İç borçta tarihi dönüşüm
İç borç stokunu elinde bulunduranlara göre dağılımda bankaların Ağustos 2023’te yüzde 79’a kadar tırmanan payı, bu yıl aynı tarihte yüzde 57,7’ye düştü. Bireysel yatırımcı, reel sektör, sigorta şirketi, emeklilik ve yatırım fonu gibi bankacılık dışı kesimin 2023-2026 döneminde 5 kat büyüyen portföyünün stoktaki payı yüzde 15,3’ten yüzde 31,2’ye çıktı.
Ekonomi yönetiminin Haziran 2023’ten bu yana uyguladığı yürürlükteki ekonomik program (parasal sıkılaşma), devletin borçlanma yapısında tarihi bir dönüşüme imza attı. Finansal derinleşme göstergesi olarak son üç yılda, iç borç stokunda bireysel yatırımcılar, reel sektör firmaları, sigorta şirketleri, emeklilik fonları ve yatırım fonları gibi bankacılık dışı kesimin payında kayda değer bir artış yaşandı.
Sıkılaşma öncesi, özellikle 2021-2023 döneminde uygulanan “makro ihtiyati tedbirler”/”menkul kıymet tesisi zorunluluğu” gibi zorunlu kurallarla bankaları adeta birer “tahvil deposu” haline getiren sistemin tamamen terk edilmesi ve faizlerin yeniden piyasa gerçeklerine dönmesiyle birlikte devlet tahvilleri, banka bilançolarından çıkıp, piyasa çeşitliliğini artırıcı yönde pozitif bir gelişme olarak vatandaşın hak sahibi olduğu emeklilik ve yatırım fonlarına, başka deyişle finansal tabana yayıldı.
Banka dışı kesimin payı ikiye katlandı
Hazine ve Maliyet Bakanlığı verilerine göre, ihraç edilmiş Devlet İç Borçlanma Senetleri (DİBS), bonolar, kira sertifikaları ve benzeri borçlanma araçlarının Resmî Gazete’de yayımlanan gösterge fiyatlarıyla ile değerlemesi yoluyla hesaplanan iç borç stoku, ağustos sonunda 11 trilyon 839,5 milyar lira oldu. Elinde bulunduranlar bazında dağılıma göre, bunun 6 trilyon 836,3 milyar liralık bölümü yurt içi yerleşik bankalar, 3 trilyon 696,9 milyarı yurt içindeki bankacılık dışı kesimler, 449,5 milyarı açık piyasa işlemleri kaynaklı olarak Merkez Bankası ve 856,9 milyarı da yurt dışı yerleşiklerin portföyünde.
İç borç stokunu elinde bulunduranların oransal paylarına bakıldığında, radikal bir değişim göze çarpıyor. Son üç yılda yurt içi bankacılık kesimin payı yüzde 79’dan yüzde 57,7’ye, Merkez Bankası’nın payı da yüzde 5,2’den yüzde 3,8’e gerilerken, yurt içindeki banka dışı kesimlerin payı yüzde 15,3’ten yüzde 31,2’ye, yurt dışı yerleşiklerin payı da yüzde 0,5’ten yüzde 7,2’ye çıktı. Banka dışı kesimin payı, ağustos ayları itibarıyla son 9 yılın en yüksek düzeyinde oluştu.
Bankalarla “yapışık model” zayıfladı
Hazine’nin ihale yöntemiyle borçlanmaya başladığı 1985’ten bu yana borç aldığı kesimler içinde en büyük payı hala bankalar almaya devam etmekle birlikte, bu payın son üç yılda ciddi biçimde azaldığı, buna karşılık yurt içi bankacılık dışı kesimlerin payının ikiye katlanarak pastada üçte birlik bir orana ulaştığı dikkati çekiyor. Bu da parasal sıkılaşma programın uygulamaya konulduğu 2023’ü, kamunun iç borç yapısında tarihi bir milat yapıyor ve iç borçlanmada yapısal normalleşmeyi tescilliyor. İç borç stokunun elinde bulunduranlara göre dağılımındaki dönüşüm, kamunun borçlanma yükünün önemli oranda bankacılık sektörünün sırtından inerek finansal derinleşme yoluyla tabana yayıldığı anlamına geliyor. Devletin DİBS için ödediği faiz artık bankaların tekelinden çıkarak doğrudan vatandaşın birikimlerinin değerlendiği fonlara ve reel sektöre daha fazla akıyor. Veriler, uygulanan programın devlet ile bankacılık sektörü arasındaki eski “toksik bağı” çözdüğünü net bir şekilde gösteriyor.
En keskin düşüş özel bankalarda
Bankaların devlet tahviline olan prangalı bağı tamamen kopmuş değil; hala en büyük alıcı bankalar. Ancak aralarındaki ilişki artık zorunluluk üzerine değil, piyasa kurallarına göre işliyor. Özellikle kamu bankaları Hazine iç borçlanmasının en büyük müşterisi olmaya devam ediyor. Ağustos sonu itibarıyla borç senetlerinin 3 trilyon 641,9 milyar lira ile bu bankaların elinde. Özel bankalar 1 trilyon 625,1 milyar, yabancı sermayeli bankalar 946,5 milyar, katılım bankaları 481,7 milyar ve kalkınma ve yatırım bankaları 141,1 milyar liralık borç senedine sahip durumda.
İç borç stokunun yüzde 193,5 büyüdüğü son üç yılda kamu bankalarının portföyü yüzde 136, özel bankaların yüzde 75, yabancı sermayeli bankaların yüzde 123,9, kalkınma ve yatırım bankalarının yüzde 238,2, katılım bankalarının portföyü yüzde 92,3 ve böylece bankacılık kesiminin elindeki toplam hacim yüzde 114,5 büyüdü. Bu dönemde bankacılık kesimi içinde en keskin geri çekilme ise payı yüzde 23’ten yüzde 13,7’ye inen özel bankalarda yaşandı. Ağustos 2023’e göre kamu bankalarının payı yüzde 38,3’ten yüzde 30,8’e, yabancı bankaların payı yüzde 10,5’ten yüzde 8’e, katılım bankalarının payı yüzde 6,2’den yüzde 4,1’e geriledi, kalkınma ve yatırım bankalarının payı ise yüzde 1’den yüzde 1,2’ye çıktı.

Banka dışı kesimde artış yüzde 500
Sıkılaşma programıyla tahvil faizlerinin yeniden rasyonel ve cazip seviyelere gelmesi, “gönüllü alıcı” mekanizmasını devreye soktu. Negatif reel faiz döneminde tahvilden kaçan ve 2023’te payı yüzde 15,3’e kadar düşen banka dışı yerleşikler, yüksek getiri imkanını görünce piyasaya muazzam bir geri dönüş yaptı. Banka dışı kesimin elindeki tahvil stokunun 3 yılda 615,7 milyar liradan 3,6 trilyon liraya fırlaması yüzde 500,5 oranında rekor bir artışa karşılık geliyor. Banka dışı kesimin alt kırılımları incelendiğinde, programın sağladığı finansal derinleşme net bir şekilde görülüyor. 2023 yılında elinde sadece 26,1 milyar liralık tahvil tutan ve sistemde yüzde 0,6 payla adeta “yok hükmünde” olan bireysel yatırımcılar, portföylerini üç yılda yüzde 1.938 oranında artırarak 532,1 milyar liraya ve payını yüzde 4,5’e çıkardı. Vatandaşın tasarruflarının yönetildiği Menkul Kıymet Yatırım Fonları da 2023’teki 246,1 milyar liralık hacmini yüzde 605,4 artışla 1 trilyon 735,8 milyar lira düzeyine taşıdı. Fonların iç borç stokundaki payı yüzde 6,1’den yüzde 14,7’ye yükseldi. Reel sektör firmaları, holdingler, sigorta ve emeklilik şirketleri gibi bankacılık dışı kurumlardan oluşan tüzel kişilerin portföyündeki iç borçlanma senetlerinin tutarı da aynı dönemde yüzde 316 artışla 1 trilyon 428,9 milyar liraya ve toplam iç borç stokunda bu kesimin payı yüzde 8,5’ten yüzde 12,1’e çıktı.

Yabancının payında rekor artış
Ekonomi politikasındaki normalleşmenin ve düşen risk priminin (CDS) en somut ödülü yabancı yatırımcı tarafında alındı. 2023 yılında Türkiye piyasasını neredeyse tamamen terk eden ve stoktaki payı sadece 22 milyar lira ile yüzde 0,5 olan yurt dışı yerleşikler, son 3 yılda yüzde 3.800’lük geometrik bir artışla stoklarını 856,9 milyar liraya paylarını 7,2’ye yükseltti. Yabancı girişi güçlü bir canlanma sinyali verse de henüz geçmiş yıllardaki çift haneli ağırlığının gerisinde yer alıyor. Resmî Gazete fiyatlarıyla değerlenen ve repo teminatlarının asıl sahibinde gösterildiği bilanço niteliğindeki “İç borç stokunun elinde bulunduranlara göre dağılımı tablosu”, yürürlükteki sıkılaşma programının finansal piyasalardaki başarısını ortaya koyuyor. İç borç sarmalının tek sektöre sıkışıp kalmaktan kurtarılarak kurumsal fonlar ve bireysel yatırımcılar üzerinden tabana yayılması, makro finansal istikrar yolunda atılmış sağlıklı bir adımı oluşturuyor.