Fed kıskacındaki ons için ‘kader’ haftası

Dünya'yı haber kaynağınız olarak eklemek için tıklayın!

Küresel piyasalarda gözler, ons altının kı­sa ve orta vadeli yönü­nü büyük oranda tayin edecek olan 14 Ekim Çarşamba günü açıklanacak eylül ayı ABD enf­lasyon verisine çevrildi.

Son dönemde Fed’in katı pa­ra politikası ve ABD tahvil faiz­lerindeki yüksek seyir nedeniy­le baskı altında kalan, içeride ise enflasyon karşısında getiri arayışında olan altın yatırımcı­sı için bu verinin tam anlamıyla bir kırılma noktası oluşturaca­ğı belirtiliyor. İzleyen dönemde küresel likiditenin yönünü be­lirleyecek olan bu makroekono­mik gösterge, faizsiz bir güvenli liman olan ve son dönemde tüm kesimlerden yatırımcılarca yo­ğun talep gören altının kaderini doğrudan etkileyecek.

Yüzde 3,7 eşiği ve ons altın

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu (BLS) tarafından çar­şamba günü açıklanacak olan Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) bazında yıllık enflasyon verisi için beklentiler Morgan Stan­ley ve Barclays Research tara­fından yüzde 3,70, Kalshi piya­sa fiyatlamasında yüzde 3,63 ve Cleveland Fed model tah­mininde ise yüzde 3,60 olarak öngörülüyor.

Açıklanacak ora­nın beklentilerden sapması, al­tın yatırımcısı için şu iki keskin senaryoyu beraberinde getire­cek: Beklenti altı senaryo (yüz­de 3,5 ve altı): Yıllık oran bu dü­zeylerde gelirse enflasyondaki yavaşlama teyit edilmiş olacak. Uzmanlara göre bu senaryo ger­çekleşirse, ABD Merkez Ban­kası Fed’in üzerindeki faiz ar­tış baskısı büyük oranda hafif­lemiş olacak. Bu gelişme Dolar endeksi (DXY) ve ABD tahvil faizlerinde geri çekilmeye yol açacak, bu da faiz baskısından kurtulan ons altını hızla yuka­rı taşıyarak yatırımcısına güçlü bir ralli sunabilecek.

Beklenti üstü senaryo (yüzde 3,8 ve üzeri): Açıklanacak ora­nın bu düzeylerde gelmesi, enf­lasyonun katılaşmaya devam etmesi anlamına gelecek. Pi­yasalarda şu an konsensüs “pas geçme” yönünde olduğu hal­de, bu senaryo gerçekleşirse, Fed’in 28 Ekim toplantısında 25 baz puanlık ek bir faiz artışı­na gitme ihtimali masaya güçlü şekilde dönecek. Başka deyişle piyasaların şu anki beklentile­rinin aksine faiz artırımı büyük oranda kesinleşecek. Güçlenen dolar ve yükselen tahvil getiri­leri, altını küresel ölçekte baskı­layarak altında sert satış dalga­larına yol açarak ons fiyatında sert düşüşe yol açabilecek.

Reel sektör, finanstaki krizler ve güvenli liman refleksi

Altın yatırımcısını yakından ilgilendiren bir diğer boyut ise reel sektör ve finans sektörün­deki kurumsal kırılganlıklar. İç piyasada şirketlerin karşı kar­şıya kaldığı mali ve hukuki sıkı­şıklıklar, banka hesaplarındaki blokajlar ve maaş ödemelerinde yaşanan tıkanıklıklar, istihdam piyasasında “mevcut gelirden olma” riskini tırmandırıyor.

Ekonomik aktörlerin bi­lançolarda veya taahhütlerde yarattığı yanıltıcı durumlar ku­rumsal güven endekslerini aşa­ğı çekerken, bu sistemsel be­lirsizlik yerli yatırımcının “gü­venli liman” refleksini canlı tutuyor. Gelir kaybı ve reel eri­me korkusu yaşayan tasarruf sa­hipleri, kurumsal risklere karşı bir kalkan olarak altına yönelme eğilimini koruyor.

Küresel faiz döngüsünün tam göbeğinde yer alan altın için 14 Ekim verisi, 28 Ekim’deki Fed kararının en net fragmanı ola­cak. Altın yatırımcısının bu sü­reçte rüzgârın yönünü doğru okuması, portföy dengelerini küresel enflasyonun bu yeni pa­tikasına göre konumlandırması hayati önem taşıyor.

Fed faizinde “sabit tutma” eğilimi değişir mi?

FedWatch verilerine göre pi­yasalar, yüzde 78-81 arasında değişen ezici bir oranla, Fed’in 28 Ekim’deki toplantıda faizleri yüzde 3,75- 4,00 aralığında sa­bit tutacağına (pas geçeceğine) ihtimal veriyor. Eylül ayında­ki zayıf istihdam verileri ve Fed yetkililerinin aceleci davranıl­maması yönündeki sinyalleriy­le birlikte ekim ayında faiz artış olasılığı yüzde 18 seviyelerine kadar gerilemiş durumda.

Ancak bu “pas geçme” beklen­tisi altın yatırımcısı için kalıcı bir rahatlama anlamına gelmi­yor; çünkü asıl yön tayin edici kırılma 14 Ekim’deki enflasyon verisiyle yaşanacak.

ABD enf­lasyonunun yüzde 3,7 eşiğinde­ki patinajı, Fed’in 28 Ekim’deki para politikası patikasında ade­ta bir “tamam mı devam mı” sı­nırına işaret ediyor. Küresel pi­yasaların kilitlendiği bu verinin beklentilerin üzerinde gelme­si durumunda bunun, Federal Açık Piyasa Komitesi (FOMC) içinde halihazırda var olan şa­hin kanadı cesaretlendirerek ek bir faiz artış olasılığını yeniden güçlendirebileceği belirtiliyor.

Tersi olasılıkta, enflasyonda ge­ri çekilmenin ise ekonomideki soğuma sinyalleriyle birleşerek Fed’in kesin olarak “pas geçme­sini” sağlayacağı ve küresel pi­yasalarda bir likidite rahatla­masını tetikleyeceği bekleniyor. Buna göre, açıklanacak enflas­yon oranı rutin bir veri olmanın ötesinde, aynı zamanda Fed’in faiz artırım döngüsünün nihai tavan noktasını tayin edecek kritik bir makroekonomik para­metre niteliğinde.

İçeride çifte kıskaç ve gram altın

Küresel ölçekte ons altının kaderi ABD enflasyon verisi­ne kilitlenmişken, yurt içinde­ki yerleşik altın yatırımcısını çok daha karmaşık ve çifte kıs­kaca tabi bir denklem bekliyor. Türkiye’de gram altın fiyatları sadece küresel ons fiyatına de­ğil, doğrudan Dolar/TL kuru pa­rametresine de göbekten bağ­lı bulunuyor. Bu durum, ABD enflasyon verisinin ardından 22 Ekim’de kendi faiz kararını açıklayacak olan Merkez Ban­kası’nın atacağı adımlarla bir­leşerek yurt içi piyasalarda çar­pan etkisi yaratmaya aday.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan son verilere göre yıllık tüketici enflasyonu yüzde 29,73 ile uzun bir aradan sonra yüzde 30 eşi­ğinin altına gerilemiş durum­da. Ancak çekirdek gösterge­lerdeki katılık ve hizmet enf­lasyonundaki atalet, yerel para politikasındaki hareket alanı­nı kısıtlamaya devam ediyor. Mevcut durumda yüzde 37 se­viyesinde bulunan politika fa­izine ilişkin olarak Citigroup başta yabancı kurumlardan ekim ayında 100 baz puanlık bir indirim senaryosu da dahil farklı projeksiyonlar geliyor.

Türk yatırımcıyı ne bekliyor?

Türk yatırımcısı için altın, sadece küresel bir enstrüman olmayıp, aynı zamanda yerel kurumsal risklere, likidite sıkışıklıklarına ve reel sektördeki ahlaki aşınmalara karşı bir “ekonomik savunma kalkanı” niteliği taşıyor. Dolayısıyla 14 Ekim küresel kırılma noktası, 22 Ekim’deki yerel PPK kararlarıyla birleşerek Türkiye’deki altın yatırımcısının kış dönemi stratejisini baştan aşağı belirleyecek.

Uzman analizlerinde, altın yatırımcısı için ABD enflasyon verisi ve faiz kararları ile ilintili olarak şu iki kritik yurt içi senaryo öne çıkıyor: Küresel destekli yurt içi ralli: ABD enflasyonunun beklenti altı gelmesiyle ons altının küresel çapta değer kazanması, içeride faiz kararları ve enflasyonist baskılarla yön arayan Dolar/ TL’nin seyriyle birleştiğinde, gram altın yatırımcısına çifte getiri penceresi açabilir.

Tasarruflarını yüksek enflasyona karşı korumaya çalışan ve kurumsal risklerden kaçan yerli yatırımcının altına olan fiziki talebi bu senaryoda zirve yapabilir. Makas aralığında sıkışma: ABD enflasyonunun yüksek gelerek ons altını küresel ölçekte aşağı çekmesi durumunda ise içeride Dolar/TL kurunun seviyesi gram altın için yegâne amortisör (dengeleyici) işlevi görecek. Dışarıdaki ons kaybı, içeride kurun yönüyle dengelenmeye çalışılacak; bu da yurt içi altın piyasasında oynaklığı üst seviyeye çıkaracak.

Fed kıskacındaki ons için ‘kader’ haftası - Resim : 1

Yazara Ait Diğer Yazılar
Piyasa Özeti
Borsa 12.265,98 0,43 %
Dolar 49,3440 0,15 %
Euro 55,2874 0,17 %
Euro/Dolar 1,1199 -0,03 %
Altın (GR) 6.626,83 1,29 %
Altın (ONS) 4.186,70 -0,18 %
Brent 102,77 0,24 %