Fed’in faiz kararı için nefesler tutuldu
ABD Merkez Bankası (Fed), enflasyondaki katılık ve 100 doları aşan petrol fiyatlarının gölgesinde çarşamba günü yılın en kritik faiz kararını açıklayacak. Chicago Ticaret Borsası yazılımının vadeli kontrat fiyatlarına dayalı hesaplamasına göre Fed’in ekonomiyi soğutmak için 25 baz puanlık artışa gitmesi yüzde 85’le en yüksek beklenti.
Küresel finans sisteminin kalbi bu hafta Washington’da atacak. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) açıklayacağı yılın en kritik faiz kararı için piyasalarda nefesler tutuldu.
Fed’in enflasyondaki katılığın ve Orta Doğu’da devam eden gerilim nedeniyle taşların bir türlü yerine oturmaması yüzünden yeniden 100 doları aşan petrol fiyatlarının gölgesinde 16 Eylül Çarşamba günü Türkiye saatiyle saat 21.00’de açıklayacağı karar, tüm kürede finansal hareketleri etkileyecek. Ekonomi çevrelerinde olası faiz kararına ilişkin ana beklenti ise 25 baz puanlık artırım yönünde.
Artırım şimdiden fiyatlandı
Beklenen faiz oranı, Chicago Ticaret Borsası’nda (CME) işlem gören “30 Günlük Fed Fon Vadeli İşlem Kontratları”nın piyasadaki anlık fiyatı üzerinden, “100- Kontrat Fiyatı” şeklindeki basit matematiksel formülle ölçülüyor. CME’de işlem gören Fed fon vadeli kontratlarının anlık piyasa fiyatlarından çıkarılan “beklenen ortalama faiz” değeri ile mevcut faiz oranı arasındaki farkın, standart faiz adımı olan 25 baz puana bölünmesini içeren bir matematiksel formülle olasılıklara ilişkin beklentilerin payları bulunuyor. Modern merkez bankacılığında ve özellikle Fed para politikasında 25 baz puan (0,25 yüzde puan), küresel finans piyasalarının yazılı olmayan temel “standart faiz adımı” kriteri.
Buna göre CME Group yazılımının vadeli kontrat fiyatlarını sabit bir finansal formüle oturtarak hesapladığı yüzde 85’lik güçlü olasılık doğrultusunda, Fed’in ekonomiyi soğutmak amacıyla 25 baz puanlık bir faiz artışına gitmesi bekleniyor. Başka deyişle küresel piyasalar bu kadar bir artış yönündeki beklentiyi yüzde 85 oranında zaten şimdiden fiyatlamış durumda. Buna göre Fed’in politika faizini yüzde 3,50- yüzde 3,75 aralığından yüzde 3,75- yüzde 4,00 aralığına yükseltmesi, piyasanın halihazırda en çok satın aldığı ve fiyatladığı senaryo.
Faiz artırım beklentisinin ana kaynağını da ABD’de ağustos ayı çekirdek enflasyonunun beklentileri aşması, enerji fiyatlarındaki tırmanış ve enflasyon beklentilerinin bozulma riski oluşturuyor. Fed’in, kredibilitesini korumak için ekonomiyi soğutması gerekiyor. Ağustos ayı manşet enflasyonu (TÜFE) aylık yüzde 0,4 ve yıllık yüzde 3,4 ile beklentilere tam paralel gelirken, Fed’in asıl radarında olan çekirdek enflasyon beklentilerin üzerinde yüksek geldi. Petrolün varilinin 100 doları aşmasıyla benzin fiyatlarındaki yüzde 3,9’luk artış bu enflasyonun ana motoru oldu. Gıda ve enerji kalemlerini dışarıda bırakan ve kalıcı yapısal trendi gösteren aylık çekirdek TÜFE ise yüzde 0,2 olan beklentiyi aşarak yüzde 0,3 yükseldi.
Artırım piyasaları nasıl etkiler?
Analistler, Fed’in politika faizinde 25 baz puanlık artırıma gitmesi durumunda karar anından finansal piyasalarda yaşanacak olası gelişmeleri genel olarak şöyle öngörüyor:
Dünyada altın: Karar büyük oranda fiyatlandığı için ilk anda çöküş yaşanmaz ancak faizlerin yükselmesiyle birlikte ons altın üzerinde hafif bir baskı oluşabilir. Bu durumda fiyatların 4.250- 4.300 dolar bandına doğru sınırlı bir geri çekilme yaşaması beklenebilir.
Türkiye’de döviz (Dolar/ TL): Küresel dolar endeksi (DXY) gücünü korur. Dolar/ TL üzerinde yukarı yönlü yapısal bir baskı oluşsa da içeride yüzde 37’lik faiz kalkanı nedeniyle kurda agresif bir sıçrama yerine sınırlı ve kademeli bir yükseliş izlenir.
Borsa İstanbul (BIST100): Küresel risk iştahının azalmasıyla yabancı fon girişleri yavaşlayabilir. Borsa, kararın ardından temkinli ve yatay-negatif bir seyir izler; sanayi endekslerinde realizasyonlar görülebilir.
Diğer Alanlar: Bitcoin ve altcoinler likidite daralması endişesiyle baskılanır. Euro/Dolar paritesi 1,08 seviyelerine doğru geri çekilebilir.

Sabit kalma beklentisinin oranı yüzde 14
Fed’in enflasyondaki yükselişe rağmen büyümeyi riske atmamak için faizleri yüzde 3,50- yüzde 3,75 seviyesinde sabit bırakması olasılığına ilişkin beklenti oranı ise aynı yöntemle yüzde 14 olarak hesaplandı. Faizi sabit tutma senaryosunu benimseyenlerin argümanlarını, bankacılık sektöründeki gizli likidite riskleri, tahvil faizlerinin yüzde 5’e dayanarak ekonomiyi zaten yeterince sıkılaştırmış olması ve Fed’in geçmiş faiz artışlarının gecikmeli etkilerini görmek istemesi şeklinde sıralanıyor.
Uzmanlara göre Fed’in faizi sabit tutması durumunda piyasalarda yaşanacak olası gelişmeler ise şöyle:
Dünyada altın: Piyasa için muazzam bir rahatlama sinyali olur. Doların küresel zayıflamasıyla ons altın zincirlerini kırarak hızla 4.500 dolar ve üzerine doğru bir ralli başlatır.
Türkiye’de döviz (Dolar/TL): Küresel Dolar Endeksi (DXY) çakılır. İçerideki yüksek TL faizinin (yüzde 37’de tutulursa) cazibesiyle birleştiğinde, Dolar/TL’de kısa vadeli bir gevşeme veya yataylaşma görülür. TL nefes alır.
Borsa İstanbul (BIST 100): Küresel borsalara paralel olarak Borsa İstanbul’da yükseliş dalgası tetiklenir. Yabancı yatırımcıların gelişmekte olan ülkelere yönelik iştahı artar, endeks yeni rekorlar dener.
Diğer alanlar (Kripto & Euro): Kripto para piyasalarında (Bitcoin) “boğa” partisi başlar, sert yükselişler görülür. EUR/ USD paritesi 1,11 seviyesini aşabilir.
Daha fazla artırım olasılığı yok gibi
Fed’in piyasa beklentilerine tamamen aykırı biçimde politika faizini 50 baz puan ve daha fazla artıracağı yönündeki senaryo ise sadece yüzde 1 oranında taraftar bulabiliyor. Son derece düşük olasılık olmakla birlikte Fed bu şekilde bir adım atarsa, en büyük darbeyi altının alacağı belirtiliyor. Bu durumda altının sert satış yiyerek psikolojik desteklerin altına sarkması kaçınılmaz görülüyor.
Böyle bir adımın, Türkiye’deki küresel dolar likiditesinin hızla ABD’ye kaçması, gelişmekte olan ülkelerden sermaye çıkışlarıyla dolar/TL paritesi üzerinde çok ciddi ve ani bir yukarı yönlü baskısı oluşacağı belirtiliyor. Fed’in 50+ baz puanlık düşük olasılıklı faiz artırım kararı üzerine küresel piyasalardaki çöküş dalgasının Borsa İstanbul’u da vuracağı, riskli varlıklardan kaçış nedeniyle endekste sert devre kesiciler ve panik satışlarının tetiklenebileceğine işaret ediliyor.
Küresel likidite kıskacında OVP hedefleri
Ekonomi yönetimin uygulamaya koyduğu yeni Orta Vadeli Program (OVP), henüz mürekkebi kurumadan küresel finansın en sert sınavıyla karşı karşıya. Fed’in çarşamba gecesi 25 baz puanlık faiz artırıma gitme olasılığı, Türkiye’nin makroekonomik hedeflerinin lojistik omurgasını oluşturan “yabancı sermaye girişi” ve “düşük borçlanma maliyeti” değişkenlerini doğrudan tehdit ediyor. OVP’deki büyüme, enflasyon ve cari açık tahminleri, Washington’dan gelecek sıkılaşma dalgasıyla yeni bir denge noktası arayacak.
OVP’nin 2026 ve 2027 yılları için öngördüğü dezenflasyon süreci, istikrarlı bir döviz kuru varsayımına dayanıyor. Fed’in şahin adımlarıyla küresel doların (DXY) güçlenmesi, içeride ithal girdi maliyetlerini artırarak enflasyon hedeflerinde sapma riski yaratıyor. Programın sürdürülebilir büyüme hedefleri, kesintisiz bir dış kaynak akışını zorunlu kılıyor. Fed faizlerinin yükselmesi, küresel fonların gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahını azaltarak Türkiye’nin dış borç çevirme maliyetlerini yukarı çekiyor.
