Ekonomik güvende 39 ayın zirvesi
Ekonomik güven eylül ayında son 39 ayın en yüksek seviyesine ulaşarak, ekonomik aktivitedeki canlanmada kalıcı ivme kazanması yönünde sinyal verdi.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı verilere göre eşik değer olan 100 düzeyini aylar sonra ağustosta yakalayan Ekonomik Güven Endeksi eylül ayında da yüzde 0,7 artarak 101,3 değerini aldı. Bu değer, endekste Haziran 2023’ten bu yana olan dönemin en yüksek düzeyi. Son iki aydaki gelişme reel ekonomide dipten dönüşün hızlandığı ve makro dengelerin “iyimserlik” sınırını tahkim ettiği şeklinde okunacak bir tablo ortaya koydu.
Ancak eylül ayı verilerinde güven endeksinin alt kırılımları; iç talep odaklı sektörlerin moral depoladığı, buna karşılık dış talep ve yapısal sorunlarla boğuşan sektörlerin manşet endeksi baskıladığı heterojen bir büyüme kompozisyonu sunuyor. Ekonomik güveni oluşturan beş temel ana endeksin eylül performansı, ekonomideki iyimserliğin tabana yayılma eğiliminde olduğunu ancak inşaat sektörünün bu rüzgârın dışında kaldığını gösteriyor.
İç talep etkisi büyük
Genel güven yükselişinde özellikle tüketici güveni lokomotif oldu. Bir süredir dipten dönüş eğilimi gösteren Tüketici Güven Endeksi, eylülde yüzde 1,3 artışla 91,9’a ulaştı ve 2018 yılından bu yana en yüksek seviyesini test etti.
Perakendeciler ise geleceğe oynadı. Ticaret erbabının nabzını tutan Perakende Ticaret Sektörü Güven Endeksi, aylık bazda yüzde 1,1’lik belirgin bir sıçramayla 111,3’e yükselerek eylülün en başarılı sektörlerinden biri oldu.
Reel kesim ve hizmet sektörlerinin güveni yatay seyretti. Sanayicinin güvenini yansıtan Reel Kesim Endeksi sınırlı bir kıpırdanmayla yüzde 0,1 artarak 102,5 olurken; Hizmet Sektörü Güven Endeksi 111,9 değerini koruyarak eylülü patinajla kapattı.
İnşaatta ise kan kaybetmeye devam etti, sektör eylülde de makus talihini yenemedi. İnşaat Sektörü Güven Endeksi eylülde yüzde 0,2 gerileyerek 83,0’e kadar indi ve kötümser bölgedeki yerini derinleştirdi.
Mikro dinamikler ne diyor?
Sektörlerin kılcal damarları niteliğindeki alt yayılma kalemlerine inildiğinde ekonomi yönetiminin iç talebi soğutma hedeflerine rağmen tüketim iştahının alt tabanda hala diri olduğu görülüyor. Ancak Türkiye’nin ana ihracat pazarı olan Avrupa’daki ekonomik durgunluk ve küresel talep yetersizliği, sanayide siparişleri olumsuz etkiliyor. İç talep canlanırken dış talebin kan kaybetmesi, büyümenin kompozisyonu açısından kırılganlık yaratıyor.
Tüketici tarafında, vatandaşın mevcut maddi durumu 75,3 puan ile yatay kalırken, gelecek 12 aylık maddi durum beklentisi 93,7’ye, genel ekonomik durum beklentisi ise 89,8’e çıktı. Yani hane halkı bu günleri zor geçirse de yarına dair umudunu büyütüyor.
Hizmetler sektöründe ise mevcut durum iyi, ancak gelecek bulanık. Son 3 aylık iş durumu (110,2) ve hizmetlere olan talep (109,7) yükselirken, gelecek 3 aylık talep beklentisi 115,9’a geriledi. Sanayi tarafında ise fabrikaların üretim hacmi beklentisi (117,9) ve istihdam ajandası (105,2) canlılığını koruyor.
Endeksi aşağı çeken faktörler
Ekonomik güvene olumsuz etki yapan faktörlerin başında hala dış talep darboğazı (ihracat kaybı) geliyor. Eylül ayında reel kesimi baskılayan en ciddi kırılma dış talepte yaşandı. Gelecek 3 aylık ihracat sipariş miktarı 118,4’ten 113,0’a sert bir gerileme kaydetti. Küresel yavaşlama ihracatçının sipariş alma potansiyelini zayıflatıyor. İnşaatta ise istihdam freni etkili oldu. İnşaat sektöründe siparişler hafif kıpırdasa da müteahhitlerin önünü göremediği anketlere yansıdı. Sektörün gelecek 3 aylık çalışan sayısı beklentisi 87,3’ten 85,5’e inerek istihdamda daralma sinyali verdi. Hizmet sektörünün yarın endişesi öne çıkıyor. Hizmet segmentinde önümüzdeki döneme dair talep beklentisinin yüzde 1,3 düşmesi, eylüldeki büyük rekor potansiyelini törpüleyen bir diğer yapısal fren oldu.
Güveni yükselten unsurlar
Eylül ayında ekonomik güvenin zirve yapmasını sağlayan ve yükselişi sınırlayan temel makroekonomik faktörler bulunuyor. Endeksi yükselten faktörlerin başında halkın tüketim iştahı geliyor. Endeksi eylülde yukarı fırlatan en büyük motor, vatandaşın dayanıklı tüketim mallarına harcama yapma düşüncesi alt endeksinin 105,1’den 108,8’e sıçraması oldu. Enflasyonist beklentilerle öne çekilen talep, güveni yukarı taşıdı.
Ekonomi yönetiminin faizi yüksek tutarak iç talebi baskılama ve piyasayı soğutma yönündeki kararlı adımlarına rağmen, eylül ayında özellikle dayanıklı tüketim mallarında olmak üzere tüketim iştahının hala diri kalması, sıkılaştırma adımlarının tabandaki harcama refleksini kırmakta zorlandığını gösteriyor. Vatandaş, enflasyonist kaygılarla harcamalarını öne çekmeye devam ediyor. Perakende sektöründe gelecek 3 aylık iş hacmi ve satış beklentilerinin 128,0 gibi çok yüksek bir seviyeye ulaşması, piyasada eylül canlılığı yarattı. Eylül ayı, doğası gereği okulların açılması, kış hazırlıkları ve perakende ticaretin canlandığı bir “güz güneşi” dönemi ve perakende güvenindeki yüzde 1,1’lik artış büyük oranda bu dönemsel canlılıktan besleniyor.
Ancak hizmet sektörünün eylülde yerinde sayması ve önümüzdeki 3 aya dair talep beklentisinin düşmesi, bu güz güneşinin yerini hızlıca kışa bırakabileceği sinyalini veriyor Sanayicinin moral depoladığı görüldü. İmalat sanayisinde “Genel Gidişat” alt endeksinin 86,7’den 90,4’e fırlaması, sanayicinin geleceğe daha az karamsar baktığını gösterdi. Reel kesimde manşet endeks sembolik bir artışla kıl payı pozitif bölgede kalırken, ihracat siparişlerindeki 5,4 puanlık sert düşüş alarm veriyor.
Büyüme için öncü sinyal
Ekonomik Güven Endeksi, büyüme için de bir “öncü gösterge” niteliğinde. TÜİK’in GSYH büyüme verilerine kıyasla çok daha erken sinyal veren bu endeks, yılın üçüncü çeyreğinin (Temmuz-Ağustos-Eylül) kapanışında ekonomik aktivitenin canlı bittiğini gösteriyor. Temmuz ayında 99,7 olan manşet endeksin, ağustosta 100,6’ya ve eylülde 101,3’e tırmanması ile üçüncü çeyreğin aritmetik ortalaması 100,5’e ulaşarak, büyümenin dinamosu olan 100 eşik değerinin üzerinde gerçekleşti.
Bu durum, üçüncü çeyrekte ekonomik aktivitenin küçülmek bir yana, çarkların ivme kazanarak döndüğünü tescilliyor ve tüketim ve sanayi üretiminin itici gücüyle pozitif ve dirençli bir büyüme oranına işaret ediyor. Ancak büyümenin istihdam yaratma gücü sektörlere göre oldukça adaletsiz bir dağılım sunuyor. İmalat sanayisinde istihdam beklentisi (105,2) güçlü kalırken, ekonominin istihdam depolarından inşaatta çalışan sayısı beklentisinin (85,5) gerilemesi, gelecek dönemde sektörel işsizlik makasının açılabileceğini gösteriyor.
