasılık ha­line gelirken, içeride ise gözle Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın bu hafta alacağı faiz kararına çevrildi. Merkez Bankası Para Politikası Kuru­lu (PPK), 22 Ekim Perşembe günü saat 14.00’te ekim ayı fa­iz kararını açıklayacak. Eko­nomi yönetiminin dezenf­lasyon programı kapsamında attığı adımlar ve yurt içi piya­salarda yaşanan likidite ha­reketleri, faiz kararını kritik hale getirdi. IMF’nin küresel görünüm raporunda Türkiye için büyüme tahminini düşü­rerek ekonomik yavaşlamaya işaret ettiği ve iç piyasada fon hareketliliğinin yaşandığı bu kritik iklimde, para otoritesi­nin alacağı aksiyon, yılın geri kalanı için ana yönü büyük oranda tayin edecek.

Ana beklenti 100 baz puan indirim

Finans kulislerinde ve ara­cı uzmanların araştırma ma­salarında bu haftaki top­lantıya yönelik beklentiler olduk­ça net bir çerçeve­ye oturmuş durum­da. Beklenti anketleri, Mer­kez Bankası’nın bu ayı pas geçmeyeceğine işaret ediyor. Katılımcıların ezici bir ço­ğunluğu politika faizinin dü­şürüleceğini öngörürken, sı­nırlı sayıda kurum temkinli duruşun korunması gerekti­ği görüşünde.

Merkez Bankası’nın Piya­sa Katılımcıları Anketinde bu kesimin yıl sonu enflasyon beklentisi yüzde 29,63, yıl so­nu dolar kuru beklentisi 51,55 TL ve 12 ay sonrası kur tahmi­ni 59,26 TL olarak ölçülürken, ilk PPK toplantısında bekle­nen politika faizine ilişkin dü­zey de yüzde 36 olarak sap­tandı. Bu ve diğer kurumların yaptığı, toplamda 40’tan faz­la kurum ve analistin katıldı­ğı beklenti anketlerindeki tah­min verileri ortak bir havuzda birleştirildiğinde, piyasanın faizde matematiksel konsen­süs ortalaması 100 baz puanlık bir in­dirim şeklinde ortaya çıkıyor. Bu veriler ışığında, piyasa uzmanlarının yüzde 85’i fa­izin yüzde 37’den yüzde 36’ya çekileceğini hesaplıyor.

Buna karşılık, fon krizinin tetiklediği rezerv kayıpları­nı öne süren Goldman Sachs gibi kurumların başını çekti­ği yüzde 10’luk küçük bir ke­sim ise faizlerin sabit tutulma­sını (pas geçilmesini) bekler­ken, iç talepteki soğumayı baz alan yüzde 5’lik daha sınırlı bir grup ise 150 ila 200 baz puanla daha agresif bir indirim ham­lesi öngörüyor.

Kararı etkileyen temel iç ve dış faktörler

Uzun bir aradan sonra yüz­de 30’un altına inmiş olan yıl­lık enflasyon, indirim yanlısı üyelerin elini güçlendirse de hizmet enflasyonundaki kalıcı katılık ve lojistik maliyetlerini doğrudan vuran yüksek enerji fiyatları yukarı yönlü risk oluş­turmaya devam ediyor.

Reel sektör ve imalatta­ki daralma ise tersi yönde et­kili. Sanayi üretimi ve imalat sanayi verileri, uzun süredir devam eden sıkı para politi­kasının iç talebi ve üretimi ciddi şekilde yavaşlattığını teyit ediyor. Ekonomideki bu soğuma, TCMB üzerindeki “gevşeme döngüsüne başla­ma” baskısını artırıyor.

Merkez Bankası rezervle­rindeki hareketlilik de belir­leyici bir unsur. Son hafta­larda TCMB rezervlerinde gözlenen yaklaşık 11 milyar dolarlık azalma, erken atıla­cak agresif bir faiz adımının finansal istikrarı ve döviz ku­runu sarsabileceğine yönelik kaygıları tetikliyor. Goldman Sachs gibi bazı kurumlar, re­zerv kaybı riskine dikkat çe­kerek faizin sabit tutulması gerektiğini savunuyor.

Karar metninde yer alacak sinyaller önemli

Uzmanlara göre faiz kararı­na ilişkin metinde “güvercin sinyaller” gelirse, indirimlerin devam edeceği mesajı olacak. Eğer Merkez Bankası metinde iç talepteki yavaşlamayı öne çıkarır ve “faiz indirim döngü­sünün kararlılıkla süreceği” imasında bulunursa, bu durum piyasa tarafından “güvercin” olarak okunacak. Böyle bir se­naryoda mevduat faizlerinden çıkışın hızlanacağını belirten analistler, yatırımcıların Bor­sa İstanbul’da (özellikle kredi­li büyüyen sanayi ve GYO his­selerinde) daha agresif pozis­yon alacağı, döviz ve gram altın cephesinde de yukarı yönlü ha­reketin canlılığını koruyacağı, vadeli tahvillerde ise alıcılı bir seyrin öne çıkacağı görüşünde.

Merkez Bankası 100 baz pu­anlık indirimi yapsa bile met­ne, “Bu bir döngü başlangıcı değildir, enflasyondaki katılık sürerse yeniden sıkılaşabili­riz veya uzun süre bekleyebi­liriz” şeklinde “şahin” bir şerh koyarsa, piyasadaki gevşe­me coşkusunun sınırlanacağı vurgulanıyor. Bu durumda yerli yatırımcının parasının önemli bir kısmını TL mevdu­at ve nitelikli borçlanma araç­larında (ÖST) tutmaya devam edeceği, Borsadaki yükseliş daha seçici ve sınırlı kalırken, dolar/TL ve altın fiyatlarında­ki yukarı yönlü baskının hafif­leyeceği belirtili­yor.

Piyasalarda kritik dönemeç - Resim : 1

Hangi karar piyasayı nasıl etkiler?

Bankası PPK’nın gelecek hafta alacağı faiz kararı, piyasalardaki varlık fiyatlamalarını doğrudan etkileyecek. Uzmanlara göre toplantıda 100 baz puanlık indirim kararı çıkarsa, piyasa bu senaryoyu büyük ölçüde fiyatladığı için ani bir şok yaşanması beklenmiyor. Bu olasılıkta, mevduat faizlerindeki hafif gerilemenin, alternatif getiri arayan yerli yatırımcıyı Borsa İstanbul’a yönlendireceği; özellikle GYO, otomotiv ve çimento hisseleri hareketlenebileceği belirtiliyor. Dolar/TL kuru üzerinde ise radikal bir sıçrama olmasa da yukarı yönlü kademeli ve kontrollü bir baskı oluşması bekleniyor. İçeride yükselen kur ve küresel tarafta güçlü duran ons altının, gram altını çifte destekle yukarı taşıması güçlü olasılık görülüyor.

Yüzde 10’luk bir kesimce düşük taraftar bulan pas geçme/faizi sabit tutma olasılığı piyasa için sürpriz (şahin) bir karar olacak. Böyle bir kararda; Merkez Bankası’nın “rezervleri koruma ve enflasyonda temkinlilik” mesajı verdiği algısıyla Türk Lirası kısa vadede güç kazanacak, Dolar/TL’de gevşeme görülecek. Uzmanlara göre faizlerin yüksek kalması, borsada kısa vadeli bir kar satışı baskısı yaratabilir ve mevduat faizlerinin gücünü bir süre daha korumasını sağlar. Çok düşük oranda taraftar bulan 150-200 baz puanlık agresif indirim olasılığı ise piyasa tarafından “erken ve hızlı bir gevşeme” şeklinde okunacak bir karar olacak. TL’nin reel getirisinin hızla düşeceği endişesiyle döviz kurlarında ve gram altında ani yukarı yönlü sıçramaları tetikleyebilecek bu tür bir kararda, Borsa ilk etapta faiz düşüşünü coşkuyla karşılasa da makro istikrara yönelik artan risk algısının bu yükselişi uzun vadede sınırlayabileceği belirtiliyor.

IMF’den “Erken gevşemeyin” uyarısı

IMF’nin geçen hafta yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm Raporu Ekim Sayısı, Türkiye için büyüme tahmininin düşürülmesi ve enflasyon beklentisinin yukarı revize edilmesi şeklinde, TCMB’nin karar metnine doğrudan yansıyacak çok kritik iki revizyon içeriyor. IMF, Türkiye’nin 2026 yılı büyüme beklentisini sıkı para politikasının iç talebi baskılaması gerekçesiyle yüzde 2,9’dan yüzde 2,7’ye indirdi. Bu durum, fonun da Türkiye ekonomisinde bariz bir soğuma saptadığını ortaya koyuyor. En kritik uyarı bu taraftan gelmiştir. IMF, Türkiye’nin 2026 yıl sonu enflasyon tahminini ise yüzde 31,2 seviyesine yükseltti. Eylül sonu itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 29,73 seviyesindeyken, IMF’nin yıl sonunda daha yüksek bir enflasyon öngörmesi, fiyat istikrarında kalıcı yapısal katılıklar olduğuna işaret ediyor.

IMF raporunda, genel olarak, güçlü ücret artışları ve esnek maliye politikalarının enflasyonla mücadeleyi zorlaştırdığı ülkelerde erken faiz indirimlerinden kaçınılması ve gerekirse para politikasının sıkı tutulmaya devam edilmesi gerektiği vurgusu, Türkiye için de para politikası için bir uyarı niteliği taşıyor. Küresel enerji risklerinin ve beklentilerdeki katılık eğiliminin altını çizen Fon, dezenflasyon sürecinin raydan çıkmaması için para politikası duruşunun “yeterince kısıtlayıcı” kalması ve faiz indirim döngüsünde acele edilmemesi gerektiği telkininde bulunuyor. Dolayısıyla para otoritesinin bu hafta masaya koyacağı 100 baz puanlık indirim gerçekleşirse, IMF’nin bu küresel “bekle-gör” çağrısına karşı, yerel ekonominin acil kontrollü canlanma ihtiyacını önceliklendiren yerli bir risk tercihi olarak kayıtlara geçecek.

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 11.721,72 -2,89 %
Dolar 49,5140 0,10 %
Euro 55,6495 0,00 %
Euro/Dolar 1,1227 -0,11 %
Altın (GR) 6.604,45 0,37 %
Altın (ONS) 4.177,30 0,29 %
Brent 107,64 3,42 %